Hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hastalığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2018 Çarşamba

Heterokromi Nedir? (Göz Rengi Farklılığı) Hastalığı Hakkında Bilgi


Heterokromi (Göz Rengi Farklılığı), genellikle gözlerde, ancak kimi zaman da saç ve deride gözlenebilen renklenme farklılığı olarak biliniyor.Vücuttaki her türlü renklenmede görev alan melanin pigmentinin göreceli olarak fazla ya da az dağılımından kaynaklanıyor. Bu dağılım farklılığının sebebi ise otozomal kromozomlarda (genellikle 8. kromozomda) meydana gelen bir mutasyon. 



Heterokromi iridum (gözde meydana gelen heterokromi) çoğu zaman kalıtsaldır ve herhangi bir zarar vermiyor (nötr mutasyondur).Sarah McDaniel da bu nötr mutasyondan nasibini almış ve bir gözü mavi diğer gözü ise yeşil olmuş. Eh bu da güzelliğine güzellik katmış.Sarah Instagram paylaşımlarının ardından bir şekilde ünlü olmuş. Mark Ronson ve Kevin Parker'ın şarkıları "Summer Breaking" ve "Daffodils" da da yer almış.



Heterokromi, genellikle gözlerde, ancak kimi zaman da saç ve deride gözlenebilen renklenme farklılığıdır. Vücuttaki her türlü renklenmede görev alan melanin pigmentinin göreceli olarak fazla ya da az dağılımından kaynaklanır. Bu dağılım farklılığının sebebi ise otozomal kromozomlarda (genellikle 8. kromozomda) meydana gelen bir mutasyondur.
Heterokromi tamamen de olabilir (iki göz de birbirinden farklı renklerde olur), kısmen de (tek bir göz iki farklı renge sahip olur).
Heterokromi iridum (gözde meydana gelen heterokromi) çoğu zaman kalıtsaldır ve herhangi bir zarar vermez (nötr mutasyondur). Ancak kimi durumda sonradan kazanılabilir ve bu durumda bazı hastalıklardan şüphe etmek gerekebilir. Şimdiye kadar tanımlanan vakalar arasında, heterokrominin bir semptom (belirti) olarak ortaya çıktığı hastalıklar arasında glaucoma, incontinentia pigmenti, Parry-Romberg Sendromu, Neurofibromatosis, Kromozom 8 Trizomisi, Göz Hemorajı, Göz Hasarı gibi hastalıklar ve sorunlar yer almaktadır. Dolayısıyla gözünüz doğuştan değil de, sonradan renk değiştiriyorsa, mutlaka doktora görünmekte fayda var, "Aaa ne güzel!" deyip geçmeyin. İnsanda aşırı nadir olarak görülen Tam Heterokromi iridum'a örneği aşağıdan görebilirsiniz:

Diğer hayvanlarda ise bu mutasyona sıklıkla rastlanır, öyle ki bazı alt türler sadece bu özellikleri ile bilinirler. Oldukça meşhur bir örneği aşağıdan görebilirsiniz:
Bu farklılık (çeşitlilik) bize "ani etkiki faydalı mutasyonlar" için de bir örnek teşkil edebilir. Eğer ki heterokromik gözlere sahip bireyler, Cinsel Seçilim açısından bir avantaj elde edecek olurlarsa, bu nadir özellik belli bir süre sonra popülasyonda bir norm haline gelebilir. Bu da sıklıkla bahsettiğimiz gibi, %70-90 oranında nötr olan mutasyonların, sonradan faydalı hale gelmesine bir örnek olacaktır.
  
   
Kaynakça: 
American Academy of Opthalmology
Paylaş:

Şap Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?


Şap hastalığı, Türkiye'de tedavisi üzerine özel olarak çalışılan ve canlı hayvan, hayvansal ürün ticaretini olumsuz etkileyen bulaşıcı etkinliğe sahiptir. Genellikle hayvan pazarlarında bulaşıcı bir hal aldığı düşünülen Şap Hastalığı, yaygın olarak direk bulaşma ile yayılmaktadır. Peki, çoğunlukla kontrol altına alınsa da zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Şap Hastalığı nedir ve nasıl bulaşır? İşte, hastalık hakkında önemli bazı detaylar...

Şap hastalığı, ülkeler arası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz yönde etkileyen, büyük ekonomik kayıplara neden olan, çift tırnaklı hayvanların akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalığıdır.

Direk temas, enfekte ve duyarlı hayvanlar arasında en yaygın bulaşma formudur. Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık %95' inde bulaşma direk temasla olur. Birbirlerine çok yakın mesafede bulunan hayvanlar arasında oluşan aerosol bulaşma direk temasın en önemli yoludur. Şap virusu hayvanların soludukları havada enfeksiyondan beş gün sonrasına kadar bulunabilmektedir. Solunan havada domuzların, sığır ve koyunlara oranla daha fazla virus çıkardıkları tespit edilmiştir. Sığırlar geniş solunum hacimleri ile hava yolu ile enfeksiyona en duyarlı olan hayvanlardır.

Şap hastalığının en önemli epidemiyolojik özelliklerinden birisi de virusun hava yolu ile çok uzak mesafelere taşınması nedeniyle hastalığın yayılmasıdır. İnsan ve hastalığın konakçısı olmayan hayvanlar (kuşlar, fareler, vs.), kontamine materyaller (yem, ot, su, vs.), nakil araçları, et, et ürünleri, süt, süt ürünleri, suni tohumlama ve embriyo transferi enfeksiyon kaynağı olabilir.

Hasar görmüş boynuzlaşmış epitel dokusuna direk virus girişi dışında, farengeal bölge enfeksiyonun primer bölgesidir. Viremiden veya klinik belirtilerin görülmesinden 1-3 gün önce bu bölgede virus tespit edilebilir. Virus farenksteki primer replikasyonu takiben lenfatik sisteme geçerek, kan yoluyla doku ve organları enfekte eder. Viremi dönemi yaklaşık 4-5 gün sürer. Klinik belirtilerin görülmesinden önce virus sekret ve ekskretlerde vardır. Hedef dokulara (ağız, deri ve dilin boynuzsu epiteli) taşınan virus burada depolanır ve ikinci replikasyona başlar.

Enfeksiyonun ağır seyrettiği durumlarda, veziküller genişler ve yara şeklini alır. Veziküllerin içi açık renkte seröz sıvı ile doludur. Veziküller genellikle kabuklaşır ve bu kabuklar yaklaşık 24 saat sonra düşer. Kabukların ayrılmasından sonra kırmızı renkte ülserler açığa çıkar. Birkaç gün sonra lezyonlar üzerinde nekrotik epitel parçaları meydana gelir. Özellikle ağız bölgesinde ve dil üzerinde hastalığa özgü granülasyon dokusu oluşur.


Bazı şap virusu suşları, genç hayvanlarda kalbe büyük zarar vererek akut miyokarditise yol açar ve beyaz-gri nokta veya şeritler kalbe kaplan postu görünümü verir. Hiperakut vakalarda kalpte makroskobik lezyonlar görülmeyebilir ve sıklıkla epitel dokusunda veziküler lezyonlara rastlanmaz. Bununla birlikte genellikle kalpten ve kandan virus izole edilebilir.

Hastalığın ilk devresinde viremiden dolayı hayvanlarda ateş görülür. Bu dönemde ateş 40- 410C ye çıkar. Ancak bu devre kısa sürer ve ateşsiz dönem başlar. Daha sonra ağızda veziküllerden dolayı iştahsızlık ve depresyon görülür. Şap virusunun en çok yayıldığı dokular özellikle ağız, ayak ve meme epitelidir. Genç hayvanlarda ilk belirti yüksek ateştir. Bunu ağız mukozasında, ayaklarda tırnak arası ve korona bölgesinde, memelerde veziküllerin oluşumu takip eder. Sığırlarda ağız lezyonları koyun, keçi ve domuzlardan daha şiddetlidir. Veziküllerden dolayı ağızdan bol miktarda ip gibi uzayan salya akmaya başlar. Ağızda bol salya mevcut olup, mukoza kırmızı ve sıcaktır. Dil ve dudakların iç yüzeyinde, yanak, dişetleri ve damakta veziküllerin oluştuğu görülür. Koyunlarda klinik belirtiler hafif seyreder Virus miktarına bağlı olarak hastalığın inkubasyon süresi 2-14 gün arasında değişmektedir. Koyunlarda belirtiler sığırlardakine benzermektedir; fakat daha hafif seyreder ve bazen varlığı bile anlaşılamaz. Ağızdaki lezyonlar küçük ve çabuk kaybolan niteliktedir. Çoğu zaman ayaklar daha duyarlıdır, topallık klinik belirtilerin başında gelir.


Kaynakça:
http://www.hurriyet.com.tr/sap-hastaligi-nedir-40725686
Paylaş: