10 Ocak 2018 Çarşamba

Off Canım Çok Sıkılıyor, Ne Yapmalıyım? Can Sıkıntısı Nasıl Geçer? diyorsanız buyurun



Başlıkta yazdığım gibi hayatın içinde bazı anlarımızda pek çok defa; ''off çok canım sıkılıyor, ne yapmalıyım, can sıkıntısı nasıl geçer veya nasıl geçeri'' gibi iç geçiririz.Şimdi sizlere bir empat olarak can sıkıntısı konusundaki sezgisel tecrübelerime dayanarak, özellikle günümüz dünyasının kronik psikolojisi üzerine görüşlerimi paylaşacağım.

Can Sıkıntısının Nedenleri Nelerdir?

Can sıkıntısının çok ama çok farklı sebepleri olabilir. Hepsini bir çırpıda saymak mümkün değil tabi ama can sıkıntısı yaşa, cinsiyete, sosyal çevreye göre farklılıklar gösterebilir.Ben konuyu fazla yaymadan bir kaç gurup üzerine genelleme yapmaya çalışacağım.


1-Çocuklarda Can Sıkıntısının Nedenleri; 

Benim gördüğüm günümüzde can sıkıntısı en çok çocuklarda ortaya çıkmakta.Eskiden çocuklarda can sıkıntısı pek az görülen bir durum olmasına karşın, günümüzde sık ve yoğun şekilde görülmesini eskiden olduğu gibi çocukların yeterince koşup oynayamaması, dolayısı ile enerjilerini atamamalarının yanında, aktif fiziksel oyunların aksine çocukları psikolojik daralmaya ve asosyal olmaya iten masa başı internet oyunlarına yönelmeleri baş etkendir.Büyüme çağında çocuklar açık havada  ve aynı zamanda spor yaparak, sosyalleşerek eğlenmelerini sağlayan oyunların yerine, saatlerce kapalı ortamda ve çoğu zaman yalnız başlarına hiç bir sportif aktifite içermeyen sanal oyunlarla günden güne doyumsuzluk ve mutsuzluk girdabına girmekteler. Sonuç olarak enerjisini atamayan çocuklar bir taraftan da sanal oyunların bağımlısı haline gelmekte ve nihayetinde sürekli sanal oyun oynama açlığı ile karşı karşıya kalmaktalar.Hali ile sanal oyun oynayamadıkları veya oynadıkları oyundan bıktıklarında kendilerini anlamsız bir boşlukta bularak ağız birliği etmişcesine   '' canım sıkıldı, off canım çok sıkılıyor, sıkıldım'' gibi sözleri söylediklerini duymaktayız.

Peki Ne Yapmalı?

Yukarıda paylaştığım üzere bana göre çocukların açık havada ( güvenli olmak kaydıyla sokak olur, park, bahçe vb.) eskiden hepimizin oynadığı klasik çocuk oyunları oynamaları için teşvik ve yönlendirici olarak, onlara daha fazla ve kaliteli zaman ayırarak, hatta onların oyun arkadaşı olarak, mevcut sanal oyunlardan mümkün olduğunca onları uzaklaştırarak iyi bir başlangıç yapabiliriz.Ama bu çok kolay olmayabilir.:))

2-Gençlerde Can Sıkıntısının Nedenleri; 

Gençlerde durum çok daha karmaşık.Günümüzün dünyasında gençler için ''çok şanslılar, bizim zamanımızda hiç bir şey yoktu'' gibi düşünceye kapılanlarımız vardır mutlaka ama bana göre şanslı oldukları kadar şanssız oldukları durumlarda mevcut.Genç bir insanın neden canı sıkılır? diye düşünebiliriz ama işte tam da ondan sıkılır; genç olduğu için sıkılır. Nedenler genlerde çok fazla ve değişik olabilir; mesela en klasik nedenlerden yalnızlık... yalnız olmak bir genç için en can sıkıcı durum olsa gerek.Tabi yalnızlıktan ne anlıyoruz o da önemli.Bana göre üç tür yalnızlık var;
  • Arkadaşı (dost, kanka tarzı) olmaması veya o an yanında olmaması.
Bir gencin birlikte zaman geçirebileceği sıkı bir arkadaşı veya arkadaşları yoksa sosyal aktifitelere katılmakta geri kalacağı için, mesela sinemaya, cafe, pastane vb. sosyalleşebileceği eğlence mekanlarına  veya seyahate istediği zaman ve sıklıkta gidememesi (istisnalar dışında tabi) can sıkıntısına sebeptir. Sadece gezip, tozmak, eğlenmekten bahsetmiyorum.Arkadaşlarla dertleşmek, muhabbet etmek bir genç için olmazsa olmaz bir gereksinimdir ve bu konuda eksiklik varsa can sıkıntısı ve mutsuzluk olası bir durumdur.Aynı şekilde arkadaşı veya arkadaşları olsa da bazı anlarda onlarla beraber olamamak yine can sıkıntısına sebep olabilmektedir.

Peki Ne Yapmalı?

Her insanın az veya çok dosta, arkadaşa ihtiyacı vardır. Az veya çok fark etmez önemli olan hayatı paylaşabileceğimiz, dertleşip eğlenebileceğimiz dostlar edinmeli, var olan dostlarımızın değerini bilmeliyiz.

  • Sevgilisi olmaması veya o an yanında olmaması.
Evet, geldik yine önemli bir can sıkıntısı ve hatta mutsuzluk ve hatta umutsuzluk gibi durumlara sebep olan geçmişten bu güne süregelen ve sürüp gidecek olan ''sevgili'' konusuna.Normal sağlıklı her genç mutlaka sevmek ve sevilmek ister.Kimi küçük yaşlarda, kimi normal yaşlarda, kimi daha ileri yaşlarda tanışır sevgi ve sevgili ile.Bir gencin sevgilisi yoksa ( bu durum her bireyde farklı olabilir, sorun yaşamayanların da olması mümkün tabi ama biz sorun olanları konu alıyoruz) büyük ihtimalle mutsuzdur ve yaşıtlarına göre çok, daha sık ve yoğun şekilde can sıkıntısı ile karışık mutsuzluk duygusu iç içe olması olasıdır.

Peki sevgilisi olup ta yine de sıkılanlar neden sıkılır? arkadaşlık meselesine benzer şekilde ama, can sıkıntısına ve hatta anlık mutsuzluğa daha fazla etki yaptığını düşündüğüm, özlediğinde, ona ihtiyacı olduğunda gibi bazı anlarda sevgilinin yanında olmaması durumu.

Peki Ne Yapmalı?



Aslında bu durumu tam olarak kotaracak bir şey söylemek zor olsa da yok değil; insanın sevgilisi olabilir veya olmayabilir sonuçta sevgili yok veya o an yok demek dünyanın sonu değil bana göre.İnsan kendi ortamı ve şartları doğrultusunda kendine farklı alternatifler, meşgul olacak, aklını dağıtacak eğlenceli ve hatta faydalı aktifiteler bulabilir. Mesela kendine, ailesine veya uzun zamandır görüşmediği bir arkadaşına zaman ayırabilir.Hayat sevgiliden ibaret değil, insan önce kendini sevmeli ve kendi ile mutlu olmayı başarabilmelidir.Kitap okumak bazılarımıza sıkıcı gelebilir ama, bana göre kitap okumak hem ruha, hem hayal dünyasına, hemde insanın kişisel gelişimine yapacağı katkılar ile sonuçta can sıkıntısına mutluluk katkısı ile derman olabilir.
  • İnsanın içsel yalnızlığı ki; bu yalnızlık tüm insanlar için geçerli bir sebep olabilir.
Her insan yalnızdır! sözü üzerine yazılmış kitaplar, şiirler, şarkılar, sinema filmleri duymuş olmanız olasıdır.Gerçekten de her insan aslında yalnızdır.Hayatın akışı içinde bu yalnızlığı her insan farklı dozlarda ve aralıklarda hisseder.Ama az veya çok mutlaka her insanın hissettiği bir duygudur bu.Gayet normaldir aslında, insan düşünen ve duygusal bir canlıdır.Ben kendi düşünceme göre insan dediğimiz canlı beyinden ibaret; yani geçmişten beri şiirlerde, romanlarda veya sevgiliye söylediğimiz sevgi sözlerinde hep kalpten bahsedilir ya! ''kalpten sevdim, kalbimdesin'' gibi kelimeler ve düşüncelerin aksine insanın tüm duygularının da düşünce mekanizmasının içinde olduğunu, insan beyninin insan ruhu olduğunu düşünüyorum.Bu ne anlama geliyor derseniz; duygu ve düşüncenin aynı ortamda var olduğunu, beraber meydana geldiğini ve beynin ta kendisi olan insan ruhunun  yaşadığı veya yaşayamadığı olaylar ve sonuçlarını karşılama, mücadele etme, acı ve üzüntülere dayanma anlarında etrafında ve yanında ne kadar çok sevdiği insan olsa bile tam anlamıyla yardımcı olunamayan anlar vardır ki işte beyindeki insan (ruh) yalnızdır.Ve bazı anlarda bu durum can sıkıntısı, mutsuzluk ve hatta depresyon vb. durumlar ortaya çıkarır.

Peki Ne Yapmalı?

İçsel yalnızlıktan kaynaklı can sıkıntısına kesin şu iyi gelir demek imkansız bana göre.Tabi her insan içsel yalnızlığı ile yaşamayı öğrenmeli ve bundan kaynaklı yaşadığı can sıkıntısını askeri düzeye çekmek için kendine uygun bir takım çabalara girebilir. Bence; gençler ile ilgili yazdığım gibi insanın önce kendini sevmesi ve kendi ile barışık olması çok önemli.Elbette her insan gündüz-gece yalnız kaldığı anlarda veya başını yastığa koyduğunda sonunda kendi ile baş başa kalır ve artık mutlak yalnızlığı ile baş başadır.Her insanın kim olursa olsun, ailesine, sevgilisine, eşine, arkadaşına, kardeşine, dostuna dahi söyleyemediği ve belkide hiç bir zaman söyleyemeyeceği hisleri, sırları veya düşünceleri vardır.İşte bu içsel yalnızlığımızdır bizim.Ve bizim canımızın sıkılmasına da, mutsuz olmamıza da sebep olan ve olacak olandır. O yüzden etrafımızda ne kadar çok sevdiğimiz ve güvenip sırtımızı dayayabileceğimiz sırdaşımız, gönüldaşımız varsa o kadar daha az yalnızlık ve yalnızlığın getirdiği can sıkıntılı mutsuzluk yaşarız.Ve dediğim gibi kendimizle barışık olmanın yanında bununla bağlantılı olarak egolardan ve komplekslerimizden arınarak daha yalın bir hayatı seçebilmek önemli.

Birde sebepsiz yere can sıkıntısı yaşayanlar var (rahat battı galiba :))  dediklerimiz) onlara hiç girmiyorum keza onlara ne denebilir ki?

En başta belirtiğim gibi can sıkıntısı konusu kişiye, çevreye, duruma göre özellikler içeren bazen çok karmaşık, bazen basit sebepleri ve çözümleri olan bir psikolojidir can sıkıntısı.İşin özü hayatı ve kendimizi sevmekten, her daim hayata pozitif bakabilmekten ve ölüm dışında her şeyin bir çözümü olabileceği olasılığını idrak etmekten geçiyor.

Burada yazdıklarım şahsi düşüncelerimdir ve kesin doğrusudur diyemem, her insan kendi doğrusunu kendisi bulacaktır ve bulmalıdır da...






Bu paylaşım % 100 özgün düşünce üründür ve izin alınmadan kopyalanıp kullanılması yasaktır.Aksi takdirde telif hakları kapsamında yasal işlem başlatılacaktır.
Paylaş:

0 yorum:

Yorum Gönder