Enflasyon nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Admin | Cuma, Kasım 14, 2014 | 0 yorum






Enflasyon nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Enflasyon nedir? 
Cari fiyat seviyesinde toplam talebin toplam arzı aşması. Latince şişme anlamına gelen inflare kelimesinden türemiştir. Enflasyon ilk defa 1835 yılında ABD’li bir devlet adamının vermiş olduğu bir konferansta kullanılmıştır.Önemli bir ekonomik istikrarsızlık şekli. Fiyatlar genel düzeyinin sürekli biçimde ve önemli oranlarda artması ve dolayısıyla paranın satmalma gücünü yitirmesi şeklinde tanımlanabilir.

Enflasyon, nedenlerine göre genellikle maliyet enflasyonu ve talep enflasyonu diye ikiye ayrılır. Birinci yaklaşım enflasyonu üretim maliyetlerindeki yükselmelerle açıklamaya çalışır. Örneğin bir ham madde fiyatındaki artış maliyetleri, maliyetlerdeki artış da fiyatları yükseltir. Diğer yandan fiyatlardaki yükselme işçilerin reel gelirini düşürerek ücretlerin artırılmasına yol açar, yüksek ücretler de yeniden maliyetleri ve fiyatları yukarı doğru iter. Böylece bu yaklaşıma göre, maliyet faktörlerinden birisinin fiyatındaki yükselme bir ücret - fiyat çekişmesine, dolayısıyla da enflasyona yol açar. i kinci yaklaşımda ise ekonominin tam çalışma düzeyinde veya ona yakın bir durumda bulunduğu sırada toplam talebin mal ve hizmet arzını aşacak biçimde genişlemesi üzerinde durulur.

Ekonomide atıl kapasite bulunduğu bir durumda (Bkz. Eksik İstihdam) toplam harcamalar artırılırsa reel üretim artar ve ekonomi tam çalışma düzeyine doğru gelişir. Ancak tam çalışma düzeyinden sonraki talep genişlemesi reel üretimi değil milli gelirin parasal ifadesini yani fiyatlar genel düzeyini artırır. Bu açıklamalar Keynes’in Milli Gelir Modeline dayanmaktadır. Bununla birlikte, az gelişmiş ülkelerdeki, üretim artışını engelleyen çeşitli darboğazlar dolayısıyla (döviz yetersizlikleri, teknik eleman yoklukları, sermaye kıtlığı, v.s. gibi) ekonomi, eksik istihdam içinde bulunduğu sırada da talep artışları reel üretimi değil, fiyatlar genel seviyesini artırabilir. Birçok ülkede talep artışı doğuran nedenler arasında, geniş kamu harcamalarına girişilmesi ve vergi gelirlerinin sınırlı olması dolayısıyla bu harcamaların merkez bankasının karşılıksız para basması (Bkz. Emisyon) veya iç borçlanma ile finanse edilmesi önemli bir yer tutar. Enflasyon Enflasyonu; "ölçülen iki devre arasında reel milli gelir artışından daha fazla para arzı, artışı olması" şeklinde de tarif etmek mümkündür.

Buna mukabil enflasyonu toplam arz’daki bağımsız değişmeler ile açıklayan görüşler de vardır. Ne var ki, toplam talep hesaba katılmadıkça, nihai olarak, enflasyonu açıklamanın imkanı yoktur. Toplam talepteki değişmelerin para arzındaki artışlardan bağımsız olarak meydana gelebileceğini de belirtmek gerekir. Mesela para arzında hiçbir değişiklik olmamak kaydı ile sadece gelir dağılımının mevcut kompozisyonu değişirse toplam talepte de buna bağlı olarak bir dizi değişiklik olacağı muhakkaktır.

Enflasyonun sebeplerini ekonominin arz yönünde arayan çeşitli açıklamaları, aralarındaki ayrıntı sayılabilecek farklılıklar bir yana, faktör ve mal piyasalarındaki serbest rekabetten uzak ilişkilere indirgemek mümkündür. Ancak bu tür bağımsız maliyet artışlarına bağlı fiyat yükselişleri, talebi besleyen unsurlarla desteklenmedikçe (mesela, para arzı artışı doğacak), iktisadi durgunluğa paralel olarak eninde sonunda yavaşlamak, durmak zorundadır. Bu düşünce bazı iktisatçıları, arz (maliyet) enflasyonu diye birşey olmayacağını, nihai tahlilde her enflasyonun talep enflasyonundan ibaret sayılması gerektiğini söylemeye götürmüştür. Enflasyon ile "fiyat artışları" her zaman eş anlamlı olmayabilirler.

Her enflasyon beraberinde fiyat artışı getirir. Ancak belli bir devrede fiyat artışları olması mutlaka enflasyon var demek değildir. Enflasyon bir vetire (süreç), fiyat artışı ise bir sonuçtur. Bazı iktisatçılar tarafından, bazı fiyat artışları ile mücadelenin enflasyon ile mücadeleden farklı olduğu veya olması gerektiği savunulmuştur.

Bunlara göre fiyat artışlarındaki enflasyon dışı sebepler şunlardır:
1.Reel milli gelirin düşmesi.
2. Ticaret hadlerinin ülke aleyhinde bozulması. Yani ihraç mallarının fiyatlarının ithal mallarının fiyatlarının nisbi olarak gerisinde kalması.
3. Ekonomisi tarıma dayalı ülkelerde iklim şartlarının elverişsiz gitmesiyle üretimin düşmesi. Kuraklık, sel vs. 4.Sanayi kesiminde uzun süren ve yaygın grevler olması.
5.Harp, iç harp ve büyük karışıklıklar gibi sebeplerle üretim sisteminden, buralara kaynak transferi olması.
6. Dış ticaret dengesinin bozulması sebebiyle sanayi hizmetleri ve tarım kesimlerinde girdi noksanlarının ortaya çıkması.
7.Nüfus artışı ve iç göçler dolayısıyla köy-kent nüfus dağılımının değişmesi.

Fiyat artışlarında enflasyon dışı sebepler olarak sayılan ve çoğaltılabilecek olan bu faktörler ile enflasyon arasında karşılıklı bir etki-tepki (etkileşim) ilişkisinin olduğu da şüphesizdir.

Enflasyon ile karıştırılmaya müsait kavramlardan birisi de pahalılıktır. ekonomi lügatında pahalılık diye bir kavram yoktur. Geçim maliyeti vardır. Fiyat endeksleri vardır, fakat pahalılık endeksi yoktur. Pahalılık izafi bir kavramdır ve şahsın geliri ile fiyatlar arasındaki ilişkiyi verir. Sözgelişi fiyatlar % 20 artarken şahsın geliri % 50 artıyor ise, o şahıs için hayat pahalılaşmamış ucuzlamıştır. Ancak fiyatların % 50 arttığı bir ortamda şahsın geliri % 20 artmış ise, o şahıs için hayat pahalılaşmıştır. Bir başka deyişle sadece fiyatların artması pahalılık manasına gelmediği gibi, fiyatların düşmüş olması da ucuzluk manasına gelmez.

Enflasyonun, gelir dağılımını bozmak, ödemeler bilançosunu etkilemek, toplam yatırım-tasarruf hacmiyle bunların iç dağılımını değiştirmek gibi çeşitli iktisadi etkileri yanında kamu maliyesi açısından en göze batan özelliği dolaylı vergilerle taşıdığı benzerliktir. Enflasyon vergisi kavramını bu benzerlik doğurmuştur. Enflasyon da, tıpkı vergi gibi, bazı kişilerin elinden bir kısım satın alma gücünün alınıp devlete aktarılması imkanınını vermektedir.

Yine tıpkı dolaylı vergiler gibi enflasyon da vergiyi yüklenenlerce az hissedilir bir karakter taşır. Özellikle bu sonuncu husus, bazı vergilerin toplumda ciddi bir tepki uyandıracağından çekindiklerinden siyasi karar organlarının, niçin bunlar yerine enflasyoncu finansman tercihini kolaylıkla yapabildiklerini açıklayan önemli bir unsurdur.

Bütün bu benzerliklere rağmen enflasyonu vergiden ayıran çok önemli bazı özellikler vardır: 1.Herşeyden önce enflasyon diğer vergilerden farklı olarak, yasama organının tasdikiyle yürürlüğe girmez.
2. Enflasyonu vergiden ayıran ikinci temel özellik, elde edilen gelirin sadece devlete gitmemesi, özel kesim ile devlet arasında bölüşümde elde edilecek pay, çeşitli unsurlara bağlı olarak değişecektir.

Enflasyonlar, iktisadi faaliyetin akışını başlıca üç yönden etkiler:
1. Gelirlerin dağılışı haksız bir değişikliğe uğrar. Halktan bir kısmının geliri, enflasyon hızından fazla ve bir kısmının geliri enflasyon hızından yavaş artar. Zengini daha varlıklı ve fakiri daha yoksul yapan bir durum hasıl olur. Satın alma gücündeki haksız değişiklikler, sosyal huzursuzluklara yol açar. Spekülasyon kazançlarının alın teri kazancından çok daha verimli gözükmesi, aydınların psikolojisi üzerinde olumsuz etki yapar.

2. Enflasyonun prodüktivite ve kalite üzerinde zararlı tesirleri vardır. İş bulma kolaylığı ve kazançların rahatlığı, işçileri ve satıcıları kayıtsız ve müstağni davranışlara sevk eder. Kolay kazanan ve pervasız harcayan bir zümrenin türemesi, her türlü malı piyasaya sürmek fırsatını temin eder.

3. Enflasyon, dış ödemeler dengesini de sarsar. Sermayeler para kıymetinin emin ve para kirasının yüksek olduğu bölgelere açık veya gizli yollardan göç eder. Enflasyon hızı diğer ülkelerden fazla ise, ihracatın tıkandığı ve ithal mallarına rağbetin arttığı görülür. Turizm gelirinin gelişme temposu yavaşlar ve vatandaların dış seyahatlerdeki harcamaları çoğalır.

4. Enflasyon devrelerinde, sosyal gerginlikler şiddetlenir.

alıntıdır

Category: ,

0 yorum

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Nedir? Kimdir? Bilgilen