Dünyanın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünyanın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2017 Cuma

Dünyanın En Büyük Hayvanı Mavi Balina Nedir? Özellikleri Nelerdir? (Hakkında Bilgiler)



Denizde yaşayan en büyük canlı, aynı zamanda dünyanın en büyük hayvanı ve en büyük memelisi ünvanlarını sonuna kadar hak eden bir hayvandır mavi balina... Erişkin bir mavi balinanın uzunluğu kuyruk kısmından baş kısma kadar yaklaşık 23 metre ila 30,5 metre arası değişmektedir. Ağırlığı ise yaklaşık 150 tondur. Bu balinaların uzunluğu 8-10 katlı bir binanın uzunluğuna ve ağırlığı da 112 tane yetişkin erkek zürafanın ağırlığına denk gelmektedir. Son zamanlarda balina avcıları tarafından avlanan en yaşlı balina yaklaşık 25 metre uzunluğundadır. Dişi mavi balinalar genellikle erkek mavi balinalardan daha ağırdır. En ağır mavi balina dişi ve yaklaşık 176,792 kg ağırlığındadır.

Mavi balinaların başı oldukça geniştir,tüm oyuncularıyla profesyonel bir futbol takımı rahatça balinanın diline sığabilir ki bu yaklaşık 50 kişi demektir. Kalbi yaklaşık bir araba boyutunda ve atardamarları rahatça tırmanabileceğiniz genişliktedir. Yeni doğmuş bir mavi balina 7,6 metre uzunluğunda ve ağırlığı bir filden daha fazladır. Çok hızlı gelişlim gösteren bebek balinalar ilk 7 ayda kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilecek hale gelirler. Bir bebek balina her gün neredeyse 379 litre anne sütü içer. Yetişkin bir mavi balina ise her gün 4 ton karides tüketir.


Hala birçok insan dünyanın en büyük hayvanın dinozor olduğunu sanmaktadır. Ancak en uzun dinozor 81,647 kg dır.Bu miktar yetişkin bir mavi balinanın yarı ağırlığından çok az fazladır. Bu da şu kanıyı oluşturmaktadır: dünyanın en büyük hayvanı bir deniz yaratığı olmalıdır çünkü kara hayvanları kendi ağırlıklarını dengelemek zorundadır, deniz hayvanları ise sudan yardım aldıklarından dolayı çok fazla ağırlığı bile taşıyabilme kapasitesine sahiptir.Bundan önceki dönemlerde dünyada 200,000‘e yakın mavi balina bulunduğuna inanılıyor. Oysa günümüzde yalnızca 10,000 adet mavi balina bulunuyor. Ve bu mavi balinalar 1960’ tan beri nesli tükenmekte olan hayvanlar listesinde ve balina nüfusunu kurtarmanın mümkün olamayacağı bildiriliyor.

Dünyanın En Büyük Hayvanı (Canlısı) Olan Mavi Balinaların Özellikleri ve Balinalar Hakkında Çok Özel Bilgiler;


  • Balinalar içinde balinaları, yunusları ve muturları barındıran, memeliler sınıfında bir takımdır. Biyolojik adlarda "balina" için Latince cetus sözcüğü kullanılır, özgün anlamı ise "büyük deniz hayvanı"dır. Latinceye ise Yunanca'dan geçmiştir. Yunanca κῆτος sözcüğü "balina" ya da "herhangi bir dev balık veya deniz canavarı" anlamındadır.
  • Balinalar 50 milyon yıllık evrim sürecinde suda yaşama tam olarak uyum sağlamış memelilerdir. Grup olarak yüksek bir zeka düzeyine sahiptirler.
  • Balinaların yaşı 25 cm'lik kulak kiri tıkacındaki halkaları sayarak öğrenilebilir.
  • Amerika geyiğinin doğal yırtıcısı katil balinadır. Amerika'nın kuzeybatı sahilinde yüzen geyikleri avladıkları biliniyor.
  • Mavi balinanın ağzındaki su neredeyse vücudunun tamamının ağırlığı kadar gelir.
  • Çoğu pahalı parfümün içinde balina dışkısı vardır.
  • Aslında parfüme kokuyu veren ispermeçet balinalarının dışkılarında oluşan amber (ambergris) adlı değerli bir taş.
  • Bir mavi balina basketbol sahasından daha büyüktür.
  • Dünyada bilinen sadece bir tane tamamen beyaz kambur balina vardır.
  • Balinalar suyun altında 30 dakikadan fazla kalırlarsa boğulurlar.Balıklar ve diğer su canlılarına kıyasla balinaların solungaç yerine akciğerleri olduğundan arada bir hava almak için bizim gibi dalıp çıkmaları gerekmekte.
  • Muazzam boyutlarına rağmen, mavi balinalar neredeyse sadece krille beslenir.Kriller, fasulye tanesi boyutunda karidese benzeyen canlılardır.
  • Bir mavi balinanın kalbi araba boyutunda olabilir.Adeta atardamarlarında gezilebilir boyutta.
  • Mavi balinaların dili fil ağırlığına denk gelebilir.
  • Gri balinalar hep üçlü çiftleşir: iki erkek ve bir dişi olarak.
  • Hayatlarının ilk yılında, bebek mavi balinalar her gün 91 kilo alır.
  • Katil Balinalar aslında yunustur, balina değil.Katil balina (Orcinus orca), Orka olarak da bilinir, okyanus yunusları ailesinin en iri üyesidir.
  • Yunus ve balinalar baş yerine ilk önce kuyruktan doğururlar.
  • Çoğu ispermeçet balinasının başı "hurda" denilen yağlı, sarı bir dokuyla doludur.Ayrıca kendileri şu anda var olan hayvanlar arasında en büyük beyine sahiptir. Yaklaşık 8 kg.
  • Dişi katil balinalar, kısa yüzgeçli pilot balinalar ve insanlar menopoz dönemi sonrasında yaşayabilen tek canlı türleridir.
  • 2008 yılında yapılan bir araştırmaya göre, ispermeçet balinaları genelde gün boyunca, sığ bir 'akıntı dalışı' yüzeyi altında dikey pozisyonda uyurlar.
  • 18. ve 19. yüzyılın avcıları balinaları, yağlarını lamba yakıtı ve yağı yapmada kullanmak için avladılar.
  • Balina sütü diş macunu yoğunluğundadır.
  • İspermeçet balinaları Dünya'daki en gürültülü hayvanlardır. Sesleri 230 desibele kadar ulaşabilir.

Paylaş:

28 Aralık 2017 Perşembe

Mariana Çukuru Nedir? - Dünyanın En Derin Noktası Neresidir?


Mariana Çukuru Nedir? - Dünyanın En Derin Noktası Neresidir? 

Mariana Çukuru, Büyük Okyanus'un batısındaki Mariana Adaları'nın en büyüğü olan ve en güneyindeki adası olarak bilinen Guam Adası'nın güney batısında, Japonya ve Endonezya’nın tam ortasında yer alır.Yapılan son ölçümlere göre en derin noktası yaklaşık 10.994 metredir. Uzunluğu 2.542 kilometre, genişliği ise 69 kilometredir. Mariana Çukuru'nu Dünya üzerindeki bilinen en derin nokta olarak biliyoruz. O kadar derin ki Everest'i ters çevirip başını bu noktaya denk getirsek dahi yüzeye 1 km'lik mesafe kalırdı.

Mariana Çukuru’nun nasıl oluştu


Kimi zamanlar yer kabuğunu oluşturan plakalardan bazıları birbirlerine yaklaşarak çarpışırlar. Bu çarpışma neticesinde plakalardan biri diğerinin altına girerek "dalma" adı verilen bir durum gerçekleştirir. Dalma durumunun anlamı ise yoğunluk bakımından üstün olan plakanın, daha az yoğun olan plakanın altına kayması olayıdır.  Bu bölgelerde şiddetli depremler görülebilir ve depremlerin oluştuğu derinlikler levhaların büyüklüğüne göre 700 kilometreyi bulabilir. İşte Mariana Çukuru da Pasifik Plakası ile Mariana Plakası’nın birbirine çarpması sonucu oluşmuş bir çukurdur.


Suyun içine atılan 1 kilogram kütleli metalin tabana ulaşması, yaklaşık olarak 1 saat sürer.Ancak, suyun yoğunluğu ve metalin özkütlesi de hesaba katıldığında, tabana ulaşma süresi artıp azalabilir. Dip noktasındaki basınç ise yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1000 kat daha fazladır.Mariana Çukuru'nda hayat belirtileri vardır. Yapılan araştırmalar, aşırı basınçlı ve soğuk ortamda yaşayabilen birçok mikroorganizma, balık ve yengeç türünü ortaya çıkarmıştır.Buradaki yaşamın temel dayanağı, 300 dereceye ulaşan volkanik püskürmeler ve buradan çıkan sülfürü metabolize edebilen bakterilerdir.Bu kadar derinde yaşayan balık türlerinin hayatları yüzlerce yılı bulabilmektedir. Buradaki canlıların, Prehistorik Dönemler'den(Tarihöncesi Dönem) bu yana aynı kaldığı
düşünülmektedir.


Mariana Çukuru Nasıl ve Nezaman Keşfedilmiştir?

1951 yılında "Challenger II" gemisiyle Büyük Okyanus'ta araştırma yapan bilim insanları, Mariana veya Larron takımadalarının doğusunda denize saldıkları sondanın 10.863 metreye kadar indiğini görünce, o güne kadar bilinen deniz çukurlarının (Filipinler, 10.540 metre, Japonya, 10.535 metre, Karmadek takımadaları, 9.425 metre) en derinini bulduklarını anladılar.

Dünyanın En Derin Noktası Mariana Çukuru Hakkında Özel Bilgiler...

23 Ocak 1960 yılında ise "Trieste" adlı batiskaf, denizin altında 10.916 metreye kadar inebildi.Batiskafın içindeki İsviçreli bilim insanı Jacques Piccard ile ABD Donanması'ndan Teğmen Donald Walsh, Mariana Çukuru'na inebilmeyi başaran ilk insanlar olmuşlardır.

Buldukları bu nokta 8.850 metrelik Everest dağını bile kolaylıkla yutabilecek olan Mariana Çukuru'ydu! Batiskaf: Çok yüksek basınçlara dayanabilen sert maddeden yapılmış çelik küre biçimli, dalış için benzin boşaltarak onun yerine deniz suyu alarak demir safra atan araç.İlk anda 11.521 metrelik bir derinliğe inildiği hesaplanmış, ancak 1995 yılında yapılan ölçümlerde doğru derinliğin 10.916 metre olduğu anlaşılmıştır.Derin noktaya iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, burada 20 dakikalık bir sürenin ardından tekrar yüzeye çıkılmasıyla toplamda 5 saatlik bir sürede dalış ve yüzeye çıkış tamamlanmıştır.

25 Mart 2012'de, yönetmen James Cameron "Dikey Torpil(Deepsea Challenger)" adlı özel denizaltısıyla Mariana Çukuru’na tek başına inmeyi başardı.156 dakikada Dünya'nın tabanına inen, 3 saat incelemelerde bulunan Cameron, beklenenden daha kısa sürede, 70 dakikada yüzeye çıktı.James Cameron, okyanusun en derin noktası olan Challenger Deep’e inmişti ve böylece okyanusun en derin noktasına tek başına inen ilk insan olmayı başarmıştı.Burada çektiği görüntüler ve topladığı numunelerle iki yeni canlı türünün tespit edilmesini sağlamıştı.

Cameron tarafından bizzat tasarlanıp Avustralyalı mühendislerce inşa edilen denizaltı, Mariana Çukuru’nda bulunan metrekare başına 7.250 tonun üzerindeki basınca dayanıklıdır.Özellikle de The Abyss adlı filminde derin sulara ne kadar meraklı olduğunu zamanında göstermişti.Deniz seviyesindeki basıncın 1.100 kat daha yüksek olduğu derinlikte yaşayan bakteri miktarı, denizin 5-6 kilometre derinliğinde yaşayan bakteri miktarından neredeyse 10 kat fazladır.Derin denizlerdeki çukurlar, ölü deniz canlıları, yosunlar ve diğer organik canlıların oluşturduğu akıntılarla beslendiği için mikrobiyolojik yaşama uygun yerler olarak biliniyor. Ayrıca, bölgede sık yaşanan ve sığ sulardaki maddelerin yer değiştirmesine neden olan depremlerin de derinlerdeki besin zenginliğine katkıda bulunduğu düşünülüyor.

Mariana Çukuru gibi oluşumlar, derin okyanusların sadece yüzde ikisini oluştursa da küresel karbon döngüsü için büyük önem taşıyorlar. Çok derinlerde ölçüm yapmanın lojistik olarak çok zor olmasının yanı sıra, doğru veriler elde etmek de büyük önem taşıyor. Mariana Çukuru’nun derinliklerinden elde edilen bakteriler laboratuvar ortamında incelenmeye kalkılsa, ısı ve basınç değişimi nedeniyle öleceklerdir. Bu yüzden çukurdaki büyük basınca dayanıklı, orada ölçümler yapabilecek donanımlar geliştirilmiştir.Dip noktasındaki basıncın yeryüzündeki basınca göre yaklaşık 1100 kat daha fazla olduğunu belirtmiştik.

Bu derinlikteki basınç 108.6 megapaskaldır. Bu basıncın gücünü daha kolay anlatabilmek adına şöyle bir örnek verebiliriz: Ortalama ağırlıktaki bir insanın 30 santimetrekarelik bir alana(yaklaşık olarak dik durduğumuzda yere bastığımız alan) uyguladığı basıncın neredeyse 10.000 katı. Yani, üzerinize 10.000 adet 100 kilogramlık insanın çıkması gibidir. Bu basınçtan ötürü, bu derinlikte suyun yoğunluğu %4.96 civarında fazladır.

Kaynak: 
1 | 2 | 3
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Dünyanın Şeklinin Şeklinin Sonuçları Nelerdir? Hakkında Bilgi

Dünyanın Şeklinin Şeklinin Sonuçları Nelerdir? Hakkında Bilgiler aşağıda...

1. Ekvator'dan kutuplara gidildikçe yerçekimi artar.

2. Güneş ışınlarının düşme açısı kutuplara gidildikçe daralır.

3. Paralellerin boyları kutuplara gidildikçe küçülür.

4. Meridyenlerin arası kutuplara gidildikçe daralır.

5. Yeryüzünden yükseldikçe görülen alan genişler.

6. Dünya' nın dönüş hızı Ekvator'dan kutup-lara doğru gidildikçe azalır. (Ekvator'da 1670 km/saat Kutuplarda O km/saat)

7. Kuzey kutbundan güneye gidildikçe Kutup Yıldızının görünüm açısı küçülür.

8. Doğuya gidildikçe Güneş daha erken batar.

9. Dünya'nın bir yarısında gece diğer yarısında gündüz yaşanır.

10. Ay tutulmasında Dünya'nın gölgesi Ay üzerine daire biçiminde düşer.

11. Ekvator'dan kutuplara doğru sıcaklık azalır.

12. Ekvator çemberi, meridyenlerden ve para-lellerden daha uzun olur.

Örnek: (1993/ÖYS)



  • İki meridyen arasındaki uzaklığın Ekva-tor'dan kutuplara gidildikçe azalmasının nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?


A) Dünya'nın şeklinin geoid olması

B) Meridyen boylarının eşit olması

C) Paraleller arasında kalan meridyen yay-larının eşit olması

D) Eksenin Ekvator düzlemini dik kesmesi

E) Ekvator düzlemi ile eklipliğin çakışmaması

Yanıt: A

Termik Basınç Kuşakları

Dünya'nın küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlara

termik basınç denir. Güneş ışınlarını, yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla

alan Ekvator fazla ısınır. Isınan hava genleşerek yükselir ve basınç düşer.

Kutuplar, ışınları dar açı ile aldığından her zaman soğuktur.Soğuk hava ağır

olduğu için yere çöker ve basınç yükselir.

Dünya'nın küreselliği nedeniyle, Kutup Yıldızı'nın görünüm açısı Kuzey
Kutbu'ndan Ekvator'a doğru daralır. Bu nedenle 60. Kuzey
paralelinde 60° açı ile görülen Kutup Yıldızı Güney Kutbu'nda görülmez.
Dünya'nın küreselliği nedeniyle hep aynı yönde hareketle başlangıç
noktasına ulaşılır. 1519 yılında Macellan tarafından, hep batıya
gidilerek çıkış noktasına varılabileceği düşüncesi ile Ispanya'nın
Cadiz Körfezi'ndeki Sancular Limanı'nda başlatılan ve aynı
limanda 1522 yılında son bulan Dünya seyahati ile bu
sonuca ulaşılmıştır.

DÜNYA'NIN HAREKETLERI

Dünya'nın Kendi Ekseni Etrafında
Dönmesi (Günlük Hareket)
Dünya kendi ekseni etrafındaki dönüşünü, batıdan doğuya doğru 24 saatte tamamlar. Buna 1 gün denir.

Dünya, kendi ekseni etrafında atmosfer ile birlikte döndüğü için bu dönüş hissedilmez. Dünya'nın kendi ekseni etrafındaki hızı en fazla Ekvator üzerindedir. Bu hız saatte 1670 km.dir.

Dünya'nın Kendi Ekseni Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları:

Gece ve gündüz birbirini takip eder.

Güneş ışınlarının günlük geliş açıları değişir.

Günlük sıcaklık farkları meydana gelir. Bunun sonucunda;

- Fiziksel çözülme oluşur.

- Günlük basınç farkları oluşur.

- Meltem rüzgarları oluşur.

Merkez kaç kuvveti meydana gelir. Bunun sonucunda;

- Sürekli rüzgarların (Alize, Batı, Kutup) yönlerinde sapmalar meydana gelir.

- Okyanus akıntıları (Gulf - stream, Labrador, vs.) halkalar oluşturur ve yönlerinde sapmalar olur.

Yerel saat farkları meydana gelir.

Cisimlerin gün içindeki gölge uzunlukları değişir.

Güneş doğuda erken doğar, batar ve batıda geç doğar, batar.

Dinamik basınç kuşakları meydana gelir.

DÜNYANIN HIZI :

Dünyanın uzayda birden çok hareketi vardır.Biz bunlardan dünyanın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketi sırasındaki hızını inceleyeceğiz.

1-YÖRÜNGEDEKİ HIZI 


9.sınıf coğrafya tüm konuları ayrıntılı dünya güneş etrafında dönerken saatde107 bin km hızla döner.Bu hız dünya güneşe yaklaştığı zaman fazlalaşırken ,güneşten uzaklaştığı zaman hız azalır.Eğer bu hız şimdikinin iki katı olsaydı o zaman, bir gün 24 saat bir yıl 182,5 olurdu.Hız yarıya inseydi bir gün 24 saat ,bir yıl 730,5 gün olurdu.

2-KENDİ EKSENİ ETRAFINDAKİ HIZI :

A)AÇISAL HIZ: Dünyanın birim zaman içinde taradığı açıya denir.

1-Dünyanın bir saatteki açısal hızı 15º dir.

2-Dünyadaki bütün meridyenler 24 saatte 360º lik aşıyla dönerler.

3-Her meridyenin açısal hızı eşittir.

4-Açısal hız meridyenlere bağlıdır.

B)ÇİZGİSEL HIZ : Enlemlere bağlıdır. Çizgisel hız ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır.En fazla hız ekvatordadır.Ve saatte 1670 km dir.Bu hız dünyanın 1 saatteki hızı 15º olduğu kabul edilip 15×111=1670 km şeklinde bulunur.Bu hızın farklı olması sonucunda :

1-Yerçekimi ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.

2-Güneş ekvatorda çabuk doğar çabuk batar.Bu süre ekvatordan kutuplara gidildikçe artar.Bundan dolayı ekvatorda tan ve gurup vakitleri yoktur.

3-Gece - gündüz süresi en az ekvatorda değişirken en az kutuplarda değişir.

4-Iki meridyen arasındaki zaman farkı her yerde aynı olur.

NOT: Eğer çizgisel hız iki katına çıksaydı 1 gün 12 saat bir yıl 730.5 gün olurdu.

DÜNYANIN GÜNEŞ ETRAFINDA YILLIK HAREKETİ VE SONUÇLARI EKSEN 

1. Dünya, kendi ekseni etrafındaki günlük dönüşünü sürdürürken, bir yandan da Güneş'in çevresinde dolanır. Dünya, Güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 yıl denir.

Dünya, 939 milyon km lik yörüngesi üzerinde saatte 108 bin km. hızla hareket eder.,

ELIPS BIÇIMINDEKI YÖRÜNGENIN SONUÇLARI

Dünya'nın Güneş'e olan uzaklığı sabit değildir. Bazen yaklaşırken, bazen uzaklaşır. Bunun nedeni, Dünya yörüngesinin elips şeklinde olmasıdır. Dünya'nın Güneş'e en yakın olduğu 3 Ocak tarihine Perihel (Günberi) denir. Dünya'nın Güneş'ten en uzak olduğu 4 Temmuz tarihine ise Afel (Günöte) denir.

NOT: Dünya'nın Güneş'e yaklaşıp uzaklaşması, Dünya üzerindeki sıcaklık dağılışını belirgin olarak etkilemez. Sıcaklık dağılışını etkileyen temel etken güneş ışınlarının geliş açısıdır.*

Dünya'nın hızı sabit değildir. Hız, günberi tarihinde artarken, günöte tarihinde azalır. Bunun sonucunda;

- Mevsim süreleri farklıdır.

- Eylül ekinoksu iki günlük gecikmeyle gerçekleşir.

- Şubat ayı iki gün kısa sürer.

Dünya'nın Güneş Etrafındaki Dönüşünün Sonuçları:

Mevsimlerin oluşmasına ve değişmesine neden olur.

Mevsimlik sıcaklık farkları meydana gelir.

Kara ve denizler arasında sıcaklık farkları oluşur.

Muson rüzgarları meydana gelir.

Gece - gündüz uzunlukları değişir.

Güneş'in ufuk üzerinde doğduğu yer ve saat ile, Güneş'in ufukta battığı yer ve saat değişir.

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açıları değişir.

Cisimlerin gölge boyları değişir.

Aydınlanma çemberi mevsimlere göre yer değiştirir.

Güneş ışınları yıl boyunca dönencelere bir kez, dönenceler arasına iki kez dik düşer.

Dünya'nın Eksen Eğikliği

Dünya'nın elips şeklindeki yörüngesinden geçen düzleme Ekliptik (yörünge) düzlemi, Ekvator'dan geçen düzleme ise Ekvator düzlemi denir.

Dünya ekseninin 23°27' eğik oluşunun sonuçları şunlardır:

Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı yıl boyunca değişir.

Güneş'in doğuş ve batış saatleri ile yerleri değişir.

Aydınlanma çemberinin sınırı mevsimlere göre değişir.

Mevsimlerin oluşumuna neden olur.

21 Aralık'ta Güney Yarım Küre'nin, 21 Haziran'da ise, Kuzey Yarım Küre'nin Güneş'e daha dönük olmasına neden olur.

Gece ile gündüz süreleri arasındaki farkın, Ekvator'dan kutuplara gidildikçe artmasına neden olur.

Yıl içinde cisimlerin gölge uzunlukları değişir.

Dönencelerin ve kutup dairelerinin sınırlarını belirleyerek, matematik iklim kuşaklarının oluşumuna neden olur.

Matematik Iklim Kuşaklarının Oluşmasının Temel sebebi Eksen eğikliğidir€¦

EKSEN EÄžIKLIÄžI OLMASAYDI;

(Ekvator düzlemi ile ekliptik üst üste çakışsaydı veya yer ekseni ekliptiği dik olarak kesseydi)

Dönenceler ve kutup daireleri oluşmazdı.

Güneş ışınları sadece Ekvatora dik gelirdi.

Mevsim değişmesi olmazdı. Sürekli aynı mevsim hüküm sürerdi.

Aydınlanma dairesi sürekli kutup noktalarına teğet geçerdi.

Gece gündüz süreleri birbirine eşit olurdu.

Güneşin doğuş-batış konumu ve saati değişmezdi.

Kısacası; sürekli ekinoks durumu yaşanırdı.

EKSEN EÄžIKLIÄžI 20°OLSAYDI

Güneş ışınlarının dik geldiği alan daralırdı.

Güneş ışınlarının düşme açısında değişim azalacağından,Ekvatoral bölgenin sıcaklık ortalaması artardı.

Kutup kuşağı ve tropikal kuşağın alanları daralırken , ılıman kuşak genişlerdi.

Yurdumuzda yazlar daha serin, kışlar daha ılık olurdu.

Kutup noktalarının sıcaklığı azalırdı.

NOT

Eksen eğikliği kaç derece ise Kutup noktalarına güneş ışınları en fazla o açıyla düşer.

Aydınlanma çizgisi daha az yer değiştireceğinden gece ile gündüz arasındaki fark azalırdı.

NOT

Eksen eğikliği küçüldükçe gece ile gündüz arasındaki fark azalır. Eksen eğikliği büyüdüğünde ise fark artar.

EKINOKS - SOLSTIS GÜNLERI VE ÖZELLIKLERI( MEVSIMLER)

Dünya'nın Güneş etrafında dönmesi ve eksen eğikliğine bağlı olarak dört önemli gün ortaya çıkar. Bu günler aynı zamanda mevsimlerin başlangıcıdır.

21 Mart ve 23 Eylül tarihlerine ekinoks (gece - gündüz eşitliği) tarihleri, 21 Aralık ve 21 Haziran tarihlerine de solstis (gündönümü) tarihleri denir

21 HAZIRAN DURUMU:

a.. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne 90°lik açı ile düşer.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Yengeç Dönencesi'nden kuzeye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya, geceler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyi, güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi'ne 43°06' lık açı ile düşer.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Oğlak Dönencesi'nden güneye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 23 Eylül tarihine kadar geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi'nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Oğlak Dönencesi'nin güneyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalır.

23 EYLÜL DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90°lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Güney Yarım Küre'de ise tam tersi olur.

Bu tarih Kuzey Yarım Küre'de Sonbahar, Güney Yarım Küre'de Ilkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya'da gece ve gündüz birbirine eşit olur.

Bu tarih Kuzey Kutup Noktası'nda 6 aylık gecenin, Güney Kutup Noktası'nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır.

21 ARALIK DURUMU

a. Kuzey Yarım Küre

Güneş ışınları Yengeç Dönencesi'ne 43°06' lık açı ile gelir.

Kış mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gece, en kısa gündüz yaşanır.

Yengeç Dönencesi'nden kuzeye gidildikçe gece süresi uzar, gündüz süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren geceler kısalmaya, gündüzler uzamaya başlar. Fakat 21 Mart tarihine kadar, geceler gündüzlerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Kuzey Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dar açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları büyümeye başlar.

Yengeç Dönencesi'nin kuzeyinde en uzun gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları kısalmaya başlar.

b. Güney Yarım Küre

Güneş ışınları Oğlak Dönencesi'ne 90° lik açı ile gelir.

Yaz mevsiminin başlangıcıdır.

En uzun gündüz, en kısa gece yaşanır.

Oğlak Dönencesi'nden güneye gidildikçe gündüz süresi uzar, gece süresi kısalır.

Bu tarihten itibaren gündüzler kısalmaya geceler uzamaya başlar. Ancak 21 Mart tarihine kadar, gündüzler gecelerden uzundur.

Aydınlanma çemberi Güney Kutup Dairesi'ne teğet geçer.

Oğlak Dönencesi'nin güneyi güneş ışınlarını yıl içerisinde alabileceği en dik açı ile alır. Bu tarihten itibaren güneş ışınlarının gelme açıları küçülmeye başlar.

Oğlak Dönencesi'nin güneyinde en kısa gölge yaşanır. Bu tarihten itibaren gölge boyları uzamaya başlar.

21 MART DURUMU

Kuzey ve Güney Yarım Küre

Güneş ışınları öğle vakti Ekvator'a 90° lik açı ile düşer.

Gölge boyu Ekvator'da sıfırdır.

Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre'ye dik düşmeye başlar.

Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre'de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre'de ise tam tersi olur.

Bu tarih Güney Yarım Küre'de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre'de Ilkbahar başlangıcıdır.

Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür.

Dünya'da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur.

Bu tarih Güney Kutup Noktası'nda 6 aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası'nda ise 6 aylık gündüzün başlangıcıdır
Harita Bilgisi ,**çekler,ölçek çeşitleri,Haritada uzunluk ve Alan Hesaplamaları

Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün, kuşbakışı görünüşünün, belli bir ölçek dahilinde küçültülerek, bir düzlem üzerine aktarılmasıyla elde edilen çizime harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için gerekli olan koşullar şunlardır:

1. Kuşbakışı olarak çizilmiş olması

Haritası çizilen alanın tam tepeden görünüşü kuşbakışı olarak adlandırılır. Haritaların çiziminde tepeden görünüm sağlanamaz ise yeryüzü şekillerinin biçimlerinde, boyutlarında ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur.

2. **çekli olması

Haritalardaki küçültme oranına ölçek denir. Bir başka ifade ile harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara olan oranıdır. Yerşekillerinin biçimleri ve boyutları, oldukları gibi aktarılamadığı için, belli bir ölçek dahilinde küçültülmesi gereklidir. **çek iki şekilde gösterilir.

a. Kesir ölçek: Küçültme oranı kesirli sayılarla ifade edilen ve haritalarda en çok kullanılan ölçeklerdir. 1/500, 1/5.000, 1/50.000, 1/500.000 gibi.

Kesir ölçeklerde pay her zaman 1 dir. Paydada yer alan sayı ise, haritası çizilen alanın kaç defa küçültüldüğünü gösterir.

b. Çizik (Grafik) **çek: Eşit dilimlere ayrılmış bir çizgi üzerinde harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara oranının gösterildiği ölçeklerdir.

Herhangi bir yerin, kuşbakışı görünüşünün ölçeksiz ve kabataslak olarak bir düzleme aktarılmasına kroki denilmektedir. Harita ile kroki arasındaki fark, krokinin ölçeksiz, haritanın ise ölçekli olmasıdır.

3. Bir düzleme aktarılmış olması

Dünya'nın kutuplardan basık, Ekvator'dan şişkin kendine has küresel bir şekli vardır. Dünya'nın küresel yüzeyi düzleme aktırılırken bazı güçlüklerle karşılaşılır. Bunun nedeni, küresel yüzeyin düzleme aktarılmasının geometrik açıdan imkansız olmasıdır. Buna bağlı olarak haritalar çizilirken, kara ve denizlerin yerküre üzerindeki biçimleri ve genişlikleri tam olarak yansıtılamamakta ve boyutlarında gerçeğe uymayan bozulmalar olmaktadır. Haritalarda görülen ise, gerçeğin az ya da çok benzeridir.

Harita çizimindeki zorluklar dikkate alınarak bazı metodlar geliştirilmiştir. Buna projeksiyon (izdüşüm) yöntemleri adı verilir.

Projeksiyonlar, izdüşüm (Yükseltinin sıfır m. kabul edilmesi) esasına göre çizildiğinden, yükseltinin fazla olduğu yerlerde ve ülkelerde izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki fark artar.

Türkiye'de, izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki farkın en fazla olduğu bölgeler Doğu Anadolu ve Karadeniz, en az olduğu bölgeler ise Marmara ve Güneydoğu Anadolu'dur.

Başlıca projeksiyon yöntemleri şunlardır:

Silindir Projeksiyon: Ekvator ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.

Konik Projeksiyon: Kutuplar ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.

Düzlem (Ufki) Projeksiyon: Bu projeksiyonla elde edilen haritalarda biçim ve alan bozulmaları çok fazladır. Bu haritalar daha çok denizcilik ve havacılıkta kullanılır.
Paylaş: