Michael Jordan'ın 29 Milyon Dolarlık Ultra Lüks Evi Malikanesi Resimleri

Admin | Pazartesi, Nisan 29, 2013 | 0 yorum

Michael Jordan'ın Chicago'daki 29 milyon dolar değerindeki Ultra Lüks Evi, Michael Jordan'ın süper ötesi Malikanesi ve Resimleri..

Amerika'nın efsanevi NBA basketbol yıldızı Michael Jordan'ın Chicago'da bulunan ve saraydan farksız evi, aslında evi demek doğru olur mu? acaba Michael Jordan'ın sarayı veya
Michael Jordan'ın ultra lüks malikanesi mi demeliyiz bilinmez ama görenleri şaşkına çevirdiği bir gerçek! Siz ne dersiniz buna ev mi? saray mı? yoksa çiftlik mi? :)) ben yuuhhh!! diyorum!




28.000 metrekarelik alana yayılan evin maliyeti ise toplam 12.4 milyon dolar. 2010 yılından beri inşaatı süren evin içinde 11 yatak odası, havuz, basketbol sahası, spor salonu, teknoloji odası ve golf sahası bulunuyor. Jordan'ın yeni evindeki en yakın komşusu ise dünyanın en çok kazanan sporcuları listesinin uzun yıllar zirvesinde yer alan ünlü golfçü Tiger Woods.

MICHAEL JORDAN' IN HAYATI

HAVADA YÜRÜMEK

Michael Jordan basketbol sporunu hiç bir zaman olmadığı kadar yükseğe taşıyan isim. Basketbol topunu eline almış, gelmiş geçmiş en iyi oyuncu, yaşayan bir efsane. Michael Jordan hikayesi, babası evin arka bahçesine bir çift pota monte ettiğinde doğdu. Ama o potalar sayesinde basketbola başlayan çocuğun, bir gün NBA' in dünya basketbolunun hakimi olacağını herhalde kimse düşünmezdi.

ÇOCUKLUĞU

Jordan, New York Brooklyn' de doğmuş, ama Kuzey Carolina eyaletinin, küçük sahil kasabası Wilmington' da büyümüş. Annesi ve babası, zamanın ırkçı olaylarını ve sivil hareketinin dışında kalmayı başardı.

Amerika'daki pek çok çocuk gibi çocukluk yıllarında rüyalarını süsleyen spor, basketbol değil beyzboldu. Basketbola başladığında tam 12 yaşındaydı ama aynı yaşta, beyzbol takımıyla Küçükler Ligi eleme maçı, bayzbol oynayan çocuklar için, NBA finalleri demek !Jordan final maçında çok iyi oynayıp, sayıda kaydetmesine rağmen, takım olarak maçı kaybettiklerinden, bölgesel şampiyonluğu kaçırdı.

Michael'in beyzbol aşkına karşılık, babası basketbolu seviyordu (Gençlik yıllarında bu sporu yapmış olan James Jordan, daha başarılı olmayışını, boynunun biraz daha uzun olmasına bağlıyordu) ve 5 çocuğuna basketbol aşkını bulaştırabilmek için evlerinin arka bahçesine potalar dikmekle başladı.

"Rekabet insanı iyiye götürür" der Jordan sık sık. Daha çocuk yaştan itibaren her gün düzenli olarak basketbol sahasında kendisiyle rekabet edilen ve her kazandığı maçta, rakipleri her yendiğinde kendisine olan güveni artan JORDAN

LİSE YILLARI

Laney Lisesi'ndeki ilk yılında Jordan basketbola B takımında başladı. Bu takımda daha çok küçük sınıflardaki oyunculara yer veriliyor ve son sınıf öğrencileri kabul edilmiyordu.A takımında küçük sınıflar için bir yer açıldı. Sürekli olarak kendisine yaşça büyük rakiplerle maç yapan Michael, bu konuda deneyimli olduğu için bu yeri kendisinin alacağını sandı.

O günlerde Michael basketbol sahasını dünyanın merkezi olarak görüyordu. Zaten yaptığı ilk eğitim kasetinin adıda 'Basketbol Sahası'ydı.

Boyu uzadıkça vücudu gelişti. Jordan o zamanlar 1.90 boyundaydı ve son sınıf öğrencisiydi. Ve birden bire kendini power forvet mevkiinde buldu. Bu Jordan bu temel seviyede post-up oyunlarını ve alçak postta hareketleri öğrenmesini sağladı. Jordan bugünlerde boy olarak ulaşabileceği en iyi noktaya ulaşmıştı.

Bir guard olmak için doğmuş ve basketbol sahalarında ve antremanlarda guard özelliklerini geliştirmiş olarak, Jordan kendi mevkiisi olmayan bir yerde gayet iyi oyun çıkarıyordu. Ondaki yeteneğin işaretleri görünmeye başlamıştı. New Honnover Lisesi'nin bir maçında, son dakikalarda ipleri tamamıyla eline alarak 15 sayı attı ve maçı kazandırdı.

Ahhhhh kolej yılları başlıyor. Jordan bir basketbol oyuncusu olarak o ünlü Street ve Smith dergisinin o çok prestijli Amerika'nın en iyi 300 oyuncusu listesine yer almamış olsa da, Koç Dean Smith Kuzey Carolina'lı bir çocuk beğendi ve Kasım 1980'de Jordan kendini North Carolina Üniversites' inde buldu.

NORTH CAROLINA

Kolej basketbolunun önemli bir adı olan North Carolina Koleji'nde, Smith'in Boris Yeltsin'e olan benzerliği basit bir fiziksel benzerlik olmaktan daha fazlaydı.

Jordan, Chapel Hill'deki bu günlerinin anlatırken "Oldukça kesin kuralları olan bir yerdi." ifadesini kullanıyor. "İnsana takım oyuncusunun ne demek olduğunu öğretiyorlardı, takımın iyiliği için nasıl kenara çekilmeyi bilmen gerektiğini. Fundamental eğitimi de kuşkusuz en iyi düzeydeydi. Ama orada ne yapman gerektiğini hiç bir zaman tam olarak bilmedim. Oyuna hakim mi olmalıyım, parçası mı ?"

Tabii ki hakim olmaktan bahsederken, Jordan bugünkü Jordan standartlarına bakarak konuşuyor olmalı. Çünkü o günlerde herkes onun topla fazlasıyla oynamak istediğini konusunda hem fikirdi. Çaylak sezonunda Jordan sezonun son günlerinde doğru inanılmaz performans yakaladı. 7 maçlık bir dönemde şut ortalaması yüzde 45'in, attığı sayı da bir maç dışında iki haneli rakamların altına düşmedi.

Kolejdeki ilk yılını 13.8 sayı ve %54 şut artalamasıyla bitirdi ve daha da önemlisi Smith'in sistemine, kendi bakış açısını getirerek mükemmel denecek şekilde adapte oldu.

Kolej hayatı boyunca Jordan için "Onu durdurabilecek yegane kişi kıç Smith'dir" deniyordu. Jordan o günleri "O zamanlar pek çok kişi, koç Smith'in benden maç başına 20 sayının altında kalmamamı istediğini söylüyordu." diye anlatıyor. "O benim yeteneklerimi sınırlayıp beni baltalamadı, beni frenlemedi. Onun yaptığı tek şey bana maç başına nasıl 37 sayı atabileceğimi öğrenmekti. İnsanlar bunu anlamakta zorlanıyor.

Jordan yine de hiç bir maçında 20 sayının üzerine çıkmadı. Yine de 1983 ve 1984 senelerinde The Sporting News'un "En İyi Kolej Oyuncusu" ödülünü aldı, bu iki sene peşpeşe All-American seçildi, Wooden ve Naismith verdiği prestijli ödülü kazandı.

Hayranlıkla ve anlayış karşılıklıydı. Jordan, Mart 1993'de küçük bir gruba yaptığı konuşmada, sezon sonunda basketbolu bırakacağını açıkladı takım arkadaşları ona güldüler. Horace Grant "Tabi, tabi..." dedi "Hiç bir yere gittiği yok !" Ama Smith başka bir eyalette oturmasına rağmen, kalktı Chicago' ya geldi. O, Michael' ın son maçını salonda seyretmek istemişti. O, öğrencisinin ciddi olduğunu biliyordu.

1984 DRAFTI

1984 draftı oldukça enteresandı. Yani bir draft ne kadar enteresan olabilirse, o kadar ! Bulls 27 galibiyetlik oldukça kötü bir sezondan sonra, drafta 3. sıradan girecekti. Portland ve Houston, İlk seçimi kimin yapacağı konusunda büyük bir olasılıkla yazı-tura atacaklardı. Uzun adamların revaçta olduğu bir dönemdi ve en büyük prayı, muhtemelen ilk iki sırada dratf edilecek Hakeem Olajuwon ve Sam Bowie alacaktı.

Rockets ilk sırada draft etme hakkını kazandı ve Olajuwon'u seçti. Portland'ın Jordan yerine Bowie'yi seçmiş oluşu, hala basketbol tarihinin en büyük yöneticilik hatası olarak kabul edilir.

Çünkü Jordan, Bulls'la üçüncü şampiyonluğunu kutlarken, Bowie New Jersey'de yedek oyuncu olarak bankı ısıtıyordu.

Draftı 1984 Los Angeles Olimpiyatları izledi. Jordan'ın sonraki yıllarda Dream Team'de aynı takımda oynayacağı Patrick Ewing ve Chris Mullin'le birlikte oynadıkları takım, en yakın takipçisin 32 sayı önünde altın madalyayı kazandı. Jordan müsabakalar boyunca herkesin dikkatini çeken adam oldu ve Bulls'u iyi günlerin beklediği konusunda takıma umut verdi. 1992'de Michael Olimpiyatlara tekrar döndüğünde Dream Team'in bir üyesiydi ve Barcelona'da altın madalyayı kazandılar. 1984 sonrası, Jordan'ın NBA kariyeri başlamıştı.

NBA

Michael lige, lig tarihinin kritik bir dönüm noktasında dahil oldu. Magic-Bird rekabeti basketbolu bir süre gündemde tutmayı başaracak gibi görünse de , Dr. J'in basketbolu bırakacak oluşuyla lige taze kan gelecekti.

Seyirci sayısı önemli ölçüde düşmüştü. Chicago'nun maçlarına gelen seyirci sayısı 7000'in altındaydı. Diğer şehirlerde de durum pek parlak değildi. Bazı oyuncuların şöhretli adları olsa da, basketbol insanları peşinden sürükleyen bir eğlence değil, sadece bir spordu !

Oyuncu ajanı David Falk'un, koç Smith'e yaptığı 90 dakikalık prezantasyon kendisini etkilemiş olacak ki, koç Jordan'ı onu seçmek konusunda ikna etti. Falk, benzer bir konuşmayı Bulls'a yapacak ve oldukça başarılı olacaktı. Öyle ki daha kontrat pazarlıkları sürerken takımın ileri gelenleri oyuncuyu 'heyecan verici' olarak tanımlıyorlardı bile!

DÖNÜŞ

Şimdi Teybi 19 Mart 95'e doğru ileri saralım. Indianapolis. Ulusal televizyon. Biletleri 1000 dolar. Jordan geri dönmüş New York'daki The Garden'da mucizevi bir gece 55 sayı. 45 numara mı, 23 numara mı ? Play-off'lar ve Orlando'ya zor bir mağlubiyet. Bir daha kaybetmemeye yemin.

Takım, onun dönüşünde farklı bir şeyler olduğunu farketmiş ve daha önce hayal edilmeyen 70 galibiyete şartlanmıştı. Jordan bir taraftan bunun amacını küçümsüyor. "Şampiyonluk olmadan bunu bir anlamı yok" diyordu ama herkes bunu aslında ne kadar çok istediğini biliyordu. Bulls, 72 maç kazandı, rekoru kırdı ve finallere kadar sadece 1 Play-off maçı kaybetti. Orada Jordan tekrar "En Değerli Oyuncu" seçildi ve Seattle'ı harcayıp, Bulls'a yeni bir şampiyonluk kazandırdı. Hikayenin sonu işte böyle geliyor.












Michael Jordan'un Chicago'daki Evi Videosu izle


Category:

0 yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Nedir? Kimdir? Bilgilen