Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Savaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2018 Çarşamba

Kuvayı Milliye Nedir? Kimlerden Oluşmaktadır? (Kuvayı Milliye ve Amacı Hakkında Bilgi)


Kurtuluş savaşı denince aklımıza gelen ve milli mücadelenin önemli bir unsuru olan Kuvayı Milliye nedir? ve kimlerden oluşmaktadır? Kuvayı Milliye' nin amacı hakkında bilgiler bulabilirsiniz...


Kuvayı Milliye Nedir?

Kuvayı Milliye “Millî Kuvvetler, Millî Güçler” anlamındadır ve düzenli ordu şeklinde teşkilatlanmamış “Milis Kuvvetleri” demektir.

Kuvayı Milliye, Mondros mütarekesi sonrası topraklarımızı işgal eden ve ülkemizi parçalamak üzere harekete geçen düşman kuvvetlerine karşı açılan cephelerde çarpışmak üzere teşkilatlanan bölgelerdeki her sınıf ve gruptan halkın oluşturduğu sivil-milis kuvvetleridir. Kuvayı Milliye halkın içinden gelen milli duygular sonucu oluşmuş, meslek, gelir düzeyi, yaş, hatta cinsiyet gibi birçok unsuru dikkate almadan kendiliğinden bir araya gelerek gönüllülük esasına göre oluşmuş silahlı sivil birliklerdir.

Kuvayı Milliye Kimdir? Kimlerden Oluşur?

Denizli müftüsü Hulusi bey, Demirci Mehmet efe, İpsiz Recep, Topal Osman, Ethem bey, Antepli Şahin bey Kuvayı Milliyedir. İstiklal yolunda kağnısıyla ve yanındaki bebeğiyle İnebolu’dan mermi taşıyan sert kış günü üzerindeki hırkasını bebeğine değil, mermiler ıslanmasın diye mermilerin üstüne örten, kışlaya ulaştığı sırada da şehadete eren Kastamonulu Şerife Bacı; kadın olduğu halde saçlarını erkek gibi kestirerek birliklere katılan ve kendine Halim Çavuş dedirterek mücadele eden Halime Çavuş; Kadınlardan ve erkeklerden oluşturduğu ekibiyle işgalcilerin kabusu olan Erzurum’lu Kara Fatma Kuvayı Milliyedir. Annesini kaybettiği için Albay olan babasıyla birlikte karargahta kalan ve orada büyüyen, savaş sırasında da çocuk haliyle cepheden cepheye koşarak askerlere moral veren küçük Nezahat Kuvayı Milliyedir.

“Vatanım, ha ekmeğini yemişim, ha uğrunda kurşun” diyebilen bütün bu insanları bir araya getiren de “Kuvayı Milliye Ruhu”dur. Bu ruh içten gelen bir istekle millet fertlerinin ülkenin bağımsızlığı ve ülke çıkarları için her türlü imkansızlık içinde canlarını ortaya koyarak mücadele etmeleridir. Millî Mücadele bu ruhla verilmiş, İstiklal Harbi bu ruhla kazanılmıştır.

1919 yılı Mayıs ayındaki İzmir’de Yunan işgali ile Kuvayı Milliye teşkilatlanması başlamıştır denilebilir. Teşkilatlanma hızla Batı Anadolu’nun iç kısımlarına yayılmıştır. Mayıs ve Haziran aylarında bölgedeki çok sayıda subay, Kuvayı Milliye kurmaya hazır olduklarını belirterek Askerlik Şubesi başkanlıklarına resmî müracaatta bulunmuşlardır. Yöneticilerin bazıları bu fikre sıcak bakmasa da, milli düşünenlerin çoğu bu fikri el altından desteklemişler ve arka arkaya çeşitli büyüklükte eli silahlı gruplar oluşmuş ve işgalcilere karşı mücadeleye başlamışlardır.


Kuvayı Milliye sadece Anadolu’nun batı bölgesinde değil, Anadolu’nun her yerinde gerçekleşmiştir. Güneyde Fransız işgaline ve Fransız Ermeni işbirliği ile Türklere yapılan zulüm, hakaret, yağma ve öldürme olaylarına karşı ilk direnme 19 Aralık 1918’de Dörtyol’a bağlı Karakese Köyü’nde olmuş, köy halkı Fransızlara silâhlı savunmaya geçmiştir. Bu olay bir kıvılcım olmuş Adana, Antep , Urfa ve Maraş’ta çok iyi organize olmuş Kuvayı Milliye teşkilatları kurulmuş ve işgalcilerle işbirlikçilerine karşı çok büyük mücadele verilmiştir. Düşünelim: İstiklal Harbi’nde düzenli orduda verdiğimiz şehit yaklaşık 10.000 civarındadır. Ama sadece Antep savunmasında yaklaşık 7000 sivil şehit vardır. Güney Cephesinde çeşitli rütbelerdeki subaylar, Kuvayı Milliye hareketlerini sivil kıyafet ve Sinan Paşa, Tufan Bey gibi takma adlarla organize etmişlerdir.

Kuvayı Milliyenin Amacı Nedir?


Kuvayı Milliyenin temel amacı vatan topraklarını düşmana karşı korumak, Türk Devleti’nin parçalanarak ortadan kaldırılmasını önlemektir. Ayrıca işgallere müdahale etmeyen ve seyirci kalan yönetime de bir tepkidir Kuvayı Milliye. 1919 yılının şartlarında, silahlandırılmış, yerli gayri-müslim çetelerinin, düşman askerleriyle iş birliği yaparak giriştikleri saldırı ve cinayetlere Türk halkının hiç değilse kendi bölgesini savunma düşüncesinden doğmuştur. Kuvayı Milliye’yi ortaya çıkaran bir başka sebep de Ordunun terhis edilmesi ve silahaltında olan az sayıdaki düzenli birliklerin de zayıf ve yetersiz durumda olmalarıdır.


Düşman işgalleri karşısında kendiliğinden oluşan Kuvayı Milliye, Türk milletinin düşman işgal ve saldırılarına boyun eğmeyeceğinin, işgallere karşı koyacağının dünyaya ilanıdır.

Bu sivil gruplar verdikleri mücadeleyle de işgalci güçleri kayba uğratarak düşmanın Anadolu içlerine ilerlemelerini yavaşlatmışlar, hatta durdurmuşlardır. Ülkenin belli bölgelerindeki işbirlikçi gayri müslim çetelerin saldırılarını, katliamlarını durdurup önlemiş, bölgeyi bu çetelerden temizlemişlerdir. Ayrıca ve en önemlisi Türk milletinin organize olmasını, teşkilatlanmasını ve zamanla düzenli orduya geçişi kolaylaştırmış ve bağımsızlığımızı gerçekleştirmiştir.

Diyebiliriz ki:

– Kuvayı Milliye’nin amacı ülkenin rejimine karşı mücadele etmek değildi; ülkedeki düşmanla mücadele etmekti. Ortada bir mezhep ve rejim mücadelesi yoktu. Bir bağımsızlık mücadelesi vardı.

-Kuvayı Milliye, bağımsızlığı engellemeye çalışan işbirlikçi isyancılar dışında, kendi halkı ile de mücadele etmemiş, işgalciler ve onların işbirlikçileriyle mücadele etmiştir.

-Kuvayı Milliye batılı ve kökü dışarda olan devlet, kurum ve kuruluşlardan ne yardım ne de askerî eğitim almıştır.

-Kuvayı Milliye hep millî kalmış, düzenli orduya karşı çıkanlar dahi işgalci ve paralı gruplara itibar etmemiştir. Hatta onlarla temas bile kurmamıştır. Ethem beyin, millî düşünce yapısına uymayan, hırsına yenildiği ve bizce utancını ömür boyu taşıdığı, düşmana sığınma olayı dışında bir örneği yoktur.

Türkiye’nin düzenli ordu birliklerinden mahrum bulunduğu çok kritik bir dönemde, her türlü imkansızlığa ve olumsuz şartlara rağmen hayatlarını ortaya koyarak giriştikleri cesur ve kararlı mücadeleleri ile, bağımsızlığın kazanılmasına damgasını vuran Kuvayı Milliye, Türk Millî Mücadele Tarihinde çok önemli ve çok seçkin bir yere sahiptir.

Kaynakça:

  • Kadir KASALAK; Milli Mücadele’de Manda ve Himaye Meselesi, Gkur. Bsmevi, Ankara, 1993. 
  • Sabahattin SELEK, Anadolu İhtilali, İstanbul 1963.
  • Sıtkı AYDINEL, Güneybatı Anadolu’da Kuva-yı Milliye Harekatı, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara. 
  • Türk İstiklâl Harbi, Batı Cephesi, C II. 1 nci Ks. Gkur. ATASE Yay., Ankara 1963.
Paylaş:

6 Aralık 2017 Çarşamba

Armageddon (Armageddon Savaşı) Nedir?


Armageddon Nedir?

Armageddon,sözcük olarak İbranice de “Megiddo Dağı” anlamına gelmektedir. Dini kaynaklara göre Dünya’nın sonuna doğru olacak olan son savaştır. Kimilerine göreyse büyük bir nükleer savaştır. Öyle ki tüm Dünyayı yüzyıllar boyunca radyasyona gömecek ölçüde, çok büyük bir nükleer savaş.

Aslen dini kaynaklarda geçmektedir, fakat günümüzde Dünya’nın sonunun getirecek olan bir savaş olduğu anlamına getirilmektedir. Birçok dini kaynakta geçen Armageddon zamanı geldiğinde, Dünyadaki bütün uluslar, savaşın içinde olacak ve birçoğu Mesihe karşı savaşacaktır. Daha sonradan tanrının duruma el atıp yardım edeceği ve Mesih karşıtı orduları yok edeceği söylenir.

Hıristiyan kültüründe Armageddon şöyle geçer: Armageddon, Hıristiyanlıkta da, Müslümanlıkta da benzer şekillerde anlatılmıştır. Kıyamet öncesi yaşanacak olan bu büyük savaş, Mesih ile Deccal arasında olacaktır.

Hıristiyanlar, Mesihi Hz.İsa olarak kabul ederler ve kıyametten önce İsa Mesih gelecek ve tanrının yardımı ile Deccalı ve ordularını mağlup edecektir. İncilde Armageddondan şöyle bahsedilmektedir:

“”Fakat şunu anla ki son günlerde sıkıntılı zamanlar gelecek. Zira insanlar benliklerine, paraya, grurura, kendini beğenmişliğe, sövgüye, ukalalığa düşkün, ebeveynine itaatsiz, nankör, günahkar, zalim, öfkesine yenik, müfteri, sefih, gaddar, iyilik düşmanı, hain, pervasız, gururla şişkin, Tanrıyı sevmekten çok hazlara düşkün, dinin kudretini inkar ederken onun sadece biçimini gözeteceklerdir. Bu insanlardan yüz çevir.””

“O günlerin hemen sonrasında Güneş kararacak, ay ışığını vermez olacak, yıldızlar gökten düşecek ve göksel güçler sarsılacak.” Yeryüzündeki son savaş olduğuna inanılan bu son savaştan sonra kıyamet kopacak ve yaratıcıya hesap verilecek.

İslamiyete Göre Armageddon:
Kuranda, Armageddon diye bir şey geçmemektedir. Yukarıda da söylediğimiz gibi bu son savaşın Hıristiyanlık ve Yahudilikteki ismi Armageddondur. İslam da ise, kıyamete yakın büyük bir savaş olacağı ve peşine kıyamet kopacağı inancı vardır. Fakat hadislerce rivayet edilmiş bilgiler vardır. Şöyle ki, Deccal yeryüzüne inecek fitne,fesat çıkaracak. İnsanlara çeşitli büyüler göstererek tanrı olduğunu iddia edecek ve birçok yandaş toplayacak. Dabbetül-Arz denilen bir yaratık gelecek. 40 gün boyunca Deccal, tüm Dünyayı dolaşacak ve yandaşlarını toplayacak. Bu 40 günün ilk günü 1 yıl gibi geçecek, 2. Günü 1 ay gibi geçecek, 3. Günü ise 1 hafta gibi geçecek ve diğer günler normal gün uzunluğunda olacak. 40 gün sonunda İsa-Mesih inecek ve Deccalı öldürecek. Mesih, Mehdinin ordularına katılacak ve karşı gelenler temizlenecek. Bundan sonra Dünyada bir süre barış olacak ve düzen kurulacak. Bu da uzun sürmeyecek ve kıyamet kopacak.

İslamiyette kıyametin büyük alametleri şöyle:
1-Sahte Mesih ( Deccal ) ortaya çıkacak ve insanları kötülüğe sevk edecek.
2- Dünyayı 40 gün boyunca bir duman kaplayacak.
3- Dabbetül-Arz denilen yaratık ortaya çıkacak.
4- Güneş batıdan doğacak.
5- İsa-Mesih yeryüzüne inecek ve Deccalı öldürecek.
6- Yecuc, Mecuc denilen bozguncu milletler ortaya çıkacak.
7- Yeryüzünde 3 büyük deprem meydana gelecek.
Tüm bunların gerçekleşmesinden sonrada kıyamet kopacaktır.

Kaynakça:
http://www.gotquestions.org/Turkce/Armageddon-Savasi.html
http://armagedonnedir.com/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Armageddon
http://www.agnostik.net/arsiv/5228-dinlere-gore-kiyamet
http://www.bilgiustam.com/armageddon-nedir
Paylaş: