Sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sözleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2017 Salı

Nasreddin Hoca Kimdir? Nerelidir, Hayatı, Biyografisi, Fıkraları, Sözleri, Hakkında Bilgi



Nasrtettin Hoca denildiğinde hemen yüzümüzde bir tebessüm oluşur. Türk edebiyat ve mizah tarihinin önemli figürlerinde olan Nasrettin Hoca ismi çocukluğumuzdan beri önce okul öncesi masalları ile, daha sonra ilk okul Türkçe derslerinde yine masal ve fıkraları ile, ilerleyen zamanlarda ortaokul ve lisede de edebiyat derslerinde her daim karşımıza çıkmıştır. Tabi uygun bölümlerde üniversite öğrenimimiz sürecinde de yine namı değer Nasrettin Hoca ile alakalı mutlaka konular, sözler veya fıkralar çıkagelmiştir. Sonuçta okul sonrası da olmak üzere bizim Nasrettin Hocamız her daim hayatımızda, zihinlerimizde muhabbetlerimizde olagelmiştir. 

Nasrettin Hoca (d. 1208, Sivrihisar - ö. 1284, Akşehir)
Eskişehir'in ilçesi Sivrihisar'a bağlı Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur.

Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasrettin Hoca biçimini almıştır.

Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.

Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur.
Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.

Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.

Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir. Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

Nasreddin Hoca'nın Kişiliği

Nasreddin Hoca, insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Latifeleri hikmet ve ibret dolu birer darb-i mesel gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın cevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları git-gide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliğe uğramıştır. Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edeb sahibi bir veli olması, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkca göstermektedir. Ayrıca, Nasrettin Hoca´nın efsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü onun nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte güldürücü aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını bir latife üslubu ile bildirmesidir. Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: "İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akibetini hayr eyleye" şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksak yönleri düzeltmek ve nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, çeşitli yönlerini incelemek için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir.
Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille´in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey´in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier´in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.

Nasreddin Hoca Hakkında Söylenenler

İlhan Başgöz "...En az 500 yıldan beri onun fıkralarını dinleyerek, beslenerek büyümüşüz. Bu etki çocuk çoluk, genç ihtiyar hepimize işlemiş. Böylece Nasreddin Hoca'yı Türk halkı yarattığı kadar, Türk halkını da Nasreddin Hoca yaratmıştır..."

Adnan Binyazar "...Nasreddin Hoca, her kesim halkın; köylünün kentlinin, varsılın yoksulun çelişkilerini, düşüncelerini, eleştirilerini dile getirir. Fıkralarda yerellik, sınıfsallık özelliği önemli bir ayrılık yaratmakla birlikte, Nasreddin Hoca'da bu görülmez. Başta komşu ülkeler olmak üzere, bütün dünyada tanınmasının, yaygınlaşmasının nedenini, onun bu evrensel yönünde aramak gerekir..."

Toramirzo Cabbarov "...Nasreddin Hoca Türk milletinin yükünü hafifletecek, her bir evde beklenecek, misafirdir. Onun kartviziti kahkahadır. O Dogu ve Batı memleketlerinde faal olan vatandaştır. Ülke sınırlarından eşeğine binip geçer. Onun pasaportunu sınır erleri yoklamıyorlar. Çünkü o dünyanın büyük insanıdır. O yıldan yıla gençleşiyor. Omuzundaki gömleği eskisiyor, ama gülüşü daima yenileşiyor.."

Ahmet Caferoğlu "...Bu aziz halk evladının sarığında şehir, yani yerleşik, küçük eşeğinde ise göçebe Türk yaşayışının bağdaştırılmak istendiğini sezmekteyim. Bu yolla Hoca'mız keçe medeniyeti ile balçik medeniyetini kendi şahsında kaynaştırmış bir şovalyedir."

Ziya Gökalp "...Nasreddin Hoca, Türk nekregüllüğünün en yüksek simasıdır." [Nekre: hosa giden, gülünc, ince bir alay içeren söz]

Abdulbaki Gölpınarlı "...Halk Hoca'dır...Hoca, halkın muhayyilesinde; halk, icap edince öz nefsine bile onun nüktesiyle çatıyor, onun diliyle sözler sarfediyor. Bedri Rahmi Eyuboglu'nun dedigi gibi yakın zamanda bir gün Hoca, otobüse, dolmuşa da binecek, taksiye de binmek isteyecek mutlaka."
Rostislav Holthoer "...Hoca'nın dünyanın başka yörelerindeki fıkralarda ve masallarda yaşaması pek muhtemeldir. Ortadogunun pek çok ülkesi Hoca'yı kendi malı yapmak istiyor. Ama türbesi Türkiye'de Akşehir'de bulunuyor. Ne var ki, kişiliği ve ünü bu kentle sınırlı değildir. Kendisi kozmopolit olup zamanların ötesinde bulunmaktadır."

Fuat Köprülü "...O, bizim en asli mahsullerimizden biridir." [Fuat Köprülü, Nasreddin Hoca'nın tarihi kişiliğiyle ilgili araştırmalara ilk öncülük eden kişidir. A. Kabaçalı, 1991]
Şükrü Kurgan "...Anadolu Türk mizahi, yorgun bir zihnin düşüncelerini boşaltan, dilimizin güçlü bir deyimi ile "lala-pasa eğlendiren" başıbos bir mizah değildir. Nasreddin Hoca mizahı, Türk halkının sorunları ile beraber yürüyen, toplum eğitimine yönelmiş, yapıcı bir mizahtır. Türk halkı, yüzyıllar boyunca dertlerini bu mizahla avutmuş, sevinebildiği mutlu günlerde de, bu mizahın sevinci ile yaşamıştır...Bu 'Nasreddin Hoca sevinci ile yaşamak', hafif olmak, işleri şakaya almak demek değildir, sadece güler yüzü ciddiliğe engel saymamak, yani Türk halkı gibi 'güler yüzle ciddi olmak' demektir..."

Anna Masala "...Nasreddin'in vücudu türbesinde istirahat etmekteyse de ruhu hiçbir zaman ölmemiştir. Hatta gercek mucize şudur: Bütün dünya ondan bahsetmekte, edebiyatçılar ondan bahsetmekte, toplumlar ondan bahsetmekte, halk onu kendi gizli koruyucusu olarak tanımakta ve hikâyeleri rüzgâr gibi yayılıp, ekmek gibi kabarmaktadır. Gelecek nesillerin bu ekmekle uzun zaman beslenecekleri şüphesizdir..."

Aziz Nesin "...Doğumundan önce de, ölümünden sonra da yaşamış insan Nasreddin Hoca'dır. Ölümünden sonra yaşamış başka tarihsel ve toplumsal kişiler vardır, ama ölümünden önce de yaşamış olan dünyadaki tek insan Nasreddin Hoca'dır..."

Nazım Hikmet, "Hoca'yı gülen değil, ağlayan insan sembolu olarak göstermiştir.
Nasreddin Hoca fıkralarının özünde gözyaşı vardır. Türk halkı bu fıkralara, ağlamanın yerine, gülmüştür. Çünkü Nasreddin Hoca yalnız alay etmekle yetinmemiş, ezilen halkın da kaltabanlığı, o çürümüş toplumdaki korkaklığı, ikiyüzlülüğü, yüreksizligi, sahteciliğiyle de alay etmiştir. Aslında Nasreddin Hoca derken, Türk halkının kendisini anlamaktayız. Böylece Türk halkı, kendi kendisiyle alay edebilme olgunluğunu göstermiştir. Goethe, 'Kendi kendisiyle alay edemeyen, olgun insan olamaz' der. Türk halkı, yüzyıllar boyunca yarattığı Nasreddin Hoca'nın toplumsal kişiliğinde, biyandan ezenlerle alay ederken, biyandan da kendikendisiyle alay ederek, çöküntü nedeninde kendisinin de sorumlu olduğunu, payı bulunduğunu göstermiştir...

Cahit Tanyol "...bu fıkralarda bireysel tek bir iz dahi bulmak mümkün değildir. Hoca'da belli bir aptal kişi değil, belli bir aptallığımız ve bönlüğümüz hicvedilir."

Fikret Türkmen "...Karşımıza, Türkistan'dan Macaristan'a Sibirya'dan Kuzey Afrika'ya kadar Türklerin ayak bastığı her yerde Nasreddin Hoca çıkmaktadır..."

Paylaş:

17 Aralık 2017 Pazar

Güliz Ayla Kimdir, Nedir, Nerelidir? Kaç Yaşında, Boyu, Kilosu, Biyografisi, Hakkında Bilgi


Güliz Ayla, müzik dünyasının genç yeteneklerinden biri olarak ve son zamanlardaki parlayan yıldızı ile ışık saçıyor. Pek çoğumuzun bildiği üzere kelimenin tam anlamıyla dillere pelesenk olan şarkılarıyla Türk pop müziğinin popüler genç yüzü olmayı başarmış durumda. Ayrıca tiyatro konusunda da eğitim almış olduğunu öğrendiğimiz başarılı sanatçı, solistlik ve koroistlik deneyimine sahip olmasıyla da dikkat çekiyor. Evet ama, Güliz Ayla kimdir? nerelidir, kaç yaşında, boyu ve kilosu kaç, göz rengi ne, ne gibi hobileri var vb. ünlü ve bir o kadar güzel ve yetenekli sanatçı Güliz Ayla hakkında hakkında bilgilerin yer aldığı detaylı biyografimiz başlıyor...

Güliz Ayla Kimdir? 

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümü mezunu. Metin Özülkü, Extra Orkestra ve Işın Karaca gibi isimlere vokallik yapan Güliz Ayla’nın Radiolux adlı bir grubun içerisinde sahne aldı.    "Doğa İçin Çal" projesinin 2. serisinde ufak bir bölümde şarkı söylemiştir.    Kendine ait söz ve müzikleri de olan Güliz Ayla, Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu desteği ile ilk solo çalışması Olmazsan Olmaz’ı görücüye çıkardı.    Güliz Ayla, albümden önce ilk olarak söz ve müziği kendisine ait olan, düzenlemesi ise Efe Bahadır’ a ait olan “Olmazsan Olmaz” isimli şarkısı ve video klibiyle müzik sektörüne merhaba dedi.

Güliz Ayla Kariyeri Hakkında Bilgiler
Çok küçük yaşlarda müziğe ilgisi başlayan Ayla, bir çok sanatçıya vokalistlik yapmıştır; bu şarkıcılar: Sıla Gençoğlu, Işın Karaca, Metin Özülkü.
2006 yılında 'Adelaide' adlı müzik grubuna üye olmuş ve 'Rock’n Dark Express' Rock Müzik Yarışmasında birinci oldular. Ayrıca Müjdat Gezer’in iki müzikalin şarkılarını da söylemiştir. Güliz Ayla öğrenmekten hiç bıkmayan yapısı ile şan, solfej, kulak ve ritim üzerine özel eğitimler alarak kendisini geliştirmekten hiç bıkmadı.

Güliz Ayla'nın Aldığı Ödüller

'Doğa İçin Çal’ın ikinci bölümünde şarkı söyledi. 18 Eylül 2015’de kendi adını verdiği 'Güliz Ayla' albümünü çıkardı. Sıla Gençoğlu’nun ve Efe Bahadır’ın bu albümde büyük yardımları oldu. Albüm beklenen ilgiyi gördü. 'Bahsetmem Lazım' ve 'Olmazsan Olmaz' adlı iki şarkısına klip çekti.
2015 yılında KTCC Paparazi Ödülleri En İyi Çıkış, 1. Gossip Time Yıl Sonu Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı ödüllerini kazandı. 2016 yılında 23. İTÜ EMÖ Başarı Ödülleri Yılın En Başarılı Çıkış Yapan Şarkıcısı, 1. YBU Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Şarkı (Olmazsan Olmaz), 7.KTÜ Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Şarkıcı, İstanbul Gelişim Üniversitesi 5. Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı, Ege Üniversitesi 5. Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı ödüllerini kazandı.

Güliz Ayla - Olmazsan Olmaz Şarkı Sözleri

Benim bura afet yeri
Yangın da var, deprem de
Hangisini anlatayım ki?
Kimmiş beni söndürecek?
Ateşim dinsin diye okyanusa sığınamam ki
Sarılırım,
Sarılırım,
Bırakmam.
Çağırırım,
Çağırırım,
Daha da sensiz yatmam.
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Ah, başıma gelen benim.
Aşk oyun, ben oyuncak.
Söyle emrine amadeyim.
Kimmiş beni susturacak?
Duysun dağlar, taşlar.
Çok seviyorum demiş miydim?
Sarılırım,
Sarılırım,
Bırakmam.
Çağırırım,
Çağırırım,
Daha da sensiz yatmam.
Olmazsan, olmaz,
Büyümez çiçeklerim,
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim

Güliz Ayla Hakkında Bilgiler

Adı: Güliz Ayla
Doğum tarihi: 27.04.1988
Doğum yeri: Samsun
Kilosu: 54
Boyu: 170 cm
Göz rengi: mavi
Saç rengi: Açık kumral
Burcu: Boğa
Medeni durumu: Bekar
Mesleği: Şarkıcı
Hobileri: Bisiklete binmek, araba sürmek, kitap okumak ve  playstation oynamaktır.

Güliz Ayla’nın Klipleri

2015 yılında ”Olmazsa Olmaz” ve ”Bahsetmem Lazım” adlı şarkılarının klibi çekildi.
2016 yılında ” İlk Öpücük Benden Olsun”adlı şarkının klibi çekildi.

İşte başarılı ve güzel şarkıcı Güliz Ayla Fotoğrafları (Resimleri) ;


Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Mahatma Gandhi Kimdir? (1869 - 1948) - Gandhi İlkeleri, Sözleri Nelerdir?


Mohandas Karamchand Gandhi, namı değer Gandi Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideridir. Bu sayfada Mahatma Gandhi kimdir, Gandhi ilkeleri nelerdir, biyografisi ile Gandhi sözleri ve hayatı hakkında bilgiler yer almaktadır. 

Mahatma Gandi (Mohandas Karamçand Gandi),2 Ekim 1869'da Porbandar'da dünyaya gelmiştir. Babası Karamçand Gandi, Porbandar'ın başveziri, annesi Putlibai babasının dördüncü eşi ve dindar bir Hinduydu. Gandhi, 1888-91 yılları arasında Londra'da hukuk öğrenimi gördükten sonra, iki yıl Bombay ve Rackot Kentlerinde avukatlık yaptı. 1893-1914 yılları arasında Güney Afrika'da da avukat olarak çalıştı. Burada ırkçı Apartheid rejiminin ırk ayrımı politikalarına maruz kalan Hintli göçmen işçilerin haklarının savunucusu durumuna yükseldi.

Gandi ilk olarak Güney Afrika'da Hint topluluğunun vatandaşlık hakları için barışçı başkaldırı uyguladı. Afrika'dan Hindistan'a döndükten sonra yoksul çiftçi ve emekçileri baskıcı vergilendirme politikasına ve yaygın ayrımcılığa karşı protesto etmeleri için örgütledi. Hindistan Ulusal Kongresi'nin liderliğini üstlenerek ülke çapında yoksulluğun azaltılması, kadınların serbestisi, farklı din ve etnik gruplar arasında kardeşlik, kast ve dokunulmazlık ayrımcılığına son, ülkenin ekonomik yeterliliğine kavuşması ve en önemlisi olan Swaraj yani Hindistan'ın yabancı hâkimiyetinden kurtulması konularında ülke çapında kampanyalar yürüttü. Gandi Hindistan'da alınan Britanya tuz vergisine karşı 1930'da yaptığı 400 kilometrelik Gandi Tuz Yürüyüşü ile ülkesinin Britanya'ya karşı başkaldırmasına öncülük etti.

Hindistan'da resmî olarak Ulus'un Babası ilan edilmiştir ve doğum günü olan 2 Ekim Gandhi Jayanti adıyla ulusal tatil olarak kutlanır. 15 Haziran 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oybirliği ile 2 Ekim gününü "Dünya Şiddete Hayır Günü" olarak ilan etmiştir.

30 Ocak 1948'de, Yeni Delhi'de bulunan Birla Bhavan 'ın (Birla Evi) bahçesinde gece yürüyüşünü yaparken vuruldu ve öldü. Suikastçı Nathuram Godse Hindu bir radikaldi ve Pakistan'a ödeme yaptırılmasında ısrar ederek Gandi'nin Hindistan'ı zayıflattığını savunan aşırı uç görüşteki Hindu Mahasabha ile bağlantısı vardı. Godse ve yardakçısı Narayan Apte daha sonra çıkarıldıkları mahkemede yargılandılar ve suçlu bulundular. 15 Kasım 1949'da idam edildiler.

Mahatma Gandhi Eserleri

Gandi üretken bir yazardı. Uzun yıllar aralarında Güney Afrika'da iken Gucarati dilinde Harijan, Hindi dilinde ve İngilizce; Indian Opinion ile Hindistan'a döndükten sonra çıkardığı İngilizce Young India gazetesi ile Gujarati dilinde Navajivan adlı aylık dergi gibi birçok gazete ve derginin editörlüğünü yaρtı. Sonraları Navajivan Hindi dilinde de yayımlandı. Bunlara ek olarak hemen hemen her gün kişilere ve gazetelere mektuplar yazdı.

Gandi aralarında otobiyografisi Doğrulukla Olan Deneyimlerimin Öyküsü 'nün de bulunduğu, Güney Afrika'daki mücadelesi hakkında Satyagraha in South Africa (Güney Afrika'da Satyagraha), siyasi bir broşür olan Hind Swaraj or Indian Home Rule, ve John Ruskin'in Unto This Last denemesinin Gucarati dilindeki yorumu gibi birçok eser yazmıştır. Bu son deneme ekonomi üzerine denemesi olarak sayılır. Ayrıca yoğun olarak etyemezlik, beslenme ve sağlık, din, sosyal reformlar gibi konular üzerine de yazdı. Gandi genellikle Gucarati dilinde yazdı ama kitaρlarının Hindi ve İngilizce çevirilerini de düzeltti.

Gandi'nin tüm eserleri 1960 yılında The Collected Works of Mahatma Gandhi (Mahatma Gandi'nin Tüm Eserleri) adıyla Hindistan hükümeti tarafından yayımlandı. Yazılar yaklaşık yüz cilt iςinde toplanmış 50.000 sayfadan oluşur. 2000 yılında tüm eserlerin gözden geςirilmiş baskısı, Gandi'nin takipςilerinin hükümeti siyasal amaçları iςin değişiklik yaρması ile suçlamasıyla bir anlaşmazlık çıkmıştır.

Mahatma Gandhi İlkeleri

  • Doğruluk: Gandhi hayatını doğruluğu ya da "Satya" 'yı bulmaya adadı. Gandhi'nin felsefesinde Satya (Doğruluk) "Tanrı"dır.
  • Pasif direniş: Mahatama Gandhi pasif direniş ilkesinin bulucusu değildir ancak muazzam bir ölçekte siyasi alanda ilk uygulayandır.
  • Etyemezlik: Gandhi küçük bir çocukken et yemeyi denemiştir. İnek sütünden elde edilen süt ürünlerini hiçbir zaman kullanmamıştır.
  • Brahmaçarya: Büyük suçluluk duyduğu "çifte utanç" olayı ile Gandhi hâlâ evliyken 36 yaşında cinsellikten vazgeçer ve bekârlığı seçer.Gandhi Brahmaçaryayı Tanrı'ya yakınlaşma ve kendini kanıtlama yolunda ana temel olarak görmüştür. Gandhi için Brahmaçarya "duyguların düşünce, söz ve eylemde kontrolü" demekti.
  • Sadelik : Gandhi topluma hizmet veren bir kişinin sade bir hayatı olması gerektiğine yürekten inanmıştı. Bu sadelik o kişiyi brahmaçaryaya ulaştıracaktır. 
  • İnanç: Tüm dinlerin eşit olduğuna inanmıştır. Gandhi Hindu olarak doğdu, tüm yaşamı boyunca Hinduizm'i uyguladı ve ilkelerinin çoğunu Hinduizm'den aldı. 
Müslümanlık için; "Muhammed'in hadisleri yalnızca Müslümanlar için değil tüm insanlık için birer hikmet hazinesidir." demiştir. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde bir Hindu olup olmadığı sorulduğunda şöyle yanıtlamıştır:"Evet öyleyim. Aynı zamanda Hristiyan, Müslüman, Budist ve Yahudiyim."

      Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... 
      Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... 
      Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... 
      Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür... 
      Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür... 
      Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.


      Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... 
      Mahatma Gandhi


Mahatma Gandhi Sözleri

  •  Hind'e hizmet edeceğim diye İngilteɾe veya Almanya'ya kötülük edemem. Evimin döɾt biɾ yandan duvaɾla kuşatılmasını, penceɾeleɾimin kapatılmasını istemem. Heɾ ülkenin kültüɾü biɾ bahaɾ ɾüzgaɾı gibi seɾbestçe esebilmeli odamda. Ama beni önüne katıp götüɾmemeli. İman biɾ zindan değildiɾ. Tanɾının bütün yaɾatıklaɾına açıktıɾ bu iman. Ne ıɾk ayɾılığı tanıɾım, ne ɾenk ayɾılığı.
  • Zayıflaɾ hiçbiɾ zaman affedemez. Affedebilmek güçlüleɾe özgüdüɾ.
  • Öfke biɾ asittiɾ; duɾduğu kaba veɾdiği zaɾaɾ, döküldüğü heɾhangi biɾ şeye veɾdiği zaɾaɾdan daha fazla olabiliɾ.
  • Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı köɾ edecek.
  • İnsanlıktan daha kusuɾsuz hangi kitap vaɾdıɾ ki.
  •  Toprağı kazıp onu işlemeyi unutmak, kendimizi unutmak demektir.
  • Heɾ sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veɾiɾim: dünya üzeɾinde vicdanımdan başka kimseden koɾkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısɾaɾ edeɾse onu, bütün mevcudiyetimle kaɾşılayacağım.
  • Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.
  • Tanɾı dualaɾımızı bize göɾe değil, kendi yöntemine göɾe yanıtlaɾ.
  •  Sevgi heɾ zaman ıstıɾap çekeɾ, hiçbiɾ zaman ne güceniɾ ne de intikam almaya çalışıɾlaɾ.
Paylaş:

6 Aralık 2017 Çarşamba

Victor Hugo Kimdir? Hayatı Eserleri Nelerdir?


Dünyaca ünlü romantik akımcılardan Fransız şair,yazar, romancı ve oyun yazarı aynı zamanda devlet adamı, aynı zamanda Fransa'nın en büyük yazarı olarak görülen Victor Hugo kimdir,Victor Hugo'nun hayatı ve eserleri hakkında bilgiler biyografimizin detayında...

Victor Hugo Kimdir? (1802 - 1885)

Victor Marie Hugo, 26 Şubat 1802  tarihinde Fransa'da dünyaya geldi.




Çocukluğu, Fransa'nın siyasi açıdan en çalkantılı olduğu dönemlerden biriydi.
Hugo iki yaşındayken Napolyon kral ilan edilmiş, on sekiz yaşındayken ise Bourbon Monarşisi tekrar yönetime gelmişti. Babasının subay olmasından dolayı sık sık taşınan Hugo, hayatının bu evresinde birçok şey tecrübe etti.


1821 senesinde hayatta en büyük destekçisi olan annesini kaybeden Hugo, bundan bir sene sonra çocukluk aşkı Adele Foucher ile evlendi. Aynı sene ilk şiir kitabı "Odlar ve Çeviriler" yayınlandı.
1822 seneinde ilk romanı "İzlanda Hanı" çıktı. Bu kitapla edebiyat dünyasına kendisini kabul ettirdi ve romantizme bağlı bir yazar olarak tanındı. 

Yazdığı oyunlardan "Marion de Lorme" isimlieserine sansür uygulandı. Bu sansüre "Hernani" oyununu yazarak karşılık verdi. Bu başkaldırış sonrası ünü arttı. Hugo, bu durum sonrasında liberallere yaklaştı. 11'inci Louis dönemini anlatan romanı "Notre Dame'ın Kamburu" edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Bu başarılarla yoğun bir çalışmaya girdi. 1841'de Fransız Akademisi'ne seçildi.

1851 senesindeki hükümet darbesinden sonra 3'üncü Napolyon iktidara gelince Brüksel'e kaçtı. Bu sürgün yaşamı 1870'teki cumhuriyete dek devam etti. Sürgün yıllarında 1852-1855 arasında İngiltere'de de kaldı. Eserlerinin çoğunu sürgün döneminde yazdı. Ünlü romanı "Sefiller" 1862 senesinde yayınlandı ve olağanüstü ilgi gördü. Kısa sürede çeşitli dillere çevrilen bu roman, ona uluslararası düzeyde başarı sağladı.
Fransız- Alman savaşının ülkesinin yenilgisiyle son bulması ve cumhuriyetin kurulmasının ardından Paris'e döndü. 1870'te Paris'in kuşatmasını anlatan "Korkunç Yıl" şiireyle ulusal bir kahraman oldu ama ailesindeki kayıpların verdiği acıyla yaşamdan koptu. 1871'de kurulan Paris Komünü'nü destekledi, yine Brüksel'e kaçmak zorunda kaldı. Kısa süre sonra döndü. Senatör seçildi.
Aynı sene Ulusal Meclis üyesi oldu ama bir ay sonra istifa etti.1863 senesinde evlenmek için ABD'ye kaçan kızı 1872'de akli delirmiş olarak geri döndü. 1871 ve 1873'te iki oğlunu kaybetti.

Victor Hugo, Fransız edebiyatının en çok ürün veren yazarıdır. 1830'lu yıllarda "Romantizmin en güçlü beyni" olarak anılmaya başlandı.Popüler Fransız edebiyatının babası ve Fransa'nın ulusal şairi oldu. Ancak sonraki yıllarda daha çok düzyazıları ve özellikle romanlarıyla akıllarda kaldı.
15 yaşındayken bir şiiriyle Akademi Ödülü'nü kazandı. 17 yaşında ise Toulouse Edebiyat Akademisi'nin en büyük ödülü olan Altın Zambak'ı aldı.1825'te Légion d'Honneur nişanının sahibi oldu.Hugo, 1878 senesinde beynindeki bir dolaşım sorunu nedeniyle rahatsızlandı. 22 Mayıs 1885 tarihinde de hayatını kaybetti. Cenazesi, ulusal törenle kaldırıldı.
Pantheon'da medfundur.

Victor Hugo'nun Eserleri:

Şiirleri
Odes et poésies diverses (1822; Odlar ve Çeşitli Şiirler)
Nouvelles Odes (1824; Yeni Odlar)
Odes et Ballades (1826; Odlar ve Baladlar)
Les Orientales (1829; Doğulular)
Les Feuilles d'automne (1831; Sonbahar Yaprakları)
Les Chants du crépuscule (1835; Şafak Türküleri)
Les Voix intérieures (1837; Gönülden Sesler)
Les Rayons et les Ombres (1840, Işınlar ve Gölgeler)
Les Châtiments (1853; Azaplar)
Les Contemplations (1856; Düşünceler)
La Légende des siècles (1859, 1877, 1883; Yüzyılların Efsanesi)
Les Chansons des rues et des bois (1865; Sokak ve Orman Şarkıları)
L'Année terrible (1872; Korkunç Yıl)
L'Art d'être grand-père (1877; Büyük Baba Olma Sanatı)
Le Pape (1878)
La Pitié suprême (1879)
L'Âne (1880)
Religions et religion (1880)
Les Quatre Vents de l'esprit (1881; Usun Dört Rüzgarı)
La Fin de Satan (1886; Şeytanın Sonu)
Toute la Lyre (ös 1888, 2 dizi; 1893, 1 dizi; Bütün Lir)
Dieu (1891; Tanrı)
Les Années funestes, 1852-1870 (ös 1898; Uğurusuz Yıllar: 1852-1870)

Romanları:
Han d'Islande (1823; İzlanda Hanı)
Bug-Jargal (1818)
Le Dernier Jour d'un condamné (1829; İdam Mahkûmunun Son Günü)
Notre-Dame de Paris (1831; Notre Dame'ın Kamburu)
Claude Gueux (1838)
Les Misérables (1862; Sefiller)
Les Travailleurs de la mer (1866; Deniz İşçileri)
L'Homme qui rit (1869; Gülen Adam)
Quatrevingt-treize (1874; Doksan Üç İhtilali)

Oyunları:
Cromwell (1827)
Amy Robsart (1828)
Hernani (1830; Hernani)
Marion de Lorme (1831; Marion de Lorme)
Le roi s'amuse (1832; Kral Eğleniyor)
Lucrèce Borgia (1833)
Marie Tudor (1833)
Angelo, tyran de Padoue (1835; Padova Tiranı Angelo)
Ruy Blas (1838; Ruy Blas)
Les Burgraves (1843; Derebeyler)
Théâtre en liberté (1886; Özgürlükte Tiyatro)

Victor Hugo'nun Tarihe Geçen Önemli Sözleri:

Aşk, iki iken bir olmak demektir.
Az yalan söylenmez; yalan söyleyen her yalanı söyler!
Bana yağmuru anlatma, yağ!
Bir insani görevin yarısı vatana, diğer yarısı ise halka hizmettir.
Bir kütüphane, bir inancın işaretidir.
Bir milletin büyüklüğü, nüfusunun çokluğu ile değil, akıllı ve fazilet sahibi adamlarının sayısı ile belli olur.
Bir okul fazla yapın, bir hapishane eksiltmiş olursunuz.
Çalışmak, uçup gidebilecek bir alışkanlıktır; bırakması kolay, yeniden başlaması zor bir alışkanlıktır.
Çalışmak hayat, düşünmek ışıktır...
Çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ıstırap ihtiyarlamaz.
Dikkat, aklın en büyük çocuğudur.
Kimse "vazgeçilmez" değildir ve hiç kimse kendini vazgeçilmez sanan biri kadar "aptal" değildir.
Düşmanlarınız mı var? Niye, gerçekten büyük bir iş başaran ya da yeni bir düşünce oluşturan her insanın öyküsüdür bu.
Evlatlarını sevmeyen babalar olabilir; ama, torununu çıldırasıya sevmeyen dede olamaz.
Fakirlik, insanın sözde dostlarını uzaklaştırır.
Felsefe düşüncenin mikroskobudur.
Gecenin en karanlık anı şafak sökmeden az öncedir...
Gençliğe, yaşlılıktan çok hürmet etmeliyiz.
Gülmek bir güneştir, insanın yüzünden hüzün ve keder kışını defeder.
Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki de gülmeden ölürsünüz.
Güzellik, kısa süren bir saltanattır.
Gitme diyebilecek kadar güçlü olmalı insan hayatta. Çünkü hiç kimse, kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil aslında.
Herhangi birinin senden nefret etmesinin asıl nedeni; senin gibi olmak istediği halde asla senin gibi olamayacağını bilmesidir.
Her köyde bir meşale olur, o öğretmendir; ve her köyde bir söndürücü olur, o papazdır.
Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz.
Herşeyi dengede tutmak iyidir. Herşeyi uyumlu tutmak daha iyidir.
İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.
İzmir bir prensestir.
Kadınlar zayıftır, ama analar kuvvetlidir.
Kadınsız bir erkek horozsuz bir tabanca gibidir; erkeği ateşleyen kadındır.
Kalp boşaldıkça kese dolar.
Müzik, söylenemeyen ve hakkında sessiz kalmanın imkânsız olduğu şeyleri ifade eder.
Melankoli mutsuz olma zevkidir.
Okumak gıdadır. Okuyan insanlık, bilen insanlıktır.
Onurun kurallarını bizim yıldızları incelediğimiz gibi inceleyenler var: Uzak bir mesafeden.
Öğrendikten, sevdikten sonra daha çok acı çekeceksiniz.
Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız; Ya okumaya değer şeyler yazın, ya da yazılmaya değer şeyler yaşayın!
Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç.
Öyle alçak bir kapıdır ki açlık, geçilmesi zorunlu oldu mu, insan ne denli büyükse, o kadar çok eğilir.
Ruhunu kaybeden dünyayı kazansa ne çıkar?
Savaş alanlarının olmadığı bir gün gelecek; dükkânlar ticaret ve akıllar düşünceler için açılacak o gün.
Seni o kadar hayal ettim ki artık bir hayalsin...
Sizi tedirgin eden şeyi söyleyeyim mi? Fransa'nın üç yüz yıldır yaydığı büyük özgürlük ışığı tedirgin ediyor sizi; o akıldan yapılmış ışık. Aydınlık Fransız ulusundan meydana gelen ve dünyanın bütün uluslarının yüzüne Fransa'nın parıltısı halinde vurmuş olan o ışık rahatsız ediyor sizi. (Dinsel içerikli Falloux yasasının onaylanmasından önce verdiği ve özgür düşüncenin bir çeşit bildirisi olarak da anılan ünlü söylevi)
Yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret. Eğer zekan yetmiyorsa yalan söylemeye, Cesaretini kullanıp dürüst olmayı dene...
Yerini vaktinde terketmeyi bilmek, gerçek olgunluktur.
Yetenekli insanların kişisel özgünlüklerinden vazgeçmeleri, Tanrı'nın bir hizmetçiye dönüşmesine benzer.
Yıldızların düşmediğini söylediği için Prinelli'yi dövdürten, kanın vücutta dolaştığını ispatladığı için Harvey'e işkence eden onlardır. Galilei'yi, Kristof Kolomb'u zindana attıran, Pascal'ı, Monteigne'i, Moliere'i din ve ahlak adına aforoz eden onlardır. Fransa'nın 300 yıldır yaydığı büyük ışık onları rahatsız ediyor. O ışık akıldan müteşekkildir. Gerçek mümin benim ey rahipler, sizler dinsizsiniz.
Yumuşak olma ezilirsin sert olma kırılırsın.
Kadını güzel yapan Tanrı, sevimli yapan ise şeytandır.
Kurdu kurtaran, koyunları öldürür.
Siyah bir ışık görüyorum.
Paylaş: