Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Amerika Kıtası Nedir? Amerika Kıtası Özellikleri Hakkında Bilgi


Amerika, Batı Yarımküre'de, Yeni Dünya olarak adlandırılan bölgede, Kuzey Amerika, Orta Amerika, Güney Amerika ve bu bölgelere bağlı çok sayıda ada ve adacıklardan meydana gelen, 42.550.000 km² toplam alanı olan 2016 yılındaki nüfus verilerine göre 1,002 milyar nüfusu olan, kıtalar ve adalar topluluğudur.

Kuzeyde yer alan kara parçasına Kuzey Amerika, güneyindeki ise Güney Amerika olarak adlandırılır. Orta Amerika denilen bölge ise Meksika’daki Tehuantepec kıstağı ile Panama kıstağı arasındaki kesimdir.

Tarihi Hakkında Bilgi

Amerika’yı ilk olarak 12 Ekim 1492’de Kristof Colomb keşf etmiştir. Yaptığı seferlerde Bahama ve Antil adaları ile Orta Amerika kıyılarını buldu. Ancak buraların yeni bir kıta olduğunu anlayamadı. Amerigo Vespucci buraya yaptığı seferlerde yeni bir kıta olduğunu anlamış ve “Yeni Dünya” ismini vermiştir. 1507’de Alman coğrafyacılar bu kıtaya Amerika ismini vermişlerdir. Amerika kıtası coğrafi bakımdan; Kuzey, Orta ve Güney Amerika olmak üzere üçe ayrılır.

Kuzey Amerika Güney Amerika’nın tamamı ile Orta Amerika, Meksika ve Antiller; ortak tarihsel ve kültürel özellikleri bakımından Latin Amerika adı altında toplanmışken, Meksika’nın kuzeyinden itibaren olan kuzey Amerika topraklarında Anglo-Sakson (Anglo Amerika) adı verdikleri kültürleri hakimdir.

Kıtanın konumuna bakıldığında kıta; kuzeyden Buz Denizi, Doğudan Atlas Okyanusu, batıdan Pasifik Okyanusu ve güneyden de Güney Buz Denizi ile çevrilidir. Kıta, 92 km. genişlikte olup 50 m. derinlikte olan Bering Boğazı’yla Asya topraklarından ayrılmıştır. 20.000 km. boyunca uzanan Amerika dünyanın en uzun kıtasını oluşturur( 82⁰ N enleminde Colombia Burnu– 55⁰ güney enlemindeki Horn Burnu ). Buradan şu sonuç çıkar ki Amerika kuzey ve güney kutup noktalarına en fazla yaklaşan anakaradır. Kıtanın en doğu ucunu oluşturan 35⁰ batı boylamı ki burası Brezilya’nın doğusundaki Branco Burnu ile en batı ucunu oluşturan 166⁰ batı boylamında bulunan Alaska’nın batısındaki Galler Prensi Burnu’dur. Genişlik olarak yaklaşık 5000 km.’yi aşmaktadır.

Yüzölçümü bakımından Asya kıtasından sonra ikinci büyük anakara olan Amerika, yeryüzündeki kara parçasının % 27,8’ini kapsar. Yalnız Amerika Güney kıtası ve kuzey kıtası olmak üzere ikiye ayrıldığından ikici büyük kıta Afrika Kıta’sı olarak geçer. Dünya nüfusunun % 14’ü (yaklaşık olarak 900 milyon) Amerika’da yaşamaktadır.

Amerika Kıtası'nın Yapısal Özellikleri

Amerika Ana karası , yer tarihi boyunca Avrupa ve Afrika ‘da kayarak uzaklaşmıştır. Bu kıtaların karşılıklı kıyıları gözden geçirildiğinde Amerika’nın kuzeyindeki genişliğin Avrupa’nın kuzeyi üzerine kapandığı Orta Amerika’daki girintinin batı Afrika çıkıntısıyla doldurulduğu ‘ aynı şekilde Güney Amerika çıkıntısının da Afrika’nın Gine Körfezi girintisi kapladığı dikkati çeker. Kuzey Amerika!nın kuzeydoğu çeyreğini büyük bir bölümünü kapsayan Kanada kalkanı , Kuzey Amerika’nın ; Guyana ve Brazilya kalkanları da , Güney Amerika ‘nın çeyreğini oluştururlar. Kıtanın batı kıyıları boyunca Dünya anakaralarında genellikle doğu-batı doğrultusunda uzanmasına karşılık Yeni Dünya’daki kuzey-güney doğruştulu uzanışı , dünya kıtasının parçalanmasın dan sonra Kuzey ve Güney Amerika’nın eski temel arazisini oluşturan platformların daima batı yönünde hareket etmesinden ve Pasifik Okyanusu’na ait okyanusal kütlenin kıtalara ait karasal kütle altana dalmasından kaynaklanır. Amerka Kıtası’nda Dördüncü Zaman’dan önce meydana gelen kütleler, bu zaman da yer hareketlerinde baş gösteren değişiklerle bugünkü görünümü almıştır. Ayrıca , bu dönemde Kuzey Yarımküre’de buzullaşma dönemleri görülmüştür. Kuzey Amerika’da en büyük buzul yayılması Kanada Kalkanı üzerinde olmuştur. Buzulların en yaygın olduğu zamanda buzul sınırı , Büyük göllerin güneyinde 40 derece kuzey enlemine kadar inmiştir. Günümüzden 10.000 yıl önce Göller yöresinde , 6.000 yıl önce Alaska’da buzullaşma sona ermiştir. Grönland Adas’ında ise henüz sona ermemiştir.

Amerika Kıtası'nın Yeryüzü Şekilleri

Amerika , Asya (1010 m) ve Afria (660 m) kıtalarından sonra dünyanın üçüncü anakarasıdır. Kuzey Amerika’nın ortalama yükseltisi 600 m , Güney Amerika’nın 550 m dir. Buna göre kıta , Avrupa (330 m) Okyanusya (330 m ) kıtalarından daha yüksektir. Kuzey ve Güney Amerika anakaralarının yeryüzü şekilleri gözden geçirildiğinde , bu iki kıta rölyefinin birbirine benzerlik gösterdiği ve bu benzerlikte bir simetriliğin olduğu dikkati çeker. bu simetrilik genç dağlarda dahada belirgindir. Kıatada yüzey şekilleri bakımından Kuzeyden güneye doğru , üç büyük birim uzanır: Dağlar , Platolar ve Ovalar.

a) Dağlar : Batıda , genç dağlar , Alaskadan Ateş ülkesine kadar yaklaşık 20.000 km boyunca yayılır. Bu dağ sırasında Kuzey Amerika’da Kayalık Dağları , Güney amerika da ise And Dağları denir. Burası aynı zamanda deprem sınırının orta bölümünde yer alan Aconcagua Doruğu (6959 m) Amerika’nın en yüksek noktasını oluşturur. kıtanın yaklaşık orta kesmi çok daralarak 64 km. ye kadar düşer. Burada 1914 yılında ulaşıma açılan Panama Kanalı , Büyük Okyanus ile Atlas okyanusu arasındaki ulaşımı en kısa yoldan sağlar.

b) Platolar: Amerika’nın platoları yapı itibatiyle çeşitli jeolojik devirler kapsamına rağmen , genellikle kambrium öncesi eski kütleler üzerinde yer alırlar. kıtadaki başlıca platoları iki platoları iki bölümde ele almak mümkündür: alp Orejenezi içinde sıkıştırılmış platolar ; Kaledonya ve Hersinya kıvrımları çevresinde, Huron kıvrımları üzerinde oluşmuş platolar. Alp Orejenezi içinde sıkışmış platolar Kuzey Amerika’da oldukça geniş yer kaplarlar. bunların başlıcalarını ise Kolombiya Platosu , büyük Havza ve Meksika Platosu oluşturur.

Güney Amerika’da ise Alp Orejenezi içindeki platolar oldukça küçük ve dağ sıraları arasına sıkışmış durumdadırlar. Bunların başlıcalrı Peru ve Bolivya platolarıdır. Patoganya Platosu ise Güney andlar’ın doğusunda uzanır.
Kaledonya, Hersinya kıvrımları çevresinde, Hurom kıvrımları üzerinde yer alan platolar ise birincisine göre daha geniş alanlıdır. Kuzey Amerika’da yer alan platolar ise birincisine göre daha geniş alanlıdır. Kuzey Amerika’da yer alan Labrador platosu, Ozak platosu; Güney Amerika’da yer alan Guyana ve Brezilya platoları oldukça geniş ve yüksek düzlükleri ihtiva ederler. Bu platoların yükseklikleri 400 m ile 2000 m arasıonda değişmektedir.

c) Ovalar: Dağların okyanuıs kıyılarına paralel uzanmalarından dolayı, Amerika kıtasında önemli kıyı ovaları( Florida ve Carolina hariç) gelşememiştir. Genelde ovalar büyük akarsu sistemlerinin akaçlama alanlarında oluşmuştur. Anakaradaki akarsuların büyük oluşu, ovaların dsa geniş yüz ölçümlü olmasına yol açmıştır. Amerika’da yer alan bu oveların toplam alanı, Avrupa’nın toplam alanından daha geniştir. Bu nedenle, kıtanın tarımsal ekonomik potansiyeli oldukça yüksektir. Kuzey Amerika’da Missisippi-Missiouri ırmaklarının akaçlama sahasında geniş düzlükler yer alır. Güney Amerika’daki Amazon alçak sahası, yedi milyon km2 ‘lik bir akaçlama alanı oluşturur. Pek engebeli olmayan bu geniş ovada eğim oldukça düşüktür. Orinoco ve Paraguay ırmaklarının havzalarında da, geniş alüvyon ovaları vardır. Ykalaşık 780.000 km2’lik bir alanı kaplayan Pampalar, And’lardan taşınmış gevşek tortullardan oluşmuştur.

Amerika Kıtası'ndaki İklim ve Bitki Örtüsü Özellikleri

Amerika kıtasının kuzey-güney doğrultusunda büyük bir mesafe boyunca yayılması bu kıtada çeşitli iklim tiplerinin oluşmasına sebep olmuştur. Ayrıca doğu ve batısında dağlık bölgelerin bulunması, iç kesimlerin de bu dağlık alanlar vasıtasıyla denizlerden ayrılmış havzaların yer alması ve kıyılarında farklı sıcaklıkta akıntıların mevcut olması kıtanın iklimini daha da çeşitlendirmektedir. Kıtada sıcak iklimler, çöl iklimleri, ılıman iklimler ve soğuk iklimler olmak üzere, başlıca dört iklim tipi görülür. Kuzey Amerika büyük bölümüyle ılıman kuşakta, Güney Amerika daha çok tropikal kuşakta yer alır.

a) Sıcak iklimler ve Bitki Örtüsü

1) Ekvatoral İklim: Tropikal bölgedeki birinci iklim türünü oluşturan bu iklim türü, Amazon alçak sahası, Orta Amerika, Antil adaları ve Guyana’nın batısında görülmektedir. Sıcaklık bütün aylarda 20C’nin üstündedir. Kurak mevsim yoktur. Ancak iki max. yağmur devresi vardır. Yılık yağış tutarı ortalama 2500mm iken, Kolombiya’nın Chaco yöresinde rekor düzeye, 8991mm’ye ulaşır. Bitki örtüsü, nemli tropiklal ormanlardan oluşur. Alçak bölgelerde asıl tropikal ormanlar yayılış gösterir. 1000 m’den yüksek bölgelerde ise nemli tropikal ormanlar bazı değişikliklere uğrarlar. And’ların kuzey bölümünün doğu yamaçlarında 1300m’ye kadar gür tropikal ormanlar 3200m’ye kadar subtropikal orman şeridi ve daha yüksek seviyelerde Paramo denilen ağaçsız dağ stepleri yer almaktadır. Mangrovlar nemli tropikal bölgelerin dışında nadiren çıkarlar. Amerika’da Mangrov toplulukları Florida’da, Bermuda adaları, Güneydoğu ve Kuzeydoğu Brezilya’da, Ekvator’da ve Orta Amerika kıyılarında görülmektedir. Tür bakımından fakir olup tüm Mangrovlar ancak 26 kadar türe ayrılır.

2) Tropikal İklim: Savan iklimi de denilen Tropikal iklim türünde yıllık sıcaklık ortalaması 18 C’nin altına düşmemekle birlikte, günlük sıcaklık farkları ekvatoral iklime göre daha büyüktür. Yağışlar daha az olup kurak devrenin süresi ve şiddeti artar. Savan iklimi Orinoco havzası, Brezilya platosu ve Ekvator’un batısındaki bazı yörelerde görülür. Devri yağışlı tropikal bölgede, en geniş yeri savanlar ve savan ormanları kalplar. And’larda ise devri yağışlı tropiklerdeki yükselti katları görülmektedir. Bu dağların orta yamaçlarında dağ savanları, daha yükseklere kurakçıl çalılıklar ve nihayet ağaç sınırının üstünde yer alan Puna katında kurakçıl otlarda, dikenli çalılarda ve Sukkulentlerden(etlimsi yapraklı bitkiler) oluşan bitki örtüsü yer almaktadır.

3) Yüksek Saha İklimleri: Tropikal bölgedeki sıcak iklimlerin yüksek saha çeşitleri, Kolombiya iklimi ve Meksika iklimi olarak iki türe ayrılır. Bunlara sıcak kuşağın yükseklik iklimleri denilmektedir. Bu iklim tiplerinde yağışlar coğrafi enleme bağlı olmakta ve sıcaklıklar ise yükseltiye göre azalmaktadır. Ekvador ve Kolombiya’da görülen Kolombiya iklim tipinde, Ekinokslara tekabül eden iki yağış azamisi vardır. Yıllık ortalama sıcaklıklar her yerde 20 C’nin altındadır. Yıllık sıcaklık farkı gayet azdır. Bu iklim tipinde don olayı görülebilmektedir. Peru ve Meksika yaylalarında görülen Meksika iklim tipi ise sıcaklığın yıllık genliği artar ve yağış rejiminde kurak devre çok belirgin bir hal alır.

b) Çöl İklimleri ve Bitki Örtüsü

1) Sıcak çöl iklimi: Amerika’da sıcak çöl iklimleri Aşağı Kolorado, Meksika’nın iç yaylaları, Aşağı Kaliforniya ve Peru-Şili kıyılarında görülmektedir. Yıllık yağış tutarı 30-40mm’yi geçmez. Bağıl nem çok azdır(%5-30). Yıllık ve günlük genlik 15 C ile 25 C arasındadır ve sıcaklık sıfırın altına düşmez. Kuzey Şili ve Peru’nun kıyı bölgesinde Okyanusal çöl iklimi(Peru tipi) görülür. Bunun nedeni, Humboldt Akıntısı ve And’ları aşarak kıyıya kadar uzanan kuru Alizelerdir. Soğuk hava kütlesinden oluşan, yaklaşık 400m kalınlığındaki bir bulut katmanı, yere yakın hava katmanlarının ısınmasını önler. Bu nedenle sıcaklık öbür bölgelere göre oldukça düşüktür.

Örneğin Lima’da yıllık sıcaklık değerleri, şubatta 23 C ağustosta 15,9 C’dir. Nispi nem oldukça yüksektir(Kışın %81, yazın %78). Yılın en az altı ayını güneşsiz geçiren Peru kıyıları dünyanın en büyük bulutlu çöl bölgesidir. Yıllık ortalama yağış tutarının ancak 40-50 mm kadar olduğu bu kıyılarda, yoğun sis tabakası belirli bir nem sağlar. Lomos denilen ve bazen havanın yoğunlaşmasından meydana gelen bir çiseleme yağış alan tepelik bölgelerde, seyrek çalı türleri görülmektedir. Kıyı boyu tamamıyla çıplaktır. Kuzey Şili-Güney Peru kıyılarında Atakama çölü yer almaktadır. Sıcak çöllerde bitki örtüsü olarak seyrek çalı ve ot türleri görülür. Bu bölgelerde bitki hayatı topiklere doğru olan kesimlerde yazın, tropikler dışında ise ilkbaharda canklanma gösterir. Kaliforniya Yarımadası’nın güneyinde çalı ve ağaçlık formasyonu arasına büyük kaktüsler de karışmaktadır. Kuzeybatı Meksika çöllerinde hakiki türleri çöl stepler oluşturur.

2) Soğuk çöl iklimi: Büyük Havza yaylalarında ve Güney Patagonya sahasında görülür. Yıllık yağış tutarı 70-80 mm’dir. Yıllık sıcaklık farkı 30-35 C’yı bulur. Birkaç ay sıcaklık sıfırın altına düşer. Güney Patagonya”da enleme bağlı olarak, Büyük Havza yaylalarında ise yükseltiye bağlı olarak çöl iklimi görülmektedir. Büyük Havza yaylalarında görülen soğuk çöl iklimine ayrıca Aral Tipi de denir. Soğuk çöllerin doğal bitki örtüsünü çöl bozkırları oluşturmaktadır.

c) Ilıman İklimler

1) Subtropikal iklimler ve bitki örtüsü 

Akdeniz İklimi: Subtropikal iklimlerin birinci türü olan Akdeniz iklimi, Kaliforniya eyaletinin kıyı bölümünde ve Şili’nin 30 C güney enlemi çevresindeki kıyı bölgesinde etkilidir. Buralarda görülen iklim Akdeniz iklimini okyanusal iklim tipine benzemektedir. Kış yağışları önemlidir. Yağışın en az olduğu yaz devresinde, max. sıcaklıklar görülür.

Çin iklimi: ABD’nin güneydoğu kısmı ile Uruguay ve Paraguay’da Çin iklimine benzeyen bir iklim görülmektedir. Bu iklimin başlıca özelliği yazın en yağışlı mevsim olmasına rağmen, kış aylarının da önemli olmasıdır. Nemlilik oranı yıl boyunca yüksektir. Yıllık sıcaklık farkı 20 C’nin üstündedir. Bitki örtüsü olarak Kaliforniya kıyılarında Chapparal(çaparal) adı verilen ve makiye çok benzeyen çalı formasyonları gelişmiştir.

Kalifornia eyaletinden kuzeye doğru Oregon eyaletine kadar, genellikle meşelerin yer aldığı sert yapraklı orman görülmektedir. Kaliforniya yarımadasının büyük bir kısmı ise kreozot çalısı(Creosote Busch) ile kaplıdır. Orta Şili alanında ise kıyıda sert yapraklı çalı formasyonları, yükseklere doğru ise orman formasyonları görülür. Subtropikal kuşakta kıtaların doğu kıyıları genelde yazın bol yağış alır. Bu nedenle, söz konusu bölgenin asli vejetasyonu ormandır.

Bu orman formasyonları, kurak mevsimde yaprağını döken nemli ormanlar ve kuru ormanlar karakterindedir. Kuru orman formasyonu, Amerika’da; Meksika, Bolivya ve Güney Brezilya ile Kuzeybatı Arjantin’de And dağlarını doğu yamaçlarında görülmektedir. Bu ormanlarda tropikal kuşağın daimi nemli ormanlanları arasındaki sınırı çizmek güçtür. Buna karşın subtropikal ormanlarının Kutbi sınırı kabaca 30C paralelini izler. Subtropikal nemli ormanlar ise ABD’nin güneydoğusunda, Paraguay ve Uruguay’da yaygındır.

2. Okyausal İklim ve Bitki örtüsü

Bretanya iklime de denilen okyanusal iklim, ABD’nin kuzey batı eyaletleri ile Kanada’nın batı kıyılarını, Patagonya Andlarının okyanusa bakan taraflarında görülür. Bu iklim türü, sıcaklık ve yağışın mevsimlere dağılışının düzenli olması, sıcaklık farkınını 10 C civarında olması, don olayıın çok nadir görülmesiyle karekterize edilir.

Okayanusal iklim tipinin doğal bitki örtüsü; geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karışık ormanlardır. Kuzey Amerika’nın batısındaki Sierra Nevada Sıra Dağlarında ömürleri 4000 yılı bulan, boyları 120m.ye varan dev sekoyalar(mammuk ağacı), daha kuzeyindeki dağlarda ise Douglas çamları görülür. Çayırlarda geniş yar kaplar.

Dağların yüksek kesimlerinde ise Alpin bitki örtüsü yayılış gösterir. Kuzeybatı Kanada ile Alaska’nın Pasifik kıyısında ve Patagonya Andları’nın güney kesiminde ise okyanusal soğuk iklim görülmektedir. Bu iklim tipinde en soğuk ayın ortalaması -3 c civarında ve dört ayın ortalama sıcaklığı 0 cnin altındadır. Yaz serindir. Bütün yıl yağışlı olmakla beraber, maksimum yağış sonbahara rastlar. Bu bölgelerin doğal bitki örtüsü ise konifer ormanlardan ve çayırlardan oluşmaktadır.

3- Karasal İklimler ve Bitki Örtüsü

Nemli Karsal iklim: bu iklim türü, ABD’nin Atlantik kıyısında, Appallaşlar’da Göller Yöresi’nde Kuzey Dakota Eyaletine kadar uzanan geniş sağada ve Brezilya’da Minas Gerais Eyaleti’nde hüküm sürer. Sıcaklık değişimleri sık görülür. Yıllık sıcaklık farkı 25c civarındadır. Kışlar soğuk ve kurak, yazlar sıcak ve yağışlıdır. Sıcaklık farkı kıyıdan iç kesimlere doğru ve düşük enlemlerden uzaklaşıldıkça artar. Bu iklim tipinin doğal bitki örtüsü: geniş ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan karışık ormanlardır. Appalaş Dağları’nda ve Büyük Gölleri yöresinde çayırlarda geniş yer kaplar.

Yarı Kurak Karasal İklim: Orta Kuşak Geçiş İklimi de denilen bu iklim türü, Kuzey Amerika’da, ABD’nin 100ile 120c batı boylamları arasında kalan bölge ile Arajanti’nin orta bölümde Pampalar bölgesinde görülmektedir. Bu iklim tipinde, yıllık sıcaklık 15c civarındadır. Mevsimler arasında yağış farkları fazla değildir. Bu iklim tipinin doğal bitki örtüsünü bozkır formasyonları oluşturur.

Şiddetli Karasal İklim:Kanada’nın güney yarısında tayga veya Sibirya iklim tipide denilen şiddetli karasal iklim görülür. Bu iklimde, en soğuk ay ortalaması -20c civarındadır. En sıcak ay ortalaması 20c dolayındadır. Yaz 3 ay devam eder. Baharlar çok kısadır. Yıllık yağış tutarları genelde çok azdır. Şiddetli karasal iklim bölgesi, subartik iğne yapraklı prman formasyonu ile kaplıdır. Bu orman, Sibirya’dan alınan bir terimle Tayga adı ile tanınır. Kuzey Amerika’nın kuzeyinde eni ortalama 1500 km.ye varan bir kuşak halinde uzanır. İklim şartları dolayısıyla doğudan batıya gidildikçe kuşağın genişliği artar.

Soğuk İklimler ve Bitki Örtüsü 

1)Kutup-Altı iklimi: Kuzey Amerika’nın kuzey yarısında kalan bölgelerde, Kayalık ve And dağlarının yüksek kesimlerinde ve Ateş Ülkesinde görülen bu iklim tipinde , sıcaklık yıl boyunca düşüktür. En sıcak ay ortalaması 10 c altındadır. Yıllık yağış miktarı 250 mm.nin altında olup toprak uzun süre donmuş durumdadır. Yazın buzlar ve karlar kısa bir süre erir ve bataklıklar oluşur. Doğal bitki örtüsü bazı yosun çeşetleriyle soğuğa dayanıklı kurakçıl çalılardan oluşan tundradır. Bol yağışlı okyanusal subpolar iklim sahasına tekabül eden alanlarda , daima yeşil çayırlar gelişmiştir. Ateş Ülkesinde ve Gröland (Yeşil Ülke) adasının kıyılarında bu formasyon yaygındır.

2) Kutup İklimi : bu iklim tipi, Gröland Adası ile Kanada’nın kutup takımlarında görülür. Toprak, derinlere kadar donmuş haldedir. Yıl boyunca sıcaklık o C in altındadır. Yağış son derece azdır ve kar şeklindedir. Kutup ikliminin bütün şiddetiyle hüküm sürdüğü bölgelerde, kutbi çöller görülür. Çok seyrekte olsa bazı kutu alanlarda bitki örtüsüne rastlanır. Buraları sıcak çöllerin vahalarına denk gelmektedir.
Paylaş:

4 Ocak 2018 Perşembe

Avrupa Hun Devleti (İmparatorluğu) Nedir? Özellikleri ve Bayrağı


Avrupa Hun İmparatorluğu, Atilla (Attilla)' nın Avrupada kurduğu ve Fransa ülkesine kadar  ulaşacak olan Kavimler Göçünü başlatan Hun İmparatorluğunun muhteşem tarihi olarak bilinir.Avrupa Hun Devleti'nin bayrağı da yandaki başında taç olan sarı renkli kartal armasıdır.

Avrupa Hun İmparatorluğu, Orta Asyada varlığını yitirerek Batıya doğru göç ederek Hazar bölgesinde toplanan Hun kütlelerinin bölgede çoğalmasıyla ortaya çıkan, varolduğu kısa dönemde Tarihe silinmeyecek izler bırakmış ve diğer büyük Türk imparatorluklarının temelini oluşturmuş önemli bir devlet olmuştur.

Avrupa Hunlarının tarih sahnesine çıkışları, dünya literatüründe farklı bir öneme daha sahiptir. Avrupa Hunları, Hazar denizinden Avrupaya doğru ilerlemeden önce, Avrupadaki demografik yapı bugünküne göre çok daha belirsizdi. Avrupa kıtası Roma İmparatorluğundan ve İmparatorluğa dahil olmayan Barbar kavimlerden oluşuyordu. Bu barbar kavimler bir imparatorluk seviyesine ulaşmamış, ancak bulundukları topraklarıda Roma’nın yönetimine bırakmamışlardır. Yaşayış şekilleri ve kültürel değerlerinin çok zayıf olması nedeniyle bu topluluklardan Barbar kavimler olarak bahsedilir. Bu barbar kavimler, bugün Avrupa kıtasında bulunan ülkelerin atalarıdırlar. Hunların Avrupaya ilerlemeleriyle bölgedeki demografik yapı önemli ölçüde etkilendi.

Hunlardan önce Kafkaslara kadar uzanan bu barbar kavimler, Hunların Tuna nehrini aşarak Avrupayı otoritesi altına almaya başlamasıyla bu barbar kavimler Avrupanın içlerine doğru ilerleyerek Roma ile karşı karşıya gelmiştir. Bu barbar kavimlerin Roma üzerindeki baskıları sonucunda Roma ikiye bölünmüş, varoluş mücadelesine giren barbar kavimler, zamanla kendi yönetimlerini oluşturmuştur. Tarih, bu dönemi Kavimler göçü olarak kaydetmiştir. Bu süreç, Hunların Avrupaya girmesinde başlar, Avrupa Hun İmparatorluğunun yıkılmasıyla neticelenir. Günümüz dünyasındaki medeni Avrupa ülkeleri, bugünki varlıklarını “Barbar Türkler” olarak telafuz ettikleri Avrupa Hunlarına borçludurlar diyebiliriz.

Avrupa Hunlarının Tarih Sahnesine Çıkışı (352)

Önce Doğu ve Batı, daha sonrada Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünen Büyük Hun İmparatorluğunun Orta Asyada varlığını yitirmeye başlamasıyla batıya doğru göç eden Hun toplulukları Hazar gölü çevresinde yoğunlaşmıştı. M.Ö. 36 yılında başlayıp, M.S. 300 lü yıllara kadar devam eden bu göç hareketiyle Bu bölgede yaklaşık 300 yıl boyunca yaşayan Hun toplulukları, zamanla bölgeye hakim bir güç haline geldi. Büyük Hun İmparatorluğu döneminde devletçilik vasfı kazanan Hun Türkleri, bu vasıflarını bulundukları bölgeye de taşıyarak zamanla güçlerini birleştirerek yeni bir imparatorluk kurmaya doğru ilerlediler.




Günümüz literatüründe Avrupa Hun İmparatorluğunun kuruluşu 374 olarak geçer. Bu bilgiye Avrupa kaynaklarından ulaşıyoruz. Oysaki bu kaynaklar 374 yılında, Hunların Gotları yenilgiye uğratmasından bahseder. Zamanla yapılan araştırmalar Avrupa Hunlarının ilk hakanının “Kama Tarkan” olduğunu ortaya çıkartmıştır. Kama Tarkan, bölgedeki Hun topluluklarını yönetimi altında toplayarak 352 yılında Avrupa Hun İmparatorluğunu fiilen kurdu ve yönetimi 370 yılına kadar elinde bulundurarak Hazar ve çevresinde önemli bir güç haline gelerek hakimiyet alanını batıya doğru ilerletti. Geçen 18 yıl, Hazar bölgesinde yaşayan Hun Türklerinin teşkilatlanmasını ve Devlet düzenine geçmesini sağladı.

Balamir Dönemi (370-378)

Balamir, Kama Tarkan’ın ölümüyle yönetime geçti. (Kama Tarkan’ın oğlu olduğu kesin değildir) Yönetime geçmesiyle Batıya doğru ilerlemeye başladı ve bölgede bulunan Alan ülkesini ele geçirdi. Avrupa menşeili Tarih kaynakları Bledanın 374 yılında İdil nehri kıyılarında görüldüğünü kayıt etmiştir. Bu dönemde bölgede, imparatorluk niteliği taşımayan ancak kalabalık ve güçlü barbar kavimler bulunuyordu. Bugünki pek çok Avrupa ülkesinin atası ola bu barbar kavimler zaman zaman Roma imparatorluklarının sınırlarını zorlayarak bölgedeki varlıklarını devam ettiriyorlardı. Balamir, İdil nehrini geçerek bu bölgede bulunan Gotlara baskı kurmaya başladı. Gotlarla İlk savaş 375 yılında gerçekleşti. Savaşı kazanan Balamir, Gotları Avrupanın içlerine, Romaya doğru ilerlemelerini sağladı. Kavimler Göçü olarak tarihe geçen süreç bu savaşla başlamıştır. Balamir döneminde Hunlar, hakimiyet alanlarını genişleterek Avrupaya doğru ilerlediler.

Alipbi Dönemi (378-390)

Avrupalıların “Baltazar” ünvanı verdiği Alipbi, Balamir’in ölümünden sonra yönetime geçti. Alipbi’nin yönetimiyle Hunlar Balkanlara doğru ilerleyerek hakimiyet alanını giderek genişletmeye başladı. Aynı yıl Tuna nehrini geçerek Trakyaya kadar ilerledi. Bu ilerleyişinde Romadan herhangi bir direniş görmedi. Hunların ilerlemesiyle zor durumda kalan barbar kavimler, Hunlarla mücadele etmek yerine Romanın üzerine gitmeyi yeğelediler. İlerleyen yıllarda da Roma, barbar kavimlerin saldırılarıyla uğraşırken Hunlar bölgedeki hakimiyetlerini güçlendirdiler.

Uldız Dönemi (390-412)

Alipbi’nin ölümüyle tahta Uldız geçti. Uldız, yönetime geçtiği dönemde Karpat dağlarını aşarak bugünki Macaristana kadar ulaştı. I. Theodosius’un 395 de ölmesiyle Roma Doğu ve Batı olarak ikiye bölündü. Theodosius Roma’yı tek başına yöneten son hükümdar olmuştu. Romanın ikiye bölünmesiyle Uldız Trakya ve Balkanlar üzerine yürüdü. Aynı dönemde, bir diğer koldanda Bugünki Şanlıurfa ve Lübnana kadar hızla ilerleyip akdenize ulaştı. Aslında bu nedenle Türklerin Anadoluya ilk girişi 395 dir. Uldız Akdenize kadar ulaştı ancak Kısa bir süre sonra birliklerini Karadenize geri çekti. Avrupa Hunlarının dış politikası Uldız zamanında şekillendi. Bölgedeki barbar kavimlere karşı Romayla iyi ilişkiler kurulmaya başlandı. Zira bu kavimler düzensiz ve barbarca yaşıyorlar bu nedenle kontrol altında tutulamıyorlardı.

Hunlar, Tuna boylarına ilerledikçe barbar kavimlerde Roma sınırlarını zorlamaya başladılar. Bu baskılarla zor durumda kalan Batı roma, Uldızdan yardım istedi. Hunlar ile Radagais komutasındaki barbar kavimler 406 yılında, bugünki floransa bölgesinde karşı karşıya geldiler. Uldız, savaşı kazanarak Radagais’i esir aldı ve Batı Roma tarafından idam edildi. Batı Roma ile iyi ilişkiler içerisinde olan Uldız, Doğu Romayla mücadele halindeydi. 409 yılında Tunayı geçerek Doğu Romayı baskı altına almaya başladı. Uldız, Doğu Romanın gönderdiği elçiye “Güneşin Battığı Yere Kadar Her Yeri Zaptedebilirim” diyerek meydan okuduğu tarih kaynaklarında geçmektedir.

Karaton Dönemi (412-422)

Karaton, Uldız’dan siyasi istikameti belirlenmiş, taşları yerine oturmuş bir imparatorluk devraldı. Batı Roma ile iyi ilişkiler kurulmaya başlanmıştı. Bu doğrultuda Batı Romanın üzerine çok fazla gidilmiyordu. Bu iyi ilişkiler Doğu Roma için geçerli değildi. Ancak Karaton döneminde Doğu Romanında fazlaca üzerine gidilmedi. Karaton 10 Yıl kadar yönetimi elinde bulundurdu. Bu süre zarfında Karadeniz bölgesinde Hun varlığını sağlamlaştırarak bölgedeki teşkilatlanmayı güçlendirdi. Karaton döneminde fazlaca önemli gelişmeler ortaya çıkmadı. Karaton dönemi, Avrupa Hunları için durgun sayılabilecek bir dönem olmuştur.

Rua Dönemi (422-434)

Karatonun ölümünden sonra Hunların yönetimi hükümdar ailesince ortak yönetildi. Kardeş olan Rua, Muncuk, Aybars, Oktar ülkeyi birlikte yönettiler. Rua devletin başına geçti. Doğu kanadını Aybars, batı kanadını ise Oktar yönetti. Muncuk ise kısa bir süre sonra öldü. Rua döneminde Doğu Roma’nın Hunlar üzerinde bazı beşinci kol faaliyetleri başladı. Doğu Roma imparatoru II. Theodosius, Hunlara bağlı olan barbar kavimleri kışkırtmaya ve Hun birliğinden ayırmaya çalışıyordu. Casusların yaklanması ve Doğu Romanın faaliyetlerinin ortaya çıkması üzerine Rua Doğu Romanın üzerine yürüyerek önemli bir savaş kazandı. Bu savaş sonrasında Doğu Roma ilk kez Vergiye bağlandı. Uldız döneminde iyi ilişkiler içine girilen Batı Roma ile Rua dönemindede iyi ilişkiler devam ettirildi. Rua döneminde Batı Roma’da iç karışıklıklar ortaya çıkmıştı. Bu durumdan faydalanmak isteyen Doğu Roman imparatoru II. Theodosius, ordularını Batı Roma’ya gönderdi. Batı Roma’nın Rua’dan yardım istemesiyle, Rua güçlerini Batı Roma’ya gönderdi. II. Theodosius’un ordusu Hunları karşısına almak istemedi ve geri döndü. Takip eden yıllarda Doğu Roma, Hunlara bağlı kabileleri kışkırtmaya devam etti. Rua bunun üzerine Doğu Romalı tüccarların Hun toprakları içine girmesini de yasakladı.

Attila Dönemi (434-453)

434 yılında, Rua’nın ölümüyle yönetim, Rua’nın kardeşi Muncuk’un iki oğluna kaldı. Bleda ve kardeşi Attila, bu dönemde imparatorluğun yönetimine geçtiler. Yaşça büyük olması nedeniyle yönetim Bleda daydı. Ancak Bleda, yeteri kadar varlık gösteremedi. Savaşlarda başarısız sonuçlar alması nedeniyle genellikle savaşları Attila yönetiyordu. Zamanla Attila, Ağabeyi Bledanın başarısız idaresi ve katıldığı savaşlarda varlık gösterememesi nedeniyle kardeşi Attila ile mücadeleye girdi. İmparatorluk 10 yıl kadar bu şekilde yönetildi. Ancak Attila, 445 yılında ağabeyi Bledayı öldürerek yönetimi tek başına eline aldı. Attila’nın amacı, hem Doğu hem Batı Romayı egemenliği altına almaktı. Uldız döneminden bu yana Batı Roma ile iyi ilişkiler içine girilmişti. Ancak Attila, bu şekilde devam etmeyecekti. Doğu Roma ile ilişkiler zaten kötüydü. Daha önce Doğu Roma üzerine birkaç kez yürünmüş ve baskı altına alınmıştı.

Doğu Roma halen Hunlara vergi ödüyordu. Ancak Doğu Roma’nın Hunlar üzerindeki oyunları halen devam ediyordu. Ruanın ölümünden hemen sonra Attila, Doğu Romanın üzerine yürüdü ve savaşı kazanarak Margos antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla vergi iki katına çıkartıldı. Doğu Roma, antlaşmayı imzalasada antlaşmanın şartlarına uymuyordu. Bunun üzerine Attila, 441 yılında tekrar Doğu Roma’nın üzerine yürüdü. Trakyaya kadar ilerledi ve vergi üç katına çıkartıldı. Böylelikle Balkanlar yoluda açılmış oldu.
Doğu Roma, Hunlara karşı faaliyetlerine devam etti. Yine antlaşmaya aykırı hareket ederek Hunlara bağlı kavimleri isyana teşvik etti. Ticaret kurallarını çiğneyerek tüccarlarını Hun topraklarına gönderdi. Attila, bu kez Doğu Romanın üzerine iki koldan saldırıya geçti (447). Bi kolu Yunanistandan girerek Tselya’ya kadar ilerledi.

Diğer koldan Sofya, Lüleburgaz, Flibe şehirlerini ele geçirdi. Bugünki Büyük Çekmece yakınlarına kadar ulaştı. Bu ilerleyişten sonra Doğu Roma tekrar barış istedi. Antolyos antlaşması imzalandı ve vergi üç katına çıkartıldı, savaş tazminatı ödetildi ve Tunanın güneyindeki bölge Doğu Roma askerlerinden arındırıldı. Attila, yılında Batı Roma imparatorunun kızıyla evlendi (451). Karısının çeyizi olarak Batı Roma topraklarının yarısını istedi. Bunun üzerine Batı Roma ve Hun İmparatorluğu büyük bir savaşa girdi. Attila ordularını, Batı Romanın asker deposu olarak görülen Galya’ya gönderdi. Attila buraya 200 bin kişilik bir orduyla geldi. Ordunun 100 Bin’i Hunlardan, 100 Bin’i kendisine bağlı kavimlerden oluşuyordu. Batı Roma’da denk bir kuvvetle savaşa katıldı. Ordular Katalon ovasında karşı karşıya geldiler. Savaş 24 saat sürdü. İki tarafta çok ağır kayıplar verdiler. Buna rağmen savaş henüz sonuçlanmamıştı. Ancak Batı Roma Askerleri, aynı gece askerlerini geri çekti ve yenilgiyi kabul etti. Attila, Galyayı işkal ederek yenilmezliğini tüm dünyaya kabul ettirmişti artık. Attilanın amacı Doğu Romayı tamamen kendisine bağlamaktı.

Kesin sonuç almak için 452 yılında bir sefer daha düzenledi. Romanın artık karşı koyacak gücü yoktu. Attila, ordusuyla Alpleri aşarak Po ovasına indi ve İtalyanın kuzey kentlerini ele geçirerek Roma önüne kadar ilerledi. Papa 2. Leo, Attilanın huzuruna çıkarak Attilanın romaya zaten hakim olduğunu söyleyerek Hristiyanlığın merkezi olarak kabul edilen Roma’nın yıkılmamasını talep etti. Bu dönemde bölgede Veba salgını sorunu vardı. Attila bu seferle Doğu Romayı egemenliği altına almış oldu. Bölgedeki Veba salgını nedeniyle daha fazla ilerlemedi ve vergiyi arttırarak geri döndü. Attila, 453 yılında şüpheli bir şekilde öldü. Bazı tarih kaynakları Attilanın karısı tarafından zehirlendiğini ifade eder.

İlek Dönemi (453-455)

Attilanın 3 oğlu bulunuyordu. İlek, Dengizik, İrnek. Attilanın ölümüyle yönetime, en büyük oğlu İlek geçti. Ancak diğer kardeşlerle arasında saltanat mücadelesi yaşandı. Bu mücadele Hunları iç karışıklıklara ve yönetimde zafiyetler yaşanmasına sebep oldu. Bu iç karışıklıklar nedeniyle, Hunlara bağlı olan kavimler Hun idaresinden ayrıldı. Bugünkü Avrupa ülkelerinin ataları olan bu kavimler, Hunlardan ayrıldıktan sonra bölgede kendi yönetimlerini oluşturup Avrupanın bugünkü demografik yapısının alt yapısını oluşturdular. İlek döneminde, ilk ağır yenilgi alındı. Hunlar Nadao savaşında yenilgiye uğradılar. Bu yenilgiden sonra Hunlardaki iç karışıklıklar dahada arttı. Bugünkü Almanların ataları olan Germenler, İlek dönemine kadar Hunlara bağlı bir kavim olarak yaşıyorlardı. İmparatorluk içerisinde sorunların yaşanmasıyla Germenlerde isyan ettiler. İlek, bu isyanı bastırmak için Germenlerle girdiği mücadelede öldü.

Dengizik Dönemi (455-469)

Yönetimi İlek’den devralan Dengizik, imparatorluğu 14 yıl yönetti. Ancak yönetimi başarılı olamadı. Hunlar zayıflamaya ve küçülmeye başladı. Hem Roma, hem Hunlardan ayrılan kavimler bölgede güçlenmeye ve söz sahibi olmaya başladılar. Dengizik’de, Doğu Roma ile girdiği savaşta öldü. Tarih kaynaklarında Dengizik’in ölümü, Avrupa Hunlarının yıkılışı olarak kabul edilir.

Avrupa Hun İmparatorluğunun Dağılması 

Dengizikten sonra Hun imparatorluğu yönetilemez duruma geldi. Hem İmparatorluk gücü çok zayıfladı, hemde daha önce Hunlara bağlı kavimler isyan ederek ayrı bir güç olarak Hunların düşmanı haline geldi. Bunun üzerine, Attilanın en küçük oğlu olan İrnek, Hun kabileleriyle birlikte bugünki Karadenizin kuzeyine doğru çekildi. İmparatorluk yıkılmıştı ancak bölgedeki Hun varlığı devam etti. İrnek’den sonra Hun kabileleri Tingiz, Belkermek, Çuraş, Tarya, Buyan ve Çelbir tarafından yönetildi. Avrupa Hun İmparatorluğu yıkılmıştı ancak Hunlar yokolmadı. Karadenizin kuzeyinden yayılarak kabileler halinde varlığını devam ettirdi.

Bugün dahi Avrupa’da, Kafkaslarda, Balkanlarda, Kırımda Türk izlerine rastlamaktayız. İmparatorluğun yıkılmasıyla Bölgedeki Hunların bir kısmı Karadenizin kuzeyinde varlığını devam ettirdi. Bir kısmı Hazara dönmek için Kafkaslara doğru ilerledi, bir kısmı bölgede oluşmaya başlayan diğer bir güç olan Avarlara katıldı, bi kısmı ise güneye doğru inerek balkanlara yayıldı. Balkanlara yayıyan Hunlar, bugünkü Bulgaristanın temelini oluşturmuşlardır. Bulgar sözcüğü Türkçe bir ifade olan Bulgamaktan (Dağılmak, yayılmak) gelmektedir.

Karadenizin Kuzey bölgesinde varlığını sürdüren Hunların bir kısmı Karpat dağları ve çevresine ilerleyerek bugünkü Macaristanın temelini oluşturdular. Zira Macaristanın ismi olan Hungary, Avrupa Hun İmparatorluğundan miras kalmıştır. Bugün Macaristanda halen Türk kültürünün izlerine rastlamak mümkündür. Özellikle Gagağuz (Gökoğuz) lar Türk olduklarının ve Attilanın torunları olduklarının farkındadırlar. Karadenizi terk etmeyen Hunlar ise bölgede kaldılar. Bu kabilelerde Kırım Türklerinin atalarıdırlar.

Bölgedeki Hunların önemli bir kısmı Hazara dönmek üzere Kafkaslara doğru çekildiler. Bu topluluk Kafkaslardaki diğer toplumlara karışarak asimile olsalarda bazı kabilelerin varlıklarını uzun süre korudukları tarih kaynaklarında geçmektedir.


kaynak:
https://www.turktarihim.com
Paylaş:

3 Ocak 2018 Çarşamba

İran Nedir? Nerededir? Nasıl Bir Ülkedir? (İran Tarihi Hakkında Bilgiler)


Ortadoğu'nun oldum olası güçlü, oturaklı ve gizemli yanı ile merak uyandıran bir gücü olarak dikkat çeken İran, nasıl bir ülkedir, nerededir, tarihi nedir, İran Türk devleti midir? gibi pek çok merak edilenleri olan bu gizemli ortadoğu ülkesi hakkında bilinmesi gereken ve  dikkat çekici ve merak uyandırıcı tarihi ile çok özel özellikleri konularında bilgilenmek isteyenlere özel yazımızın detayı aşağıda...

İran için ''Türk Devleti'' ifadesini kullanmak şu an için tam yerine oturmasa da tarihine baktığımızda ''İran bir Türk devletidir'' demek çok da abes olmasa gerek... Öyle ki tarihte İran denilen ülke coğrafyasında kurulmuş 10 tane Türk devleti mevcuttur. Bu devletler uzun yıllar boyunca İran'ı yönetmekle kalmayıp, bu  gün bile İran'ın sahip olduğu köklü ve güçlü devlet geleneği ve aynı zamanda kültürünün oluşmasında etkin olmuşlardır.

İşte Tarih Boyunca İran'ı Yönetmiş 10 Büyük Türk Devleti;

1. Gazne Devleti



Samanîler'den ayrılıp Afganistan'ın Gazne kentine yerleşen Alp Tegin'in 961 yılında kurduğu devlettir. Tam anlamıyla bağımsızlığı 977'de Sebük Tigin'in başa geçmesiyle gerçekleşmiştir. Daha sonraları İran üzerine yayılan Gazneliler, en parlak dönemini Sultan Mahmut ile yaşamıştır. Bu dönemde hem Hindistan'a 17 kez sefer yapılarak İslam bu bölgede yayılmış, hem de Abbasi Halifeliği Büveyhoğulları'ndan korunmuştur. Selçuklular'ın 1040 yılında yapılan Dandakan Savaşı ile güç kazanmasının ardından Gazneliler dağılmış, 1186'da Gurlular'ın son Gazneli sultanı Hüsrev Melik'i tutsak almasıyla devlet resmen son bulmuştur.




2. Büyük Selçuklu Devleti




Selçuk Bey'in Müslüman olduktan sonra Oğuz Yabgu Devleti'ne vergi vermeyi istemeyişi ile kurulan Selçuklu Devleti, Selçuk Bey'in torunları Tuğrul ve Çağrı'nın 1038'de Gazneliler'den ayrılmasıyla bağımsız olmuştur. Selçuklu Sultanı Alparslan, Malazgirt Savaşı'nda Bizans'a karşı zafer elde ederek günümüz Türkiye'sinin temelini atmıştır. Her açıdan mükemmel bir uygarlık kuran Büyük Selçuklu Devleti, Katvan savaşı'nda Karahıtaylar'a yenilince büyük ölçüde dağılmış, 1157 yılında Sultan Sencer'in göçebe Oğuzlar'a tutsak düşmesiyle resmen yıkılmıştır.

3. İldenizliler




İldenizliler
Şemseddin İldeniz, Selçuklu Devleti'nde kölemen bir askerken, gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle çöküş sürecindeki Selçuklu içerisinde kısa sürede atabeyliğe yükselmiştir. 1142 yılında Irak Selçukluları'na karşı güç kazanarak bağımsız olmuştur. Gürcüler ve Ermeniler üzerine birçok başarılı sefer yaparak, Nahçıvan'dan yönettiği devletini genişletmiştir. İldenizliler ilerleyen yıllarda İran içlerine kadar yayılmıştır. Ancak, 1220'deki Moğol saldırılarıyla zayıflayan İldenizliler, 1225 yılında Harezmşahlar Devleti'ne bağlanmıştır.

4. Harezmşahlar Devleti




Harezmşahlar Devleti
Büyük Selçuklu Devleti'nin Hive kentinde vali olan Anuş Tekin'in oğlu Kutbuddin Muhammed, 1097 yılında "Harezmşah" unvanı alarak bu bölgeyi yönetmeyi sürdürmüştür. Atsız Harezmşah döneminde yarı bağımsızlık elde eden Harezmşahlar, İl Arslan döneminde Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasıyla bağımsız olmuştur. Türkistan, İran ve çevre bölgelere yayılan Harezmşahlar Devleti'nin yönetim biçimi ve sanat tarzı Selçuklular'ın devamı niteliğindedir. Celaleddin Harezmşah'ın Yassıçemen Savaşı'nda Anadolu Selçukluları'na yenilmesiyle zayıflayan Harezmşahlar Devleti, Moğol Hanı Ögeday tarafından 1231'de yıkılmıştır.

5. Timur İmparatorluğu




Çağatay Hanlığı'ndaki iç karışıklıklar sırasında güçlenen Emir Timur, 1370 yılında kendi adıyla anılacak devleti kurmuştur. Bu devlet, kısa sürede Harezm, İran, Kafkas, Deşt-i Kıpçak, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu'ya yayılan büyük imparatorluğa dönüşmüştür. Bu sürede Çağatay Hanlığı, Altın Orda, Celayiriler, Karakoyunlular, Osmanlılar gibi birçok devlet, Timur tarafından yıkılmıştır. Timur, 1405 yılında Çin'i fethetmeye giderken ölmüştür. Onun ardından Timurlular siyasi olarak yeniden güçlenememiş olsa da, birçok bilim ve sanat alanında ilerleme sürmüştür. Timur İmparatorluğu, 1507'de Şeybani Han'a bağlı Özbekler'in başkent Herat'a girmesiyle yıkılmıştır.

6. Karakoyunlular




Karakoyunlular
Göçebe bir Türkmen boyu olan Karakoyunlular, İlhanlılar'ın çöküşünü fırsat bilip 1380'de Bayram Hoca önderliğinde bağımsız olmuştur. 1400 yılında Karakoyunlular'ın başındaki Kara Yusuf, Timur'dan kaçıp Osmanlı'ya sığınmıştır. Timur öldükten sonra Tebriz'i alarak hükümdarlığa devam etmiştir. Karakoyunlular, ilerleyen yıllarda İraniçlerine kadar yayılsa da, Akkoyunlular'dan Uzun Hasan'ın Karakoyunlu önderi Cihan Şah'ı öldürmesiyle çöküşe geçmişlerdir. 1469 yılında bu devlet resmen yıkılmıştır.

7. Akkoyunlular




Akkoyunlular
Diyarbakır, Elazığ ve Azerbaycan yörelerinde etkin bir Türkmen boyu olan Akkoyunlular, Kara Yülük Osman Bey döneminde 1378'de bağımsızlık elde etmişlerdir. Devletlerini korumak için Ankara Savaşı'nda Timur'a yardım etmişlerdir. Timur da bu yardımlarından dolayı Malatya ve Diyarbakır'ı Akkoyunlular'a vermiştir. Kara Yülük Osman Bey'in ardından Akkoyunlular'ın başına Uzun Hasan geçmiştir. Onun döneminde Akkoyunlular, Horasan'dan Anadolu'ya, Kafkaslar'dan Umman Denizi'ne kadar uzanan büyük bir devlet olmuştur. Bu büyüme Osmanlılar'ın dikkatini çekmiştir. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon Rum İmparatorluğu'nu yıktıktan sonra yönünü Akkoyunlular'a çevirmiştir. Otlukbeli Savaşı'nda Osmanlı'dan ağır bir darbe alan Akkoyunlular çöküş sürecine girmiştir. Uzun Hasan'ın ölümünden sonra çıkan kargaşadan yararlanan Safevi Şahı İsmail, 1508'de bu devlete son vermiştir.

8. Safevi Devleti




Safevi Devleti
Anadolu çevresindeki sekiz Türkmen boyunun 1501 yılında Şah İsmail önderliğinde birleşmesiyle kurulmuş ve Akkoyunlular'ın yıkılmasıyla Tebriz'de hüküm sürmeye başlamış Türk devletidir. Sonraki yıllarda İran'ın tamamını ele geçiren ve bu coğrafyada Şii inancı
yayan Safeviler'in en büyük düşmanları, mezhep çatışmasından dolayı Osmanlılar ve Özbekler olmuştur. 1510 yılında Safevi Kızılbaşlar, Özbekler'e karşı büyük bir zafer elde etmiş ve Horasan'ı almışlardır. Ancak bu başarıyı Osmanlı'ya karşı gösterememişlerdir. Çaldıran Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim, Tebriz'i alarak Safeviler'e karşı üstünlük sağlamıştır. Yağmalamalar ve ayaklanmalarla zayıflayan Safevi Devleti, Afganlar tarafından 1736'da yıkılmıştır.


9. Afşar Hanedanı



Afşar Hanedanı
Afşar Hanedanı, Nadir Şah'ın 1736'da İran'ı ele geçiren Afganlar'a karşı kurduğu devlettir. Nadir Şah başa geçtikten sonra Afganları İran'dan geri püskürtmüş ve Delhi'ye kadar ilerlemiştir. Delhi'den elde ettiği servet ile üç yıl vergi almamış, Safevi Devleti'nin çökmesiyle darmadağın olan İran'ın yaralarını sarmıştır. Bu nedenle İran'ın onarıcısı olarak bilinir. Nadir Şah, Afganlar'ın yeniden ayaklanmasını önlemek için Sünniliğe yakın durmuştur. 1747'de Nadir Şah'ın ölmesiyle dağılan devlet, 1796'da tarih sahnesinden çekilmiştir.

10. Kaçar Hanedanı




Kaçar Hanedanı
Kaçarlar, Safevi Devleti'nin kurulmasına yardım etmiş bir Türkmen boyudur. Afşar Hanedanı'nın yıkılmasından sonra İran'da siyasi karışıklık başlamış ve birçok yeni devlet ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de Ağa Muhammed Han'a bağlı Kaçarlar olmuştur. Ağa Muhammed Han, Kaçarlar'ın siyasi birliğini sağladıktan sonra  İran'daki diğer devletlerle mücadele etmiştir.
1796'da İran siyasi birliğini sağlayan Ağa Muhammed Han, başkenti Tahran olan Kaçar Hanedanı'nı kurmuştur. Bu Türk kökenli hanedan, 1925 yılında Rıza Şah Pehlevi'nin Kaçar hükümetini kontrolü altına alıp Pehlevi Hanedanı'nı kurmasına dek İran'ı yönetmiştir.

İran Tarihi Hakkında Bilgiler
1. Köklü bir medeniyet olan İran'ın Perslere dayanan geçmişi

Büyük ve derin bir tarihî geçmişe sahip olan İran, M.Ö. 625 yılına kadar uzanan Pers ve Med İmparatorluklarının günümüzdeki varisleri olma özelliğini taşımaktadır. Öyleki,bu imparatorluklar günümüzde İranlıların savaşçı özelliğe sahip olduklarına dair inancı oluşturan devletlerdir. Özellikle Perslerin Yunanlılarla ve Büyük İskenderle olan savaşları hâlâ dilden dile anlatılan tarihin bölgesel bazda kritik noktalarını oluşturan savaşlardır.

2. İran'ın İslâmiyetle tanışması

İran'da dini inanış, M.S. 630 yılına değin genel olarak Zerdüştlük idi. Ancak Arap Yarımadasında Mekke'de Hz. Muhammed'e Kuran'ın indirilmeye başlamasıyla İslâm dini doğmuş oldu. Hz.Muhammed tarafından 630 yılından başlayan İran'ın İslâm'a davetleri 652 yılında İslâm Devleti tarafından fethedilinceye değin devam etti. 652 yılında Sasani İmparatorluğu(dönemin İran Devleti'nin ismi) El-Kadesiye Savaşı'nda İslâm Devleti tarafından fethedilerek İslâm günümüz İran sınırları içerisinde yaygınlaşmaya başladı.

3. İran'ın her zaman güçlü bir orduya sahip olması

İran,tarihinin hem köklü bir geçmişe dayanması hem de coğrafî konumu itibariyle her zaman güçlü bir ordu bulundurmak zorundadır. Jeopolitik konumu ele alındığında dünyanın ulaşım ağının her zaman göbeğinde yer almıştır. Dünya'daki birçok kaynağında varolduğu bir bölge olan Ortadoğu coğrafyasında konuşlanmıştır. Doğal olarak böyle özelliklere sahip bir coğrafyaya hükmeden bir devlet olduğundan kendisine ve ülkenin kaynaklarına yönelebilecek her tehdidi püskürtebilmek için caydırıcı niteliği bulunan bir silahlı kuvvete gereksinim vardır. İran'ın tarihi;Yunanlılar,Romalılar,Büyük İskender ve de Osmanlı Devleti ile giriştiği mücadelelerle doludur.

4. İran topraklarında petrolün keşfi

1908’de İran’da petrolün bulunması tarihinde kritik bir dönüm noktası oldu. Böylece hem emperyalist devletlerin İran toprakları üzerindeki düşünceleri hem de İran’ın 20. yy.’na damgasını vuracak olan karmaşık sosyo-ekonomik yapı ortaya çıktı. İran’ın kırsal kesiminde feodalizm egemendi ve büyük toprak sahipleriyle topraksız köylüler arasındaki uçurum oldukça derindi. Şehirlerde ise bazargan ya da çarşı adı verilen geleneksel küçük burjuvazi, esnaf tarihsel olarak etkin bir sınıf olarak göze çarpmaktaydı. Bu sınıf aynı zamanda toplumun en çabuk örgütlenebilen kesimini oluşturmaktaydı. Özgün bir hiyerarşiye sahip olan İran uleması, mollalar hem toprak sahipleri hem de çarşı esnafı arasında nüfuz sahibiydi. Pek çok açıdan bu sınıfların çıkarlarının temsilciliğini üstlendiği gibi vakıf mülklerine sahip olması açısından kendisi de ekonomik olarak toprak sahibi sayılırdı. Petrolün ekonomik bir ürün olarak devreye girmesiyle birlikte kapitalist ilişkilerin ülkede yayılmaya başlaması sonucunda bir ticaret burjuvazisi ve işçi sınıfı da ortaya çıkmış, 1940’lardan itibaren etkinliğini artıracak olan sanayi burjuvazisinin öncülleri oluşmaya başlamıştı. Ülke, emperyalist ülkeler açısından ise artık, en güçlünün en büyük dilimi alacağı bir pasta olarak görülmekteydi.

5. İran Şahı Rıza Pehlevî ve Mustafa Kemal Atatürk

1921 yılında iktidarı ele geçiren Rıza Pehlevî ülkesinde bu tarihten sonra reform hareketleri yapmak istiyordu. Bu girişimlerinden birisi de 1934 Haziran'ında Türkiye'ye yapmış olduğu ziyarettir. Dünyanın çeşitli emperyalist güçleriyle savaşıp sonrasında da Ebedî Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde adım adım sıçrama hamleleri yapan ülkemiz başta bizi izleyen Orta ve Uzakdoğu' daki bazı devletler tarafından örnek alınıyordu. İran da bunlardan biriydi. Pehlevî,kendi ülkesinde Türkiye'nin yapmış olduğu devrimleri ve reformları bu ziyaretinden sonra gerçekleştirmek istedi. Ancak İran'ın gerek sosyo-kültürel gerekse de sosyo-ekonomik yapısı buna izin vermedi. Reformların ancak bir kısmını gerçekleştirebildi.


6. Ajax operasyonu ile Başbakan Musaddık'ın devrilmesi

İkinci Dünya Savaşı sırasında ve onun hemen akabinde İran 1908'den bu yana artık topraklarında petrol çıkan bir devlet olma özelliğini taşıdığından bu yıllarda dünyanın iki kutbu olarak kabul edilen ABD ve SSCB arasında dünyadaki diğer devletler gibi varlık ve de paylaşım mücadelesi veriyordu. Savaşın hemen sonrasında SSCB'nin ağırlığı İran üzerinde etkisini gösterdi ve sosyalist bir parti olan TUDEH'in kurulması meydana geldi. Milliyetçi cephenin desteğiyle 1951 yılında Musaddık'ın Başbakan olarak atanmasıyla yeni birtakım reform hareketleri görülür hâle geldi. En son 1953 yılında Musaddık hükümetinin ABD'ye direnerek aldığı petrolün millileştirilmesi kararı oldu. 19 Ağustos 1953 tarihinde ABD Başkanı Eisenhower onaylı İngiltere ve ordu içinden birtakım kimselerin desteklediği Ajax operasyonuyla Musaddık tutuklandı ve İran'ın kendi topraklarında çıkan petrolü kendisinin işletmesi hayali de suya düştü. Bu tarihten sonra çıkan petrolün işletim hakkının yarısı İran'da olmak üzere çok uluslu bir konsorsiyum kuruldu.

7. İslâm Devrimi

1978 yılının Ocak ayında şah karşıtı ilk büyük gösteriler başladı. Pehlevî Hanedanı'nın ülkede yarattığı sosyo-ekonomik bunalım ve gelir adaletsizliği çeşitli birtakım karışıklıklara sebep oldu. Zengin oldukça zengin, fakir oldukça fakir hâldeydi. 1979 Şubat ayında gösterilere direnemeyen şah ülkeden kaçtı ve bu gösterilerilerin lideri olarak adlandırılan Ayetullah Humeyni sürgünden geri döndü. 11 Şubat 1979 tarihinde de ordunun tarafsızlığını ilân etmesiyle fiilen şah dönemi sona ermiş oldu.1 Nisan 1979'da da resmen İran İslâm Cumhuriyeti Devleti kurulmuş oldu. 

8. İran-Irak Savaşı

İran'ın devrimden sonra kısmen dağılmış olduğunu bilen Irak Lideri Saddam Hüseyin, zengin petrol yataklarına ve bol Arap nüfusuna sahip İran'ın Huzistan bölgesine 22 Kasım 1980 tarihinde saldırmaya başladı. 8 yıl süren savaşta galip bir devlet ortaya çıkmadı. Irak oldukça fazla kimyasal silah kullanmıştı ve hatrı sayılır İranlının da bu kimyasal silah saldırılarından etkilendiği biliniyor. BM'nin barış önerileriyle savaş sona erdi.

9. İran'ın nükleer faaliyetleri

İran tarihinde her zaman bölgesel bir güç olma iddiasını belli dönemlerde gösterdi. Bu da onun sadece bir örneği olma özelliğini taşıyor.

10. Köklü Fars Edebiyatı ve Kültürü

İran kültürü İslam öncesi özellikleri ve sonrasında İslam'ın geleneğiyle yoğrularak günümüze kadar ulaşmış bir kültürdür. Andronovo kültürünün de etkili olduğu bilinmektedir.Dili Farsça'dır ve bu dil uzun bir dönem Orta Asya'da Ortadoğu'da baskın bir dil hâline gelmiştir.Hatta Selçuklu Devleti'nin saray ve yazışma dili olarak kullandığı,etkilendiği bir dildir. Firdevsi'nin Şehname'si bu dilin edebiyatının en güzel örneklerindendir. İran kültürü,İslami doktrine hukukunu,dil bilimini,tıptaki gelişimini,mimarisini,felsefesini ve edebiyatını aktarmıştır. Günümüzde kısmen diğer toplumlara göre daha kapalı kutu şeklinde yaşama biçimine sahip olduğu bilinen İran,oldukça ilginç olarak dünyada interneti etkili kullanan ülkeler arasındadır. Dünya'nın dördüncü büyük blogger sayısına sahip ülke durumundadır.



Kaynakça:
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ranİran Tarihi-http://static.idefix.com/cache/0/270/387301Modern İran Tarihi-http://mcdn01.gittigidiyor.net/11330/tn24/113309484_tn24_0.jpghttps://onedio.com/haber/ortadogu-nun-gizemli-bir-gucu-olan-iran-hakkinda-bilinmesi-gereken-10-dikkat-cekici-tarihi-ozellik-492080
Paylaş: