BİYOLOJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİYOLOJİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2017 Cuma

Dünyanın En Büyük Hayvanı Mavi Balina Nedir? Özellikleri Nelerdir? (Hakkında Bilgiler)



Denizde yaşayan en büyük canlı, aynı zamanda dünyanın en büyük hayvanı ve en büyük memelisi ünvanlarını sonuna kadar hak eden bir hayvandır mavi balina... Erişkin bir mavi balinanın uzunluğu kuyruk kısmından baş kısma kadar yaklaşık 23 metre ila 30,5 metre arası değişmektedir. Ağırlığı ise yaklaşık 150 tondur. Bu balinaların uzunluğu 8-10 katlı bir binanın uzunluğuna ve ağırlığı da 112 tane yetişkin erkek zürafanın ağırlığına denk gelmektedir. Son zamanlarda balina avcıları tarafından avlanan en yaşlı balina yaklaşık 25 metre uzunluğundadır. Dişi mavi balinalar genellikle erkek mavi balinalardan daha ağırdır. En ağır mavi balina dişi ve yaklaşık 176,792 kg ağırlığındadır.

Mavi balinaların başı oldukça geniştir,tüm oyuncularıyla profesyonel bir futbol takımı rahatça balinanın diline sığabilir ki bu yaklaşık 50 kişi demektir. Kalbi yaklaşık bir araba boyutunda ve atardamarları rahatça tırmanabileceğiniz genişliktedir. Yeni doğmuş bir mavi balina 7,6 metre uzunluğunda ve ağırlığı bir filden daha fazladır. Çok hızlı gelişlim gösteren bebek balinalar ilk 7 ayda kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilecek hale gelirler. Bir bebek balina her gün neredeyse 379 litre anne sütü içer. Yetişkin bir mavi balina ise her gün 4 ton karides tüketir.


Hala birçok insan dünyanın en büyük hayvanın dinozor olduğunu sanmaktadır. Ancak en uzun dinozor 81,647 kg dır.Bu miktar yetişkin bir mavi balinanın yarı ağırlığından çok az fazladır. Bu da şu kanıyı oluşturmaktadır: dünyanın en büyük hayvanı bir deniz yaratığı olmalıdır çünkü kara hayvanları kendi ağırlıklarını dengelemek zorundadır, deniz hayvanları ise sudan yardım aldıklarından dolayı çok fazla ağırlığı bile taşıyabilme kapasitesine sahiptir.Bundan önceki dönemlerde dünyada 200,000‘e yakın mavi balina bulunduğuna inanılıyor. Oysa günümüzde yalnızca 10,000 adet mavi balina bulunuyor. Ve bu mavi balinalar 1960’ tan beri nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde ve balina nüfusunu kurtarmanın mümkün olamayacağı bildiriliyor.

Dünyanın En Büyük Hayvanı (Canlısı) Olan Mavi Balinaların Özellikleri ve Balinalar Hakkında Çok Özel Bilgiler;


  • Balinalar içinde balinaları, yunusları ve muturları barındıran, memeliler sınıfında bir takımdır. Biyolojik adlarda "balina" için Latince cetus sözcüğü kullanılır, özgün anlamı ise "büyük deniz hayvanı"dır. Latinceye ise Yunanca'dan geçmiştir. Yunanca κῆτος sözcüğü "balina" ya da "herhangi bir dev balık veya deniz canavarı" anlamındadır.
  • Balinalar 50 milyon yıllık evrim sürecinde suda yaşama tam olarak uyum sağlamış memelilerdir. Grup olarak yüksek bir zeka düzeyine sahiptirler.
  • Balinaların yaşı 25 cm'lik kulak kiri tıkacındaki halkaları sayarak öğrenilebilir.
  • Amerika geyiğinin doğal yırtıcısı katil balinadır. Amerika'nın kuzeybatı sahilinde yüzen geyikleri avladıkları biliniyor.
  • Mavi balinanın ağzındaki su neredeyse vücudunun tamamının ağırlığı kadar gelir.
  • Çoğu pahalı parfümün içinde balina dışkısı vardır.
  • Aslında parfüme kokuyu veren ispermeçet balinalarının dışkılarında oluşan amber (ambergris) adlı değerli bir taş.
  • Bir mavi balina basketbol sahasından daha büyüktür.
  • Dünyada bilinen sadece bir tane tamamen beyaz kambur balina vardır.
  • Balinalar suyun altında 30 dakikadan fazla kalırlarsa boğulurlar.Balıklar ve diğer su canlılarına kıyasla balinaların solungaç yerine akciğerleri olduğundan arada bir hava almak için bizim gibi dalıp çıkmaları gerekmekte.
  • Muazzam boyutlarına rağmen, mavi balinalar neredeyse sadece krille beslenir.Kriller, fasulye tanesi boyutunda karidese benzeyen canlılardır.
  • Bir mavi balinanın kalbi araba boyutunda olabilir.Adeta atardamarlarında gezilebilir boyutta.
  • Mavi balinaların dili fil ağırlığına denk gelebilir.
  • Gri balinalar hep üçlü çiftleşir: iki erkek ve bir dişi olarak.
  • Hayatlarının ilk yılında, bebek mavi balinalar her gün 91 kilo alır.
  • Katil Balinalar aslında yunustur, balina değil.Katil balina (Orcinus orca), Orka olarak da bilinir, okyanus yunusları ailesinin en iri üyesidir.
  • Yunus ve balinalar baş yerine ilk önce kuyruktan doğururlar.
  • Çoğu ispermeçet balinasının başı "hurda" denilen yağlı, sarı bir dokuyla doludur.Ayrıca kendileri şu anda var olan hayvanlar arasında en büyük beyine sahiptir. Yaklaşık 8 kg.
  • Dişi katil balinalar, kısa yüzgeçli pilot balinalar ve insanlar menopoz dönemi sonrasında yaşayabilen tek canlı türleridir.
  • 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ispermeçet balinaları genelde gün boyunca, sığ bir 'akıntı dalışı' yüzeyi altında dikey pozisyonda uyurlar.
  • 18. ve 19. yüzyılın avcıları balinaları, yağlarını lamba yakıtı ve yağı yapmada kullanmak için avladılar.
  • Balina sütü diş macunu yoğunluğundadır.
  • İspermeçet balinaları Dünya'daki en gürültülü hayvanlardır. Sesleri 230 desibele kadar ulaşabilir.

Paylaş:

24 Eylül 2013 Salı

Karaciğer Görevleri ve Özellikleri Nelerdir?

Karaciğer ve Özellikleri Konusu hakkında bilgiler içeren ödev sayfası

Karaciğerin vücuttaki yeri 

Karaciğer, yiyeceklerin sindirilmesine ve kanın zararlı maddelerden temizlenmesine yardımcı olan son derece önemli ve çok iri bir organdır. Erişkin bir insanda uzunluğu 30 santimetreyi, ağırlığı 1,5-2 kilogramı bulur. Göğüs ve karın boşluklarını ayıran diyaframın altında sağdan sola doğru uzanır ve midenin hemen altındaki onikiparmakbağırsağına açılır.

Kahverengiye yakın koyu kırmızı renkte, pürüzsüz ve kaygan yüzeyli bir kütle olan karaciğer, binlerce adacık oluşturacak biçimde bir araya toplanmış hücre kümelerinden oluşur. Çevrelerini saran kılcal damarlar aracılığıyla bol kanla beslenen bu hücreler safra ya da öd denen sarı renkli, acımsı bir sıvı salgılar.




Her hücre kümesinin ortasında bu salgının aktığı bir kanalcık bulunur. Bütün kümelerden gelen safra kanalcıkları birleşerek karaciğer kanalları denen daha kalın iki kanal oluşturur. Daha sonra bu iki kanal da birleşir ve safra salgısının sonradan kullanılmak üzere depolandığı safrakesesine ulaşır. Bu küçük kese organın alt yüzünde, iki karaciğer lobu-nun arasındaki çukurluğa yerleşmiştir.


Safrakesesi, içinde birikmiş olan safrayı her öğün yemekten sonra ana safrakanalı aracılığıyla onikiparmakbağırsağına boşaltır. Burada, mideden incebağırsağa geçen yiyeceklerle karışan safra özellikle yağların sindirimine yardımcı olur. Safra yapımından başka karaciğerin çok önemli bir görevi de şekerin vücutta kullanılmasını sağlamaktır. Gerçekten de yiyeceklerle alınan şeker ve nişastalar glikojene dönüştürülerek, gerektiğinde kullanılmak üzere karaciğerde depolanır. Ayrıca, kesilen bir damardan akan kanın pıhtılaşmasını sağlayan fibrinojen maddesi de gene karaciğerde yapılır. Bunlardan başka karaciğer, kandaki yararlı ve zararlı maddelerin değerlendirilmek ya da vücuttan atılmak üzere seçilerek ayrıldığı organdır.

Mide ve bağırsaklardaki bolizma ürünlerini toplayan kan, kapı toplardamarı aracılığıyla doğrudan karaciğere gelir. Bir yandan kandaki alkol, zehirli maddeler ve işe yaramayacak atıklar ayrılarak vücuda zararsız duruma getirilirken, bir yandan da besin maddeleri seçilerek alınır ve başka maddelere dönüştürülerek ya depolanır ya da kullanılmak üzere yeniden kan dolaşımına verilir. Örneğin vitaminler ve demir gibi mineral tuzları hep karaciğerde depolanır. Bunun dışında, yaşlanmış alyuvarları parçalamak da karaciğerin görevidir. Görüldüğü gibi karaciğer vücudun en çok çalışan organlarından biridir. Karaciğere kan taşıyan iki ayrı atardamar vardır. Vücuttaki kanın yaklaşık beşte dördü, daha önce de belirtildiği gibi, kapı toplardamarı kanalıyla mide ve bağırsaklardan gelir.

Geri kalan beşte biri ise oksijen yüklü temiz kandır ve karaciğer atardamarıyla doğrudan kalpten bu organa taşınır. Karaciğer olmadan insanın yaşaması olanaksızdır; ama bu organın büyük bir bölümünün görev yapamayacak durumda olması mutlaka yaşamı tehlikeye atmaz. Aslında böylesine büyük ve önemli bir organ olmasına karşılık karaciğeri çalışamayacak kadar etkileyen yalnızca birkaç hastalık vardır.

Karaciğerin Görevleri Nelerdir?

Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1,50 g) safra salgılar. Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler. Vücudun ısısını ayarlar. Vücuda su düzenini ayarlar. Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri depolar. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Hormonların görevleri üzerinde etkili olur. Pıhtılaşmada rol oynayan protrombin ve fibrinojeni üretir. Yaşlı alyuvar hücrelerini parçalar. Embriyo döneminde kan hücrelerinin üretimini sağlar. Kanda bulunan fazla glikozu glikojen halinde depo eder. D, B, A ve bağırsaklarda sentezlenen, kanın pıhtılaşmasında rol oynayan K vitamini ile; demir, kalsiyum, bakır, protein ve yağları depo eder. Karotenden A vitamini sentezler. Cinsiyet hormonlarının fazlasını yok eder. Lenf yapımında görev alır. Antikorların önemli bir kısmını üretir. Ve ek olarak kandaki kirli hücreleri temizler.

Paylaş:

Deri Nedir? Derinin Görevleri, Yapısı ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Bu ödev sayfamızda sizlere; deri nedir? derinin görevleri, yapısı ve özellikleri nelerdir? hakkında gilgiler içeren yazımızın devamında ayrıntıları bulabilirsiniz...

Deri Nedir?

insanlar ve hayvanların vücutlarını kaplayan en üst katman olup, altında barındırdığı kas ve organları koruyan ve doku tabakalarından oluşan bir örtü sistemiorganıdır. Bu tabakanın altında yağ tabakası vardır. Yağ tabakası vücudumuzu sıcak tutar ve darbelere karşı korur.

Burada bulunan ter bezleri boşaltıma yardımcı olur. Cilt bizi dışarıya karşı koruyan bir bariyerdir. Aynı zamanda vücut ısısını ve su dengesini korur, çeşitli zararlı maddelerin ter yoluyla vücuttan atılımını gerçekleştirir. Kabaca üç tabakadan oluşur. En altta, destek dokusu olan kollajen, kan damarları ve salgı bezleri bakımından zengin dermis tabakası yer alır.





Ortada stratum bazale denilen sürekli yeni hücrelerin yapıldığı tabaka vardır ki bu hücreler yavaş yavaş cildin üst tabakalarına doğru yolculuk yaparlar ve yaklaşık 14. günde artık canlılıklarını kaybetmeye başlayarak en üstte birikirler ve stratum korneumu (boynuzsu tabaka) oluştururlar. Normal bir cildin sağlığını ve güzelliğini sürdürebilmesi için en üstteki ölü hücrelerin sürekli dökülüp yenilenmeleri gerekir.

Çünkü dökülüp yenilendikçe yeni deri daha temiz olur. İnsanın cildi kendini yaklaşık her 28 günde bir yeniler. Erkeğin cildi bir kadının cildine bakarak daha kalındır ve bu yüzden kendini yenileme süreci daha uzundur.

Derinin Görevleri Neledir?

-Vücut ısısını korur.
-Vücudu örter.
-Mikroorganizmalardan korur.
-Güzel görünmemizi sağlar.
-Boşaltım ve solunuma yardım eder.

Deri İki Kısımdan Oluşur,

Üst Deri (Epidermis): Çok katlı örtü epitelinden oluşur. Üst deride kan damarları ve sinirleri yoktur. Burada ölü hücreler bulunur. Bu tabakaya korun tabakası denir. Korun tabakasında bulunan keratinli hücreler deriyi vurma ve çarpmalara ve mikroorganizmalara karşı korur. Korun tabakasının altında bulunan içinde melanin pigmentlerinin ulunduğu, melanin tabakası bulunur.

Alt Deri(Dermis): Derinin alt tabakadır. Burada, ter bezleri, yağ bezleri, reseptör, kıl kökleri, kan damarları, sinirler, elastik lifler bulunur. Deri; dokunma, ağrı ve sıcaklık gibi duyuları alt deride bulunan reseptörler sayesinde gerçekleştirir.

Deride bulunan reseptör çeşitleri: Mekanik reseptörlerin en önemlisi basınç duyusunu alan Pacini cisimciğidir. Pacini cisimciği deri altına ve iç organların duvarlarına yerleşmiştir. Basınç değişmelerini algılamamızı sağlar.Dokunma duyusunu alan reseptörler Meissner cisimciği ve Ruffini cisimciğidir. Bunlar parmak uçları ve dudaklarda yoğun olarak bulunur, cismin niteliğini algılamamızı sağlar.Deride dermis tabakasında bulunan Ruffini cisimciği ise sıcak duyusunu almamızı sağlar. Bu reseptörler çabuk yorulur.


Deride bulunan kıl kökü reseptörleri de bir çeşit dokunma reseptörleridir. Hafif bir dokunma duyusunun kuvvetlendirilmesini sağlar. Serbest sinir uçları, en az özelleşmiş reseptörlerdir. Derinin her tarafında ve diğer dokularda da bulunur ve ağrı duyusunu alırlar.

Vücudumuzda dış ortamla temas eden deri kısımlarında düşük sıcaklığı algılayan almaçlar bulunur. Böylece soğuktan korunuruz. Boğazımızda sıcaklık hissini alan almaçlar bulunma. Bu yüzden çok sıcak içecekler içebilir.

Derinin Yapısı

Deri yapısal olarak üst deri ve alt deri olmak üzere iki tabakadan meydana gelir.


Üst deri (epidermis):Ölü ve canlı hücrelerden meydana gelmiştir. En üstte ölü ve yassı hücrelerin bulunduğu korun tabakası yer alır; bu hücrelerin içerisinde sert ve lifli proteinler (keratin) birikmiştir. Korun tabakasının altında bulunancanlı hücrelerden meydana gelen tabakaya malpighi tabakası adı verilmektedir. Malpighi tabakası çok katlı epitel dokudan meydana gelir.

Korun tabakasındaki ölü hücreler kepek durumunda dökülürken alttaki malpighi tabakasındaki canlı hücrelerin bölünmesiyle korun tabakası yeniden meydana getirilir. Malpighi tabasında bulunan hücreler deriye rengini veren melanin pigmentini sentezlerler. Melanin pigmentleri güneş ışınlarını soğurarak güneş ışınlarının alt tabakalara geçmesini ve vücuda zarar vermesini önler.


Alt deri (dermiş): Üst derinin altında bulunancanlı tabakadır. Alt deride elastik ve kol-lagen lifler, kan damarları, sinir hücreleri, kıl kökleri, kıl kasları, yağ ve ter bezleriyle çeşitli reseptörler mevcuttur. Alt derinin en altında uzanan yağ tabakası yumuşak ve esnek yapısiyle vücudu korur. Isı kaybını önler.
Paylaş:

Kalp Nedir? Kalbin Bölümleri, Görevleri ve Özelikleri Nelerdir? Yapısı Nasıldır?


Bu biyoloji ve fen bilgisi veya fen bilimleri ödev sayfamızda; kalp nedir, kalbin bölümleri, Görevleri ve özelikleri nelerdir? bunun yanında kalbin yapısı nasıldır? hakkınnda bilgi içeren biyoloji ödev konusu anlatımı detayları yer almaktadır...

Kalp Nedir?

Kalp veya yürek (Arapça: قلب kalb; Farsça: قلب = kâlb ; Maltaca: qalb; Zazaca: qelb ; Latince:

Cor)Kalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir? kalp kası olarak bilinen özel bir tip çizgili kastan oluşmuş kendiliğinden kasılma özelliğine sahip kuvvetli bir pompadır.

Metabolizma faaliyetleri sonucunda oluşan artık ürünlerin vücuttan uzaklaştırılması ve bazı hormonlar ve enzimlerin vücudun gerekli bölgelerine taşınması gerekir. Bütün bu işlemleri kalp ve damarlardan oluşan dolaşım sistemi yapar.

Kalbin Bölümleri, Görevleri ve Özelikleri Nelerdir? Yapısı Nasıldır?

Kalp bu sistem içerisinde motor görevi yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 vuruş arasında değişen bir hızla günde 9000 litre kanı vücuda pompalar. Günde yaklaşık 100 binKalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir? yılda 40 milyonKalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir? tüm insan hayatı boyunca yaklaşık 2Kalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir?5 milyar kereKalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir? hiç durmadan yaklaşık 8 ton kanı vücuda pompalar. Normal bir insanda ortalama ağırlığı 250-300 gramdır.

Kalp memelilerde 4 odacıklı ve 4 kapakçıklıdır. Odacıklar sağ odacıklar ve sol odacıklar olarak 2 ana bölümden oluşur. Sağ bölümKalp - Kalp Nedir? Kalbimizin Görevleri Nelerdir? Kalbin Bölümleri Özelliği Nedir? kanın vücuttan döndüğü odacık olan sağ kulakçık (atriyum) sonra triküsbit kapak adı verilen 3 yaprakçıklı bir kapakçık ile ana odacık olan sağ karıncıktan (ventrikül) oluşur.

Kan vücutta oksijeni ve besin öğeleri kullanıldıktan sonra vena cava adı verilen 2 adet ana toplardamar ile sağ kulakçığa gelir. Sağ kulakçıktan kan yerçekimi ve kulakçık kasılması ile aradaki kapak olan triküsbit kapaktan (3 yaprakçıklı kapak) geçerek sağ karıncığa girer. Sağ karıncık ile pulmoner atardamar arasındaki kapağa da pulmoner kapakçık adı verilir. Sağ karıncık kanı pulmoner atardamar adını verdiğimiz bir damar yoluyla akciğerlere pompalar.

Sol bölüme kan akciğerlerden oksijenden zenginleştirilmiş olarak gelir. Sol kulakçığa gelen bu kan yerçekiminin de etkisi ile ve biraz da sol kulakçığın kasılması yardımı ile sonradaki kapak olan mitral kapakçık adı verilen 2 yaprakçıklı bir kapaktan sol karıncığa akar. Sol karıncık ile aort atardamarı arasında aort kapakçığı denilen 3 yaprakçıklı bir kapak bulunmaktadır. Sol karıncıktan temiz kan güçlü kasların kasılması etkisi ile aort atardamarı denilen ana atardamar vasıtasıyla vücuda sunulur. Elimizi göğsümüzün sol tarafına götürdüğümüzde kalbimizden gelen sesin nedeni kulakçık ile karıncık arasındaki kapakçıkların açılıp kapanmasıdır.
Paylaş:

1 Mart 2013 Cuma

Kalp Hastalıkları Nedir? Belirtileri Nelerdir Hakkında Bilgi


ritm En önemli organlarımızdan olan ve yaşam  boyunca durmadan çalışan kalp, hastalıklara karşı oldukça duyarlıdır.Kalpte en sık görülen sorun damar sertliğidir; ama bunun yanında, daha değişik kalp hastalıkları da vardır.

Kanın kalpte doğru yönde ilerlemesi, dört kapağın da düzgün bir biçimde çalışmasına bağlıdır. Kapak hastalıklarının nedenlerinden biri çocukluk çağında geçirilen romatizmal ateş ya da akut eklem
romatizmasıdır.

Kapak hastalıklarının bir başka nedeni de doğuştan görülen yapı bozukluklarıdır. Bu bozukluklar
en çok sol karıncığın giriş ve çıkışında yer alan kapaklarda (mitral ve
aort kapakları)ortaya çıkar.

Kapak hastalıkları iki türlüdür.Ya kapak daralarak kanın ileri akışınıengeller (stenoz) ya da yeterli derecede kapanmayarak kanın gerisızmasına olanak verir (kapak yetmezliği, regurgitasyon). Bu iki bozukluk genellikle birlikte görülür.

Kalp kapağındaki bozukluk hafifse sorun yaratmaz, ama bu hastalarda enfeksiyona bağlı endokardit geçirme olasılığı yükselir. Endokardir,enfeksiyona yol açan organizmaların, bozulmuş olan kapağın üstüne yerleşerek orada çoğalmalarıyla ortaya çıkar. Kalp kapaklarını oluşturan bağ dokusu ayrı bir kan dolaşımına sahip
olmadığından, akyuvarlar oraya ulaşarak yabancı organizmalarla savaşamaz, bedenin savunma sistemi etkili olamaz.

Doğuştan kalp hastalıkları;

Kalpte doğuştan yapı bozukluklarının bu kadar sık görülmesinin nedeni, organın ana karnındaki gelişmesinin çok karmaşık olmasıdır. Gebeliğin ilk haftalarında düz bir boru biçiminde olan yapı, sonunda dört odacıktan
oluşan ve iki ayrı dolaşım sistemi bulunan bir organa dönüşür ve bu karmaşık süreçte zaman zaman bozukluklar ortaya çıkabilir.
Bebekler bazen kulakçıklar ya da karıncıklar arasında delikle doğarlar. Bu duruma “atrial ya da ventriküler septum defektleri” (kulakçıklar ya da karıncıklar arası bölme bozuklukları) adı verilir.

Akciğerlere yeterli kan gitmediği zaman kan gerekli miktarda oksijenle yüklenmeyeceğinden “mavi hastalık” (siyanoz) adı verilen hastalık görülür.
Son yıllarda kalp ameliyatları o kadar gelişmiştir ki, çok küçük bebekler bile kolaylıkla ameliyat edilebilmektedir.

Yetersizlik;
Bazıdurumlarda sol karıncığın kasları zayıf kaldığından kalbin pompalama gücü yeterli olmaz. Bunun nedeni, daha çok koroner damar hastalığı yüzünden, kalbe yeterli kan gemlememesidir.

Kardiyomiyopati;
Konjestif
kardiyomiyopati kalp kaslarının zayıflamasına yol açan bir hastalıktır.
Zayıflayan kaslar zorlandıkça boşluk genişler ve kalp yavaş yavaş
büyür. Hastalığın nedeni çoğunlukla gizli kalır.

Bazen de kas kalınlaşarak sol karıncıktan kanın çıkışını engeller. “hipertrofik
kardiyomiyopati” adını alan bu hastalık, birkaç kalıtsal kalp
hastalığından biridir.
Kalpte ritm bozuklukları

Kalbin her bölümünün tam gerektiği anda kasılmasından elektriksel ileti sistemi sorumludur. Bu açıdan da iki ayrı bozukluk görülebilir. Kalbin
atışları ya yavaşlar ya da hızlanır.

İki durumda da beyne yeterli kan gitmemesi yüzünden hastada baş dönmesi,
hatta bilinç yitimi olabilir. Kalbin vuruşları bazen o kadar zayıflar ki
kan pompalayamaz olur. Öte yandan atışların çok hızlanması da (bu kez
de atışların arasında kalp yeterince dolma fırsatını bulamayacağından)
yine az kan pompalanmasına neden olur.


Baş dönmesi ile bayılmanın nedeni kalbin hızlı çalışması ise çarpıntı olarak
tanımladığımız rahatsızlık duygusunda ortaya çıkar. Ritm bozuklukları y
kendi başına y da başka kalp hastalıklarından sonra görülürler.
Belirtilerin nedenini saptamak için EKG (elektrokardiyografi) çekilmesi
gerekir.

Kalp
hastalıkları konusundaki en önemli gelişmelerden biri taşınabilir bir
teyp aygıtı yardımıyla hastanın 24 saatlik EKG’sının kaydedilmesidir.
Daha sonra sonuçlar kayıttan 60 kez daha hızlı okuyan başka bir aygıtla
incelenir.

Kalbin yavaş çalışmasına karşı kalp pili kullanılır, hızlı çalışmasına karşı da ilaç tedavisi uygulanır.

Kalp hastalıklarının belirtileri;

Kalp
hastalıklarının nedenlerinin çok çeşitli olmasına karşılık, belirtileri
pek azdır. Kalbin oksijensiz kalması kendini ağrı ile (anjina) belli
eder. Ama başka nedenler de, sözgelimi sindirim bozukluğu da benzer
ağrılar yaratabilir.

İkinci
belirti de kalp yetersizliğidir. Sol karıncık akciğerlerde biriken sıvı
hastanın özellikle egzersiz sırasında soluksuz kalmasına yol açar.

Kronik
kalp yetersizliği sonunda iki karıncığı birden etkileyeme başka ve
akciğerlerde sıvı birikmesi yanında dokularda da aşırı su tutulur, ayak
bileklerinde ödem (şişme) belirir. Böbreklerden daha çok sıvı atılmasını
sağlayan idrar söktürücüler verilerek ödem azaltılır.

Tanı:
Kalp
yetersizliği kolayca fark edilir. Akciğerde sıvı toplanması dinleme
aletiyle anlaşılan sesler verir, ayak bileklerindeki ödem rahatsızlık
veren şişmelerle belli olur.

Tanının
temel işlemi önce kalbin muayenesidir. Doktor bu amaçla hastanın kalp
atışlarının düzgün olup olmadığını kontrol eder, göğüs duvarını inceler.
Kalp yetmezliğinde kalp büyür ve karıncık kasların kalınlaştığı zaman
kalp atımlarının niteliği değişir. Bu da göğsün dışından anlaşılabilir.

Doktor
dinleme aleti ile kalp kapaklarının sesini ve tıpta üfürüm olarak
adlandırılan özel sesleri dinler. Üfürümler kalp kapaklarında daralma ya
da yetmezlik yüzünden ortaya çıkan, kanın akışı sırasında yarattığı
girdaplardan gelen seslerdir.

Ayrıntılı yöntemler
Doktor hastanın kalbini muayene ettikten sonra daha başka incelemelere de gerek duyabilir. Bunlar EKG, göğüs röntgeni ya da ekokardiyogarifidir. Uygulaması çok basit olan bu sonuncu yöntem, tam
anlamıyla ağrısızdır. Ses ya da ultra ses dalgaları yardımıyla kalp
kapakları hakkında ayrıntılı bilgi edinmek ve sorunların nedenini
saptamak olanaklı olur.

Hastanede uygulanan testler;

İleri
muayene yöntemlerinden biri “kateter”dir. Bu işlem damara (atardamar ya
da toplardamar) yerleştirilen bir borunun (kateter) kalbe ilerletilirken
çeşitli aşamalarda röntgen çekilmesidir. Testin yapılması için hasta
birkaç günlüğüne hastaneye yatar.

Kateter kalbin değişik bölümlerindeki basıncı ölçer.
Aygıt ile verilen özel boyada maddesi odacıkların durumunu belirleyerek
anormalliklerin saptanmasını sağlar.

Kalp kapakları:


kalp_kapaklari
Kalp,
görevi bedendeki kan dolaşımını sağlamak olan, kaslardan yapılmış bir
pompadır. Bütün pompalar gibi kalbin çalışması da, bir dizi kapakçığın
düzgün çalışmasına bağlıdır. Kalbin sağ yanında pulmoner ve
triküspid(üçlü) kapaklar, sol yanında ise aort ve mitral (ikili)
kapaklar yer alır. Bu dört kapak otomatik olarak, belirli bir düzen
içinde açılıp kapanarak kanın ilgili bölümlere dolup boşalmasını ve tek
bir doğrultuda ilerlemesini sağlar.

Pulmoner
kapak, yani akciğer atadamarı girişindeki kapak ile aort kapağının
yapıları birbirine benzer. Sağlam bağ dokusundan oluşan bu kapaklar üçer
yaprakçıktan oluşur. Birbirine benzemekle birlikte yapıları daha
karmaşık olan mitral kapak (sol kulakçık ie sol karıncık arasında yer
alır) iki, triküspid kapak (sağ kulakçık ile sağ karıncık arasındadır)
ise üç yaprakçıktan oluşur.

Kapakların hepsi kulakçıklar ile karıncıkların arasındaki halkasal yapıların
üzerinde yer alır. Kapakları oluşturan yaprakçıkların serbest uçları
kapalı durumda birbirine değerek kulakçık ile karıncığı ayırır. Bu
uçlardan karıncıkların içine uzanan ince lifler, kapağın, basıncın
etkisiyle kulakçıklara doğru açılmasını önler.

Sorunlar:
Kapaklarda
iki bozukluk görülür. Ya kapak daralarak kanın geçmesini engeler(darlık
ya da stenoz) ya da kanın normal dolaşım yönünün tersine, geri
kaçmasına yol açacak biçimde tam kapanamaz, yani yetersiz kalır
(yetmezlik ya da regürjitasyon).

Kalp kapağı hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri romatizmal ateş ya
da akut etlem romatizmasıdır. Romatizmal ateşte iltihaptan neredeyse
hep, sol yandaki kapaklar (aort ve mitral kapaklar) etkilenir ve sonuçta
kapak darlığı ya da yetmezliği ortaya çıkar.

Kapak hastalıklarının bir başka nedeni doğuştan görülen kusurlardır. Darlık ve
kapak yetmezliği önemsiz yapısal bozukluklar sonunda da ortaya
çıkabilir ve daha çok aort kapağı ile pulmoner kapakta görülür.
Belirtiler bazen ancak ileri yaşta, yıpranıp yorulan kapağın zorlanmaya
başlamasıyla kendini belli eder. Yapğı bozukluğu kapağın kalınlaşmasına
ve üstünde de kalsiyum birikmesine (kireçlenme) neden olarak, çalışma
yeteneğini kısıtlar. Kandaki zararlı mikroorganizmalar da bozuk
kapakların üstünde toplanarak, bunların daha da bozulmasına yol açar. Bu
durum enfeksiyöz endokardit olarak bilinen çok ciddi bir Rahatsızlığa
neden olabilir.

Doğuştan yapı bozuklukları kalbin kapaktan başka bölümlerini de etkileyerek
sorun yaratabilir. En sık görülen kusurlardan biri “fallot tetralojisi
(dörtlüsü)” adı verilen durumdur. Bu hastalıkta pulmoner kapak darlığı
ile birlikte karıncıklar arasında delik de bulunur.

Önemli rahatsızlık yaratmayan başka bir bozukluk da mitral kapağın prolapsıdır.
Kapağın ve onu tutan “chordae tendineae” adli liflerin yapısındaki
geçeklikten ötürü kapak kulakçığa doğru balonlaşarak kanın geriye
kaçmasına izin verir.

Kapak hastalıklarının belirtileri:

Kapak hastalıklarının belirtisi birkaç tanedir. Doktor, muayene sırasında
dinleme aleti ile üfürümleri duyar. Üfürüm kanın, bozulmuş olan kapaktan
geçişi sırasında duyulan sestir. Aort ve mitral kapak bozukluklarının
yaptığı daralma ya da kaçak yüzünden kan basıncının artması nedeniyle
akciğerlerde sıvı toplanması, soluk darlığına, aşırı zorlanma sonucu
kalınlaşan kalp kası ağrıya (anjina) yol açar. Kas düzenli kasılma
yeteneğini yitirince kalp atışlarının düzeni de bozulur.

Muayene ve tedavi;



Onemsiz kapak rahatsızlıkları genellikli ilaçlarla kontrol altına alınabilir.
Bazı durumlardaysa ameliyat gerekir. Kalp hastalıkları uzmanı bunu
anlamak için çeşitli testlerin yanı sıra göğsün röntgenini ve EKG’yi
inceler. Kapaklar ultra son ile incelenebilir; odacıklardaki basıncı
ölçmek için de kateterizasyon yapıldıktan sonra ameliyata başvurulur.

Kalp Kası İltihabı:

Kalp,aşağı yukarı bütünüyle kastan oluşur. Bu kas, bedenin öteki
bölümlerindeki kaslar gibi enfeksiyon sonucu iltihaplanabilir. O zaman
kalp atışları hızlanır; çarpıntı, yorgunluk ve soluk darlığı
görülebilir.

Kalp kası iltihabı virüs ve bakteri kökenli hastalıkların sonucunda
görülebilir, ama ancak açık seçik ve ciddi belirtiler verdiği zaman
yapılan testlerle saptanır. Ciddi kalp kası iltihabına ise çok ender
rastlanılır.

Tanı ve Belirtiler:

fft16_mf102779Kalp
kası iltihabından kuşkulanıldığında başvurulacak ilk test
elektrolar-diyoğrafidir. Eğer kalp hastalıktan etkilenirse, EKG’de kalp
atışlarının hızlandığı (taşikardi) ve normal ritmi bozan
ekstrasistor’ler görülür.

Kalbin çapında büyüme olup olmadığını anlamak için röntgen yararlı olur. Kalp
kası iltihabının erken belirtilerinden biri de iki karıncağız birden
şişerek balonlaşmasıdır. Bu şişme yüzünden kulakçıklar ile kapakçıkların
kenarları birleşmez. Bu yüzden kan geri kaçar ve sistolik üfürümler
duyulur. Yani kalbin kan pompaladığı sırada olağandışı sesler oluşur.

Kalp kası iltihaplandığı için eskisi kadar verimli çalışamaz. Akciğerde
biriken kan soluk darlığına, sağ karıncığın yeterli çalışmaması ise ayak
bileklerinde ödeme neden olur.

Nedenler:


Kalp kası iltihabının çeşitli nedenleri vardır. Batı ülkelerinin çoğunda en
sık görülen hastalık nedeni, çoxsackie B ailesine ait bir virüstür.
Kabakulak, grip, kızamık, çocuk felci virüsleri de hastalığa yol
açabilirler.

Septisemide kana yüksek oranda bakteri karışmasıyla da kalp kası iltihabı
oluşabilir. Bu enfeksiyonlar çok tehlikelidir. Hastalık difterinin
komplikasyonu olarak da görülebilir, ama difteriye karşı aşılanmış
çocuklarda bu olasılık çok düşüktür.

Bir başka hastalık nedeni de rtişinozdur (trichinella spiralis adındaki
solucanın larvaları bulaşmış domuz etinin yenmesiyle ortaya çıkan
hastalık). Asalaklara bağlı kalp kası enfeksiyonları tropikal ülkelerde
daha sık görülür ve genellikle başka asalak hastalıklarının (güney ve
orta Amerika da chagas hastalığı, Afrika’da uyku hastalığı) komplikasyonu olarak ortaya çıkar.

Tedavi ve sonuç:

Bakteri ve asalak kökenli kalp kası iltihabın tedavisi antibiyotiklerle yapılır.
Buna karşılık etkili antiviral ilaçların sayısı pek az olduğundan, en
sık görülen virüs kökenli kalp kası iltihabında yatakta dinlenmeden
başka özel bir tedavi yöntemi yoktur. Deneyimler göre tehlikeli yan
etkiler ancak dinlenme önerine uymayan hastalarda görülmektedir. Ağır
egzersiz yapan gripli hastalarda kalpte ritm bozuklukları yüzünden ani
ölümler bildirilmiştir.

COxsackie B enfeksiyonuna yakalanan hastalar EKG ve röntgende iltihap belirtileri
yok olup kalp yeniden normal çalışıncaya kadar (6-8 hafta) yatakta
kalmalıdır.

Virüs enfeksiyonunun akut evresinde en etkili ilaçlardan biri aspirindir. Ama
etkili olması için dört saatte bir 1-2 tane aspirin tableti almak
gerekir. Kalp atışlarındaki düzensizlik, lokat anestezikler ve sıvı
atılmasını sağlayarak kalbin yükünü azaltan idrar söktürücüler ile
tedavi edilir. Hastanın az tuz yemesi de tedaviye yardımcı olur.

Kalp kası iltihabı virüs nedeniyle olmuşsa az da olsa yineleme olasılığı
vardır. Bu durumda en iyi tedavi yeniden yatakta dinlenmek ve aspirin
almaktır.


kaynak: bilgiustam.com

Paylaş: