28 Aralık 2017 Perşembe

Çin Seddi (Nedir?) Neden ve Ne Zaman Yapıldı?



Çin Seddi, uzaydan bile görünen devasa büyüklüğü, Dünya tarihindeki ödemi ve eşi benzeri olmayan bir yapı olması nedeni ile önemini hiç kaybetmeyen bir yapıttır.

1986 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları listesine alınan ve gelişen teknoloji sayesinde insanoğlunun içinde yaşadığı dünyaya dışardan bakabilme fırsatı yakalamasıyla “uzaydan da görülebildiği” fark edilen Çin Seddi, insan eliyle yapılmış en uzun savunma hattıdır. Günümüzde Çin Seddi’nin uzunluğu her ne kadar 2 bin 500 kilometre olsa da, asıl setin uzunluğu 6 bin kilometre kadardır. Qin Shi Huang tarafından M.Ö. 221 yılında yaptırılan Çin Seddi aslında daha önceki dönemlerde de var olan birçok farklı uzunluktaki duvarın birleştirilmesiyle ortaya çıktı. 17. yüzyıla kadar yani yaklaşık olarak 2 bin yıl kadar sürekli yeni bölümler eklenen Çin Seddi’nin büyük bir bölümü geçen yüzyıllar içinde yıkılmış ve günümüzde yalnızca 2 bin 500 kilometrelik bir bölüm kalmıştır ki bu dahi yeterince uzundur.

Çin Seddi Neden Yapıldı? Çin Seddi Türk Akınlarına Karşı'mı Yapıldı?

Çin Seddi’nin yapılmasında askeri ve siyasi birçok farklı neden olsa da, bu nedenlerin en önemlisi Türk boylarıdır. Tartışma götürmez bir biçimde Çin Seddi’nin yapılmasında en büyük neden, Kuzeyde sürekli olarak gelişen ve Çin üzerine akınlar düzenleyen Türk boylarının durdurulmasıdır. Ülkenin siyasi yapısı sebebiyle ülke dışına kaçmak isteyenlerin engellenmesi için de yapılan Çin Seddi, kaçakların ve düzene karşı çıkanların yakalanabilmesini kolaylaştırmak için de oldukça işe yaramıştır. Bir sürgün bölgesi olarak da düşünülebilecek olan Çin Seddi inşaatı, aslında hemen bitirilmesi planlanmayan ve mahkumların ağır işlerde çalıştırıldığı bir sürgün olarak da kabul edilebilir. Çin İmparatorluğu düzenlediği seferlerde esir düzenleri ve siyasi suçluları yüzyıllar boyunca devam eden ve sürekli yeni kısımlar eklenen Çin Seddi inşaatına göndermekteydi. İmparator için dış dünyaya ülkedeki siyasal birliğin tamamlandığını ve Çin’in çok güçlü bir devlet olduğunu göstermenin bir yolu olan Çin Seddi, bir siyasi simge işlevi de görmüştür. Yüzlerce yıl öncesinde olduğu gibi günümüzde dahi gerçek anlamda uğraş gerektiren ve maliyetli bir inşaat projesi olan Çin Seddi, imparator için bir övünç kaynağıydı. Ülkenin dost düşman herkese ne kadar güçlü olduğunun belirtilmesini sağlayan Çin Seddi, günümüzde dahi Çin ile özdeşlemiş sembollerden biridir ki set ülkenin ismi ile anılır.

Çin Seddi'nin Tarihi Önemi Nedir?

Çin Seddi’nin belirli bir ortalama yüksekliği ya da genişliği yoktur. Dağlık bir alana kurulu olduğu için bölgenin şartlarına göre uzayıp kısalan duvarlarda yapı malzemesi olarak da her zaman tuğla kullanılmamıştır. Çin Seddi’nin en sert tuğlalardan ve en uzun olduğu bölgeler Kuzey bölgesinden gelen geçişlerin bulunduğu alanlardır ki, bu da yapının Kuzeydeki Türk boylarının düzenlediği akınların durdurulması için yapıldığının en önemli göstergesidir.Büyük bir turizm potansiyeline sahip bu eser, meraklıları tarafından her yıl binlerce ziyaretçi kabul etmekte, aynı zamanda sportif aktiviteler için de kullanılmaktadır. Örneğin İngiliz William Lindesay duvarın üzerinde 2.400 kilometre koşmuştur. 21. Yüzyıl da gelmiş olduğumuz savaş ve mimari teknolojideki ilerlemeye baktığımızda , Mor hudut veya Dünyanın ejderhası gibi isimlerle de anılan Çin Seddi’nin çok büyük bir şahaser olarak anılacak ve hatırlanacaktır. Böyle bir şaheserin yapımında çalıştırılan işçilerden bahsetmemek gerekirse ; geneli esirlerden oluşan yaklaşık 1 milyon işçi inşaatın yapım aşamasında ölmüş ve Çin Seddi’nin altına gömülmüştür. Bundan dolayı yapı Dünyanın en uzun mezarlığı olarak da bilinmektedir. Çin Seddi’nin yakın tarihte uzaydan görünebildiği iddia edilse de, bilinenin aksine çevre yapısı ve coğrafyanın rengi nedeniyle bazı hava alanlarının görünmesine rağmen bu eşsiz yapı ne yazık ki uzaydan gözlenememektedir.



Çin Seddi Efsaneleri Nelerdir?

Çin Seddi’yle ilgili birçok efsane bulunmaktadır bu efsanelerin başlıca şunlardır:


  • Söylenenlere göre Çin Seddi’nin yapımını izleyen bir ejderha bıraktığı izlerden bir güzergâh oluşturulmuştur ve muhtemelen “Dünyanın Ejderhası” ismi burdan gelmiştir.
  • Çin Seddi’nin yapımında çalışan işçilerden biri olan Meng Jiang Nu’un öldüğünü duyan karısı duvarın önünde acılar içinde ağlamış ve gözyaşlarından duvarın yıkıldığı söylenmiştir. Sonrasında kocasının kemiklerinin çıktığı, karısının da eşini götürüp evinin yakınlarına gömdüğü anlatılmıştır hatta bu olayın anısına Çin Seddi’nde kadının heykeli bulunmaktadır.
  • Her ne kadar savunma duvarı olarak kabul etmeseler de Türk kavimlerinin Çinliler üstünde kurdukları baskı aşikârdır ve Türkler için “rüzgâr gibi gelip geçtiler” ifadesini kullanmışlardır. Orhun kitabelerinde Bilge Kağan şöyle bir tabir kullanır “…batıda Demirkapı ya kadar… Ordu sevk ettim, bunca yerlere Türk adının Türk şanını ulaştırdım.” Kuranı Kerim de yer alan bir rivayete göre de Zülkarneyn Peygamber (diğer adı İskender) buraya uğradığında buradaki kavimler Moğollar kavimleri olduğu düşünülen Yecüc ve Mecüc den şikâyetçi olmuşlardır. Zülkarneyn Peygamber de zulüm gören bu kavimleri korumak için bölgeye bir set çekerek Yecüc ve Mecüc kavimlerini Seddi’n öte yanına sürmüştür ve bu sebepten Çin Seddi ne aynı zamanda Zülkarneyn Seddi de denilmektedir.


Dünya tarihi açısından baktığımız zaman öncelikle yapılış tarihi ve mimari yapısıyla dikkatimizi çeken, yukarıda da özelliklerini belirtmiş olduğumuz Çin Seddi her ne kadar Çin ulusunun gurur kaynağı olarak gösterilse de Türk kavimlerinin utanç duvarıdır. Belgelerle de kanıtlanmış olduğu gibi Türk boyları sürekli Çin’e akınlarda bulunmuşlardır. Tarihi iyi incelersek Çinlilerin bu duvarı özellikle Hun Türklerinin akınlarını durdurmak için yaptıkları görülmektedir. Tıpkı mısır piramitleri gibi bu akıl almaz yapıda insanların yıllarca süregelen kültürel miraslarından biri olmaya devam edecektir ve hakkındaki söylenilmiş efsaneleri hep var olacaktır. Geçmişten günümüze süregelen ve her insanın yaşamında mutlaka görmesi gerektiğini düşünülen bu yapının şöhretinde özellikle Çin hükümdarı Qin Shi Huhang’ın duvarların içine canlı canlı gömdürmüş olduğu diğer beyliklerin hükümdarlarının ve askerlerinin de yankısı çok etkili olmuştur.


Birçok filme de konu olan bu yapı ( MUMYA-Ejder İmparatorunun Mezarı, The Karate Kid, Yasak Krallık) özellikle büyüklüğünden ziyade ölü kemiklerinden oluşturulduğuna inanılarak dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu savunma duvarının üzerinde savaş mantığı ile hazırlanmış değişiklikler yapılmış olmasına rağmen aynı zamanda üzerinde tapınaklar ve saraylarda inşa edilmiş bir dini merkez olarak da kullanılması uygun bulunmuştur.

Çin ulusunun dünyadaki bütün uluslara ve hükümdarlara gözdağı verircesine düşmanlarının ve isyan edenleri duvarın altına gömülmesi de duvara ayrı bir gizem katmıştır. Çin ulusunun işkence ve kıyımlarda uyguladıkları insanlık dışı teknikleri de hatırlandığında binlerce yıl önce yapıldığı iddia edilen bu kıyımında pek hurafe olamayacağı gözlerden kaçmamıştır. İster katil isterse diktatör diyelim Çinliler ölümsüz bir eser dünyaya kazandırmıştır. Bu mimari şaheser tıpkı yaratıcısı olan Çin ulusu gibi daha binlerce yıl tüm ihtişamıyla ayakta kalmaya devam edecektir. Her ulus kültürel eserleriyle bulundukları çağın olanaklarını aşıp ileriki çağlara taşınacak eserler yarattıkları sürece ölümsüzleşeceklerdir. kültürel miras oluşturma çabasında olmayan birçok ulus ve beylik, tarih boyunca sadece bir piyon olarak kullanılmış ve Dünya sahnesinden silinmeye mahkûm kalmıştır.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder