4 Ocak 2018 Perşembe

Isaac Newton Kimdir? Buluşları Nelerdir? Neler Yapmıştır? Hakkında Bilgi


Tarihin gördüğü en önemli bilim adamlarından birisi olan Isaac Newton, 25 Aralık 1642’de İngiltere’de doğdu. O soğuk kış günü hasta ve erken doğan bebeğin öleceği tahmin ediliyordu. Ancak Newton herkesi şaşırtıp hayata tutundu. İç Savaş ortamında hem çocuklara bakmak hem de çiftçilikle uğraşmak Newton’un annesi Hannah Ayscough’u çok zor durumda bıraktı.

Bunun sonucunda Newton daha üç yaşındayken, North Witham’da din adamı olan Barnabas Smith ile evlendi. Fakat Newton, Woolsthorpe’ta büyükannesinin yanında kaldı. Annesinden uzakta büyüyen Newton, günlüklerinden anladığımız kadarı ile üvey babasına ve onunla evlendiği için annesine kin duyuyordu.

Newton bir kez nişanlansa da hiçbir zaman evlenmedi, tüm hayatını çalışmalarına adadı. Çocukluğu boyunca oyun oynamamış, bunun yerine çeşitli yel değirmeni ve araba modelleri yapmış, üvey babasının kütüphanesindeki kitapları okumuştur. Özellikle derin İncil bilgisi ile tüm arkadaşları ve öğretmenlerini şaşırtmıştır. 14 yaşına geldiğinde annesi tekrar dul kaldığı için onun yanına geri dönmek zorunda kalan Newton, o dönemde 3 küçük kardeşi ve annesine bakmak için okuldan ayrılıp çiftlikte çalışmak zorunda kaldı. Ancak öğretmenleri müdahale edip annesini ikna etti ve Newton’a burs sağlayıp okula geri aldılar. Bu olay Newton’u derinden etkilemiş ve kısa sürede onun en başarılı öğrenci olmasını sağlamıştı.

Newton daha sonra üniversite eğitimi için Cambridge Trinity College’a devam etti. Maddi olarak tutunabilmek için her gün saatlerce çeşitli işlerde çalıştı, hocalarına yardım etti, yemek dağıttı. Okulda öğretilen Aristo’ya ilgi duymayıp, Descartes, Galileo, Kepler gibi yeni düşünürleri okuduğu için Cambridge’deki hocalarının dikkatini çekmedi, sıradan bir öğrenci görüntüsü çizdi. Ancak evde kendi başına yaptığı çalışmalar bilimi tamamen değiştirecekti. Not defterlerinden anladığımız kadarı ile bu dönemlerde ilahiyata da ilgi duydu.

Newton, 1665 yılında mezun olduğunda veba salgını başlamıştı. Veba nedeniyle okul eğitime ara verince, yüksek eğitim planları yapan Newton evine geri dönmek zorunda kaldı. Evinde kaldığı sürece matematikteki çalışmalarına devam etti, meşhur binom açılımını (matematikte iki sayının toplamının üslü ifadesinin açılımıdır) çoktan geliştirmişti bile. Yine bu dönemde yerçekimi fikrini bulmuş, yerçekimi kuramı üstünde çalışmaya başlamıştı.

Newton adı, başına elma düşünce yer çekimini bulan bilim adamını akla getirir. Aslında elma başına düşmedi, onu karikatürcüler uydurdu. O, ağaçtan düşen elmaları izlerken çekim teorisini oluşturdu. Bu dönemler Newton’un ilahiyata ilgisinin de arttığı dönemlerdir. O yıllarda İncil’in tahribata uğrayıp uğramadığını anlamak için antik metinleri incelemeye girişmiştir.

Newton, 1667 yılında Cambridge’e Yüksek Lisans eğitimi için geri döndü ve orada ders vermeye başladı. Bu dönemde optik üstüne ciddi çalışmalar yaptı. 1672 yılında Royal Society’ye (Kraliyet Bilimler Akademisi) üye oldu. Newton 1689 ve 1690 yıllarında İngiltere Parlamentosu’na seçildi. Bu dönemlerde ciddi bir şekilde simyayla ilgilendi. Çok daha sonraları önemli kimyacıların tekrarlayacakları deneyleri o önceden yaptı. Amacı diğer simyacılar gibi metalleri altına çevirip zengin olmak değildi. Doğayla Tanrı’yı anlamayı hedefleyen Newton, simya yoluyla Tanrı’nın Evren’i ve yaşamı nasıl yarattığını bulmak istiyordu.

İlk biyografisini yazan John Conduitt “Ciddi çalışmalarından yorulduğu zaman tek eğlencesi tarih, kronoloji, ilahiyat, simya gibi konularla ilgilenmekti” der. Newton’un ölümünden sonra simya ile ilgili çalışmaları gün yüzüne çıkmadı, kuşkusuz bu kadar bilimsel çalışma yapan birinin simya ile ilgili çalışmalarını çıkarmak bir skandal olabilir diye düşünülüyordu. Simya ile ilgili çalışmalarında kendisine takma adlar bulurdu. Örneğin Jehovah Sanctus Unus yani (Kutsal Olan Tek Yahova). Simya çalışmaları tam anlamıyla çözülmüş değil, çünkü Newton’un 1678’de laboratuarında çıkan bir yangından sonra bir araya getirilen deney defterleri şifrelidir.

Önemli buluşlarını Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri, Optik ve Evrensel Aritmetik adlı eserlerinde açıkladı. Newton tarihin en önemli matematikçilerden biridir. Matematiğin doğa bilimlerinde başarıyla kullanılabileceği önceden iddia edilmişse de, bunu gösterip matematikle fiziği birleştiren kişi odur. Bir cismin hızı sürekli değiştiğinde hızın, ivmenin ve katedilen yolun herhangi bir andaki değeri Newton’un diferansiyel hesabı ile bulunabildi. Türev ve integrali Leibniz’le aynı zamanda keşfeder.

Beyaz ışığı üçgen bir prizmadan geçirip, gök kuşağındaki renklerden oluştuğunu kanıtladı. Bu buluş, Yunanlı filozofların 1500 yıllık ışık teorisini çürüttü. Gezegenlerin eliptik yörüngelerde hareket etmesi gerektiğini ve Güneş’in sistemimizin merkezinde olması gerektiğini matematiksel olarak göstermiş, Newton’dan önce Aristo’nun etkisiyle, gökyüzündeki yasalar ile Dünya’daki yasaların farklı olduğuna inanılıyordu. Newton fizik yasalarının evrensel olduğunu göstermiştir. Ses dalgalarını yakından incelemiş ve empirik soğuma yasasını bulmuştur.

Newton’un Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica (Doğa Felsefesinin Matematiksel İlkeleri) kitabı tüm zamanların en önemli bilimsel eseridir. Yayımlandığı 1687 yılı tarihçiler tarafından Aydınlanma Çağı’nın başlangıcı olarak kabul edilir. Bu kitapta Newton, klasik mekaniğin, fiziğin temel teorisinin temellerini atmıştır. Newton’un bu kitapta geliştirdiği fiziği kullanarak neredeyse bugün yararlandığımız bütün teknolojiyi inşa ettik. Uçakları uçuran, arabaların ve günlük hayatta kullandığımız diğer eşyaların yapımında kullanılan klasik mekaniğin temellerini attı.

Newton, buluşları üzerinde sürekli düşünür ve düzeltme yaparak mükemmele ulaşmak isterdi. 1671’de bugün halen kullanılan aynalı teleskobu geliştirmiş, böylece kendisinden öncekilerden daha sağlıklı gözlemler yapılmasını olanaklı kılmıştır. Ertesi yıl seçkin bilim adamlarının üye olduğu Royal Society
üyeliğine seçildi. Işıkla ilgili bir buluşunu, Royal Society’nin hakemi olan R. Hooke ağır şekilde eleştirdi. Newton depresyona girdi ve toplumdan uzaklaştı. Optikle ilgili 1675’te iki yeni buluş yaptı ve yayına gönderdi. Ancak R. Hooke, bu çalışmanın benzerinin kendisi tarafından yapıldığını ve Newton’un onu çaldığını iddia etti. Bu tartışmalara dayanamayan Newton 1678’de buhran geçirip 6 yıl bilimi terk etti. En önemli eseri Principia Mathematica’yı yayınlamadı.

Yakın dostu astronom Edmund Halley ona moral verdi ve baskı masrafını karşıladığı kitabın 1687’de basımını sağladı. Halley daha sonra, Newton Yasası’nı kullanarak kuyruklu yıldızların güneş etrafında elips şeklindeki yörüngelerde döndüğünü kanıtladı. Bu nedenle daha sonra Halley Kuyruklu Yıldızı’na adı verildi. Newton, integral ve diferansiyel hesap yöntemlerini 20 yıl boyunca yayınlamadı. Ancak G. W. Leibniz, hemen hemen aynı olan buluşlarını 1684’te yayınladı. Şaşıran Newton, buluşunun Leibniz tarafından çalındığını açıkladı. Elindeki belgelerle çalışmayı 20 yıl önce yaptığını gösterdi. Değerli bir matematikçi olan Leibniz, intihalci durumuna düştü. Yıllar sonra, Leibniz ve Newton’un birbirinden habersiz olarak aynı buluşları yaptığı anlaşıldı. “Tanrı, eserleri aracılığıyla bilinir” diyen Newton’un çok az bilinen yönlerinden biri de, bir ilahiyatçı, din felsefecisi ve din tarihçisidir.

Newton simya ve bilim alanlarından çok, ilahiyat alanında yazmıştır. Yakın zamanda toplanan Newton’un el yazmalarının büyük bir çoğunluğu dini yazılardır. 1696’da Newton’a Kraliyet Darphanesi’nin Müdürlüğü teklif edildi ve Newton kabul ederek Londra’ya yerleşti. Özellike sahte paralara karşı büyük bir mücadele başlattı. Newton Londra’daki yaşamı sevmişti ve artık akademik çalışmalar ile çok ilgilenmek istemiyordu. 1703’te Royal Society’nin başına getirildi ve ölümüne kadar bu görevde kaIdı. 1705’te şövalyelik ünvanı aldı. 31 Mart 1727’de hayatını kaybetti ve Westminister Manastırı’na gömüldü. Kaynak
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder