Neler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Neler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

Vecihi Hürkuş Kimdir? Neler Yapmıştır? Neden Önemlidir?



Vecihi Hürkuş, Türk havacılık tarihine adını yazdıran önemli şahsiyetlerden biri ve pilot ve aynı zamanda da mühendistir. 1896 yılının Ocak ayında, İstanbul’da doğmuştur. İstanbullu bir ailenin çocuğu olan Gümrük Müfettişi Ali Feham Bey, Vecihi Hürkuş’un babasıdır. Annesi ise, Vidin’de doğmuş, küçük yaşlardayken İstanbul’a getirilmiş olan Zeliha Niyir Hanım’dır. Daha bebek sayılabilecek yaşlarda iken babası ölmüş, annesi ve geriye kalan geniş ailesi ile birlikte yaşamıştır. Ardından, amcası Ahmed Şekür Bey’in yanına sığınmışlardır.

Amcası Ahmed Şekür Bey, Harbiye’de eskrim ve resim hocasıdır. Sonraları ise, kardeşleri ve annesi ile birlikte Üsküdar’a taşınmışlardır. Vecihi Hürkuş, 3 kardeşin ortanca olanıdır. İlkokulunu Bebek’te okumuş, sonra ise sırasıyla Üsküdar’da Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde ve Üsküdar Paşakapısı İdadi’sinde öğrenim görmüştür. Bir süre sonra, sanata olan merakı ve isteği nedeniyle de, Tophane Sanat Okulu’na geçmiş ve burayı bitirmiştir. 1912’de yaşanan Balkan Savaşı’na, eniştesi olan Kurmay Albay Kemal Bey’in yanında gönüllü olarak katılmıştır. Bu savaşta, Edirne’ye giren kuvvetlerin içinde yer almıştır. Balkan Savaşı’ndan sonra ise, Beykoz Serviburun’daki esir kampına kumandan olmuştur.

Vecihi Hürkuş, gençliğinden bu yana tayyareci olmak niyetindeydi. Yaşının küçük olması sebebiyle, makinist mektebine alınmıştır. Burayı bitirerek, Tayyare Makinist Mektebi’nden Küçük Zabit olarak mezun olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasında, makinist sıfatıyla Bağdat’a gönderilmiştir. Gönderildiği yerde, 1916 yılının Şubat ayında bir uçak kazasında yaralanarak İstanbul’a dönmüştür.

Savaştan yaralı olarak döndükten sonra, Yeşilköy’deki Tayyare Okulu’na girmiş, burada tayyareci olmuştur. Vecihi Hürkuş, pilot olarak ilk uçuşunu 21 Mayıs 1916 tarihinde gerçekleştirmiştir. 15 Kasım 1916 tarihinde ise, tayyarecilik tahsilini başarıyla noktalamış ve pilot diplomasını almıştır. 1917 yılının sonbaharında, Ruslar’a karşı savaşmak üzere Kafkas Cephesi’ne, 7. Tayyare Bölüğü’ne atanmıştır. Burada oldukça başarılı keşif ve bombardıman uçuşları gerçekleştirmiştir. Kafkas Cephesi’nde girdiği bir hava muharebesinde, bir Rus savaş uçağını düşürerek, uçak düşüren ilk Türk tayyareci olmuştur.

1917 yılının Ekim ayında, bir hava savaşında yaralanıp düşürülmüş, esir olacağını anlayınca, düşmana teslim etmemek için uçağını yakmıştır. Esir olarak Hazar Denizi’ndeki Nargin Adası’nda tutulmuştur. Azeri Türkleri’nin yardımıyla adadan yüzerek kaçmış, adanın karşısındaki Bakü, Ruslar tarafından işgal edildiği için, savaşa girmeyen İrandan karaya çıkmıştır. Beraber esaretten kaçtığı istihkâm Teğmeni Salih Bey ile, 2,5 ay süren kara yolunu yaya olarak tamamlamıştır. Süleymaniye üzerinden Musula geldikten sonra yurda dönüp, 1918 yılı yaz başlarında Yeşilköy’de bulunan 9. Harp Tayyare Bölüğü’nde görev almıştır.


Bu zaman zarfında, bir av uçağı tasarımı yapan Vecihi Hürkuş’un projesi, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanması nedeniyle yarıda kalmıştır. İstanbul işgal edildiğinde, esaretten dönen askerlerin arasına karışarak, Harem’den kalkan bir gemiyle gizlice Mudanya’ya, oradan da Bursa ve Eskişehir üzerinden Konyaya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında, Vecihi Hürkuş, “Sivil Pilot” olarak başarıyla görev yapmıştır. Özellikle İnönü ve Sakarya savaşları sırasında, çok başarılı keşif ve destek uçuşları yapmıştır. Bu uçuşlardan birinde, bir Yunan uçağını da indirmiştir. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşunu yapan pilot olarak da havacılık tarihine geçmiştir. İzmir (Gaziemir – Seydiköy) hava meydanına ilk giren ve işgal eden kişi de, Vecihi Hürkuş’tur.

Vecihi Hürkuş’a, kırmızı şeritli İstiklal Madalyası verilmiştir. Bununla birlikte, TBMM tarafından 3 kez takdirname verilmiştir. Bu başarısı ile de, 3 takdirname verilen tek kişi olma ünvanına da sahip olmuştur. Kurtuluş Savaşı sıralarında, Akşehir’de Jandarma Komutanı olan Ratıp Bey’in kızı Hadiye Hanım’la evlenmiştir. Gönül ve Sevim isimli 2 kızı olmuştur.

avaşın ardından, İzmir / Seydiköy’de açılan tayyare okulunda, yeni tayyarecileri eğitmeye başlamıştır. 1923 yılının başlarında, İzmit bölgesindeki Tayyare bölüğüne atanmıştır. Ancak 3 ay geçtikten sonra, İzmir’de görevli Binbaşı Fazıl’ın, eğitim uçuşunda düşüp şehit olmasıyla, tekrar İzmir’e çağrılmıştır. Tüm bu eğitim ve görevlerin yanı sıra, fen işleri ile de uğraşmış, savaşta birçok sıkıntı ve yokluk çekildiğini bildiği için, bu sıkıntıların giderilmesi amacıyla, havacılığı millileştirme düşünceleri zihnine hakim olmuştur.

Yine bu yıllarda, Edirne’ye yanlışlıkla inen bir yolcu uçağını almakla görevlendirilmiştir. Bu hizmeti karşılığında, o uçağa “VECİHİ” adı verilince, uçak tasarlama ve yapma düşüncelerine yoğunlaşmıştır. İzmir Seydiköy Hava Okulu’nda (bugün yerinde Gaziemir Hava Teknik Okullar Komutanlığı bulunan askeri tesis), uçak yapımı projesine devam etmiştir. Kendi ürettiği ilk uçağında, 1923 yılında Yunanlılar’dan savaş ganimeti olarak elde edilen motoru ve bazı parçaları kullanmıştır. Aynı zamanda bu uçak, imal edilen ilk Türk uçağıdır. 28 Ocak 1925 tarihinde, “VECİHİ K-VI” adını verdiği uçağını uçurmuştur. Ancak, bugün gururla anlatılan bu olay, izinsiz uçuş yaptığı için, Vecihi Hürkuş’a ceza getirmiştir. Uçuş için istediği izin nedeniyle bir heyet toplanmış, ancak havacılıktan pek de anlamayan kimselerce izin işi geciktiği için, çeşitli telkinlerle uçuş kararı alan Vecihi Hürkuş’a, heyet tarafından ceza verilmiştir. Bu ceza, havacılık tarihi açısından, bir dönüm noktasıdır.

Ceza aldıktan sonra istifa ederek hava kuvvetlerinden ayrılıp, Ankara’ya giden Vecihi Hürkuş, yenice kurulmakta olan Türk Tayyare Cemiyeti’ne (T.T.C.) katılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “İstikbal göklerdedir…” sözünden feyz alan bu cemiyet, çeşitli bağışlarla güçlenmek ve havacı bir nesil yetiştirmek için okul kurmak niyetindeydi. Vecihi Bey, bu cemiyete bağışlamak için yaptığı uçağı geri almaya çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştır.

1930 yılında Kadıköy’de, bir keresteci dükkânını kiralayarak, 3 ay gibi bir sürede, ilk Türk sivil uçağını, kendisinin de ikinci uçağı olan “VECİHİ XIV”‘ü inşa etmiştir. Bu uçakla ilk uçuşunu, 27 Eylül 1930’da Kadıköy Fikirtepe’de gerçekleştirmiştir. Ardından, VECİHİ XIV ile önce Yeşilköy’e, sonra da Ankara’ya uçmuştur. Uçabilirlik Sertifikası’nı alabilmek için, İktisat Bakanlığı’na başvurmuş, ancak 14 Ekim 1930’da “Tayyarenin teknik vasıflarını tespit edecek kimse bulunmadığından gereken vesika verilmemiştir” cevabını almıştır. Bu cevap üzerine, istenen belgenin alınması amacıyla, uçak sökülerek Çekoslovakyaya gönderilmiştir. Hürkuş, 6 Aralık 1930da Praga vardığında, parçalanmış tayyare henüz gelmemiştir. Birçok prosedür, montaj ve çeviri işlemlerinin ardından, tayyarenin uçuş kontrolü tamamlanmıştır.

Vecihi Hürkuş, 23 Nisan 1931de, Çekoslovakyalı yetkililerin düzenlediği bir törenle, başköşesinde “Yaşasın Türk Tayyareciliği” yazan bir pankartla onurlandırılarak, uçuş izni almıştır. 25 Nisan 1931de Çekoslovakyadan uçuşuna başlamış, 5 Mayıs 1931de Türkiyeye ulaşmıştır.

Vecihi Hürkuş, 1931 yılında, Türk Tayyare Cemiyeti yararına Türkiye turu yapmıştır. Tur güzergahları ise şöyledir;


Birinci Tur (02.09.1931): Ankara, Kızılcahamam, Gerede, Bolu, Ereğli, Zonguldak, Cide, Sinop, Samsun, Trabzon, Of, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Suşehri, Zara, Hafik, Sivas, Şarkışla, Akdağmadeni, Sorgun, Yozgat, Sungurlu, Kalecik, Ankara.
İkinci Tur (09.11.1931) : Ankara, Gölbaşı, Bağla, Şereflikoçhisar, Aksaray, Konya, Beyşehir, Seydişehir, Alanya, Manavgat, Antalya, Fethiye, Köyceğiz, Muğla, Göktepe, Kale, Tavas, Karacasu, Babadağ, Denizli, Çal, Çivril, Karahallı, Ulubey, Uşak, Kütahya, Eskişehir, Çukurhisar, İnönü, Bozüyük, Karaköy, Söğüt, Geyve, Adapazarı, İzmit, İstanbul.
1932 yılında, “Vecihi Sivil Tayyare Mektebi” isimli, ilk Türk Sivil Havacılık Okulu’nu açmıştır. Okulda, ilk Türk kadın pilotu olan “Bedriye Gökmen” ile beraber, toplam 12 pilot yetiştirmiştir. İstanbul Kalamış-Kadıköy’de, ilk sivil uçağı “VECİHİ XIV”, ilk eğitim ve spor uçağı “VECİHİ XV”, 160 beygirlik Mercedes uçak motorlu deniz kızağı “VECİHİ SK-X” üretilmiştir. Nuri Demirağ, bir tayyare yapımı için 5000 TL vermiş, bunun sonucunda, 1933 yılında “NURİ BEY” adı verilen “VECİHİ XVI kabin uçağı” yapılmıştır.
1954 yılında ilk Türk sivil havayolu şirketi olan Hürkuş Havayolları’nı kuran da, Vecihi Hürkuş’tur. Türk Hava Yolları’nın seferden kaldırmış olduğu uçaklardan sekiz tayyare, Ziraat Bankası’ndan kredi kullanılarak satın alınmıştır. Ancak kazalar, kaçırılmalar, sabotajlar vb. aksilikler sonucunda, Hürkuş Hava Yolları’nın uçakları uçuştan men edilmiştir. Bu kötü gelişmeye rağmen, elinde kalan son uçağını (TC-ERK), Maden Tetkik Arama Enstitüsü adına kullanarak, Güney Doğu Anadolu’da toryum, uranyum ve fosfat arama faaliyetlerinde görev almıştır.
Hayatının sonlarına doğru çok sıkıntı çekmiş, borçlandırılmaya sürüklenmiş, icra takipleri ve davalarla boğuşurken, vatana hizmet nedeniyle kendisine bağlanan çok yetersiz maaşına bile haciz konulmuştur.
Ankara’da anılarını yazdığı zaman diliminde, beyin kanamasından komaya girmiştir. Hayatı boyunca havacılıkla uğraşmış olan Vecihi Hürkuş, insanoğlunun aya ayak basmak üzere Dünya’dan ayrıldığı tarihte (16 Temmuz 1969), Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesi’nde, hayata gözlerini yummuştur.
Ölümünün ardından, Ankara / Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Kaynakça:http://tr.wikipedia.org/wiki/Vecihi_H%C3%BCrku%C5%9F
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=4572
http://www.bilgiustam.com/vecihi-hurkus-kimdir
Paylaş:

3 Aralık 2017 Pazar

Basur Nedir? (Hemoroid) Belirtileri Tedavi Yolları Yöntemleri Nelerdir ve Neler İyi Gelir?


Dünya'da ve Ülkemizde pek çoğumuzun sorunu olan basur nedir, belirtileri ve tedavi yolları yöntemleri nelerdir, basura yani halk dilinde hemoroide ne iyi gelir gibi pek çok sorunuza ışık tutacak olan ''Basur Nedir? (Hemoroid) Belirtileri Tedavi Yolları Yöntemleri Nelerdir ve Neler İyi Gelir?'' başlıklı sayfamızda yer alan yazıyı dikkatle okuyunuz...

''Biliyor musunuz? En sık görülen hastalıklardan biridir. Toplumun yarısından fazlasında basur gelişir, genellikle 30 yaşından sonra Hastaların önemli bir kısmı çok uzun bir süre bu hastalıkla karşılaşmasına rağmen çok sonra hekime başvurmaktadır. Dünyada milyonlarca insan bu hastalıktan muzdariptir. Güncel cerrahi tedavi yöntemleri ile bu sorun ağrısız olarak çözümlenebilmektedir.''

Basur Nedir?

Basurlar makat etrafındaki damarsal doku yastıkçıklarıdır. Basurlar bu damarların şişmesi ile
belirginleşir.





Basurların Farklı Tipleri Nelerdir?

Makattaki basurlar iç ve dış olarak ikiye ayrılır.
  • İç basurlar makatın içerisindedir. Siz onların mevcudiyetinden ancak sarkma yaptıklarında,kanadıklarında veya sümüksü akıntı oluşturduklarında haberdar olursunuz. Ağrısız kanama ve dışkılama esnasında ya da sonrasında ele gelen kitle en sık görülen bulgulardır. Doktorunuzun muayenesi ile iç basurunuzun olup olmadığı rahatlıkla anlaşılır.
  • Dış basurlar makatın çıkışındaki küçük kabarcıklardır. Genellikle ağrısızdırlar. Ancak, bu basurlarda kan pıhtısı oluşabilir, bu durumda rengi maviye döner ve şiddetli ağrı yapabilir; diğer zamanlarda ise normal cilt rengindedir. Şikâyetlere sebep olan dış basurlar makatta şişlik, yanma ve ağrıya, nadiren kaşıntıya neden olurlar.

Basurun oluşma nedenleri nelerdir?

Tam olarak nedeni bilinmemekle beraber ayakta kalma pozisyonuna bağlı olarak makat bölgesindeki damarlarda basınç artışı olmakta ve hemoroidlerde genişleme meydana gelmektedir.
Basur oluşmasına katkıda bulunan diğer faktörler;
· Yaş
· Kronik kabızlık ya da ishal
· Gebelik
· Ailesel
· Şişmanlık
· Dışkılama esnasında aşırı zorlama, ıkınma
· Kabızlığı gidermek için aşırı olarak laksatif ya da lavman kullanımı
· Tuvalette gereğinden fazla (3-5 dakikadan fazla) zaman harcama (gazete, dergi, kitap
okuma vb.)
Nedeni her ne olursa olsun anal bölgedeki damarsal yastıkçıklar gerilir. Buradaki damarlar
genişler, incelir ve kanama yapar. Ikınma ve basınç devam ederse, önlem alınmazsa bu yastıkçıklar dışarı çıkarak ele gelen kitle şeklinde kendini gösterir.

Basur şikayetleri nelerdir?

· Dışkılama esnasında kanama
· Dışkılama esnasında ele gelen kitle
· Anal kaşıntı
· Ağrı
· Hassas kitleler

Basurunuz olduğuna emin misiniz?

Çoğu erişkin hasta şikâyetlerinin tabiatı ne olursa olsun, basurlarından yakınırlar. Kanama,
kaşıntı, ağrı, şişlik ya da tahriş olma benzeri yakınmalarınız olduğunda, direkt olarak basurunuz olduğunu düşünmemelisiniz. Muayene için doktorunuza başvurarak, polip, kolit veya kanser gibi daha ciddi bir probleminiz olmadığından emin olmanız gerekir. Makattan kanama olması durumunda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Kaşıntı şikâyeti nadiren basurlardan kaynaklanmaktadır.

Uygun Tedavi Nedir?

Uygun tedavi hem cerrahi hem de cerrahi dışı tedavi unsurlarını içerir.

Cerrahi Dışı Tedavi

Sıklıkla, beslenme alışkanlığının değiştirilmesi mucizeler yaratır. İlk etapta hastalara beslenme alışkanlıkları ile ilgili tavsiyelerde bulunuruz; bitkisel liflerden zengin, düşük kolesterollü bir diyet ve günde en az beş bardak su içmelerini öğütleriz.

Basurların İlaçla Tedavisi

· Yüksek miktarda lifli gıda alımına ve bol su içmeye özen gösterin. Aynı zamanda, hayvansal yağ alımını azaltmanız gerekir.
· Doktorunuzun da onayını alarak her gün egzersiz yapın. Bu egzersizler tempolu yürüyüş,
bisiklete binmek, koşmak, yüzmek ya da yapmaktan hoşlandığınız ve doktorunuzun
onayladığı herhangi bir aktivite olabilir.
· Dışkılama ihtiyacınızı günde bir kez sabahları giderin. Her yanlış uyarıda tuvalete gitmeyin.
· Dışkılama esnasında aşırı ıkınmaktan kaçının, çünkü aşırı ıkınma ile makatı gereksiz yere zorlarsınız ve bu basura bağlı şikâyetlerinizde artmaya neden olur.
· Basurların olduğu bölgeye doktorunuzun yazdığı bir pomat uygulayabilir ya da fitil
kullanabilirsiniz.
· Gün içerisinde 10’ar dakikalık ılık suya oturma banyoları şikâyetlerinizi azaltacaktır.
Bu önlemlerle 2 ile 7 gün arasında şikayetleriniz azalacaktır. 4-6 hafta içinde de ele gelen
meme küçülecektir. Şiddetli ve devamlı bir ağrınız varsa tromboze hemoroid (kan pıhtısı
oluşması) gelişmiş olabilir. Bu nedenle hekiminize başvurursanız lokal anestezi altında
müdahale ile sizi rahatlatacaktır.

Bantlama (Ligasyon) -Dışarı doğru çıkmış iç hemoroidlerin tedavisinde lastik band (rubber band) tedavisi oldukça etkilidir. Basur pakesinin yukarısına yapılan lastik band uygulaması ile buranın kanlanması kesilir ve birkaç gün içinde bu pake söner, band düşer. 1-2 hafta içinde hastanın şikayetleri geriler. Bu yöntemi bazen tekrarlamak gerekebiir.

Dağlama (Koagülasyon) -Bir ışık kaynağı kullanılarak, basur pakesinin yukarısında küçük bir yanık oluşturulur, bu şekilde basurun kanaması engellenir ve normal boyutuna küçülmesi sağlanır. Kanamalı hemoroid pakelerinde kullanılmaktadır. Dışarı sarkanlara uygulanmamaktadır.
Enjeksiyon -Bu işlemde şişmiş basurun yukarısına onu küçültmek için bir sıvı enjekte edilir, daha çok kanayan ancak makattan dışarı sarkma yapmayan basurlarda etkilidir. İşlemin iki üç yılda bir tekrarlanması gerekebilir.

Bu tedavi yöntemleri sadece iç basurlar için kullanılır. Dış basurların tedavisinde kullanıldıkları takdirde şiddetli ağrıya sebep olurlar.

Cerrahi tedavi

İleri derecede büyümüş basurlar genellikle yukarıda anlatılan, poliklinikte uygulanabilen
yöntemlere yanıt vermezler.

· Dış basurda şiddetli ağrıyla birlikte kan pıhtısı (trombüs) olması,
· Band uygulama yöntemine yanıt vermeyen iç basurlar,
· Makattan dışarı çıkmış ve de içeri yerleştirilemeyen basur durumlarında,
· Sürekli basur pakelerinden kanamalarının olması durumunda cerrahi tedavi gerekir.
Hemoroidal hastalık özel ya da klasik aletlerle kanayan ve dışarı doğru sarkmış pakelerin kesip çıkarılarak veyahut da stapler yöntemi ile olması gereken yere asılması ile tedavi edilir. Bu cerrahi işlemler hastanede yatmaya gerek olmadan, lokal anestezi altında, birkaç günlük ev istirahatı ile uygulanabilmektedir. Lazer yöntemlerinin Standard cerrahi yöntemlere belirgin bir avantajı yoktur. Lazer cerrahisi çok pahalı bir yöntem olup, sanıldığının aksine daha az ağrılı bir yöntem değildir.

Unutmayınız:
Basur, sık görülür ve etkilenen kişinin hayatını tehdit etmez. Ancak, doktorunuz tarafından basur tanısı konana dek, gözden kaçırabileceğiniz önemli bir tıbbi probleminizin de olabileceği akla getirilmelidir. Genellikle, beslenme alışkanlıklarının değiştirilerek lifli besinlere ağırlık verilmesi, yağlı yiyeceklerden kaçınılması ve günlük içilen su miktarının arttırılması ile basura bağlı şikâyetler azalır.

Cerrahi tedavi gerektiğinde, ağrıyı azaltan pek çok yeni yöntemin olduğu hatırlanmalıdır.

Tedaviden Sonra:
Belirtiler:
İlk 36-48 saat içinde hafif- orta derecede ağrı, künt bir sızı hissedebileceğiniz gibi, aslında hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz. Rahatsızlığınız hafif derecede ise basit bir ağrı kesici ilaç kullanabilirsiniz. Aspirin ya da içerisinde aspirin bulunan kan sulandırıcı ilaçlar kullanmayınız, çünkü bu ilaçlar kanı sulandırarak, kanamayı tetiklerler. Eğer ağrınız şiddetli ise, doktorunuz size ağrı tedavisi için ilaç yazacaktır. 10-15 dakikalık ılık oturma banyosu yapmak, rahatsızlık hissinizin azalmasını sağlar. Cerrahi olarak basur tedavisi uygulanmış ise, ameliyattan 8 saat sonra dış pansumanı çıkarıp ılık suya oturma banyosu yapılabilir. Ameliyattan sonra yaradan birkaç gün boyunca az miktarda akıntınız , kanamanız olabilir. Bu akıntı için pansuman yapmaya gerek yoktur, yara 10 gün içerisinde iyileşir.

Beslenme Biçimi:
Tedaviden sonra dışkılamanızın düzenli ve yumuşak olmasını sağlamak önemlidir. Liften zengin besinler ile beslenin ve bol bol su için (günde 6–8 bardak). Doktorunuz lif açısından zengin bir beslenme destek ürünü kullanmanızı önerdiyse buna devam edin. Kafeinin kabızlık yapıcı etkisi vardır. Bu nedenle, kahve, çay, çikolata ve kola kullanımını azaltmanız gerekir.

Fiziksel Aktivite:
Normal fiziksel aktivitenizi devam ettirebilirsiniz. Tedaviden hemen sonra arabanızı sürebilir,
merdivenlerden çıkabilir ve normal hareketlerinizi sürdürebilirsiniz.

Kaygılanılması Gereken Durumlar:
Aşağıdaki durumlardan her hangi biri gerçekleşirse, doktorunuz ile görüşünüz.
· Üç günden beri azalmadan devam eden ağrı
· Tedaviden sonraki birkaç gün içerisinde artarak devam eden ağrı
· Makatta ağrılı şişlik
· Ateş yüksekliği, üşüme titreme
· İdrar yapmada zorluk
· Şiddetli kabızlık (3 günden beri dışkılama olmaması)
· İshal (24 saat içinde 3 defadan fazla sulu dışkılama)
· Kanamanın artması ( bir çay bardağından daha fazla kanama olması)
· Üç saat içerisinde üç ya da dört defa kanlı dışkılama
· Makattan iltihap/ irin akması

Bu yazı Op. Dr. İbrahim Dolu tarafından yazıldı.Op. Dr. İbrahim Dolu' ya teşekkür ediyoruz ve bu yazı www.umithastanesi.com.tr sitesinden alınmıştır.

kaynak:
https://umithastanesi.com.tr/bulletin/2342-hemoroidal-hastalik-basur-mayasil-hemoroid



Paylaş: