Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yılbaşı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2017 Cumartesi

Noel İle Yılbaşı Arasındaki Fark Nedir? - Hakkında Bilgi

Noel (Noel Günü veya Noel Bayramı), Hıristiyanlar tarafından Mesih olarak kabul edilen İsa’nın doğum gününün geleneksel olarak kutlandığı yıllık tatildir. Noel’de, İsa’nın doğum günü kutlanmasıyla birlikte çeşitli adetler de yerine getirilir.

Antik çağlardan beri kutlana gelen Pagan ve Roma kış festivalleri olan Yule ve Saturnalia’daki uygulamalar Noel’in kökenini teşkil etmektedir. Günümüzün Noel kutlamalarında genellikle, İsa’nın doğumunun canlandırıldığı oyunlar sahnelenir. Noel ağaçları süslenir, ışıklı ev, bahçe, cadde süslemeleri yapılır, hediyeler alınır, tebrik kartları verilir ve Noel arifesinde Noel Baba’nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Yaygın Noel Temaları; iyi niyet, sevecenlik ve ailenin birlikte zaman geçirmesi olarak sıralanabilir.

Noel,her yıl Hıristiyanlarca 25 Aralık’ta kutlanır. Kutlamalar 24 Aralık’ta Noel arifesiyle başlamış olur ve bazı ülkelerde, 26 Aralık akşamına kadar devam eder. Hıristiyanların çoğunlukta olduğu ülkelerde Noel tatili yeni yıl tatiliyle birleştirilir. Bazı Doğu Ortadoks Kiliseleri, Jül Sezar takviminde 25 Aralık’a denk gelen 6 Ocak’ı Noel olarak kutlarlar. İsa’nın gerçek doğum günüyle ilgili çeşitli rivayetler olsa da geleneksel olarak 25 Aralık Noel olarak kutlanır. Miladi takvim başlangıcı olan yılbaşı kutlamaları ile Noel kutlamaları tarihlerinin yakın olması sebebiyle sıkça karıştırılır.

Noel kutlamalarının temelinde yukarıda anlatıldığı gibi İsa’nın doğumunu kutlama geleneği yatmaktadır. Yeni yıl kutlamalarının geçmişi ise Eski Romalıların 1 Ocak’ta yaptıkları yeni yıl kutlamalarına dayanmaktadır.

31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece kutlanan yeni yıl ile Noel şenlikleri temelde birbirinden farklı olmakla birlikte, adet ve gelenekler açısından Hıristiyanlar arasında karışmış vaziyettedir. Türkiye’de Noel kutlamaları Hıristiyan nüfusun çok az olması nedeniyle kamuoyunda hissedilmemektedir, ancak yeni yıl 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece büyük bir kitle tarafından kutlanmaktadır. Bu nedenle yeni yılın ilk günü, 1 Ocak, tüm Türkiye’de resmi tatildir. Noel kutlamalarına eski kültürlerdeki pagan ve putperest adet ve gelenekler oldukça etki etmiş, bu adetler zamanla Hristiyanlığın uygulama alanlarına dahil edilmiştir. Hıristiyan olmayan toplumlarda ve bölgelerde bu adet ve gelenekler ” yılbaşı kutlamaları “ adı altında yayılmıştır.

Noel sık sık yılbaşı ile karıştırılıyor. Yılbaşı 31 Aralık'tan 1 Ocak tarihine geçişi ve miladi yılın sonunu belirten bir gündür. Yılbaşı tüm dünyada kutlanır ve Noel ile herhangi bir ilgisi yoktur.

YILBAŞI
Yılbaşı, herhangi bir takvime göre bir yılın bitimi ve yeni bir yılın başlangıcı. Yılbaşı gecesinden sonra içinde bulunulan yıl -özellikle ilk birkaç hafta boyunca- yeni yıl olarak betimlenir. Bununla birlikte Yılbaşı ve yeni yıl kavramları bazen yılbaşı gecesi anlamında da kullanılır.
Dünyada en yaygın kullanılan takvim olan Gregoryen takvimini kullanan ülkelerde 1 Ocak yeni yılın ilk günüdür.
Çeşitli ülkelerde yılbaşı
1 OCAK: Türkiye dâhil, çoğu ülke tarafından kullanılan Miladi takvime göre yılın ilk günü.

HİCRİ TAKVİMDE  yılbaşı Muharrem ayının 1'inde gerçekleşir. Hicri Takvim bir Ay takvimi olduğundan 354 güne denk gelir, dolayısıyla Miladi takvime göre yılbaşı her yıl 11 gün önce gerçekleşir. Böylece 2008 yılında Miladi yıl boyunca Hicri takvimde iki adet yılbaşı gerçekleşmiştir.

ROŞAŞANA (İBRANİCE  YENİ YIL):
 Musevi yılbaşıdır. Hamursuz Bayramı ndan 163 gün sonra kutlanır.

DOĞU ORTODOKS KİLİSESİ'NDE YILBAŞI
 (İsa 'nın sünnet yıldönümüne de denk gelen) 14 Ocak 'da kutlanır (Jülyen Takvimine göre 1 Ocak). Ancak en büyük 12 Doğu Ortodoks Kilisesinin sekizi, iki tarihin aynı güne geldiği Güncellenmiş Jülyen Takvimini benimsemiştirler (Bulgaristan , Kıbrıs Cumhuriyeti  Mısır Polonya , Romanya , Suriye, Türkiye ve Yunanistan). Gürcistan, İsrail, Rusya ve Sırbistan Ortodoks Kiliseleri ise Jülyen Takvi mi kullanmaya devam ederler.

ÇİN YILBAŞI
her yıl ilk kameri ayınının yeni Ay gününde kutlanır, ki bu da kabaca ilkbahara denk gelir. Tam tarihi, Miladi takvime göre 21 Ocak ile 21 Şubat arasına düşer. Çin'de yılın en önemli bayramı konumundadır.

İRAN TAKVİMİNDE YILBAŞI
Norous (Nevruz) olarak anılır ve ilkbaharın başında kutlanır (20 veya 21 Mart).
Diğer Ortadoğu topluluklarında olduğu gibi İranlılarda da oldukça erken dönemlerden itibaren yeni yıl kutlamaları görülmektedir. Her ne kadar Avesta’nın eldeki mevcut nüshasında bu kutlamalarla ilgili herhangi bir bilgi mevcut değilse de İran’da Zerdüşt öncesi dönemlerden itibaren hasat kutlamalarını ifade eden Mihrican’la (Mehregan, Mihragan) bahar kutlamalarını ifade eden Nevruz’un var olduğu bilinmektedir (Bakınız Widengren, 1968:58-67; Yarshater, 1987:341). İranlılarca kendi dillerinde Nevruz (No Roz) yani “Yeni Gün” diye adlandırılan ve aynı zamanda yılbaşı festivali olarak da kutlanan bahar bayramının kutlanılışına dair deliller Akemenidler dönemine ait kabartmalarda mevcuttur. Bu döneme (MÖ 559-330) ait saray duvarlarında bulunan temsili resimler, birçok bilim adamının da vurguladığı gibi (Boyce, 1979:57; Eliade, 1978:320) büyük ihtimalle Nevruz bayramında krala yapılan yıllık hediye takdimini temsil etmektedir.

ESKİ ORTADOĞUDA YENİ YIL KUTLAMALARI
Oldukça erken dönemlerden itibaren Sümerliler, Babilliler ve çeşitli Sami kavimlerce kozmogonik ve tarımsal karakterli bahar ve güz festivallerinin kutlanageldiği bilinmektedir. 
SÜMERLİLER, yaz sıcağı sonrası tarla işlerinin bitimini bir festivalle kutlarlardı. Bir çeşit hasat bayramı görünümünde olan tarımsal karakterli bu güz festivali Akiti (ya da Zagmuk) diye adlandırılırdı (Henninger, 1987:419). 
ESKİ BABİL’DE yılın ilk ayı olan Nisanın ilk 12 gününe denk düşen yeni yıl kutlamaları da Akitu festivali diye adlandırılırdı. Tanrılar panteonunun zirvesinde bulunan yüce varlık adına düzenlenen bu bayramın varlığı MÖ 18. yy’dan itibaren bilinmektedir. Zira MÖ 1780’lerden kalma metinlerde Akitu festivalinden bahsedilmektedir (Black, 1981:40). Baharda kutlanan bu bayramın yanı sıraBabil’de arpa ekimi öncesi bir kutlama yapıldığı ve buna da Akitu festivali adı verildiği de bilinmektedir. (Black, 1981:41).

TAYLAND, KAMBOÇYA VE LAOS'DA YILBAŞI
13 Nisan'dan 15 Nisan a kadar kutlanır. Özellikle Tayland'da bu kutlama su dökerek gerçekleşir.

NEDEN YILBAŞI KUTLANIR
kavramlar olmalarına rağmen, ne yazık ki birçok kişi tarafından karıştırılmakta ve aynı atmosferde kutlanmaktadır. Yılbaşı, miladi takvime göre bir yıllık süreç olan 365 gün 6 saatlik zaman diliminin tamamlanarak, yeni bir yıla geçişin gerçekleştiği geceyi ifade etmektedir. Zamanla kullanıma bağlı olarak gelişen anlamı ile günümüzde yeni yılın başladığı gece ve akabinden gelen birkaç günlük süreci ifade etmektedir. Ancak ne yazık ki Hristiyan bayramı olan Noel ile karıştırılmakta ve bir Noel havası içerisinde kutlanmaktadır.
 Yılbaşı kutlamaları tamamen eğlenceye yönelik etkinlikler olsa da bu konuda farklı bakış açılarına ait fikirler söz konusu. Örneğin kimileri yalnızca hediyelik eşya sektörüne ve eğlence sektörüne hareketlilik kazandırmak amacı ile ortaya atılmış, basit bir kutlamanın büyütülmesi olarak değerlendirmekte iken, kimileri de bunu Hristiyanlar tarafından 25 ocak tarihinde kutlanmakta olan noel bayramı gibi Hristiyan dünyası için önemli bir olgu konusunda anlayışlı ve duyarlı bir tavır sergileyerek dünyada kardeşlik düşüncesi doğrultusunda bir tavır olarak yorumlamaktadır.
Kültürümüzde yeri olmayan yılbaşı kutlamaları, özellikle son yıllarda giderek artan bir trend ile hayatımıza dâhil olmuştur. Yılbaşı kutlamalarının temel amacı yeni gelen yılı keyif ve mutlulukla karşılamak ve güzel beklentiler içerisinde olmak, toplum içerisindeki birliktelik duygularının paylaşımına zemin hazırlamaktır. Bir diğer yandan ele alındığında yılbaşı geceleri nasıl geçerse, kişinin bütün yılının o şekilde süreceği konusundaki batıl inançlar söz konusudur ve güzel vakit geçirmek beklentisi birçok insanı yılbaşı kutlamalarına itmektedir.
Yılbaşı, anneler günü, babalar günü gibi günler, yalnızca batıl inançlar veya hediyelik eşya sektörüne hareketlilik kazandırmak gibi ekonomik amaçlar doğrultusunda kutlanmamaktadır. Toplum içerisindeki manevi ilişkilerede renk katan ve bazı sosyal bağların güçlenmesine olanak tanıyan yılbaşı gibi günler, toplum içerisindeki ilişkilerin güçlenmesine de zemin hazırlama özelliğine sahiptir.

NOEL VE YILBAŞI KUTLAMALARI 
25 Aralık’la başlayan ve yaklaşık bir hafta süreyle kutlanan Noel ve yılbaşı, başta Avrupa ve Amerika kıtası ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok yöresindeki Hıristiyan topluluklarca kutlanmaktadır.
1 Ocak tarihindeki yılbaşı kutlamalarının Türkiye’de de özellikle son dönemlerde gittikçe artan bir ilgiyle kutlanmakta olduğu dikkati çekmektedir. Ancak batıda farklı anlamlar ifade eden Noel ve yılbaşı kutlamalarının Türkiye’de yılbaşı bağlamında genellikle birbirine karıştırılarak birleştirildiği ve bu sebeple kamuoyunda bir spekülasyon ve devam ede gelen bir tartışma ortamı bulunduğu bilinmektedir.

a) Noel Yortusu ya da batıdaki yaygın isimlendirmesiyle Kristmas (Christmas),
 Hz. İsa’nın doğumu anısına 25 Aralık’ta kutlanan tamamıyla dinsel bir bayramdır.

 Batı Hıristiyanları tarafından 25 Aralık olarak hesaplanan Hz. İsa’nın doğum günü,

doğu Hıristiyanlarınca 6 Ocak olarak hesaplanmakta,
dolayısıyla doğu kiliseleri 6 Ocak tarihini Kristmas bayramı olarak kutlamaktadırlar.

 Esasen Hz. İsa’nın doğum gününün ne zamana denk düştüğü konusunda erken dönemlerden itibaren yoğun bir tartışmanın olduğu ve yukarıdaki tarihlerden başka bu günün Nisan ayındaki bir zamana denk düştüğü yönünde görüşlerin de ileri sürüldüğü bilinmektedir. Batı Hıristiyanlarınca belirlenen 25 Aralık tarihinin Eski Roma’da güneşle ilgili kutsal bir gün olduğu ve bunun sonradan Hz. İsa’nın doğum günü olarak adapte edildiği ileri sürülmektedir. Hatta bazı erken dönem Hıristiyan yazarların, kendi dönemlerinde, 25 Aralık kutlamalarında güneşi selâmlayan bazı Hıristiyanları uyardıkları da bilinmektedir.

Noel Yortusu, Nisan’da kutlanan Easter (Paskalya) bayramıyla birlikte Hıristiyanlığın en önemli bayramları arasındadır. Noel kutlamalarının vazgeçilmez folklorik unsurları arasında çam ağacı süslemeleri ve Noel Baba inancı bağlamındaki gelenekler önemli yer tutar. Her ikisi de kuzey Avrupa kökenli olan bu folklorik unsurların, sonraki dönemlerde Hıristiyanlığa girdiği bilinmektedir.

NOEL’DE ÇAM AĞACI SÜSLEMELERİ
ilk kez XVI. yüzyılda Kuzey Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Bu âdetin, eski Cermen ve Kelt dinsel geleneklerinden adapte edildiği büyük ihtimaldir.

 Orta Doğudan Uzak Doğuya kadar birçok dinsel gelenekte olduğu gibi eski Kuzey Avrupa halkları arasında da yeşil ağaç verimlilik, bereket ve üretkenliğin sembolü olarak kabul edilmiş ve dinsel bayramlarında meydanlara dikilen veya evlerde bulundurulan bir yeşil ağaç bu inancı sembolize etmiştir.
 Kuzey Avrupa halklarının Hıristiyan olmasıyla birlikte, Hıristiyan geleneğindeki Hayat Ağacını temsilen Hz. İsa’nın doğum gününde yeşil bir ağaç (Kuzey Avrupa’da doğal olarak çam ağacı) süslemek ve bunun dallarına çeşitli hediyeler asmak âdeti ortaya çıkmıştır. XVIII. yüzyıldan itibaren çam ağacı âdeti Güney Avrupa Hıristiyanları arasında yayılmaya başlamış; kısa bir zaman sonra ise evrensel olarak Hıristiyanlarca benimsenen bir folklorik törene dönüşmüştür.

Benzer bir durum Noel Baba inancı ve bu inanç çerçevesinde yapılan âdetler için de geçerlidir.
Almanya’da ABD’de ve Kuzey Avrupa ülkelerinde Santa Claus adıyla bilinen Noel Baba inancı da yine Almanya kökenlidir.
Bu inanç da XVII. yüzyıldan itibaren Almanlar vasıtasıyla Güney Avrupa’ya ve Alman göçmenlerce Amerika’ya taşınmıştır.
Santa Claus ya da Noel Babaolarak adlandırılan ve Hıristiyanlarca IV. yüzyılda yaşadığı ve İznik Konsili katılımcılarından birisi olduğu ileri sürülen Myra (Demre) piskoposu Aziz Nicholas’la özdeş olduğu söylenen şahsiyet tamamıyla efsanevî bir kişiliktir. Ruslar, onun kendileri için koruyucu bir aziz olduğu kanaatindedirler.
Hıristiyanlar, bu şahsın Noel döneminde gökyüzünde rengeyiklerinin çektiği bir kızakla ya da yerde eşek sırtında (veya yaya olarak) dolaştığına ve evlere bacalardan inerek başta çocuklar ve fakirler olmak üzere insanlara çeşitli hediyeler bıraktığına inanırlar.

İslâm geleneğindeki HIZIR’IN
 ve Yahudi geleneğindeki İLYAS’IN
 âdeta Hıristiyanlık’taki bir karşılığı gibi gözüken bu inanç,
Hıristiyan geleneğinin önemli bir folklorik değerini oluşturmaktadır.
 Öyle ki Noel Baba inancı Hıristiyan edebiyatında, sanatında ve ticarî yaşantısında önemli ve belirleyici bir unsur olarak ağırlıklı bir yer tutmayı sürdürmektedir.

Bu gün için ticari hüviyeti ön plana çıkmış olsa da bütün âdet ve törenleriyle Noel kutlamaları (yukarıda ifade edildiği gibi) kökeni itibariyle tamamıyla dinsel bir bayramdır.


b) 1 Ocak’ta kutlanan yılbaşına gelince, böyle bir âdet her ne kadar batı Hıristiyan toplumlarınca Noel’le birleştirilen bir kutlama olarak görülse de milâdî takvimi esas alan bütün uluslarca yeni yılın başlangıcı anısına kutlanan bir etkinliktir.

Tarihin bilinen en erken dönemlerinden beri yeni yıl kutlamalarının bütün toplumların geleneklerinde mevcut olması, güneş ya da ay takvimini esas alan uluslar, yılın çeşitli mevsimlerine denk düşen ve genellikle tarımsal faaliyetlerden hareketle düşünülen farklı yılbaşı günleri ortaya koymuşlardır. Bu arada dinsel bir olayın ya da şahsiyetin yaşamındaki bir olayın temel alındığı yılbaşı hesaplamaları da yapılmıştır.

Eski Romalılarda yılbaşı olarak kutlanan ve Orta Çağdan itibaren Hıristiyan toplumlarca da yılbaşı olarak kabul edilmiş olan 1 Ocak tarihi, XIX-XX. yüzyıllardan itibaren (şüphesiz batının kültürel etkisiyle) dünyanın birçok halkı tarafından benimsenmiştir.

Bugün dünya genelinde yılbaşı kutlamaları, dinsel bir bağlamdan öte kültürel bir anlam ifade etmekte; insanlar yeni yıla yönelik iyilik, bereket, refah, huzur ve barış beklentilerini yeni yıl kutlamalarında dile getirmektedirler.

Dolayısıyla yeni yıl kutlamaları; tıpkı içinde farklı ekonomik ve sosyal amaçları da barındıran anneler-babalar günü, işçi bayramı, doğum günü kutlamaları gibi evrensel kültürün bir parçası olarak üretilen ve geliştirilen, sonuçta bütün insanlığa mal olan olumlu bir davranış biçimi olarak görülmelidir..

TÜRKLERDE YILBAŞI

Son yıllarda yoğunlaşmaya başlayan Batı kaynaklı kültür istilasının Türkiye ve Türk dünyasına getirilerinden biri de yeni yıldır. Atatürk dönemi Cumhuriyet’in bize kazandırdığı yeniliklerden biri de batı kaynaklı miladi takvimin kabulü, eski takvimlerin dünya-ay, dünya-güneş dönüşümünden kaynaklanan gün sayısındaki belirsizlikleri göz önüne alıp buna bir de o dönemin ticarette, sanatta, siyasette ileri gitmiş ülkelerinin de bu takvimi kullanmalarını düşünürsek kuşkusuz gerekli ve yerinde bir karardır. Türkler güneşin dönüşü ve ayın dönüşüne göre iki farklı türdeki takvimi de kullanmışlardır.
Bunlardan güneş dönüşümlü takvim 365 gün 6 saat,
 ay dönüşümü esas alınan takvim 354 gün 6 saattir.
 Yeniçağın ileri bilimli incelemeleri, ekinlerin ekilip biçilmesi; hayvanların otlatılıp döllenmesi ve bunun gibi yaşamsal etkinlikler için en uygununun 365 gün 6 saat olan bugün kullandığımız takvim olduğunu kanıtlamıştır.    
Yeni takvimin 1925 yılındaki kabulü gerekli bir düzenleme olup bugünkü kutlama görüntüleri, zamanın çağdaş batısının bilimini almaktan çok onlara benzeme yarışına dönüşmüştür.
Türk kültürü, kutlamalardaki bu çirkin görüntüleri hiç bir zaman kendi öz geleneği olarak kabullenmemiştir. Türk dünyası bilinçli olarak 1 Ocak’a kendi ses değişimlerine uydurarak “yeni yıl” demiş “yılbaşı” yapmamıştır. Örnekleri çoktur; Kazaklar “jaña jıl”, Tıvalar “çaa çıl”, Özbekler “yañgı yıl” deyişi gibi.
Yılbaşının Türk tarihindeki yerine kısaca göz atacak olursak kaynaklardaki ilk belirtiler Çinli Çian Ken’in M.Ö. 119 yılında Çin hükümdarına sunduğu Hunların yaşayışıyla ilgili yazanakta Ergenekon destanından söz etmesiyle başlar.
 Ergenekon destanı sanıldığı gibi Gök Türkler zamanında ortaya çıkmış gökten inme veyahut bir kişinin kaleminden çıkma olmayıp Türk düşüncesinin yüzyıllar içerisinde kimi zaman değişikliklere uğrayıp yansımasıdır. Bu destan Gök Türkler, Moğollar hatta Kızılderililer tarafından özleştirilip bugünlere gelmiştir.
Kesin çıkış tarihi saptanamayan Türk takviminin yılbaşı günü de 21 Mart’tır. Biraz daha yaklaştığımızda “Kutadgu Bilig” ve “Divan-ı Lugat’it – Türk”te görürüz.
 Yılbaşının buradaki adı “yeñgi kün” Biruni’nin yazmalarında, Nizamülmülk’ün Siyasetnamesinde, Melikşah’ın takviminde, Uzun Hasan’ın kanunlarında, Selçuklu, Osmanlı, Türkiye sürecinde adını saydığımız veya sayamadığımız birçok belgede yılbaşı kutlamalarının duraksamadan bugünlere geldiğini görürüz.
Halk arasında “9 Mart Bayramı” olarak da bilinen bu bayram güneş ve ay dönüşümlü takvimler arasındaki belirsizlikten çıkıp eskiden 21 Mart günü ile aynı güne denk idi.
Yılbaşı Türkiye ve komşumuz olan Türk elleriyle Osmanlının yurt tuttuğu bazı Türk topraklarında şu adlarla kutlanmaktadır: Türkiye’de Nevruz, Nevruz-i Sultani, Sultan Nevruz, Mart Dokuzu, Mart Bozumu; Batı Trakya Türkleri’nde Mevris, Yugoslavya Türkleri’nde Sultan-ı Navrız, Kıbrıs’ta Mart Dokuzu, Kırım Tatarlarında Novrez, Gündönümü; Azerbaycan’da Bahar Bayramı, Novruz; Türkmenistan’da Nevruz adlarıyla kutlanır. Bu bayrama sayılan adlandırmalardan başka Azerbaycan’da “Bozkurt”, Kuzey Batı Türklerinde “Ergenekon” adları da verilmektedir.
Bu adlandırmalarda özellikle Nevruz sözü dikkate değerdir. Farslarla Türkler arasındaki etkileşimlerin sonucu olarak Yengi Kün” sözünün çevirisidir. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” sözünde olduğu gibi Türk ve komşu ulusları da içine alan geniş bir coğrafyanın yılbaşısı olmuştur. Nevruz sözü Farsçanın dilbilgisi kurallarına dahi uymaz. Eğer doğru bir çeviri yapılmış olsaydı bu bayramın adı Rüz-i Nev olmalıydı.
Osmanlı ailesinin kökü olan Oğuzların, Bozok Kolunun Kayı Boyuna üye olan Karakeçililerin 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi türbesinde toplanıp yılbaşını kutladıklarını, bu kutlamalara da “YÖRÜK BAYRAMI” adını verdiklerini biliyoruz.
Manisa’da bugün bile “MESİR BAYRAMI” törenleri yapılır. Söylentiye göre 41 çeşit baharattan yapılan mesir macunu Kanuni’nin annesi Hafsa Sultan’ı iyileştirmiş, Kanuni de yılda bir defa olmak üzere bu macunun halka dağıtılmasını buyurmuştu.
Osmanlılarda güneşin koç(kamel) burcuna girdiği bugün, saray tarafından olduğu gibi halk tarafından da büyük coşkuyla kutlanmaktadır. Bu günde eğlenceler düzenlenir, eczanelerde yapılan “Nevruziye” adındaki macun halk tarafından yenilirdi. Nevruziyenin yanında Arapça “sin” harfiyle başlayan 7 yiyecek ev büyüğünün önüne getirilir ve diğer üyelerle birlikte yenirdi. Bu 7 yiyecek geleneği büyük olasılıkla İslamla karşılaşmadan sonra gelen bir gelenektir. Nitekim Tacikistan’da da aynı geleneği görmekteyiz. Bununla birlikte Türk dünyasında da yılbaşına özgü yemekler vardır. Kazak ve Kırgızların Nawrız Köje, Novruz Köcö dedikleri yiyecekler, kurdukları sofralar buna örnek sayılabilir.

SELÇUKLULARDA OSMANLILARDA YILBAŞI
Selçuklularda da yılbaşı kutlamaları Osman-lılardan farklı değildir. Sultan Melikşah’ın hazırlattığı Güneş dönüşümlü Celali Takviminde 21 Mart yine yılbaşı sayılmıştır. Bu değişiklik bir nevi eski Türk takvimine dönüştür. Bu dönüşüme olan gereksinim, ay dönüşümlü takvimin vergi toplamadaki yetersiz kalışıdır.
Uzun Hasan tarafından düzenlenen Akkoyunlu Kanunlarında, 21 Mart ilk vergi toplama günüdür. Bu uygulama Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde de canlılığını korumaktadır.
Cumhuriyet dönemi yılbaşı kutlamalarına gelecek olursak, daha cumhuriyet ilan edilmeden 22 Mart 1922 tarihinde Mustafa Kemal, komşu devlet başkanlarıyla birlikte Ankara’nın Keçiören sem-tinde büyük kutlamalar gerçekleştirmiştir. Sonraki yıllarda da bu kutlamalar sürdürüldü.
Aslen dini bayram özelliği olmayan bu bayrama Anadolu Alevi-Bektaşileri dini bir görünüm kazandırdılar.
 Anadolu Bektaşilerine göre bu gün Hz. Ali’nin doğum günü, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın düğün günü, Hz. Muhammed’in veda haccı dönüşü Hz. Aliyi halife olarak atadığı gün kabul edilir. Buna benzer yakıştırmalar Türk tarihi ve kültüründe seyrek değildir.
 İslamla karşılaştıktan sonra Oğuzhan Destanı’nı da İslam’a uyarlayan Türkler, dini Araplara, hatta peygambere dahi bırakmak istemeyip İslam’a aykırı da olsa Oğuzhan’ı Tanrının elçisi(yalvaç, peygamber) ilan ederek bundan en aşağı 5 bin yıl önce İslam’ı Türklere getirdiğini varsaymışlardır.
MERSİN-SİLİFKE BÖLGESİ TOROS YÖRÜKLERİ, yılbaşında ağaca “Mart İpliği” dedikleri bir çaput bağlayıp adak adarlar.
 Yaylalara çıkılır,
 gelen konuklar yayla evlerinde ağırlanır. 
Konuklar havaya silah atar, 
yayla başkanı da havaya bir el silah atarak gelen konukları selamlar.
 “Nevruzunuz kutlu,
 dölünüz hayırlı ve bereketli olsun” dualarında bulunurlar.

TAHTACI TÜRKMENLERİ Hicri Takvimin 9 Martında kutlarlar. Bu günlerde yeni bayramlıklar alınıp mezarlıklara gidilir.

GAZİANTEP VE YAKINLARINDA 22 Mart günü kutlanan yılbaşı halk arasında farklı bir inanç oluşturmuştur. 
Buna göre Sultan Navruz çok güzel bir kızdır.
 21 Mart’ı 22 Mart’a bağlayan gece batıdan doğuya doğru göçer.
 Sultan Navruz’un geçeceği vakit uyanık olan kişilerin dileklerinin kabul edileceğine inanılır. Diğer bir inanç ise Türk Mitolojisinde sıkça karşılaşılan uçan derviştir. 

MALATYA’NIN ARGUVAN ilçesinde yılbaşı “Kış Bitti Bayramı” olarak kutlanır.

AĞRI VE YAKINLarında dilek tutup,
 kapı dinleme geleneği yaygındır. 
İçerideki konuşmaları yorumlayarak dileğinin gerçekleşip gerçek-leşmeyeceğini bulmaya çalışırlar. 
Yine bu bölgede genç delikanlı, tuzlu hamurdan yapılmış “Tuzlu Gıllık” adlı çöreğin yarısını yiyip uyur. 
 Düşüne girip kendisine su veren kızla evleneceğine inanılır
Ertesi gün çöreğin kalan yarısı evin damına veya bacasına bırakılır.
 Gelen karga çöreği alıp hangi eve konarsa o evin kızına, hiçbir eve konmayıp uzaklaşırsa, uzaklardan biriyle evleneceğine inanılır.

KARS VE YAKINLARINDA genç kız ve erkekler, 
küçük bir çocuğu su almaya gönderirler. 
Çocuk sessizce, arkasına bakmadan bir kova su alıp getirir. 
Evde bulunanların adına simgesel olarak renkli iplik ve iğneler atılır.
 Birbiriyle birleşen iğne ve iplik sahiplerinin evleneceklerine inanılır.

TUNCELİ VE YAKINLARINDA erkekler alınlarına karalar sürerek su kaynaklarına giderler. Karaları temizleyip dua okur, dilek dilerler.

IĞDIR VE YAKINLARINDA 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece kız ve erkekler Tanrıdan dilek dileyerek akarsu da yıkanır ve en az üç defa dalıp çıkarak dileklerinin kabul edileceğine inanırlar. 
Sabah erken kalkıp taze su içilir,
 sonra da hayvanlara verilir.
 Yeni giyimler giyen halk kaynamış yumurta tokuştururlar. 
Bu gün evinden yeni ölü çıkmışlar dahi kutlamalara katılmak durumundadır. 
İnanca göre yılbaşında yas tutmak büyük günahtır.

GİRESUN’DA “Mart Bozumu” adıyla 14 Mart’ta kutlanır. O gün erkenden kalkılıp akarsulardan getirilen sular hayvanların üzerlerine serpilir.    

EDİRNE’DE 22 MART günü kutlanan yılbaşında eski hasırlar yakılıp “mart içeri, pire dışarı” diyerek ateşin üzerinden atlanır.

KIRKLARELİ İLİNDE de yılbaşı “Mart Dokuzu” adını alır. Bu gün halk boyalı yumurtalarla, börekler, lokmalarla kırlara gidip yiyeceklerini yer ve eğlenirler.

İZMİR URLA’DA “Mart Dokuzu Şenlikleri”, Tire’de “Sultan Nevruz Bayramı”, Uşak’ta “Yıl Yenilendi” gibi adlarla kutlanır.
Yukarıda sayılan yılbaşı kutlamalarından örnekler, kutlamaların küçük bir bölümüdür. Bazı bölgelerimizde ise yılbaşı kutlamaları “Hıdırellez” gününe dönüşmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti, 1991 yılında yeni kurulmuş olan Türk Cumhuriyetleriyle birlikte dinlenme günü olmaksızın 21 Mart’ı ulusal bayram olarak duyurmuştur.
Yılbaşı kutlamalarını genel olarak ülkemiz ve Türk Dünyası esas alınarak on bölüme ayırabiliriz.
 Bunlar; yılbaşına hazırlık,
bayram yemeği,
mezarlık ziyareti,
 akraba ve eş-dost görüşmeleri,
 kır gezileri,
 ateşle ilgili öğeler,
suyla ilgili öğeler,
 eğlenceler,
 edebi etkinlikler ve yardımlaşma.
En aşağı 2000-2500 yıllık süregelen yılbaşı geleneğimizi bu son yüzyılda, özellikle Türkiye topraklarında, batı kaynaklı kültür yayılmacılığı ve buyuran ağabeylerinin bir gün kendisini de yiyip bitireceğini bilmeyen bölücü devlet düşmanlarının baskıları tarafından yitirme tehlikesiyle karşı karşıyayız.  
Bugün daha geçmiş günlerde kutlanan “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dünya kadınlarının eğitimsizlik, cinsel kölelik, özellikle az gelişmiş ülkelerdeki kadının insan olarak algılanmama gibi sorunlarının gündeme getirilmesi açısından oldukça önemli bir gündür. Ancak bu günü amacından uzaklaştırıp salt eğlence gününe dönüştürmek kadınların kendi zararınadır.
Ulusal bayram ve anma günlerimiz, ulus olma bilincimizi ve tarihimizle olan bağımızı güçlendirip toplumsal bütünleşmemizi sağlamaktadır.
Kuşkusuz dini bayramlarımız da ulus olma bilincimizi güçlendirdiği gibi Allah’ın bizi yaratmasındaki amacı anımsamamız açısından gereklidir.
“Dünya Aids ile Mücadele”, “Dünya Verem ile Mücadele” gibi günler çağımızın hastalıklarını tanıma, önlem alma konusunda toplumu bilgilendirici öneme sahiptir.
Hatta, Anneler Günü, Babalar Günü, Yaşlılar Günü, Öğretmenler Günü, Sevgililer Günü vb… günler de gereksiz değildir. “Sevgiyi bir güne sığdırmak gerekli mi ki!” gibi düşünceleri bir kenara bırakıp sevdiklerimizi hatırlamamız, onları sevindirmemiz açısından, gereksiz ve uçuk masraflara girmeden kutlanması halinde, gelecekte geçmiş günlerin resimlerine bakıp hatırlanması açısından güzel olabilir. Bu günler elbette ki öz tarihimizle ilişkili olsa daha iyi idi.

kaynakça:http://gzpolat2.blogspot.com.tr/2013/12/yilbasi-noel-nevruz.html
Paylaş:

Noel (Christmas) Nedir? Ne Zaman, Niçin ve Nasıl Kutlanır? (Noel Hakkında Bilgi)



Hristiyan Dünyasının kutsal saydığı günlerden biri olan Noel veya Christmas nedir? Noel nasıl, niçin ve ne zaman kutlanır? Yılbaşı ile Noel aynı şey midir? gibi sorulara cevap olabilmesi açısından faydalı olacağını düşündüğümüz yazımızın detayları aşağıdadır... Noel neden kutlanıyor? İşte Noel hakkında bilgiler ve detayları...

Noel (Christmas) Nedir?

Noel, Hz. İsa'nın doğumunu kutlamak ve anmak için her yıl genellikle 25 Aralık tarihinde Hristiyan alemince kutlanan dini ve kültürel bir gündür. Birçok ülkede Noel günü resmi tatildir ve Hristiyanlar tarafından kutlanır. Son yıllarda Hristiyan olmayan ülke ve uluslar da Noel kutlamaları yapmaktadır. Bazı ülkelerde Noel Arifesi olarak bilinen Christmas Eve günü Noel'den daha önemli bir gün olarak kutlanmaktadır.

Birçok ülkede Noel günü resmi tatildir ve Hristiyanlar tarafından kutlanır. Son yıllarda Hristiyan olmayan ülke ve uluslar da Noel kutlamaları yapmaktadır. Bazı ülkelerde Noel Arifesi olarak bilinen Christmas Eve günü Noel'den daha önemli bir gün olarak kutlanmaktadır.

Noel hangi tarihte kutlanıyor? 

Hz. İsa'nın doğumuna dair net bir tarih olmasa da Batı Hristiyan Kilisesi 4'üncü yüzyılın ortasından itibaren doğumu 25 Aralık Noel günü olarak kabul etmiştir. Günümüzde Hristiyan aleminin büyük bir çoğunluğu Miladi Takvim'e göre 25 Aralık'ta Noel'i kutlamaktadır. Doğu Hristiyan Kiliseleri de Noel günü için Jülyen Takvimi'ndeki 25 Aralık tarihini esas alır. Bu tarih Miladi Takvim'de 7 Ocak tarihine tekabül eder. 6 Ocak tarihi de Batı Hristiyan Kilisesi için Epifani bayramıdır. Hristiyan aleminde Noel günü için bir anlaşmazlık bulunmamaktadır fakat genel olarak 25 Aralık tarihi baz alınır.

Noel neden 25 Aralık'ta kutlanır? 

Noel'in neden 25 Aralık günü kutlandığına dair bir bulgu olmasa da bazı sebepler 25 Aralık tarihini seçmeye yöneltmiş olabilir. Romalılar 25 Aralık tarihini yılın en uzun gecesi ve en kısa gündüzünün yaşandığı gün dönümü olarak kabul ederdi. Bu tarihten itibaren gündüz süresi uzuyor ve Güneş daha çok görünüyordu. Eski bir ahit dizesinde Hz. İsa, Güneş olarak betimlenmiştir ve 25 Aralık günü, 25 Mart'ta kutlanan Beşaret'ten 9 ay sonrasına da işaret etmektedir. Antik Roma'da yılın bitmesine yakın birtakım pagan festivalleri düzenlenirdi. Noel tarihi de bu festivallerle beraber belirlenmiş olabilir. Bazı bilim insanları pagan festivali açıklamasına katılmıyor. Onlara göre Roma İmparatoru Aurelianus, Hristiyan Kilisesi'nin yükselişine karşı olarak 25 Aralık'ta bir pagan festivali düzenlenmesne karar vermiş bu bir süre sonra bu tarih Noel olarak kutlanmaya başlanmıştı.

Noel ve Yılbaşı Aynı Şey midir?

Noel sık sık yılbaşı ile karıştırılıyor. Yılbaşı 31 Aralık'tan 1 Ocak tarihine geçişi ve miladi yılın sonunu belirten bir gündür. Yılbaşı tüm dünyada kutlanır ve Noel ile herhangi bir ilgisi yoktur.

Noel Nasıl Kutlanır? ve Noel Günü Ne Yapılır? 

Günümüzde birçok ülke Noel'i, Hristiyanlık öncesi dönem, Hristiyanlık ve Laiklik temaları ile kutlamaktadır. Noel için birçok kişi birbirine hediye alıyor, çam ağacı süslüyor, dini inançlara göre ibadet ediyor. Noel günü ile özdeşen Noel Baba (Santa Claus ya da Saint Nicholas) figürleri de Noel süslemeleri ve hediyeleri için çokça kullanılan bir simge. Noel kutlamaları ayrıca çok büyük bir ekonomi de yaratıyor.

Hristiyan ülkelerde, Müslüman olan ve diğer inançlara sahip ülkelere göre daha renkli ve coşkulu bir şekilde kutlanan Noel hazırlıkları aylar öncesinden başlar. Bu hazırlıklar büyük bir özen içerisinde gerçekleştirilir. Advent döneminde yani Hristiyanların İsa'nın doğum tarihi olan 25 Aralık öncesinde 24 penceresi olan advent takvimleri hazırlanır. Bu takvimlerde her pencerenin ardına resimler veya şekerlemeler gizlenir, her gün bir tanesi açılır. Bazı ülkelerde advent mumları yakılır ve okullarda İsa?nın doğumunun ve doğudan gelen üç müneccimin İsa'ya hediyeler getirişinin canlandırıldığı oyun ve gösteriler sahnelenir. Kiliselerde ve sokaklarda korolar halinde Noel ilahileri söylenir. Noel öncesindeki hafta sonlarında Noel partileri verilir. Noel ağaçları süslenir. Caddeler, sokaklar, alışveriş merkezleri, evlerin bahçeleri ve iç mekanları ışıklarla ve yeniyıl süsleriyle süslenir. Noel ağaçları büyük bir ihtişamla süslenir. İnsanlar birbirlerine hediyeler alırlar. Noel arifesinde Noel Baba'nın gelişi simgesel olarak canlandırılır. Çocuklar Noel Baba'nın getireceği söylenen hediyeleri heyecanla beklerler.

İnsanlar Noel gecesinde süslenen Noel ağaçlarının altına koydukları hediyeleri birbirlerine verirler. Çoğu ülkede Noel'in yeni yılla birleştiği 31 Aralık tarihinde, yeni bir yılı karşılamak geride bırakılan yılın yorgunluğunu atmak ve gelen yeni yıl için umut beslemek amacıyla "Yılbaşı Kutlamaları" yapılmaktadır. Bu kutlamalar Hristiyanlarda ki dini amacından sıyrılmış ancak "Noel Geleneği" içerisinde yer alan hediyeleşme, sofralar hazırlayarak akraba ve arkadaşlarla kutlama yapma, noel ağacı süsleme, evlerin cadde ve alışveriş merkezlerin süslenmesi, "Noel Baba" kıyafetleri giyen insanların alışveriş merkezlerine müşteri çekmek amacıyla küçük hediyelerle doldurdukları torbalarından çocuklara küçük hediyeler dağıtması gibi eylemler gerçekleştirilmektedir. Bu durum, farklı kültürlerden alınan davranış alışkanlık ve geleneklerin bizim kültürümüze eğlence ve aile ve arkadaş bağlarının güçlendirilmesi amacıyla geçmesi olarak açıklanabilir.

Noel ilk kez ne zaman kutlandı? 

Dünya'da ilk Noel kutlaması Roma'da 336 yılında yapılmıştır. Orta Çağ'da Noel Epifani bayramının gölgesinde kalmıştır. 800 yılından sonra Noel, Şarlman'ın Noel günü imparatorluk tacı giymesiyle tekrar önem kazanmaya başlamıştır. Alkol tüketimi ve kötü davranışla özdeştirildiği için bağnaz Protestanlar 17'inci yüzyılda Noel kutlamalarını yasakladı ve 1660 yılında resmi tatil günü olarak ilan edildi. 19'uncu yüzyılın başlarında Anglikan Kilisesi'nde gerçekleşen Oxford Hareketi ile beraber Noel tekrar önem kazandı. Charles Dickens ve diğer önemli yazarlar Noel gününü aile, din, hediye alışverişi ve sosyal barış gibi kavramlarla özdeşleştirildi.
Paylaş:

22 Aralık 2017 Cuma

Nargudan (Bayramı) Nedir? Ayaz Ata Kimdir? (Yeniden Doğuş Bayramı)



Biz Türkler, aslında yılbaşı kutlamıyoruz, Türklerin her yıl kulladığı aslında Türk Mitolojisinde ve kültüründe Nargudan veya Nargudan Bayramı olarak geçen yılın en uzun gecesini kutluyoruz. Tabi pek çoğumuz bunu bilmiyoruz ama binlerce yıllık Türk geleneği olan Nargudan kutlamasını pek çok Türk geleneği gibi (mesela tütsü yakmak, adak adamak, çaput bağlamak vs.) genelde içgüdüsel veya atadan geçme olduğundan sanki bir alışkanlık gibi devam ettiriyoruz.


Neden 22 aralık değil de 31 aralık da kullanıyor o zaman derseniz?

Bu durum tamamen takvim ile alakalı, eskiden tüm Türk halkları ortak takvim yani kendi takvimleri olan, oniki (12) hayvanlı Türk takvimini kullanıyorlardı. Ama şu anda kullanılan takvim farklı bir takvim olduğundan kutlama da 31 aralıkta yapılıyor.

Nargudan (Bayramı) Nedir? 

Nardugan, Ön Türkler’de ve İslama kadar olan Türkler ile Sümerlerde de aynı adla anılan yeni yıl bayramıdır. Her yıl 22 Aralık’tan sonra gelen ilk dolunayda kutlanır.
Bunun nedeni ise Türklerin eski inanışına göre gece ile gündüz sürekli savaşırlar ve 21 Aralık günü en uzun gecedir ve ardından günler uzamaya başlarlar bu yüzden 22 Aralık günü Türkler için çok önemlidir ve bu günü takiben (Ay yılı esasına dayalı bir takvim kullandıkları için) ilk dolunayın çıktığı ilk gün yeni yılın ilk günüdür.


Bu gün içinde tüm Türkler, ölümsüzlüğün simgesi olan ve Türk Mitolojisi’ne göre tüm insanların türediği ağaç olan Akçaçam Ağaçları süslenir ve altında türlü geleneksel oyunlar oynanır, kopuz eşliğinde şarkılar söylenir ve eğlenceler düzenlenirdi. Bu geleneğin yine anayurtları Orta Asya olan ve türlü nedenlerle Mezapotamya’ya göçen Sümerler’e Türklerden geçtiği oradan da Anadolu aracılığıyla Eski Roma’ya değin uzandığı ve günümüze kadar gelip günümüzdeki 1 Ocak yılbaşının temelini oluşturduğu sanılmaktadır. Ayrıca sözbiçim olarak Türklerdeki Paktıgan ve Koçagan bayramlarıyla da uyumludur. Gündönümüne dayalı bayramlarda böylece üçlü bir silsile oluşmaktadır. Nar sözcüğü güneş (günümüz moğolcasında Nara) anlamına gelir, dugan ise doğmak fiili ile bağlantılıdır.

Narduqan kelimesi Moğol dilindeki “nar” (güneş), Türk dilindeki “tuqan» (doğan, doğan) sözcüklerinden oluşmuştur. Tatarlar bu bayrama “Koyaş Tuğa», yani «Güneş Doğan» günü derler, Başkurtlar, Udmurtlar «Nardugan» veya «Mardugan», Mişer Tatarları «Raştua», Çuvaşlar “Nartavan» ya da «Nartukan», Zırizyalar «Nardava», Mokşalar «Nardvan” olarak bilirler.

Ayaz Ata Kimdir?

 “Ayaz Ata”  Türkler 'de en yaşlı olarak nitelendirilen kişi bulunduğu toplumun en yaşlısıdır.Türk mitolojisini araştıran uzmanların paylaştığı bilgilere göre, eski Türkler’de Soğuk Hanı olarak bilinen Ayaz Ata’mız, soğuk havalarda ortaya çıkan ve garibanlara yardım eden bir evliya olarak ünlenmiştir. Hatta Kazaklarda birebir Noel Baba ile özdeşleşmiştir. Kimi kültürlerde kışın soğukta ortaya çıkan ve kimsesizlere, açlara yardım eden bir evliyadır. ... Azerice'deki Şahta Ata "Şaxta Baba (Azerice)" sözcüğü de yine birebir çeviriyle Soğuk Ata veya Ayaz Ata anlamına gelir.

Noel Baba ve Yılbaşı Ağacı Aslında Bir Türk Kültürü mü?

Noel Baba değil ''Ayaz Ata'' ve Yılbaşı değil ''Nağudan Bayramı''

Yılbaşının en önemli figürlerinden Noel Baba’nın Türk rakibi Ayaz Ata... Türk mitolojisini araştıran uzmanlar, Ayaz Ata ismiyle anılan şahsiyetin Türkler’in Noel Babası olduğu dile getiriyor. Orta Asya Türkleri’nin yılbaşı olarak ‘Nardugan Bayramı’nı kutladığını dile getiren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurullah Çetin, “Noel Bayramı, Hz. İsa’nın doğuşu adına kutlanıyor. Ancak Noel Bayramı’nın kahramanı Noel Baba diye bir kişi gerçekte yoktur. Hakkında söylenenler tamamen uydurma ve efsaneden ibarettir. Hristiyanlar’ın ‘Noel Babası’na karşı Türk’ün Ayaz Ata’sı vardır. Eski Türkler’de Soğuk Hanı olarak bilinen Ayaz Ata’mız, efsaneye göre kışın soğuk havalarda ortaya çıkan ve aç, fakir, kimsesiz garibanlara yardım eden bir evliyadır. Ayaz kelimesi tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelir. Ay Tanrısı’nın, soğuk havaya karşı Türkler’i koruması için Ayaz Han’ı gönderdiğine inanılır. Ayaz Ata, Türkler’in gerçek Noel Babası’dır. Etimoloji ve kültürel olarak Türk kültüründe bir kişilik olduğu kesindir” dedi.


Türk Mitolojisinde ''Hayat Ağacı'' 

Prof. Dr. Çetin, Nardugan Bayramı hakkında da şunları söyledi; “Türkler’in yeniden doğuş bayramı Nardugan’dır. Nar; güneş, dugan ise doğan güneş anlamına gelir. İslam öncesi eski Türk inanç ve kültürüne göre dünyanın tam ortasında hayat ağacı olan bir Akçam vardır. Gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gündüz, geceyi yenmiş yani Güneş zafer kazanmış olur. Zira gece karanlık kötü, gündüz aydınlık iyidir. Türkler tanrı Ülgen’e teşekkür bağlamında Akçam ağacı altında şarkılar söyleyip kutlama yapardı. Akçam ağacının dallarına Tanrıdan dilekler asılır, altına da hediyeler konulurdu” diye konuştu.

''Yel Ana''

Hacettepe Üniversitesi Türk Halk Bilimi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu da şöyle konuştu: “Eski Türk mitolojisinde yel (rüzgar) evreni yürütücü, oluşturucu bir güç, tanrı-tanrıça veya bunlara denk bir ruh olarak yorumlanır. Ayaz (Ayas) ise Türk dünyası kültür ekolojisinin her yerinde keskin yakıcı soğuk anlamına gelir. Ayazın oluşumu Ülker burcuyla ilişkilendirilir. Efsaneye göre, Ülker burcunun altı yıldızı göğün altı deliğidir ve oradan yeryüzüne soğuk hava üfler ve havalar soğuyup kış olur. Bu bağlamda, Ayaz Ata Türk mitolojisinde önemli bir yere sahiptir. İnanışa göre Ayaz Han soğuk tanrısıdır. Soğukta, darda kalanlara yardım edip onlara kut yani iyi ve güzel baht verir. Ayaz Ata tarihi geçmişi 10 bin yıla uzanan proto Türk topluluklarında Yel Ana olarak anılırdı. Çünkü o dönemki Türkler ana erkil bir topluluktu. Ataerkil dönemle birlikte Yel Ana’ya Yel Ata denilmeye başlandı. Zaman içerisinde Ayaz Ata ismi verildi.”

Yılbaşı değil ''Nağudan Bayramı''

Ünlü sümerolog Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ da kadim Türkler’in yılbaşını değil Nardugan Bayramı’nı kutladıklarını dile getirerek şunları söyledi: “Türkler, güneşin zaferini ve yeniden doğuşunu, büyük şenliklerle ‘Akçam Ağacı’ altında kutlardı. Nardugan olarak bilinen bu bayram, Hunlar tarafından Avrupa’ya taşındı. Hristiyanlar, Nardugan törenini İsa’nın doğumuyla ilişkilendirip Noel adıyla kutlamaya başladı.”



kaynakça:http://tr.wikipedia.org/wiki/Narduganhttp://www.milliyet.com.tr/turklerin-ayaz-ata-si-noel-baba-ya-gundem-2172019/
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Yeni Yılın En Moda Saç Trendleri (yılbaşı saç modası)

Yeni yılın yaklaşmasıyla ufak değişimler, sürprizler ve yenilikler de beraberinde geliyor. Peki saç modeliniz? O daha aynı mı?

Yeni yılla birlikte kendinizde de ufak değişiklikler yapmayı ihmal etmeyin. Yeni yılda moda olan saç modellerinin sizlere ilham kaynağı olmasına izin verin.,




























kaynak:
 hthayat


Paylaş: