PERFORMANS VE PROJE ÖDEVİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PERFORMANS VE PROJE ÖDEVİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2014 Çarşamba

Maddenin Ayırt Edici Özellikleri Nelerdir? 5. Sınıf Fen ve Teknoloji Ödev Konu Anlatımı






Maddenin Ayırt Edici Özellikleri Nelerdir? 5. Sınıf Fen ve Teknoloji Ödev Konu Anlatımı...

Maddenin Ayırt Edici Özellikleri

Bir maddeyi diğerlerinden ayırmamıza ve ayırdığımız maddeyi tanımamıza yarayan özellikleri ayırt edici özellik denir.

Bir özelliğin ayırt edici olabilmesi için;
1. Madde miktarına bağlı olmamalı.
2. Ortamın şartlarına (basınç ve sıcaklık gibi) bağlı olmalı
3. Ölçümler aynı koşullarda yapılmalı
4. Her maddede farklı olmalı

İki maddenin karşılaştırılmasında:
Verilen tüm ayırt edici özellikler aynı ise bu maddeler aynı madde olabilir.
Verilen tüm özelliklerden yalnız biri farklı ise bu maddeler kesinlikle farklı maddelerdir.
A)KAYNAMA SICAKLIĞI
Saf maddelerin kaynama sıcaklığı sabittir.
Örneğin saf su normal şartlar altında 100˚C de kaynar.
Kaynama sıcaklığı maddeler için ayırt edici bir özelliktir.
Farklı maddeler farklı sıcaklıklarda kaynar.
Kaynama sıcaklığına bakılarak maddeler tanınabilir.

B.ERİME DONMA SICAKLIKLARI
Erime: Katıların ısı alarak sıvı hale geçmesi olayına erime denir. Örneğin: Buzun eriyerek su hale gelmesi.

Donma: Sıvı bir maddenin katı hale geçmesi olayı donma olarak adlandırılır. Örneğin: suyun buz hale geçmesi.

Donma sırasında sıvılar çevrelerine ısı verirler.
Saf maddelerin erime ve donma sıcaklıkları sabittir. Örneğin: Saf bir madde olan su 0˚C den daha düşük sıcaklıklarda donar.
Her maddenin erime ve donma sıcaklığı kendine özgüdür.
Erime ve donma sıcaklıkları maddeleri ayırt etmek için kullanılabilir.
Yani erime ve donma sıcaklıklarına bakılarak maddeler tanınabilir. Ör:
kaynama sıcaklığı donma sıcaklığı madde
100 ˚C 0˚C?
C. YOĞUNLUK
Yoğunluk: Bir maddenin birim hacminin kütlesine o maddenin yoğunluğu denir.
Her saf maddenin yoğunluğu belirli koşullarda sabittir.
Her maddenin kendine özgü bir yoğunluğu vardır.
Yoğunluk maddeler için ayırt edici bir özelliktir.
Suyun katı ve sıvı hallerinin yoğunluk farkı suda yaşayan canlılar için çok önemlidir.
Örneğin göl yüzeylerinin kış aylarında buzla kaplaması.
Çeşitli araç ve gereçlerin yapımında maddelerin yoğunluklarından yararlanılır.
 
sametarikan51.wordpress.com

Paylaş:

Maddenin Ayırt Edici Özellikleri Nedir? (Nelerdir) Kısaca - 5.Sınıf Ödev Konusu






Maddenin Ayırt Edici Özellikleri Nedir? (Nelerdir) - hakkındaki 5.sınıf ödev konusu kısaca aşağıda yazımızın devamındadır...


Maddenin Ayırt Edici Özellikleri

MADDENİN AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?                         
Maddeleri birbirinden ayırt etmek için her bir maddenin kendine özgü özelliklerini kullanırız. Örneğin; renk, koku, tat ve sertlik gibi özellikleri ile maddeleri ayırt ederiz.

Maddelerin ölçülebilen ayırt edici özellikleri;
1) Kaynama noktası
2) Erime noktası
3) Yoğunluk
Kaynama Noktası

Isıtılan bir sıvının gaz fazına geçtiği sıcaklıktır.
Kaynama sırasında sıvının buhar basıncı açık hava basıncına eşittir.
Sıvılar ve gazlar için ayırt edici bir özelliktir, çünkü kaynama sıcaklığı yoğunlaşma sıcaklığına eşittir.
Kaynama Sıcaklığına Etki Eden Faktörler :
a) Açık Hava Basıncı : Kaynama sıcaklığı atmosfer basıncıyla doğru orantılı olarak artar ya da azalır. Yükseklere çıkıldıkça dış basınç düştüğünden sıvıların kaynama sıcaklıkları da düşer.
b) Sıvının Cinsi : Kaynama sıcaklığı her sıvı için farklıdır. Örneğin saf su 100 0C de , C2H5 0C de kaynar.
ERİME NOKTASI
      Sıvılar da olduğu gibi saf maddelerde de ısı artışı belli bir noktadan sonra durur.Bunoktadan sonra madde ısı almasına rağmen sıcaklık sabit kalır. Saf maddelerin erimeye başladığı bu sıcaklığa  erime sıcaklığı denir.

DONMA NOKTASI
Saf sıvı madde belli bir sıcaklığa kadar soğutulunca donar. Donma olayı belirli bir sıcaklıkta başlar ve donma süresince sabit kalır. Saf sıvı  maddelerin katı hale geçtiği sıcaklığa donma sıcaklığı denir.

YOĞUNLUK
Birim hacmi dolduran madde miktarına yoğunluk denir. Bu tanım;  Yoğunluk = Kütle/ Hacim eşitliği ile verilir.Kütlenin birimi gram , hacmin birimi m L  olarak alındığında yoğunluğun birimi g/ m L   olur.
 kaynakca: hseyinsoylu.wordpress.com
Paylaş:

14 Ocak 2013 Pazartesi

Dinazor Nedir Dinozor Türleri - Performans Proje Ödevi

DİNOZORLAR


Dinozor (Dinazor) Nedir;

Yaklaşık olarak 150 milyon yıl civarında kara hayatına egemen olmuş yırtıcı hayvanlardır.


Dinozor, Yunancada korkunç kertenkele anlamına gelen iki sözcüğün birleştirilmesinden oluşturulmuştur. Bunun nedeni, geçmişte bilim adamlarının dinozorları bir cins kertenkele sanmalarıdır. Türkçede yaygın fakat yanlış olarak dinazor şeklinde yazıldığı da olur. Dinozorlar yeryüzünde ilk kez 230-225 milyon yıl önce göründüler. 65 milyon yıl önce ise, çok sayıda dinozor türünün nesli tükenmişti.


DİNOZORLAR, 150 milyon yılı aşkın bir süre boyunca dünyaya egemen oldular. Aralarında, hem dünyanın gelmiş geçmiş en iri hayvanları,hem de bir ev kedisinden daha küçük türler de vardı. Altmışbeş milyon yıl önce  de,kimsenin bilmediği ve halada bulunamayan bir sebepten dünyamızdan yok olup gittiler.





Dinozor Türleri:

Dinozorlar iki türe (takıma) ayrılırlar.Bu ayırım kalça kemerlerine göre yapılır

  1. Kalça Kemerli Dinozorlar(Sauriscbia); Kalça kemerleri sürüngenlerinkine benziyordu.Hem otçul,hem de etçil türleri vardı.

  2. Kuş Tipi Kalça Kemerli Dinozorlar(Omitbiscbia); Kalça kemerleri kuşlarınkine benziyordu.Bu türdekilerin hepsi otçuldu.

BAŞLICA DİNOZOR ALT TÜRLERİ


Dinozorlar,iki takım içinde beş alttakıma ayrılırlar.Omitbiscbia'nın üç.Sauriscbia'nın ise iki alt takımı vardır.

  • Thyreophora (Omitbiscbia)


Zırhlı otçullar.Sırtlarında bir dizi koruyucu plaka vardı.Örnek;Stegosaurus.

  • Theropoda (Sauriscbia)

Genellikle iki ayaklı etçillerdir. S biçimli boyunları ve dört parmaklı pençe biçimli ayakları vardı. Örnek; Tyrannosaurus.

  • Margnocephalia (Omitbiscbia)


Etçildirler;çoğunun kafatasının arkasında kemikli çıkıntılar bulunurdu.Örnek;Stytacosaurus.


  • Ornithopoda (Omitbiscbia)


Etçildiler;boynuzu ibiği ve kuşlarınkine benzer ayakları vardı.Örnek; Corytbosaurus.



  • Sauropoda (Sauriscbia)

Etçildiler; küçük başlı, uzun boyunlu, iri gövdeli ve uzun kuyrukluydular. Örnek;  Saltasaurus.


BİR DİNOZORUN PORTRESİ


Sürüngenler gibi dinozorların da pullu derileri vardı.Ancak dinozorlar, günümüz sürüngenlerinden daha gelişmiş hayvanlardı.Sürüngenlerin gövdeleri üstünde sürünmelerine yada ayaklarını iki yanlarına uzatarak yürümelerine karşın dinozorlar,memeliler ve kuşlar gibi bacaklarını gövdelerinin tam altında tutarak yürürlerdi.

Triyas Devri: 248-213 myö (milyon yıl önce)


Bütün karalar tek bir kıtada, yani Pangea'da toplanmıştı.İlk dinozorlar ortaya çıktı ve devrin sonuna doğru iki gruba ayrıldı: sürüngenler ile kuş gibi kalça kemerliler.



Jura Devri: 213-144 myö (milyon yıl önce)


Pangea parçalandı: Atlas okyanusu oluşmaya başladı; Afrika Güney Amerika'dan ayrıldı.Jura Devri'nin sonlarına doğru, dev ve otçul dinozorlar karalara egemen oldu.


DİNOZORLARLA İLGİLİ BİLGİLER
  • Günümüze kadar bulunan dinozor fosillerinin, bir zamanlar yaşamış dinozorların %0.0001'inden azı kadar olduğu sanılmaktadır.

  • En zeki dinozorların bile olasılıkla tavuklar kadardı.

  • Günümüze kadar 350'den çok dinozor türü tanımlanmıştır, ama büyük bir olasılıkla bu sayı gerçek sayının küçük bir yüzdesini temsil etmektedir.

  • Strutbiomimus kısa mesafeleri, saatte 80 km hızla, yani deve kuşu kadar hızlı koşardı.


DİNOZOR BENZERİ SÜRÜNGENLER


Dinozorlar karalarda dolaşırken, dev sürüngenler havada uçmakta ya da okyanuslarda yüzmekteydi. Bu deniz ve hava sürüngenleri dinozorların yakın akrabalarıydı.


UÇAN SÜRÜNGENLER:

''Pterosaurus'' adı verilen uçan sürüngenler dev boylara ulaşmıştı. Kanatları deriden oluşan bu hayvanların gövdeleri genellikle kürk kaplıydı. Ancak, uçmaya elverişli hafif ve narin kemikleri vardı.






DENİZ SÜRÜNGENLERİ:

Bunlar, denizlerin en iri ve en vahşi yaratıklarıydı. Atmosfer havası soluduklarından, zaman zaman su yüzeyine çıkıp soluk almaları gerekiyordu. Balıklarla ve başka deniz yaratıklarıyla besleniyorlardı.



















Paylaş:

13 Ocak 2013 Pazar

Performans ve Proje Ödevi Nedir? Hakkında Bilgiler

Performans Değerlendirme:
Performans değerlendirme, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önüne alarak, onların bilgi ve becerilerini gerçek yaşama aktarmalarını sağlayacak etkinlikler aracılığıyla değerlendirme yapmaktır. Performans değerlendirme, gözlenebilen bir performans (örneğin bir müzik parçası çalma), ya da somut bir ürünle (örneğin bir harita çizme) sonuçlanmalıdır. Performansa dayalı ödevlerin/görevlerin, tek bir cevabından öte birden çok cevabı olabilmektedir. Bu nedenle performans ödevleri/görevleri, iyi tanımlanmış ölçütlere sahip, dereceli puanlama anahtarları (rubric) ile değerlendirilmelidir.

Performansı ortaya koymaya dayalı görevlerin/ödevlerin değerlendirilmesinde, öğrencilerin kendilerinden ne beklenildiğini bilip ona göre çalışmalarını biçimlendirmeleri amacıyla, bu ödevler öğrencilere dereceli puanlama anahtarı ile birlikte verilmelidir. Öğretmenler, değerlendirme ölçütlerini belirlerken, öğrencilerin görüşlerinden yararlanabilirler (Anonim, 2006 a ; Anonim, 2006 c). Öğrencilerin performanslarını değerlendirmek için en çok kullanın araçlar; performans ödevleri, projeler ve öğrenci ürün dosyalarıdır (portfolyolar).

Performans Ödevleri Öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri, gerçek hayata aktarmalarını sağlayan kısa sürelerde yapılabilecek çalışmalardır (Anonim, 2006 b). Örneğin; Bir konu hakkında makale yazma, sınıftaki öğrencilerin yaş ve boylarını değişik grafiklerle ifade etme, bir haritadan sonuçlar çıkarma, deney yapma, bir filme, bir öyküye eleştirel yazı yazma, bir müzik parçası çalma, bir dans sergileme, tanıdığı bir kişinin biyografisini yazma, boyanmak istenen bir evin duvarlarının kaç m² olduğunu ve maliyetini hesaplama gibi konular birer performans ödevi olabilir.

Performans ödevleri; öğrencilerin seviyelerine, yaşadıkları sosyo ekonomik koşullara, yerel olanaklara, programdaki kazanımlara uygun, öğrenciler tarafından yapılabilecek özellikte olmalıdır. Bu ödevler, öğrencilerin yarıyıl notlarını etkilediğinden, ödevin belli aşamalarının öğrencilere ya sınıf ortamında yaptırılması ya da öğrencinin yaptığı çalışmayı sınıfta öğretmenine ve arkadaşlarına sunum yaparak paylaşması sağlanmalıdır (Anonim, 2006 d). Performans ödevlerinin bir sınıfın tüm öğrencilerine, aynı konu başlığında ve aynı zamanda verilmesi doğru değildir (Anonim, 2007) Öğrenciler, her yarıyılda derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde en az bir performans ödevi hazırlarlar (Anonim, 2006 c). Not çizelgesinde, performans ödevlerine ait sütun sayısı her ne kadar üç ise de üçten fazla ya da daha az sayıda performans ödevi verilebilir.

Verilen performans ödevlerinin aritmetik ortalaması alınır (Anonim, 2006 d). Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının yazısında, Görsel Sanatlar ile Teknoloji ve Tasarım Derslerinin ölçme ve değerlendirmesinde, performans ödevine yer verilmemektedir (Anonim, 2006 e). Bu durumda, bu iki dersin dışında öğrencilere diğer tüm derslerden, her yarıyılda en az bir performans ödevi verilmesi, Yönetmelik gereği zorunlu kılınmaktadır.

Projeler:
Projeler de aslında birer performans ödevidir. Ancak, içeriği daha kapsamlı ve uzun süre gerektiren ayrıntılı ödevlerdir.

Örneğin: “Dört temel gıda maddesi tespit edilip, yaşadığınız çevredeki üç marketten sekiz hafta boyunca fiyat takiplerinin yapılması, yapı> tespitler sonucunda elde edilen verilerin grafiğe dönüştürülerek en ekonomik marketin belirlenmesi, fiyat artış oranları göz önünde bulundurularak önümüzdeki yıl seçilen gıda fiyatlarının ne olabilecekleri üzerinde tahminde bulunmaları”, bir projeye konu oluşturabilir. Projeler, bireysel ya da grup çalışması şeklinde yapılabilir. Proje konuları, öğretmenin kendisi ya da zümre öğretmenler tarafından belirleneceği gibi, öğrenciler de kendi ilgi duydukları alanlara göre proje konusu belirleyebilirler. Proje geliştirme süreci uzun, karmaşık ve zorlu bir süreçtir. Bu ödevler, öğrencilerin yaratıcılık, araştırma, iletişim gibi üst düzey zihinsel becerilerini geliştirmektedir. Proje çalışmasında bilgi öğrenciye doğrudan verilmediği için, öğrenciler proje konularında yaparak, yaşayarak, inceleyerek bilgi kazanırlar. Grup olarak yapılacak projelerde, gruplar oluşturulurken grup üyelerinin cinsiyet ve başarı durumları bakımından karışık olmalarına özen gösterilmelidir.

Gerek projenin yükünün bir iki öğrencinin omzuna yıkılmasını önlemek, gerekse sonuçtaki başarı ya da başarısızlık duygusunun paylaşılması amacıyla, grup üyelerinin her birine ilgi ve yetenekleri doğrultusunda sorumluluk verilmelidir. Bu dağılım, grup üyeleri tarafından yapılıp, öğretmenin onayı alınmalıdır. Projenin her aşamasında grup üyelerinin çalışmaları öğretmenler tarafından takip edilmeli ve grup üyelerine geri bildirim sağlanmalıdır (Anonim, 2006 b).

Öğrenciler, bir ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde en az bir proje hazırlarlar (Anonim, 2006 c). Öğrenciler istedikleri takdirde farklı derslerde ya da aynı derste birden fazla proje hazırlayabilirler. Aynı dersten birden fazla proje alan öğrencilerin proje notu, projelerden aldıkları puanların aritmetik ortalaması alınarak belirlenir. Projeler teslim edildikleri yarıyılda değerlendirilir.
Öğrencilerin proje çalışmalarını hangi dersten alacakları, 1-5. sınıflarda sınıf öğretmenlerince, 6-8. sınıflarda ise şube rehber öğretmeni gözetiminde belirlenir, ilgili branş ya da sınıf öğretmenlerinin gözetiminde ve rehberliğinde gerçekleştirilir (Anonim, 2006 d). Bu açıklamalar doğrultusunda; performans ödevlerinin, Görsel Sanatlar ile Teknoloji ve Tasarım Derslerinin dışındaki tüm derslerden, her yarıyılda en az bir tane verilmesi Yönetmelik gereği zorunlu iken, projelerin tüm derslerden verilmesinin zorunlu olmadığı, öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda talepte bulunmaları halinde verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Gerek müfettişlerce yapılan genel denetim ve rehberlik çalışmalarındaki tespitlerden, gerekse Milli Eğitim Bakanlığınca yapı açıklamalardan anlaşıldığı üzere, öğrencilerin proje ve performans ödevlerini çoğunlukla internet üzerinden hazırladıkları, çalışmaların öğrenci katkısı içermediği, hazırlanan ödevlerde daha çok görselliğin öne çıktığı, internet çıktısının dosyalanıp ödev olarak sunulduğu görülmektedir (Anonim, 2007)

Öğrencilerin; inceleme, araştırma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, çıkarımlarda bulunma gibi becerilerinin geliştirilmesinde bir araç olma özelliği taşıyan proje ve performans ödevleri, internet üzerinden aynen yapılan alıntılar biçimine dönüşünce bu özelliklerini yitirmektedir. Bu nedenle, öğrencilere proje ve performans ödevi verilirken öğrencilerin sadece internete bağlı kalmamalarına, bilgisayar teknolojisinin yanı sıra özellikle öğrencinin çevresinde bulunan kütüphanelerden, kaynak kişilerden, fotoğraf ve belgelerden, tarihi, kültürel ve sosyal olanaklardan yararlanmaları hususlarında öğretmenlerce önlem alınması gerekmektedir. Öğrenci ürün dosyası (portfolyo)Öğrencilerin çalışmalarının toplandığı bir dosyadır. Bu dosya, öğrencinin anlamlı ödevlerini içerir ve öğrencinin en iyi çalışmalarının bir yansımasıdır (Anonim, 2006 b). Ürün dosyasına, öğrencinin eğitim ortamında yaptığı her ürünü değil, yaptığı çalışmalardan kendilerini en iyi yansıttıklarını düşündükleri yazılar, fotoğraflar, performans ödevleri, projeler, ses veya görüntü kayıtları, kontrol listeleri, dereceli puanlama anahtarları, öğretmen mektupları, velilerden gelen bilgiler… vb yer almalıdır (Anonim, 2006 a).

Her dönem boyunca dosyaya konulacak ürün sayısı 4-6 arası olabilir (Anonim, 2005). Öğrenci ürün dosyaları, 1-5. sınıflarda öğrencilerin farklı derslere ilişkin çalışmalarının toplandığı tek bir dosya şeklinde hazırlanabilir. 6-8. sınıflarda ise, öğrenciler tüm dersler yerine ilgi duydukları, başarılarını ve gelişimlerini göstermek istedikleri derslere ait ürün dosyası hazırlarlar. 6-8. sınıflarda öğrenciler ders yılı başında ürün dosyası hazırlamak istedikleri ders ya da derslerin öğretmeni ile görüşerek, ürün dosyası hazırlamak istedikleri dersleri belirlerler ve kararlarını şube rehber öğretmenlerine bildirirler. Portfolyo dosyaları, önceden hazırlanmış olan dereceli puanlama anahtarı (rubric) ile değerlendirilir. Öğrencilerin “Ders içi Performans Notları” belirlenirken, ürün dosyası için yapı> değerlendirme, öğretmen tarafından dikkate alınır (Anonim, 2006 d). Yukarıdaki açıklamalar ışığında, öğrencilerin bütün derslerden ürün dosyası tutması gerekmemektedir.

Öğretmenlerin; öğrenme öğretme sürecinde yeni öğretim programlarının felsefesine uygun yapacakları ölçme ve değerlendirme etkinliklerinde, çeşitli güçlüklerle karşılaştıkları, uygulamada zorlandıkları bilinmektedir. Karşılaşılan bu güçlüklerin kaynakları irdelenecek olursa; a) Öğretmen tutumlarından kaynaklanan sorunlar : “Notum silahımdır” mantığının egemen olduğu anlayışı sürdüren öğretmenlerin, yeni ölçme ve değerlendirme sistemine uyum sağlayamamaları, b) Yeterlilik sorunları: Yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımının uygulanmasıyla ilgili bilgi eksikliği, c) Ders yükü: Özellikle bazı branş öğretmenlerinin ders yüklerinin çokluğu nedeniyle, sürece dönük değerlendirme etkinliklerini aksatabilmeleri, d) Öğrenci sayısı: Öğrenci sayısının kalabalık olmasıyla; proje, performans ödevi, portfolyo dosyası, öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, tutum ölçeği gibi süreç ölçüm araçlarının uygulanıp değerlendirilmesinin sorun teşkil etmesi, e) ÖSS ve OKS: Merkezi öğrenci yerleştirme sınavlarının mevcut haliyle devam etmesi, Yeni ölçme ve değerlendirme anlayışını ve uygulamasını olumsuz yönde etkilemektedirler. Tespit edilen bu sorunlar tabiî ki süreç içerisinde giderilebilecek, daha çok niceliksel sorunlardır. Niteliğin, niceliğe feda edilmemesinin yolu, yeni öğretim program tasarılarının ruhuna uygun, yeni ölçme ve değerlendirme uygulamalarının hayata geçirilmesidir. Yeni program tasarılarının uygulanması sürecinde, öğretmenlerin en çok şikâyetçi oldukları konuların başında değerlendirme formlarının fazlalığı gelmektedir. Oysa bu formlar, öğretmenler her yerde, her zaman kullansınlar diye kitaplara konulmamıştır. Yapı> her etkinliğin sonunda, bu etkinliğe ait bir formun doldurulması beklenilmemektedir.

Bu konu ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığınca, Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda: “ Öğretmenler, eğitim öğretim sürecinde sınıfta yaptıkları etkinliklerin her birinin sonunda değerlendirme yapmak yerine, ünite/tema ölçeğinde aralarında benzerlik, yakınlık, tamamlayıcılık ilişkisi bulunan birkaç kazanımla ilgili etkinliklerin uygulanmasından sonra ya da çok özel bir etkinliğin sonunda, programlarda önerilen değerlendirme etkinliklerinden uygun gördükleri bir veya birkaçını uygulayabilirler” denilmektedir (Anonim, 2005). Örneğin, öğrencinin bir derse karşı duygularını, tutumlarını, kendine güvenlerini ortaya çıkarma amacına dönük kullanılan “tutum ölçeklerinin”, biri öğretim yılı başında, diğeri de öğretim yılı sonunda uygulanması, çıkan sonuçlarla öğrencideki değişimin gözlenmesi, bu arada öğretmenin bu süreçte kendini değerlendirmesi yeterlidir. Her ay ya da üç ayda bir o derse ilişkin tutum ölçeği uygulamanın bir gereği yoktur. Öğretmenin önüne gelen her formu doldurup, dosyaya koymasının, elde ettiği bulgularla yeni öğrenme fırsatlarını eğitim ortamına taşımadıkdan sonra, kısaca ölçmeyi değerlendiremedikten sonra ne anlamı olabilir ki? Kaldı ki, kitaplarda verilen çeşitli formların, moda mod kullanılması da gerekmemektedir. Öğretmenler, değerlendirme formlarını, okullarına, sınıflarına ve kendilerine göre uyarlayarak kullanabilirler. Şurası unutulmamalı ki, en iyi değerlendirme formu, öğretmenin kendi özgün çalışması ile yapacağı formdur.

SONUÇ VE ÖNERİLER
1. Yönetici ve öğretmenlerin, yeni programların felsefesine uygun ölçme ve değerlendirme uygulamaları ile ilgili yerel hizmet içi eğitimlere alınmaları, 2. Milli Eğitim Bakanlığınca, öğretmenlere yardımcı olmak amacıyla yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını örneklerle açıklayan kolay, anlaşılır, uygulamaya dönük basılı dokümanların okullara gönderilmesi, 3. Bazı branşlarda öğretmenlerin ders yükleri, süreç temelli ölçme ve değerlendirme uygulamalarını olumsuz yönde etkilediğinden, öğretmen dağılımlarının gereksinimleri karşılayacak şekilde yapılması, 4. Okullardaki öğrenci sayılarının yoğunluğu, hem yeni programların uygulanmasını, hem de buna bağlı yeni değerlendirme etkinliklerinin sağlıklı yürütülebilmesinde engel teşkil ettiği için, bu sorunun çözümlenmesi için gerekli önlemlerin alınması, 5. Yeni ölçme değerlendirme yaklaşımı, uygulamada teknolojik araç gereçlere gereksinimi artırdığından, okullara yeterli sayıda bilgisayar, fotokopi, projeksiyon makinesi gibi ekipmanların sağlanması, 6. Öğrencilere proje ve performans ödevi verilirken onların sadece internete bağlı kalmamalarına, bilgisayar teknolojisinin yanı sıra özellikle öğrencinin çevresinde bulunan kütüphanelerden, tarihi, kültürel ve sosyal olanaklardan yararlanmaları hususlarında öğretmenlerce önlem alınması, 7. ÖSS ve OKS gibi sınavların, yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımına uygun hale getirilmesi, 8. ÖSS ve OKS ye öğrenci hazırlayan mevcut dershanelerin, yeni programların uygulanması sürecinde, Eğitim Müfettişlerince rehberlik ve denetimlerine ağırlık verilmesi,

KAYNAKLAR Anonim, (2005). Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 24.11.2005 gün ve 12225 sayılı yazısı. Anonim, (2006, a). Ölçme ve Değerlendirme, http: //ttkb. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 25.12.2006 Anonim, (2006, b). Ölçme ve Değerlendirme ile İlgili Temel Kavramlar, http: //iogm. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 24.12.2006 Anonim, (2006, c). İlköğretim Kurumları Yönetmeliği. Resmi gazete: 02.05.2006, sayı: 26156 Anonim, (2006, d). İlköğretim Kurumlarında Ölçme ve Değerlendirme, http: //ttkb. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 23.12.2006 Anonim, (2006, e). Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 20.12.2006 gün ve 012641 sayılı yazısı. Anonim, (2007). İnternet Üzerinden Hazırlanan Proje ve Performans Ödevleri, http: //iogm. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 25.01.2007 Kutlu, Ömer. “ Yeni İlköğretim Programlarını Değerlendirme Sempozyumu”. 14-16 Kasım 2005. Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Tekışık Eğitim Araştırma geliştirme Vakfı.
Paylaş:

8 Ocak 2013 Salı

Performans ve Proje ödevi nedir? Hakkında Bilgi

Performans Değerlendirme:
Performans değerlendirme, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önüne alarak, onların bilgi ve becerilerini gerçek yaşama aktarmalarını sağlayacak etkinlikler aracılığıyla değerlendirme yapmaktır. Performans değerlendirme, gözlenebilen bir performans (örneğin bir müzik parçası çalma), ya da somut bir ürünle (örneğin bir harita çizme) sonuçlanmalıdır. Performansa dayalı ödevlerin/görevlerin, tek bir cevabından öte birden çok cevabı olabilmektedir. Bu nedenle performans ödevleri/görevleri, iyi tanımlanmış ölçütlere sahip, dereceli puanlama anahtarları (rubric) ile değerlendirilmelidir.

Performansı ortaya koymaya dayalı görevlerin/ödevlerin değerlendirilmesinde, öğrencilerin kendilerinden ne beklenildiğini bilip ona göre çalışmalarını biçimlendirmeleri amacıyla, bu ödevler öğrencilere dereceli puanlama anahtarı ile birlikte verilmelidir. Öğretmenler, değerlendirme ölçütlerini belirlerken, öğrencilerin görüşlerinden yararlanabilirler (Anonim, 2006 a ; Anonim, 2006 c). Öğrencilerin performanslarını değerlendirmek için en çok kullanın araçlar; performans ödevleri, projeler ve öğrenci ürün dosyalarıdır (portfolyolar).

Performans Ödevleri Öğrencilerin kazandıkları bilgi ve becerileri, gerçek hayata aktarmalarını sağlayan kısa sürelerde yapılabilecek çalışmalardır (Anonim, 2006 b). Örneğin; Bir konu hakkında makale yazma, sınıftaki öğrencilerin yaş ve boylarını değişik grafiklerle ifade etme, bir haritadan sonuçlar çıkarma, deney yapma, bir filme, bir öyküye eleştirel yazı yazma, bir müzik parçası çalma, bir dans sergileme, tanıdığı bir kişinin biyografisini yazma, boyanmak istenen bir evin duvarlarının kaç m² olduğunu ve maliyetini hesaplama gibi konular birer performans ödevi olabilir.

Performans ödevleri; öğrencilerin seviyelerine, yaşadıkları sosyo ekonomik koşullara, yerel olanaklara, programdaki kazanımlara uygun, öğrenciler tarafından yapılabilecek özellikte olmalıdır. Bu ödevler, öğrencilerin yarıyıl notlarını etkilediğinden, ödevin belli aşamalarının öğrencilere ya sınıf ortamında yaptırılması ya da öğrencinin yaptığı çalışmayı sınıfta öğretmenine ve arkadaşlarına sunum yaparak paylaşması sağlanmalıdır (Anonim, 2006 d). Performans ödevlerinin bir sınıfın tüm öğrencilerine, aynı konu başlığında ve aynı zamanda verilmesi doğru değildir (Anonim, 2007) Öğrenciler, her yarıyılda derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde en az bir performans ödevi hazırlarlar (Anonim, 2006 c). Not çizelgesinde, performans ödevlerine ait sütun sayısı her ne kadar üç ise de üçten fazla ya da daha az sayıda performans ödevi verilebilir.

Verilen performans ödevlerinin aritmetik ortalaması alınır (Anonim, 2006 d). Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının yazısında, Görsel Sanatlar ile Teknoloji ve Tasarım Derslerinin ölçme ve değerlendirmesinde, performans ödevine yer verilmemektedir (Anonim, 2006 e). Bu durumda, bu iki dersin dışında öğrencilere diğer tüm derslerden, her yarıyılda en az bir performans ödevi verilmesi, Yönetmelik gereği zorunlu kılınmaktadır.

Projeler:
Projeler de aslında birer performans ödevidir. Ancak, içeriği daha kapsamlı ve uzun süre gerektiren ayrıntılı ödevlerdir.

Örneğin: “Dört temel gıda maddesi tespit edilip, yaşadığınız çevredeki üç marketten sekiz hafta boyunca fiyat takiplerinin yapılması, yapı> tespitler sonucunda elde edilen verilerin grafiğe dönüştürülerek en ekonomik marketin belirlenmesi, fiyat artış oranları göz önünde bulundurularak önümüzdeki yıl seçilen gıda fiyatlarının ne olabilecekleri üzerinde tahminde bulunmaları”, bir projeye konu oluşturabilir. Projeler, bireysel ya da grup çalışması şeklinde yapılabilir. Proje konuları, öğretmenin kendisi ya da zümre öğretmenler tarafından belirleneceği gibi, öğrenciler de kendi ilgi duydukları alanlara göre proje konusu belirleyebilirler. Proje geliştirme süreci uzun, karmaşık ve zorlu bir süreçtir. Bu ödevler, öğrencilerin yaratıcılık, araştırma, iletişim gibi üst düzey zihinsel becerilerini geliştirmektedir. Proje çalışmasında bilgi öğrenciye doğrudan verilmediği için, öğrenciler proje konularında yaparak, yaşayarak, inceleyerek bilgi kazanırlar. Grup olarak yapılacak projelerde, gruplar oluşturulurken grup üyelerinin cinsiyet ve başarı durumları bakımından karışık olmalarına özen gösterilmelidir.

Gerek projenin yükünün bir iki öğrencinin omzuna yıkılmasını önlemek, gerekse sonuçtaki başarı ya da başarısızlık duygusunun paylaşılması amacıyla, grup üyelerinin her birine ilgi ve yetenekleri doğrultusunda sorumluluk verilmelidir. Bu dağılım, grup üyeleri tarafından yapılıp, öğretmenin onayı alınmalıdır. Projenin her aşamasında grup üyelerinin çalışmaları öğretmenler tarafından takip edilmeli ve grup üyelerine geri bildirim sağlanmalıdır (Anonim, 2006 b).

Öğrenciler, bir ders yılında istedikleri ders veya derslerden bireysel ya da grup çalışması şeklinde en az bir proje hazırlarlar (Anonim, 2006 c). Öğrenciler istedikleri takdirde farklı derslerde ya da aynı derste birden fazla proje hazırlayabilirler. Aynı dersten birden fazla proje alan öğrencilerin proje notu, projelerden aldıkları puanların aritmetik ortalaması alınarak belirlenir. Projeler teslim edildikleri yarıyılda değerlendirilir.
Öğrencilerin proje çalışmalarını hangi dersten alacakları, 1-5. sınıflarda sınıf öğretmenlerince, 6-8. sınıflarda ise şube rehber öğretmeni gözetiminde belirlenir, ilgili branş ya da sınıf öğretmenlerinin gözetiminde ve rehberliğinde gerçekleştirilir (Anonim, 2006 d). Bu açıklamalar doğrultusunda; performans ödevlerinin, Görsel Sanatlar ile Teknoloji ve Tasarım Derslerinin dışındaki tüm derslerden, her yarıyılda en az bir tane verilmesi Yönetmelik gereği zorunlu iken, projelerin tüm derslerden verilmesinin zorunlu olmadığı, öğrencilerin ilgi ve istekleri doğrultusunda talepte bulunmaları halinde verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Gerek müfettişlerce yapılan genel denetim ve rehberlik çalışmalarındaki tespitlerden, gerekse Milli Eğitim Bakanlığınca yapı açıklamalardan anlaşıldığı üzere, öğrencilerin proje ve performans ödevlerini çoğunlukla internet üzerinden hazırladıkları, çalışmaların öğrenci katkısı içermediği, hazırlanan ödevlerde daha çok görselliğin öne çıktığı, internet çıktısının dosyalanıp ödev olarak sunulduğu görülmektedir (Anonim, 2007)

Öğrencilerin; inceleme, araştırma, görüş geliştirme, yeni bilgilere ulaşma, çıkarımlarda bulunma gibi becerilerinin geliştirilmesinde bir araç olma özelliği taşıyan proje ve performans ödevleri, internet üzerinden aynen yapılan alıntılar biçimine dönüşünce bu özelliklerini yitirmektedir. Bu nedenle, öğrencilere proje ve performans ödevi verilirken öğrencilerin sadece internete bağlı kalmamalarına, bilgisayar teknolojisinin yanı sıra özellikle öğrencinin çevresinde bulunan kütüphanelerden, kaynak kişilerden, fotoğraf ve belgelerden, tarihi, kültürel ve sosyal olanaklardan yararlanmaları hususlarında öğretmenlerce önlem alınması gerekmektedir. Öğrenci ürün dosyası (portfolyo)Öğrencilerin çalışmalarının toplandığı bir dosyadır. Bu dosya, öğrencinin anlamlı ödevlerini içerir ve öğrencinin en iyi çalışmalarının bir yansımasıdır (Anonim, 2006 b). Ürün dosyasına, öğrencinin eğitim ortamında yaptığı her ürünü değil, yaptığı çalışmalardan kendilerini en iyi yansıttıklarını düşündükleri yazılar, fotoğraflar, performans ödevleri, projeler, ses veya görüntü kayıtları, kontrol listeleri, dereceli puanlama anahtarları, öğretmen mektupları, velilerden gelen bilgiler… vb yer almalıdır (Anonim, 2006 a).

Her dönem boyunca dosyaya konulacak ürün sayısı 4-6 arası olabilir (Anonim, 2005). Öğrenci ürün dosyaları, 1-5. sınıflarda öğrencilerin farklı derslere ilişkin çalışmalarının toplandığı tek bir dosya şeklinde hazırlanabilir. 6-8. sınıflarda ise, öğrenciler tüm dersler yerine ilgi duydukları, başarılarını ve gelişimlerini göstermek istedikleri derslere ait ürün dosyası hazırlarlar. 6-8. sınıflarda öğrenciler ders yılı başında ürün dosyası hazırlamak istedikleri ders ya da derslerin öğretmeni ile görüşerek, ürün dosyası hazırlamak istedikleri dersleri belirlerler ve kararlarını şube rehber öğretmenlerine bildirirler. Portfolyo dosyaları, önceden hazırlanmış olan dereceli puanlama anahtarı (rubric) ile değerlendirilir. Öğrencilerin “Ders içi Performans Notları” belirlenirken, ürün dosyası için yapı> değerlendirme, öğretmen tarafından dikkate alınır (Anonim, 2006 d). Yukarıdaki açıklamalar ışığında, öğrencilerin bütün derslerden ürün dosyası tutması gerekmemektedir.

Öğretmenlerin; öğrenme öğretme sürecinde yeni öğretim programlarının felsefesine uygun yapacakları ölçme ve değerlendirme etkinliklerinde, çeşitli güçlüklerle karşılaştıkları, uygulamada zorlandıkları bilinmektedir. Karşılaşılan bu güçlüklerin kaynakları irdelenecek olursa; a) Öğretmen tutumlarından kaynaklanan sorunlar : “Notum silahımdır” mantığının egemen olduğu anlayışı sürdüren öğretmenlerin, yeni ölçme ve değerlendirme sistemine uyum sağlayamamaları, b) Yeterlilik sorunları: Yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımının uygulanmasıyla ilgili bilgi eksikliği, c) Ders yükü: Özellikle bazı branş öğretmenlerinin ders yüklerinin çokluğu nedeniyle, sürece dönük değerlendirme etkinliklerini aksatabilmeleri, d) Öğrenci sayısı: Öğrenci sayısının kalabalık olmasıyla; proje, performans ödevi, portfolyo dosyası, öz değerlendirme, akran değerlendirme, grup değerlendirme, tutum ölçeği gibi süreç ölçüm araçlarının uygulanıp değerlendirilmesinin sorun teşkil etmesi, e) ÖSS ve OKS: Merkezi öğrenci yerleştirme sınavlarının mevcut haliyle devam etmesi, Yeni ölçme ve değerlendirme anlayışını ve uygulamasını olumsuz yönde etkilemektedirler. Tespit edilen bu sorunlar tabiî ki süreç içerisinde giderilebilecek, daha çok niceliksel sorunlardır. Niteliğin, niceliğe feda edilmemesinin yolu, yeni öğretim program tasarılarının ruhuna uygun, yeni ölçme ve değerlendirme uygulamalarının hayata geçirilmesidir. Yeni program tasarılarının uygulanması sürecinde, öğretmenlerin en çok şikâyetçi oldukları konuların başında değerlendirme formlarının fazlalığı gelmektedir. Oysa bu formlar, öğretmenler her yerde, her zaman kullansınlar diye kitaplara konulmamıştır. Yapı> her etkinliğin sonunda, bu etkinliğe ait bir formun doldurulması beklenilmemektedir.

Bu konu ile ilgili Milli Eğitim Bakanlığınca, Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen yazıda: “ Öğretmenler, eğitim öğretim sürecinde sınıfta yaptıkları etkinliklerin her birinin sonunda değerlendirme yapmak yerine, ünite/tema ölçeğinde aralarında benzerlik, yakınlık, tamamlayıcılık ilişkisi bulunan birkaç kazanımla ilgili etkinliklerin uygulanmasından sonra ya da çok özel bir etkinliğin sonunda, programlarda önerilen değerlendirme etkinliklerinden uygun gördükleri bir veya birkaçını uygulayabilirler” denilmektedir (Anonim, 2005). Örneğin, öğrencinin bir derse karşı duygularını, tutumlarını, kendine güvenlerini ortaya çıkarma amacına dönük kullanılan “tutum ölçeklerinin”, biri öğretim yılı başında, diğeri de öğretim yılı sonunda uygulanması, çıkan sonuçlarla öğrencideki değişimin gözlenmesi, bu arada öğretmenin bu süreçte kendini değerlendirmesi yeterlidir. Her ay ya da üç ayda bir o derse ilişkin tutum ölçeği uygulamanın bir gereği yoktur. Öğretmenin önüne gelen her formu doldurup, dosyaya koymasının, elde ettiği bulgularla yeni öğrenme fırsatlarını eğitim ortamına taşımadıkdan sonra, kısaca ölçmeyi değerlendiremedikten sonra ne anlamı olabilir ki? Kaldı ki, kitaplarda verilen çeşitli formların, moda mod kullanılması da gerekmemektedir. Öğretmenler, değerlendirme formlarını, okullarına, sınıflarına ve kendilerine göre uyarlayarak kullanabilirler. Şurası unutulmamalı ki, en iyi değerlendirme formu, öğretmenin kendi özgün çalışması ile yapacağı formdur.

SONUÇ VE ÖNERİLER
1. Yönetici ve öğretmenlerin, yeni programların felsefesine uygun ölçme ve değerlendirme uygulamaları ile ilgili yerel hizmet içi eğitimlere alınmaları, 2. Milli Eğitim Bakanlığınca, öğretmenlere yardımcı olmak amacıyla yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarını örneklerle açıklayan kolay, anlaşılır, uygulamaya dönük basılı dokümanların okullara gönderilmesi, 3. Bazı branşlarda öğretmenlerin ders yükleri, süreç temelli ölçme ve değerlendirme uygulamalarını olumsuz yönde etkilediğinden, öğretmen dağılımlarının gereksinimleri karşılayacak şekilde yapılması, 4. Okullardaki öğrenci sayılarının yoğunluğu, hem yeni programların uygulanmasını, hem de buna bağlı yeni değerlendirme etkinliklerinin sağlıklı yürütülebilmesinde engel teşkil ettiği için, bu sorunun çözümlenmesi için gerekli önlemlerin alınması, 5. Yeni ölçme değerlendirme yaklaşımı, uygulamada teknolojik araç gereçlere gereksinimi artırdığından, okullara yeterli sayıda bilgisayar, fotokopi, projeksiyon makinesi gibi ekipmanların sağlanması, 6. Öğrencilere proje ve performans ödevi verilirken onların sadece internete bağlı kalmamalarına, bilgisayar teknolojisinin yanı sıra özellikle öğrencinin çevresinde bulunan kütüphanelerden, tarihi, kültürel ve sosyal olanaklardan yararlanmaları hususlarında öğretmenlerce önlem alınması, 7. ÖSS ve OKS gibi sınavların, yeni ölçme ve değerlendirme yaklaşımına uygun hale getirilmesi, 8. ÖSS ve OKS ye öğrenci hazırlayan mevcut dershanelerin, yeni programların uygulanması sürecinde, Eğitim Müfettişlerince rehberlik ve denetimlerine ağırlık verilmesi, 

KAYNAKLAR Anonim, (2005). Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 24.11.2005 gün ve 12225 sayılı yazısı. Anonim, (2006, a). Ölçme ve Değerlendirme, http: //ttkb. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 25.12.2006 Anonim, (2006, b). Ölçme ve Değerlendirme ile İlgili Temel Kavramlar, http: //iogm. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 24.12.2006 Anonim, (2006, c). İlköğretim Kurumları Yönetmeliği. Resmi gazete: 02.05.2006, sayı: 26156 Anonim, (2006, d). İlköğretim Kurumlarında Ölçme ve Değerlendirme, http: //ttkb. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 23.12.2006 Anonim, (2006, e). Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 20.12.2006 gün ve 012641 sayılı yazısı. Anonim, (2007). İnternet Üzerinden Hazırlanan Proje ve Performans Ödevleri, http: //iogm. meb.gov.tr. Erişim tarihi: 25.01.2007 Kutlu, Ömer. “ Yeni İlköğretim Programlarını Değerlendirme Sempozyumu”. 14-16 Kasım 2005. Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Tekışık Eğitim Araştırma geliştirme Vakfı.
Paylaş: