Josef Mmengele kimdir? Hitlerin Ölüm Meleği Josef Mengele hayatı ve yaptığı deneyler


Josef Mmengele kimdir? Hitlerin Ölüm Meleği Josef Mengele hayatı ve yaptığı deneyler nelerdir? hakkında bilgi ve tarihe tanıklık eden foğraflar içeren sayfamızın detayları aşağıdadır...

16 Mart 1911’de Alman İmparatorluğu zamanında Günzburg’da doğan Josef Mengele, Hitler döneminde Nazilerin toplama kampı Auschwitz-Birkenau’da uyguladığı insanlık dışı işkenceli ölümcül denemelerle bilinen bir Alman Nazi doktorudur.
7 Şubat 1979 yılında kaçtığı Brezilya’nın Bertioga şehrinde, yaptığı suçlar dürülmeden yüzerken geçirdiği felç ile boğularak ölmüştür.

Josef Mengele’nin Gençliği

Zor bir aile içinde yetişen Mengele, çok sert ve disiplinli bir baba tarafından yetiştirildi. Yetiştirilirken çok eziyet çektiğini, babasından soğuk ve uzak yaşamasından algılanabilir. Fakat aksine onun büyüdüğü yerde ise küçüklüğünde çok harika ve saygılı bir çocuk olduğu söyleniyor.
Giyimine ve kuşamına daha gençlik yıllarında özen gösteren mengele, özel dikilmiş takım elbisesi ile ünlenen beyaz eldivenlerinden asla vazgeçmemiştir.

Bilim Dünyasının belki de en psikopatlarından biri sayılan Josef Mengele Münih Üniversitesi ve Frankfurt Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra, tıbbi antropoloji üzerine doktora yaptı. Ocak 1937 yılında ikizlerle ilgili yaptığı araştırmalar ile tanınan Dr. Otmar Freiherr von Verschuer’ın yanında çırak olarak Frankfurt’ta Kalıtsal Biyoloji ve Irk Hijyen Enstitüsünde bilimsel çalışmalarda çalışmıştır. 1938 yılında Tıp doktoru diplomasını aldı.

Josef Mengele Nazilere nasıl katıldı?

Onun bilimsel çalışmalarında Alman ırkının saf ırk olduğunu düşünüyordu. Bunun için revaçta olan milliyetçilik arzusunun tavan yaptığı Nazi partisine 1937 yılında katıldı. Amacını ulaşmanın yolu ise kendi gibi psikopat eylemlere izin verilecek alan SS ordusuydu. 1940 yılında kendini göstermeye başlayan Josef Mengele, Waffen-SS’de bir asker olarak kendini ispatlamaya başlamıştı. Muhabere kolunda tıbbi destek alanında gönüllü olarak hizmet aldı. 1941 yılında Ukranya ile açılan cephede gösterdiği çabalar sonucu İkinci Sınıf meşhur Nazilarin Demir Haç madalyası verildi.

Rus cephesine gitti ve orada da yaralandı. Muhaberede vurulan 3 SS askerinin hayatını kurtardı ve bu başarı ona Nazi ordusunda Yüzbaşı rütbesi olan SS-Hauptsturmführer’i getirdi.

Ölüm Meleği doğuyor! Ölüm Kampı: Auschwitz

Toplama kampları artık onun için bir deney yuvası olacaktı. Esir düşen askerler ve toplama kamplarındaki aciz insanlara yaptığı inanılmaz akıl dışı deneyler yüzünden ona Ölüm Meleği denecekti. Dünya genelindeki bilinen ismi yani “Angel of Death”. (Tabi burada ölüm meleği demek Melek kelimesine saygısızlık olacağı için affınıza sığınıyoruz.)
Kendi deneylerine katılacak esirleri tek tek seçen ve hangisinin öldürüleceği hangisinin çalıştırılacağı gibi seçme yetkisi olan doktorlardan biri olan Josef Mengele, dayanıklı askerler için bir çok deneylerle isminin hakkını veriyordu.
Tarihte çalıştığı kamp olarak ünlenen Auschwitz kampı hakkında özellikle yahudiler söyle söylerdi: “Auschwitz diye bir yer var ve oraya giden insanlar ya hemen ya da bir süre sonra öldürülüyorlar. Ama mutlaka öldürülüyorlar…”

Almanların insanlık suçlarının işlediği Auschwitz toplama kampında yahudiler, çingeneler, eşçinseller ve engelli insanlar deneylerde ön planda kullanılıyordu. Bu kampta ölen kişi sayısının 2 milyondan fazla olduğuna inanılıyor.

Josef Mengele, farklı ırklar üzerinden, aldığı kanlar ile birbirleri arasındaki bağları araştırmak onun bir tutkusuydu.

Günlerce susuz ve aç olarak toplama kamplarına getirilen insanların birinci hedefi o dönemdeki özellikle Adolf Hitlerin amacı olan yahudileri yok etmekti. Bu hizmetin yapılacağı yer olan bu kampta gelen insanlar önce gaz odası ve ateşli fırınlara atılıp atılmayacağı karar veriliyordu. Bu kararın en önemli elemanlarından biride Dr. Josef Mengele idi.

Çok sakin bir hali olduğunu ve sadece mahkumlara yön emirleri verdiğini söylüyorlar. Soğukkanlı hali onun ne kadar acımasız bir psikopat olduğunu gösterir gibiydi.Gitmeleri gereken yön sol taraf olanlar, böyle gitti işte ölüme. Hem de öyle bir ölüm ki, ya yanarak ya da kimyasal gaz dolu bir odada nefes dahi alamayarak.






Ne yargılama oldu ne de mahkeme önüne çıkarıldılar. Bu kararın arkasında ise, sola geç ya da sağa geç cümlesi ile binlerce insanı öldürmeye gücü yeten kişi, yani Joseph Mengele vardı.Nam-ı diğer Ölüm Meleği.

Ölüm Meleği: Joseph Mengele

Ölüm Meleği: Joseph Mengele


Ölüm Kampı: Auschwitz

Josef Mmengel, aile ilişkileri bakımından oldukça zor günler geçirerek büyüyen bir çocuk. Babası,sert ve disiplinli bir adam olan Mengele, babasını soğuk, uzak ve sadece işiyle ilgilenen bir adamolarak tarif eder. Ne kadar sevgi ve şefkat görmemiş olsa da, yaşadığı köyde nazik ve güler yüzlü bir çocuk olarak tanınır ve özellikle dakikliği ve davranışlarıyla, herkesten bol bol övgü alırdı. Giyimine özen göstermeye de erken yaşta başlamıştı, özel dikilmiş takım elbisesinin yanında, taktığı beyaz eldivenler de onun simgesi haline gelmişti. Auschwitz’den canlı çıkmayı başaranların dediğine göre onu diğer doktorlardan, beyaz eldivenleri sayesinde ayırıyorlardı. Auschwitz toplama kampındaki esirler üzerinde dehşet verici deneyler yapmadan önce Dr. Josef Mengele, antropoloji üzerine çalışmalar yapan çok ünlü bir antropolog idi. Mengele’ nin Afrika’yı gezip insan kanı ve virüs numuneleri topladığı, hayatı boyunca tek hayalinin farklı ırkların kanları arasındaki farklılığı kanıtlayan faktörleri belirlemek olduğu bilinir. Tüm bu çalışmaların sonunda da ırka özel veba yaratan Mengele’nin bulgularının, tel raptiye projesinin parçası olarak ABD ye geldiği ve CIA’iın Nazi bilim adamlarını affederek, Mengele’nin araştırmasını paylaşmak koşuluyla onlara yeni kimlikler verdiği de ilginç bir detaydır.







Ölüm Kampı: Auschwitz
‘’Auschwitz diye bir yer var ve oraya giden insanlar ya hemen ya da bir süre sonra öldürülüyorlar. Ama mutlaka öldürülüyorlar…’’ İşte bu cümle birçok Yahudi’nin kulağına defalarca çalınmıştı. 4 gündür aç, susuz, banyo yapmadan hatta temiz hava bile göremeyen, yük trenleriyle tıklım tıklım taşınan onlarca insan, Auschwitz’in ortasındaki istasyona ulaşmıştı. Savaş boyunca Nazilerin yahudi ırkını kurutma kampanyasından hayatta kalmayı başarmış son Yahudi topluluk olan Macaristan Yahudileri yeni kurbanlardı. Burası, yani Auschwitz, Polonya´nın güneydoğusunda bulunan Yahudi sorununun en verimli çözüldüğü noktaydı. SS askerleri mahkûmları rampadan aşağı doğru sürüyordu, onları yönetense oradaki delilik, eziyet ve ölümün içinde tamamen aykırı duran bir SS subayıydı. Yakışıklı bir yüzü ve nazik bir gülümsemesi vardı, kusursuz dikilmiş üniforması, özenle temizlenmiş ve ütülenmişti. Elinde bir kırbaç vardı ama onunla insanlara vuracak yere, sadece yön gösteriyordu, sağa veya sola doğru… Mahkûmlar farkında bile olmadan bu yapılı askerin zararsız hareketi ile seçiliyordu… Hala çalışabilecek olanlar ile halsiz düşmüş olup, hemen gaz odası veya fırınlara gönderilecekler ayrılıyordu. Sağa gidenler şimdilik yaşamaya devam edecekti, sola gidenler ise yargılama veya mahkeme olmadan, sadece bir şöyle bir bakışla ölüme mahkûm edilmişti. Bu kararı veren, oradaki bütün mahkûmların kaderine karar veren bu kişi Dr. Josef Mengele´idi yani Ölüm Meleği.


Deneyler Başlıyor...







Deneyler Başlıyor


Bir Deneğin Hatıraları














Auschwitz toplama kampında, insanlar üzerinde yaptığı deneylerle ''ölüm meleği'' olarak tarihe geçmiş bu adamın, yaklaşık iki milyon insanın ölümünden sorumlu olduğu sanılmakta. Sadece Yahudiler üzerinde değil, homoseksüeller, çingeneler, özürlü ve zihinsel engelli insanların üzerinde de deneyler yapan arı Alman ırkından olmayan Almanları Nazilerin zihniyetindeki forma sokmak için de çalışmışlığı vardır. Bunların dışında Mengele, çocukların üstünde basınç testi, hadım etme, karşı direnç, ilaç testi gibi deneyler yapmıştır. Laboratuvara götürmek için şekerle, çikolatayla kandırdığı çocukları deney sonrası bildiğin parçalayarak öldüren, Auschwitz'de bir koğuşta başlayan bit salgınını da gaz ile çözüp (!), bitlenen 750 kadını bitleriyle birlikte öldüren bir Nazi doktoru. Renkli gözlü çocukların gözlerine bir takım kimyasallar enjekte ederek deneyler yapan, doğum yapmış kadının göğüslerini bantlayarak, bebeğin beslenmeden kaç gün yaşayabileceğini görmek isteyecek kadar da cani ruhlu bir doktor.

Bir Deneğin Hatıraları

Bir Caninin Sonu

Mengele'nin vahşi deneylerine maruz kalan çocuklardan biri olan İzak Ganon’un, yıllar sonra ağzından çıkan şu sözler, kan donduran nitelikte ''Mengele içeri girdi. Narkoz yapmadan karnımı yardı ve tek böbreğimi keserek eline aldı. Böbrek onun elinde başı kesilmiş bir tavuk gibi kıvranıyordu. Ben ise acıdan avazım çıktığı kadar bağırıyordum.''
İzak’ın denek olarak kullanılmaya zorlandığı tek olay bu değildi. En sonunda gaz odasına gönderildi ve kapasitesi 200 olan gaz odasının önünde, elinde 201 yazan kâğıt sayesinde o kampta ölmekten kurtuldu. Fakat kız kardeşleri ve annesi kendisi kadar şanslı değillerdi…
Auschwitz´den canlı çıkan bir diğer mahkumun anlattığına göre, bir olayda gene böyle bir çukur açılmış ve çevreleri ateşe verilmişti. 10 tane kamyonla çocuklar getirilmiş, bunları doğruca alevlerin gittikçe daralttığı çukurların içlerine attırmıştı, dışarı tırmanmaya çalışanları bir subay sopayla tekrar içeri itiyordu. Hoess ( Auschwitz´ın kumandanı ) ve Mengele ise gayet memnun seyrediyorlardı…
Suçsuz binlerce kurbanlarına uyguladığı psikolojik ve bedensel işkencelerin sayısı ve büyüklüğü her ortaya çıkan yeni olayla gittikçe artıyor. Psychoanalist, Dr.Tobias Brocher düşüncelerine göre, acı vermekten değil, ölüm ve hayat arasında karar veren yetkili kişi olmaktan, bu güce sahip olmaktan zevk alıyordu.

Bir Caninin Sonu

Dr. Josef Mengele 17 Ocak 1945´te Rus ordusunun Almanya´ya girmesiyle Auschwitz´den kaçtı, Arjantin’e yerleşti ve neredeyse unutuldu. 17 Ocak 1985´te Auschwitz´den canlı kurtulan birkaç kişinin orayı ziyaretleri ve hatıraları sayesinde tekrar gündeme geldi. Bir anda bütün Dünya televizyonlarında ona dair haberler ve görüntüler gösterilir oldu ve herkes yaşanan vahşeti öğrendi. Arama çalışmaları yeniden başlatıldı. 31 Mayıs 1985´te Mangele´nin eski bir arkadaşı ve Avrupa´daki bağlantı noktası olan, Hans Sedlmeyer´in evine yapılan baskın sırasında yazdığı birkaç mektup ele geçirildi. Brezilya´da olduğu öğrenilmişti, yetkililere haber verildi ve bir hafta içinde yanında kaldığı aile ve mezarı bulundu. 1979´da boğularak ölmüştü. İskeletinin adlı tıpta incelenmesi sonucunda gerçekten o olduğu ortaya çıktı. Mengele´nin kurbanları uzun süre onun öldüğünü inkar edip, savaşta ve sonrasında eziyetini çektikleri bu kişiden intikam alma zamanının gelmesini bekliyorlar. Ama Mengele uzun zaman üzerinde hâkimiyet kurmaya çalıştığı şeye yenilmişti – Ölümün kendisine.

0 yorum:

Yorum Gönder