COĞRAFYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
COĞRAFYA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Amerika Kıtası Nedir? Amerika Kıtası Özellikleri Hakkında Bilgi


Amerika, Batı Yarımküre'de, Yeni Dünya olarak adlandırılan bölgede, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve bu bölgelere bağlı çok sayıda ada ve adacıklardan meydana gelen, 42.550.000 km² toplam alanı olan 2016 yılındaki nüfus verilerine göre 1,002 milyar nüfusu olan, kıtalar ve adalar topluluğudur.

Kuzeyde yer alan kara parçasına Kuzey Amerika, güneyindeki ise Güney Amerika olarak adlandırılır. Orta Amerika denilen bölge ise Meksika’daki Tehuantepec kıstağı ile Panama kıstağı arasındaki kesimdir.

Tarihi Hakkında Bilgi

Amerika’yı ilk olarak 12 Ekim 1492’de Kristof Colomb keşf etmiştir. Yaptığı seferlerde Bahama ve Antil adaları ile Orta Amerika kıyılarını buldu. Ancak buraların yeni bir kıta olduğunu anlayamadı. Amerigo Vespucci buraya yaptığı seferlerde yeni bir kıta olduğunu anlamış ve “Yeni Dünya” ismini vermiştir. 1507’de Alman coğrafyacılar bu kıtaya Amerika ismini vermişlerdir. Amerika kıtası coğrafi bakımdan; Kuzey, Orta ve Güney Amerika olmak üzere üçe ayrılır.

Kuzey Amerika Güney Amerika’nın tamamı ile Orta Amerika, Meksika ve Antiller; ortak tarihsel ve kültürel özellikleri bakımından Latin Amerika adı altında toplanmışken, Meksika’nın kuzeyinden itibaren olan kuzey Amerika topraklarında Anglo-Sakson (Anglo Amerika) adı verdikleri kültürleri hakimdir.

Kıtanın konumuna bakıldığında kıta; kuzeyden Buz Denizi, Doğudan Atlas Okyanusu, batıdan Pasifik Okyanusu ve güneyden de Güney Buz Denizi ile çevrilidir. Kıta, 92 km. genişlikte olup 50 m. derinlikte olan Bering Boğazı’yla Asya topraklarından ayrılmıştır. 20.000 km. boyunca uzanan Amerika dünyanın en uzun kıtasını oluşturur( 82⁰ N enleminde Colombia Burnu– 55⁰ güney enlemindeki Horn Burnu ). Buradan şu sonuç çıkar ki Amerika kuzey ve güney kutup noktalarına en fazla yaklaşan anakaradır. Kıtanın en doğu ucunu oluşturan 35⁰ batı boylamı ki burası Brezilya’nın doğusundaki Branco Burnu ile en batı ucunu oluşturan 166⁰ batı boylamında bulunan Alaska’nın batısındaki Galler Prensi Burnu’dur. Genişlik olarak yaklaşık 5000 km.’yi aşmaktadır.

Yüzölçümü bakımından Asya kıtasından sonra ikinci büyük anakara olan Amerika, yeryüzündeki kara parçasının % 27,8’ini kapsar. Yalnız Amerika Güney kıtası ve kuzey kıtası olmak üzere ikiye ayrıldığından ikici büyük kıta Afrika Kıta’sı olarak geçer. Dünya nüfusunun % 14’ü (yaklaşık olarak 900 milyon) Amerika’da yaşamaktadır.

Amerika Kıtası'nın Yapısal Özellikleri

Amerika Ana karası , yer tarihi boyunca Avrupa ve Afrika ‘da kayarak uzaklaşmıştır. Bu kıtaların karşılıklı kıyıları gözden geçirildiğinde Amerika’nın kuzeyindeki genişliğin Avrupa’nın kuzeyi üzerine kapandığı Orta Amerika’daki girintinin batı Afrika çıkıntısıyla doldurulduğu ‘ aynı şekilde Güney Amerika çıkıntısının da Afrika’nın Gine Körfezi girintisi kapladığı dikkati çeker. Kuzey Amerika!nın kuzeydoğu çeyreğini büyük bir bölümünü kapsayan Kanada kalkanı , Kuzey Amerika’nın ; Guyana ve Brazilya kalkanları da , Güney Amerika ‘nın çeyreğini oluştururlar. Kıtanın batı kıyıları boyunca Dünya anakaralarında genellikle doğu-batı doğrultusunda uzanmasına karşılık Yeni Dünya’daki kuzey-güney doğruştulu uzanışı , dünya kıtasının parçalanmasın dan sonra Kuzey ve Güney Amerika’nın eski temel arazisini oluşturan platformların daima batı yönünde hareket etmesinden ve Pasifik Okyanusu’na ait okyanusal kütlenin kıtalara ait karasal kütle altana dalmasından kaynaklanır. Amerka Kıtası’nda Dördüncü Zaman’dan önce meydana gelen kütleler, bu zaman da yer hareketlerinde baş gösteren değişiklerle bugünkü görünümü almıştır. Ayrıca , bu dönemde Kuzey Yarımküre’de buzullaşma dönemleri görülmüştür. Kuzey Amerika’da en büyük buzul yayılması Kanada Kalkanı üzerinde olmuştur. Buzulların en yaygın olduğu zamanda buzul sınırı , Büyük göllerin güneyinde 40 derece kuzey enlemine kadar inmiştir. Günümüzden 10.000 yıl önce Göller yöresinde , 6.000 yıl önce Alaska’da buzullaşma sona ermiştir. Grönland Adas’ında ise henüz sona ermemiştir.

Amerika Kıtası'nın Yeryüzü Şekilleri

Amerika , Asya (1010 m) ve Afria (660 m) kıtalarından sonra dünyanın üçüncü anakarasıdır. Kuzey Amerika’nın ortalama yükseltisi 600 m , Güney Amerika’nın 550 m dir. Buna göre kıta , Avrupa (330 m) Okyanusya (330 m ) kıtalarından daha yüksektir. Kuzey ve Güney Amerika anakaralarının yeryüzü şekilleri gözden geçirildiğinde , bu iki kıta rölyefinin birbirine benzerlik gösterdiği ve bu benzerlikte bir simetriliğin olduğu dikkati çeker. bu simetrilik genç dağlarda dahada belirgindir. Kıatada yüzey şekilleri bakımından Kuzeyden güneye doğru , üç büyük birim uzanır: Dağlar , Platolar ve Ovalar.

a) Dağlar : Batıda , genç dağlar , Alaskadan Ateş ülkesine kadar yaklaşık 20.000 km boyunca yayılır. Bu dağ sırasında Kuzey Amerika’da Kayalık Dağları , Güney amerika da ise And Dağları denir. Burası aynı zamanda deprem sınırının orta bölümünde yer alan Aconcagua Doruğu (6959 m) Amerika’nın en yüksek noktasını oluşturur. kıtanın yaklaşık orta kesmi çok daralarak 64 km. ye kadar düşer. Burada 1914 yılında ulaşıma açılan Panama Kanalı , Büyük Okyanus ile Atlas okyanusu arasındaki ulaşımı en kısa yoldan sağlar.

b) Platolar: Amerika’nın platoları yapı itibatiyle çeşitli jeolojik devirler kapsamına rağmen , genellikle kambrium öncesi eski kütleler üzerinde yer alırlar. kıtadaki başlıca platoları iki platoları iki bölümde ele almak mümkündür: alp Orejenezi içinde sıkıştırılmış platolar ; Kaledonya ve Hersinya kıvrımları çevresinde, Huron kıvrımları üzerinde oluşmuş platolar. Alp Orejenezi içinde sıkışmış platolar Kuzey Amerika’da oldukça geniş yer kaplarlar. bunların başlıcalarını ise Kolombiya Platosu , büyük Havza ve Meksika Platosu oluşturur.

Güney Amerika’da ise Alp Orejenezi içindeki platolar oldukça küçük ve dağ sıraları arasına sıkışmış durumdadırlar. Bunların başlıcalrı Peru ve Bolivya platolarıdır. Patoganya Platosu ise Güney andlar’ın doğusunda uzanır.
Kaledonya, Hersinya kıvrımları çevresinde, Hurom kıvrımları üzerinde yer alan platolar ise birincisine göre daha geniş alanlıdır. Kuzey Amerika’da yer alan platolar ise birincisine göre daha geniş alanlıdır. Kuzey Amerika’da yer alan Labrador platosu, Ozak platosu; Güney Amerika’da yer alan Guyana ve Brezilya platoları oldukça geniş ve yüksek düzlükleri ihtiva ederler. Bu platoların yükseklikleri 400 m ile 2000 m arasıonda değişmektedir.

c) Ovalar: Dağların okyanuıs kıyılarına paralel uzanmalarından dolayı, Amerika kıtasında önemli kıyı ovaları( Florida ve Carolina hariç) gelşememiştir. Genelde ovalar büyük akarsu sistemlerinin akaçlama alanlarında oluşmuştur. Anakaradaki akarsuların büyük oluşu, ovaların dsa geniş yüz ölçümlü olmasına yol açmıştır. Amerika’da yer alan bu oveların toplam alanı, Avrupa’nın toplam alanından daha geniştir. Bu nedenle, kıtanın tarımsal ekonomik potansiyeli oldukça yüksektir. Kuzey Amerika’da Missisippi-Missiouri ırmaklarının akaçlama sahasında geniş düzlükler yer alır. Güney Amerika’daki Amazon alçak sahası, yedi milyon km2 ‘lik bir akaçlama alanı oluşturur. Pek engebeli olmayan bu geniş ovada eğim oldukça düşüktür. Orinoco ve Paraguay ırmaklarının havzalarında da, geniş alüvyon ovaları vardır. Ykalaşık 780.000 km2’lik bir alanı kaplayan Pampalar, And’lardan taşınmış gevşek tortullardan oluşmuştur.

Amerika Kıtası'ndaki İklim ve Bitki Örtüsü Özellikleri

Amerika kıtasının kuzey-güney doğrultusunda büyük bir mesafe boyunca yayılması bu kıtada çeşitli iklim tiplerinin oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca doğu ve batısında dağlık bölgelerin bulunması, iç kesimlerin de bu dağlık alanlar vasıtasıyla denizlerden ayrılmış havzaların yer alması ve kıyılarında farklı sıcaklıkta akıntıların mevcut olması kıtanın iklimini daha da çeşitlendirmektedir. Kıtada sıcak iklimler, çöl iklimleri, ılıman iklimler ve soğuk iklimler olmak üzere, başlıca dört iklim tipi görülür. Kuzey Amerika büyük bölümüyle ılıman kuşakta, Güney Amerika daha çok tropikal kuşakta yer alır.

a) Sıcak iklimler ve Bitki Örtüsü

1) Ekvatoral İklim: Tropikal bölgedeki birinci iklim türünü oluşturan bu iklim türü, Amazon alçak sahası, Orta Amerika, Antil adaları ve Guyana’nın batısında görülmektedir. Sıcaklık bütün aylarda 20C’nin üstündedir. Kurak mevsim yoktur. Ancak iki max. yağmur devresi vardır. Yılık yağış tutarı ortalama 2500mm iken, Kolombiya’nın Chaco yöresinde rekor düzeye, 8991mm’ye ulaşır. Bitki örtüsü, nemli tropiklal ormanlardan oluşur. Alçak bölgelerde asıl tropikal ormanlar yayılış gösterir. 1000 m’den yüksek bölgelerde ise nemli tropikal ormanlar bazı değişikliklere uğrarlar. And’ların kuzey bölümünün doğu yamaçlarında 1300m’ye kadar gür tropikal ormanlar 3200m’ye kadar subtropikal orman şeridi ve daha yüksek seviyelerde Paramo denilen ağaçsız dağ stepleri yer almaktadır. Mangrovlar nemli tropikal bölgelerin dışında nadiren çıkarlar. Amerika’da Mangrov toplulukları Florida’da, Bermuda adaları, Güneydoğu ve Kuzeydoğu Brezilya’da, Ekvator’da ve Orta Amerika kıyılarında görülmektedir. Tür bakımından fakir olup tüm Mangrovlar ancak 26 kadar türe ayrılır.

2) Tropikal İklim: Savan iklimi de denilen Tropikal iklim türünde yıllık sıcaklık ortalaması 18 C’nin altına düşmemekle birlikte, günlük sıcaklık farkları ekvatoral iklime göre daha büyüktür. Yağışlar daha az olup kurak devrenin süresi ve şiddeti artar. Savan iklimi Orinoco havzası, Brezilya platosu ve Ekvator’un batısındaki bazı yörelerde görülür. Devri yağışlı tropikal bölgede, en geniş yeri savanlar ve savan ormanları kalplar. And’larda ise devri yağışlı tropiklerdeki yükselti katları görülmektedir. Bu dağların orta yamaçlarında dağ savanları, daha yükseklere kurakçıl çalılıklar ve nihayet ağaç sınırının üstünde yer alan Puna katında kurakçıl otlarda, dikenli çalılarda ve Sukkulentlerden(etlimsi yapraklı bitkiler) oluşan bitki örtüsü yer almaktadır.

3) Yüksek Saha İklimleri: Tropikal bölgedeki sıcak iklimlerin yüksek saha çeşitleri, Kolombiya iklimi ve Meksika iklimi olarak iki türe ayrılır. Bunlara sıcak kuşağın yükseklik iklimleri denilmektedir. Bu iklim tiplerinde yağışlar coğrafi enleme bağlı olmakta ve sıcaklıklar ise yükseltiye göre azalmaktadır. Ekvador ve Kolombiya’da görülen Kolombiya iklim tipinde, Ekinokslara tekabül eden iki yağış azamisi vardır. Yıllık ortalama sıcaklıklar her yerde 20 C’nin altındadır. Yıllık sıcaklık farkı gayet azdır. Bu iklim tipinde don olayı görülebilmektedir. Peru ve Meksika yaylalarında görülen Meksika iklim tipi ise sıcaklığın yıllık genliği artar ve yağış rejiminde kurak devre çok belirgin bir hal alır.

b) Çöl İklimleri ve Bitki Örtüsü

1) Sıcak çöl iklimi: Amerika’da sıcak çöl iklimleri Aşağı Kolorado, Meksika’nın iç yaylaları, Aşağı Kaliforniya ve Peru-Şili kıyılarında görülmektedir. Yıllık yağış tutarı 30-40mm’yi geçmez. Bağıl nem çok azdır(%5-30). Yıllık ve günlük genlik 15 C ile 25 C arasındadır ve sıcaklık sıfırın altına düşmez. Kuzey Şili ve Peru’nun kıyı bölgesinde Okyanusal çöl iklimi(Peru tipi) görülür. Bunun nedeni, Humboldt Akıntısı ve And’ları aşarak kıyıya kadar uzanan kuru Alizelerdir. Soğuk hava kütlesinden oluşan, yaklaşık 400m kalınlığındaki bir bulut katmanı, yere yakın hava katmanlarının ısınmasını önler. Bu nedenle sıcaklık öbür bölgelere göre oldukça düşüktür.

Örneğin Lima’da yıllık sıcaklık değerleri, şubatta 23 C ağustosta 15,9 C’dir. Nispi nem oldukça yüksektir(Kışın %81, yazın %78). Yılın en az altı ayını güneşsiz geçiren Peru kıyıları dünyanın en büyük bulutlu çöl bölgesidir. Yıllık ortalama yağış tutarının ancak 40-50 mm kadar olduğu bu kıyılarda, yoğun sis tabakası belirli bir nem sağlar. Lomos denilen ve bazen havanın yoğunlaşmasından meydana gelen bir çiseleme yağış alan tepelik bölgelerde, seyrek çalı türleri görülmektedir. Kıyı boyu tamamıyla çıplaktır. Kuzey Şili-Güney Peru kıyılarında Atakama çölü yer almaktadır. Sıcak çöllerde bitki örtüsü olarak seyrek çalı ve ot türleri görülür. Bu bölgelerde bitki hayatı topiklere doğru olan kesimlerde yazın, tropikler dışında ise ilkbaharda canklanma gösterir. Kaliforniya Yarımadası’nın güneyinde çalı ve ağaçlık formasyonu arasına büyük kaktüsler de karışmaktadır. Kuzeybatı Meksika çöllerinde hakiki türleri çöl stepler oluşturur.

2) Soğuk çöl iklimi: Büyük Havza yaylalarında ve Güney Patagonya sahasında görülür. Yıllık yağış tutarı 70-80 mm’dir. Yıllık sıcaklık farkı 30-35 C’yı bulur. Birkaç ay sıcaklık sıfırın altına düşer. Güney Patagonya”da enleme bağlı olarak, Büyük Havza yaylalarında ise yükseltiye bağlı olarak çöl iklimi görülmektedir. Büyük Havza yaylalarında görülen soğuk çöl iklimine ayrıca Aral Tipi de denir. Soğuk çöllerin doğal bitki örtüsünü çöl bozkırları oluşturmaktadır.

c) Ilıman İklimler

1) Subtropikal iklimler ve bitki örtüsü 

Akdeniz İklimi: Subtropikal iklimlerin birinci türü olan Akdeniz iklimi, Kaliforniya eyaletinin kıyı bölümünde ve Şili’nin 30 C güney enlemi çevresindeki kıyı bölgesinde etkilidir. Buralarda görülen iklim Akdeniz iklimini okyanusal iklim tipine benzemektedir. Kış yağışları önemlidir. Yağışın en az olduğu yaz devresinde, max. sıcaklıklar görülür.

Çin iklimi: ABD’nin güneydoğu kısmı ile Uruguay ve Paraguay’da Çin iklimine benzeyen bir iklim görülmektedir. Bu iklimin başlıca özelliği yazın en yağışlı mevsim olmasına rağmen, kış aylarının da önemli olmasıdır. Nemlilik oranı yıl boyunca yüksektir. Yıllık sıcaklık farkı 20 C’nin üstündedir. Bitki örtüsü olarak Kaliforniya kıyılarında Chapparal(çaparal) adı verilen ve makiye çok benzeyen çalı formasyonları gelişmiştir.

Kalifornia eyaletinden kuzeye doğru Oregon eyaletine kadar, genellikle meşelerin yer aldığı sert yapraklı orman görülmektedir. Kaliforniya yarımadasının büyük bir kısmı ise kreozot çalısı(Creosote Busch) ile kaplıdır. Orta Şili alanında ise kıyıda sert yapraklı çalı formasyonları, yükseklere doğru ise orman formasyonları görülür. Subtropikal kuşakta kıtaların doğu kıyıları genelde yazın bol yağış alır. Bu nedenle, söz konusu bölgenin asli vejetasyonu ormandır.

Bu orman formasyonları, kurak mevsimde yaprağını döken nemli ormanlar ve kuru ormanlar karakterindedir. Kuru orman formasyonu, Amerika’da; Meksika, Bolivya ve Güney Brezilya ile Kuzeybatı Arjantin’de And dağlarını doğu yamaçlarında görülmektedir. Bu ormanlarda tropikal kuşağın daimi nemli ormanlanları arasındaki sınırı çizmek güçtür. Buna karşın subtropikal ormanlarının Kutbi sınırı kabaca 30C paralelini izler. Subtropikal nemli ormanlar ise ABD’nin güneydoğusunda, Paraguay ve Uruguay’da yaygındır.

2. Okyausal İklim ve Bitki örtüsü

Bretanya iklime de denilen okyanusal iklim, ABD’nin kuzey batı eyaletleri ile Kanada’nın batı kıyılarını, Patagonya Andlarının okyanusa bakan taraflarında görülür. Bu iklim türü, sıcaklık ve yağışın mevsimlere dağılışının düzenli olması, sıcaklık farkınını 10 C civarında olması, don olayıın çok nadir görülmesiyle karekterize edilir.

Okayanusal iklim tipinin doğal bitki örtüsü; geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karışık ormanlardır. Kuzey Amerika’nın batısındaki Sierra Nevada Sıra Dağlarında ömürleri 4000 yılı bulan, boyları 120m.ye varan dev sekoyalar(mammuk ağacı), daha kuzeyindeki dağlarda ise Douglas çamları görülür. Çayırlarda geniş yar kaplar.

Dağların yüksek kesimlerinde ise Alpin bitki örtüsü yayılış gösterir. Kuzeybatı Kanada ile Alaska’nın Pasifik kıyısında ve Patagonya Andları’nın güney kesiminde ise okyanusal soğuk iklim görülmektedir. Bu iklim tipinde en soğuk ayın ortalaması -3 c civarında ve dört ayın ortalama sıcaklığı 0 cnin altındadır. Yaz serindir. Bütün yıl yağışlı olmakla beraber, maksimum yağış sonbahara rastlar. Bu bölgelerin doğal bitki örtüsü ise konifer ormanlardan ve çayırlardan oluşmaktadır.

3- Karasal İklimler ve Bitki Örtüsü

Nemli Karsal iklim: bu iklim türü, ABD’nin Atlantik kıyısında, Appallaşlar’da Göller Yöresi’nde Kuzey Dakota Eyaletine kadar uzanan geniş sağada ve Brezilya’da Minas Gerais Eyaleti’nde hüküm sürer. Sıcaklık değişimleri sık görülür. Yıllık sıcaklık farkı 25c civarındadır. Kışlar soğuk ve kurak, yazlar sıcak ve yağışlıdır. Sıcaklık farkı kıyıdan iç kesimlere doğru ve düşük enlemlerden uzaklaşıldıkça artar. Bu iklim tipinin doğal bitki örtüsü: geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karışık ormanlardır. Appalaş Dağları’nda ve Büyük Gölleri yöresinde çayırlarda geniş yer kaplar.

Yarı Kurak Karasal İklim: Orta Kuşak Geçiş İklimi de denilen bu iklim türü, Kuzey Amerika’da, ABD’nin 100ile 120c batı boylamları arasında kalan bölge ile Arajanti’nin orta bölümde Pampalar bölgesinde görülmektedir. Bu iklim tipinde, yıllık sıcaklık 15c civarındadır. Mevsimler arasında yağış farkları fazla değildir. Bu iklim tipinin doğal bitki örtüsünü bozkır formasyonları oluşturur.

Şiddetli Karasal İklim:Kanada’nın güney yarısında tayga veya Sibirya iklim tipide denilen şiddetli karasal iklim görülür. Bu iklimde, en soğuk ay ortalaması -20c civarındadır. En sıcak ay ortalaması 20c dolayındadır. Yaz 3 ay devam eder. Baharlar çok kısadır. Yıllık yağış tutarları genelde çok azdır. Şiddetli karasal iklim bölgesi, subartik iğne yapraklı prman formasyonu ile kaplıdır. Bu orman, Sibirya’dan alınan bir terimle Tayga adı ile tanınır. Kuzey Amerika’nın kuzeyinde eni ortalama 1500 km.ye varan bir kuşak halinde uzanır. İklim şartları dolayısıyla doğudan batıya gidildikçe kuşağın genişliği artar.

Soğuk İklimler ve Bitki Örtüsü 

1)Kutup-Altı iklimi: Kuzey Amerika’nın kuzey yarısında kalan bölgelerde, Kayalık ve And dağlarının yüksek kesimlerinde ve Ateş Ülkesinde görülen bu iklim tipinde , sıcaklık yıl boyunca düşüktür. En sıcak ay ortalaması 10 c altındadır. Yıllık yağış miktarı 250 mm.nin altında olup toprak uzun süre donmuş durumdadır. Yazın buzlar ve karlar kısa bir süre erir ve bataklıklar oluşur. Doğal bitki örtüsü bazı yosun çeşetleriyle soğuğa dayanıklı kurakçıl çalılardan oluşan tundradır. Bol yağışlı okyanusal subpolar iklim sahasına tekabül eden alanlarda , daima yeşil çayırlar gelişmiştir. Ateş Ülkesinde ve Gröland (Yeşil Ülke) adasının kıyılarında bu formasyon yaygındır.

2) Kutup İklimi : bu iklim tipi, Gröland Adası ile Kanada’nın kutup takımlarında görülür. Toprak, derinlere kadar donmuş haldedir. Yıl boyunca sıcaklık o C in altındadır. Yağış son derece azdır ve kar şeklindedir. Kutup ikliminin bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü bölgelerde, kutbi çöller görülür. Çok seyrekte olsa bazı kutu alanlarda bitki örtüsüne rastlanır. Buraları sıcak çöllerin vahalarına denk gelmektedir.
Paylaş:

Amerika Kıtasında Hangi Ülkeler Var? Kaç Ülke Var?


Okulda ders konularında, ödev ve sınav sorularında çıkan sorulardan birisi de ; Amerika Kıtasında Hangi Ülkeler Var? ve Amerika Kıtasında Kaç Ülke Var? sorusudur. İşte bo sorunun cevabı: Amerika kıtasındaki ülkeler aşağıda sıralanmıştır.


Amerika ülkeleri listesi:

 ► Güney Amerika ülkeleri (17 K, 3 M)

  •  Kuzey Amerika ülkeleri‎ (17 K)

B

  •  Barbados‎ (10 K, 3 M)
  •  Belize‎ (13 K, 1 M)

C

  •  Cayman Adaları‎ (7 K, 2 M)

D

  •  Dominik Cumhuriyeti‎ (13 K, 2 M)

G

  •  Grenada‎ (9 K, 2 M)
  •  Grönland‎ (14 K, 4 M)
  •  Guadeloupe‎ (3 K, 3 M)

H

  •  Honduras‎ (16 K, 4 M)

K

  •  Kosta Rika‎ (15 K, 2 M)

L

  •  Latin Amerika ülkeleri‎ (6 K)

M

  •  Martinique‎ (3 K, 1 M)

N

  •  Nikaragua‎ (18 K, 3 M)

P

  •  Panama‎ (19 K, 3 M)

S

  •  Saint Lucia‎ (9 K, 2 M)
  • ► Saint Vincent ve Granada‎ (boş)

T

  •  Turks ve Caicos Adaları‎ (7 K, 5 M)

"Amerika kıtasındaki ülkeler" kategorisindeki sayfalar

Bu kategoride toplam 57 sayfa bulunmaktadır ve şu anda bunların 57 tanesi görülmektedir.

#

  • Amerika ülkeleri listesi

A

  • Amerika Birleşik Devletleri
  • Amerika Birleşik Devletleri Virjin Adaları
  • Şablon:Amerika ülkeleri
  • Anguilla
  • Antigua ve Barbuda
  • Arjantin
  • Aruba

B

  • Bahamalar
  • Barbados
  • Belize
  • Bermuda
  • Bolivya
  • Brezilya
  • Britanya Virjin Adaları

C

  • Cayman Adaları
  • Curaçao

D

  • Dominik Cumhuriyeti
  • Dominika

E

  • Ekvador
  • El Salvador

F

  • Falkland Adaları
  • Fransız Guyanası

G

  • Grenada
  • Grönland
  • Guadeloupe
  • Guatemala
  • Guyana
  • Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları

H

  • Haiti
  • Hollanda Krallığı
  • Honduras

J

  • Jamaika

K

  • Kanada
  • Karayip Hollandası
  • Kolombiya
  • Kosta Rika
  • Küba

M

  • Martinique
  • Meksika
  • Montserrat

N

  • Nikaragua

P

  • Panama
  • Paraguay
  • Peru
  • Porto Riko

S

  • Saint Kitts ve Nevis
  • Saint Lucia
  • Saint Pierre ve Miquelon
  • Saint Vincent ve Grenadinler
  • Sint Maarten
  • Surinam

T

  • Trinidad ve Tobago
  • Turks ve Caicos Adaları

U

  • Uruguay

V

  • Venezuela

Ş

  • Şili

Paylaş:

28 Aralık 2017 Perşembe

Mariana Çukuru Nedir? - Dünyanın En Derin Noktası Neresidir?


Mariana Çukuru Nedir? - Dünyanın En Derin Noktası Neresidir? 

Mariana Çukuru, Büyük Okyanus'un batısındaki Mariana Adaları'nın en büyüğü olan ve en güneyindeki adası olarak bilinen Guam Adası'nın güney batısında, Japonya ve Endonezya’nın tam ortasında yer alır.Yapılan son ölçümlere göre en derin noktası yaklaşık 10.994 metredir. Uzunluğu 2.542 kilometre, genişliği ise 69 kilometredir. Mariana Çukuru'nu Dünya üzerindeki bilinen en derin nokta olarak biliyoruz. O kadar derin ki Everest'i ters çevirip başını bu noktaya denk getirsek dahi yüzeye 1 km'lik mesafe kalırdı.

Mariana Çukuru’nun nasıl oluştu


Kimi zamanlar yer kabuğunu oluşturan plakalardan bazıları birbirlerine yaklaşarak çarpışırlar. Bu çarpışma neticesinde plakalardan biri diğerinin altına girerek "dalma" adı verilen bir durum gerçekleştirir. Dalma durumunun anlamı ise yoğunluk bakımından üstün olan plakanın, daha az yoğun olan plakanın altına kayması olayıdır.  Bu bölgelerde şiddetli depremler görülebilir ve depremlerin oluştuğu derinlikler levhaların büyüklüğüne göre 700 kilometreyi bulabilir. İşte Mariana Çukuru da Pasifik Plakası ile Mariana Plakası’nın birbirine çarpması sonucu oluşmuş bir çukurdur.


Suyun içine atılan 1 kilogram kütleli metalin tabana ulaşması, yaklaşık olarak 1 saat sürer.Ancak, suyun yoğunluğu ve metalin özkütlesi de hesaba katıldığında, tabana ulaşma süresi artıp azalabilir. Dip noktasındaki basınç ise yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1000 kat daha fazladır.Mariana Çukuru'nda hayat belirtileri vardır. Yapılan araştırmalar, aşırı basınçlı ve soğuk ortamda yaşayabilen birçok mikroorganizma, balık ve yengeç türünü ortaya çıkarmıştır.Buradaki yaşamın temel dayanağı, 300 dereceye ulaşan volkanik püskürmeler ve buradan çıkan sülfürü metabolize edebilen bakterilerdir.Bu kadar derinde yaşayan balık türlerinin hayatları yüzlerce yılı bulabilmektedir. Buradaki canlıların, Prehistorik Dönemler'den(Tarihöncesi Dönem) bu yana aynı kaldığı
düşünülmektedir.


Mariana Çukuru Nasıl ve Nezaman Keşfedilmiştir?

1951 yılında "Challenger II" gemisiyle Büyük Okyanus'ta araştırma yapan bilim insanları, Mariana veya Larron takımadalarının doğusunda denize saldıkları sondanın 10.863 metreye kadar indiğini görünce, o güne kadar bilinen deniz çukurlarının (Filipinler, 10.540 metre, Japonya, 10.535 metre, Karmadek takımadaları, 9.425 metre) en derinini bulduklarını anladılar.

Dünyanın En Derin Noktası Mariana Çukuru Hakkında Özel Bilgiler...

23 Ocak 1960 yılında ise "Trieste" adlı batiskaf, denizin altında 10.916 metreye kadar inebildi.Batiskafın içindeki İsviçreli bilim insanı Jacques Piccard ile ABD Donanması'ndan Teğmen Donald Walsh, Mariana Çukuru'na inebilmeyi başaran ilk insanlar olmuşlardır.

Buldukları bu nokta 8.850 metrelik Everest dağını bile kolaylıkla yutabilecek olan Mariana Çukuru'ydu! Batiskaf: Çok yüksek basınçlara dayanabilen sert maddeden yapılmış çelik küre biçimli, dalış için benzin boşaltarak onun yerine deniz suyu alarak demir safra atan araç.İlk anda 11.521 metrelik bir derinliğe inildiği hesaplanmış, ancak 1995 yılında yapılan ölçümlerde doğru derinliğin 10.916 metre olduğu anlaşılmıştır.Derin noktaya iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, burada 20 dakikalık bir sürenin ardından tekrar yüzeye çıkılmasıyla toplamda 5 saatlik bir sürede dalış ve yüzeye çıkış tamamlanmıştır.

25 Mart 2012'de, yönetmen James Cameron "Dikey Torpil(Deepsea Challenger)" adlı özel denizaltısıyla Mariana Çukuru’na tek başına inmeyi başardı.156 dakikada Dünya'nın tabanına inen, 3 saat incelemelerde bulunan Cameron, beklenenden daha kısa sürede, 70 dakikada yüzeye çıktı.James Cameron, okyanusun en derin noktası olan Challenger Deep’e inmişti ve böylece okyanusun en derin noktasına tek başına inen ilk insan olmayı başarmıştı.Burada çektiği görüntüler ve topladığı numunelerle iki yeni canlı türünün tespit edilmesini sağlamıştı.

Cameron tarafından bizzat tasarlanıp Avustralyalı mühendislerce inşa edilen denizaltı, Mariana Çukuru’nda bulunan metrekare başına 7.250 tonun üzerindeki basınca dayanıklıdır.Özellikle de The Abyss adlı filminde derin sulara ne kadar meraklı olduğunu zamanında göstermişti.Deniz seviyesindeki basıncın 1.100 kat daha yüksek olduğu derinlikte yaşayan bakteri miktarı, denizin 5-6 kilometre derinliğinde yaşayan bakteri miktarından neredeyse 10 kat fazladır.Derin denizlerdeki çukurlar, ölü deniz canlıları, yosunlar ve diğer organik canlıların oluşturduğu akıntılarla beslendiği için mikrobiyolojik yaşama uygun yerler olarak biliniyor. Ayrıca, bölgede sık yaşanan ve sığ sulardaki maddelerin yer değiştirmesine neden olan depremlerin de derinlerdeki besin zenginliğine katkıda bulunduğu düşünülüyor.

Mariana Çukuru gibi oluşumlar, derin okyanusların sadece yüzde ikisini oluştursa da küresel karbon döngüsü için büyük önem taşıyorlar. Çok derinlerde ölçüm yapmanın lojistik olarak çok zor olmasının yanı sıra, doğru veriler elde etmek de büyük önem taşıyor. Mariana Çukuru’nun derinliklerinden elde edilen bakteriler laboratuvar ortamında incelenmeye kalkılsa, ısı ve basınç değişimi nedeniyle öleceklerdir. Bu yüzden çukurdaki büyük basınca dayanıklı, orada ölçümler yapabilecek donanımlar geliştirilmiştir.Dip noktasındaki basıncın yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1100 kat daha fazla olduğunu belirtmiştik.

Bu derinlikteki basınç 108.6 megapaskaldır. Bu basıncın gücünü daha kolay anlatabilmek adına şöyle bir örnek verebiliriz: Ortalama ağırlıktaki bir insanın 30 santimetrekarelik bir alana(yaklaşık olarak dik durduğumuzda yere bastığımız alan) uyguladığı basıncın neredeyse 10.000 katı. Yani, üzerinize 10.000 adet 100 kilogramlık insanın çıkması gibidir. Bu basınçtan ötürü, bu derinlikte suyun yoğunluğu %4.96 civarında fazladır.

Kaynak: 
1 | 2 | 3
Paylaş:

Asit Yağmuru Nedir? - Asit Yağmurları Nasıl Oluşur? ( Asit Yağmurları Ödev Konusu )



Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan yağışlardır. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin ve enerji tüketiminin fazla olduğu yerlerde yakılan, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan, azot ve kükürt gazları açığa çıkmaktadır. Oluşan bu gazlar bulutlardaki su buharıyla tepkimeye girerek sülfürik ve nitrik asitleri ortaya çıkarmakta oluşan bu asitler ise kar, yağmur, çiğ ve sis gibi doğal olaylar sonucunda yeryüzüne ulaşmaktadır. Normal koşullar altında oluşan yağmurların pH değeri 5.6’dır. Bunun altında bir değere sahip olan yağış asit yağmuru olarak adlandırılır.

Asit yağmurları, özellikle sanayi devriminden sonra kükürt ve azot gazlarının atmosferde hızla birikmesiyle etkisini hissettirmeye başlamıştır. İlk olarak ise 1852 yılında sanayinin beşiği olan ingiltere’de Robert Angus Smith adındaki bilim adamı asit yağmurları ile hava kirliliği arasındaki ilişkiyi fark etmiş ve sanayinin bu yağışları tetiklediğini ortaya koymuştur. Bu yağışlar sadece oluştuğu bölgeyi etkilememektedir. Öyleki Çin, Doğu Avrupa, Rusya gibi bölgelerde fosil yakıtların aşırı şekilde kullanılması atmosfer hareketleri sonucunda bir çok ülkeyi etkilemektedir. Bu nedenle 1997 yılında 160 ülkenin katılımıyla Kyoto Protokolü imzalanmıştır ve bu protokola göre her ülke azot ve karbon salınımını 1990 yılındaki düzeylere düşürmek zorundadır. Ancak Çin Halk Cumhuriyeti bu protokola sıcak bakmamaktadır. Çünkü sanayi Çin ekonomisi açısından çok önemlidir. Çin’den yayılan azot ve kükürt gazları atmosfer hareketleri sonucunda Japonya’ya asit yağmurları olarak düşmektedir ve Japonya tarımı bu yağışlardan zarar görmektedir. Bundan dolayı Japonya her yıl ücretsiz olarak Çin’e fabrikalar için baca filtresi vermektedir.


Bu yağışlar, fabrika, motorlu araçlar, termik santraller gibi insan faaliyetleri sonucunda oluştuğu gibi yanardağ faaliyetleri gibi doğal olaylar sonucunda da meydana gelir.

Asit Yağmurlarının Etkileri
Asit yağmurları, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım alanlarıdır. Bu yağışlar toprağın yapısındaki
magnezyum ve kalsiyum gibi bitki gelişiminde önemli olan elementleri yıkayarak derinlere taşınmasına sebep olur. Bunun sonucunda ağaçlar ve diğer bitkiler topraktan yeteri kadar faydalanamaz ve kurur.

Asit Yağmurlarının Etkileri Genel Olarak Şunlardır;
  • Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.
  • Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
  • Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
  • Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.
Asit Yağmurlarının Etkisini En Aza İndirmek İçin Alınabilecek önlemler;

  • Enerji üretiminde kullanılan termik santrallerin yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. (Güneş Enerjisi, Jeotermal Enerji, Rüzgar Enerjisi vs.)
  • Orman yangınları engellenmeli, yeşil alanlar yaygınlaştırılmadır.
  • Şehir içi ulaşımlarda özel araçların yerine toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.
  • Havayı olduğundan fazla kirleten kaçak kömür kullanımının önüne geçilmelidir.
  • Endüstriyel tesislerinin bacalarına filtre takılmalıdır.
  • Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.

kaynakça; 
http://www.bilgiustam.com
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Dünyanın Şeklinin Şeklinin Sonuçları Nelerdir? Hakkında Bilgi

Dünyanın Şeklinin Şeklinin Sonuçları Nelerdir? Hakkında Bilgiler aşağıda...

1. Ekvator'dan kutuplara gidildikçe yerçekimi artar.

2. Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara gidildikçe daralır.

3. Paralellerin boyları kutuplara gidildikçe küçülür.

4. Meridyenlerin arası kutuplara gidildikçe daralır.

5. Yeryüzünden yükseldikçe görülen alan genişler.

6. Dünya' nın dönüş hızı Ekvator'dan kutup-lara doğru gidildikçe azalır. (Ekvator'da 1670 km/saat Kutuplarda O km/saat)

7. Kuzey kutbundan güneye gidildikçe Kutup Yıldızının görünüm açısı küçülür.

8. Doğuya gidildikçe Güneş daha erken batar.

9. Dünya'nın bir yarısında gece diğer yarısında gündüz yaşanır.

10. Ay tutulmasında Dünya'nın gölgesi Ay üzerine daire biçiminde düşer.

11. Ekvator'dan kutuplara doğru sıcaklık azalır.

12. Ekvator çemberi, meridyenlerden ve para-lellerden daha uzun olur.

Örnek: (1993/ÖYS)



  • İki meridyen arasındaki uzaklığın Ekva-tor'dan kutuplara gidildikçe azalmasının nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?


A) Dünya'nın şeklinin geoid olması

B) Meridyen boylarının eşit olması

C) Paraleller arasında kalan meridyen yay-larının eşit olması

D) Eksenin Ekvator düzlemini dik kesmesi

E) Ekvator düzlemi ile eklipliğin çakışmaması

Yanıt: A

Termik Basınç Kuşakları

Dünya'nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara

termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla

alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer.

Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır

olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.

Dünya'nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı Kuzey
Kutbu'ndan Ekvator'a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey
paralelinde 60° açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu'nda görülmez.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç
noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya
gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile Ispanya'nın
Cadiz Körfezi'ndeki Sancular Limanı'nda başlatılan ve aynı
limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu
sonuca ulaşılmıştır.

DÜNYA'NIN HAREKETLERI

Dünya'nın Kendi Ekseni Etrafında
Dönmesi (Günlük Hareket)
Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.

Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 km.dir.

Dünya'nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları:

Gece ve gündüz birbirini takip eder.

Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir.

Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda;

- Fiziksel çözülme oluşur.

- Günlük basınç farkları oluşur.

- Meltem rüzgarları oluşur.

Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;

- Sürekli rüzgarların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir.

- Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.

Yerel saat farkları meydana gelir.

Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.

Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.

Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.

DÜNYANIN HIZI :

Dünyanın uzayda birden çok hareketi vardır.Biz bunlardan dünyanın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketi sırasındaki hızını inceleyeceğiz.

1-YÖRÜNGEDEKİ HIZI 


9.sınıf coğrafya tüm konuları ayrıntılı dünya güneş etrafında dönerken saatde107 bin km hızla döner.Bu hız dünya güneşe yaklaştığı zaman fazlalaşırken ,güneşten uzaklaştığı zaman hız azalır.Eğer bu hız şimdikinin iki katı olsaydı o zaman, bir gün 24 saat bir yıl 182,5 olurdu.Hız yarıya inseydi bir gün 24 saat ,bir yıl 730,5 gün olurdu.

2-KENDİ EKSENİ ETRAFINDAKİ HIZI :

A)AÇISAL HIZ: Dünyanın birim zaman içinde taradığı açıya denir.

1-Dünyanın bir saatteki açısal hızı 15º dir.

2-Dünyadaki bütün meridyenler 24 saatte 360º lik aşıyla dönerler.

3-Her meridyenin açısal hızı eşittir.

4-Açısal hız meridyenlere bağlıdır.

B)ÇİZGİSEL HIZ : Enlemlere bağlıdır. Çizgisel hız ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır.En fazla hız ekvatordadır.Ve saatte 1670 km dir.Bu hız dünyanın 1 saatteki hızı 15º olduğu kabul edilip 15×111=1670 km şeklinde bulunur.Bu hızın farklı olması sonucunda :

1-Yerçekimi ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.

2-Güneş ekvatorda çabuk doğar çabuk batar.Bu süre ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.Bundan dolayı ekvatorda tan ve gurup vakitleri yoktur.

3-Gece - gündüz süresi en az ekvatorda değişirken en az kutuplarda değişir.

4-Iki meridyen arasındaki zaman farkı her yerde aynı olur.

NOT: Eğer çizgisel hız iki katına çıksaydı 1 gün 12 saat bir yıl 730.5 gün olurdu.

DÜNYANIN GÜNEŞ ETRAFINDA YILLIK HAREKETİ VE SONUÇLARI EKSEN 

1. Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneş'in çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir.

Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.,

ELIPS BIÇIMINDEKI YÖRÜNGENIN SONUÇLARI

Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun nedeni, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünya'nın Güneş'e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya'nın Güneş'ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.

NOT: Dünya'nın Güneş'e yaklaşıp uzaklaşması, Dünya üzerindeki sıcaklık dağılışını belirgin olarak etkilemez. Sıcaklık dağılışını etkileyen temel etken güneş ışınlarının geliş açısıdır.*

Dünya'nın hızı sabit değildir. Hız, günberi tarihinde artarken, günöte tarihinde azalır. Bunun sonucunda;

- Mevsim süreleri farklıdır.

- Eylül ekinoksu iki günlük gecikmeyle gerçekleşir.

- Şubat ayı iki gün kısa sürer.

Dünya'nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları:

Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine neden olur.

Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.

Kara ve denizler arasında sıcaklık farkları oluşur.

Muson rüzgarları meydana gelir.

Gece - gündüz uzunlukları değişir.

Güneş'in ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneş'in ufukta battığı yer ve saat değişir.

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.

Cisimlerin gölge boyları değişir.

Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.

Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünya'nın Eksen Eğikliği

Dünya'nın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörünge) düzlemi, Ekvator'dan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.

Dünya ekseninin 23°27' eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.

Güneş'in doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.

Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.

Mevsimlerin oluşumuna neden olur.

21 Aralık'ta Güney Yarım Küre'nin, 21 Haziran'da ise, Kuzey Yarım Küre'nin Güneş'e daha dönük olmasına neden olur.

Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvator'dan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.

Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.

Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.

Matematik Iklim Kuşaklarının Oluşmasının Temel sebebi Eksen eğikliğidir€¦

EKSEN EÄžIKLIÄžI OLMASAYDI;

(Ekvator düzlemi ile ekliptik üst üste çakışsaydı veya yer ekseni ekliptiği dik olarak kesseydi)

Dönenceler ve kutup daireleri oluşmazdı.

Güneş ışınları sadece Ekvatora dik gelirdi.

Mevsim değişmesi olmazdı. Sürekli aynı mevsim hüküm sürerdi.

Aydınlanma dairesi sürekli kutup noktalarına teğet geçerdi.

Gece gündüz süreleri birbirine eşit olurdu.

Güneşin doğuş-batış konumu ve saati değişmezdi.

Kısacası; sürekli ekinoks durumu yaşanırdı.

EKSEN EÄžIKLIÄžI 20°OLSAYDI

Güneş ışınlarının dik geldiği alan daralırdı.

Güneş ışınlarının düşme açısında değişim azalacağından,Ekvatoral bölgenin sıcaklık ortalaması artardı.

Kutup kuşağı ve tropikal kuşağın alanları daralırken , ılıman kuşak genişlerdi.

Yurdumuzda yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.

Kutup noktalarının sıcaklığı azalırdı.

NOT

Eksen eğikliği kaç derece ise Kutup noktalarına güneş ışınları en fazla o açıyla düşer.

Aydınlanma çizgisi daha az yer değiştireceğinden gece ile gündüz arasındaki fark azalırdı.

NOT

Eksen eğikliği küçüldükçe gece ile gündüz arasındaki fark azalır. Eksen eğikliği büyüdüğünde ise fark artar.

EKINOKS - SOLSTIS GÜNLERI VE ÖZELLIKLERI( MEVSIMLER)

Dünya'nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece - gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir

21 HAZIRAN DURUMU:

a.. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne 90°lik açı ile düşer.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Yengeç Dönencesi'nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi'ne 43°06' lık açı ile düşer.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Oğlak Dönencesi'nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi'nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Oğlak Dönencesi'nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalır.

23 EYLÜL DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90°lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre'de ise tam tersi olur.

Bu tarih Kuzey Yarım Küre'de Sonbahar, Güney Yarım Küre'de Ilkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya'da gece ve gündüz birbirine eşit olur.

Bu tarih Kuzey Kutup Noktası'nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası'nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 ARALIK DURUMU

a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne 43°06' lık açı ile gelir.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Yengeç Dönencesi'nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi'ne 90° lik açı ile gelir.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Oğlak Dönencesi'nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi'nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Oğlak Dönencesi'nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

21 MART DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90° lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre'de ise tam tersi olur.

Bu tarih Güney Yarım Küre'de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre'de Ilkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya'da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.

Bu tarih Güney Kutup Noktası'nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası'nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır
Harita Bilgisi ,**çekler,ölçek çeşitleri,Haritada uzunluk ve Alan Hesaplamaları

Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün, kuşbakışı görünüşünün, belli bir ölçek dahilinde küçültülerek, bir düzlem üzerine aktarılmasıyla elde edilen çizime harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için gerekli olan koşullar şunlardır:

1. Kuşbakışı olarak çizilmiş olması

Haritası çizilen alanın tam tepeden görünüşü kuşbakışı olarak adlandırılır. Haritaların çiziminde tepeden görünüm sağlanamaz ise yeryüzü şekillerinin biçimlerinde, boyutlarında ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur.

2. **çekli olması

Haritalardaki küçültme oranına ölçek denir. Bir başka ifade ile harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara olan oranıdır. Yerşekillerinin biçimleri ve boyutları, oldukları gibi aktarılamadığı için, belli bir ölçek dahilinde küçültülmesi gereklidir. **çek iki şekilde gösterilir.

a. Kesir ölçek: Küçültme oranı kesirli sayılarla ifade edilen ve haritalarda en çok kullanılan ölçeklerdir. 1/500, 1/5.000, 1/50.000, 1/500.000 gibi.

Kesir ölçeklerde pay her zaman 1 dir. Paydada yer alan sayı ise, haritası çizilen alanın kaç defa küçültüldüğünü gösterir.

b. Çizik (Grafik) **çek: Eşit dilimlere ayrılmış bir çizgi üzerinde harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara oranının gösterildiği ölçeklerdir.

Herhangi bir yerin, kuşbakışı görünüşünün ölçeksiz ve kabataslak olarak bir düzleme aktarılmasına kroki denilmektedir. Harita ile kroki arasındaki fark, krokinin ölçeksiz, haritanın ise ölçekli olmasıdır.

3. Bir düzleme aktarılmış olması

Dünya'nın kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin kendine has küresel bir şekli vardır. Dünya'nın küresel yüzeyi düzleme aktırılırken bazı güçlüklerle karşılaşılır. Bunun nedeni, küresel yüzeyin düzleme aktarılmasının geometrik açıdan imkansız olmasıdır. Buna bağlı olarak haritalar çizilirken, kara ve denizlerin yerküre üzerindeki biçimleri ve genişlikleri tam olarak yansıtılamamakta ve boyutlarında gerçeğe uymayan bozulmalar olmaktadır. Haritalarda görülen ise, gerçeğin az ya da çok benzeridir.

Harita çizimindeki zorluklar dikkate alınarak bazı metodlar geliştirilmiştir. Buna projeksiyon (izdüşüm) yöntemleri adı verilir.

Projeksiyonlar, izdüşüm (Yükseltinin sıfır m. kabul edilmesi) esasına göre çizildiğinden, yükseltinin fazla olduğu yerlerde ve ülkelerde izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki fark artar.

Türkiye'de, izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki farkın en fazla olduğu bölgeler Doğu Anadolu ve Karadeniz, en az olduğu bölgeler ise Marmara ve Güneydoğu Anadolu'dur.

Başlıca projeksiyon yöntemleri şunlardır:

Silindir Projeksiyon: Ekvator ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.

Konik Projeksiyon: Kutuplar ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.

Düzlem (Ufki) Projeksiyon: Bu projeksiyonla elde edilen haritalarda biçim ve alan bozulmaları çok fazladır. Bu haritalar daha çok denizcilik ve havacılıkta kullanılır.
Paylaş: