bilgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2018 Perşembe

Kimyasal Bağlar Nedir? Çeşitleri Nelerdir? Ödev Konusu


Kimyasal bağ, çekirdekteki atomları bir arada tutan kuvvettir. İki ya da daha fazla atom arasında  elektron alışverişi veya ortak kullanımı ile kimyasal bağlar oluşmaktadır. Atomlar tek başına bulundukları zamankinden daha düşük enerjili duruma ( daha kararlı ) erişmek için bir araya gelirler ve kimyasal bağlar  sayesinde atomlar birarada, düzenli olarak belli bir geometri oluştururlar. Bu geometriyi oluştururken amaç elektron dizilişlerini soygazlara benzetmeye çalışmaktır. Birçok  fiziksel özellik elektriksel bağların cinsine bağlıdır ve bu kimyasal bağlar ile farklı maddeler meydana gelmektedir. Kimyasal bağın kuvvetli olması sertliğini ve erime noktasını yükseltir.
Atomlar Neden Soygazlara Benzemek İsterler?
Soygazlar kararlı bir yapıya sahiptir ve elektron alıp verme eğilimleri yoktur. Yani  denge halindedirler ve en dış elektron kabukları  tamamen elektronlarla doludur.
Periyodik cetvelin en kararlı grubu olmalarından dolayı   diğer bütün elementler soygazlara benzeyebilmek için elektron alışverişi veya ortak kullanımına girerler. Elementin, son yörüngesinde 2 elektron bulunan  He (helyum) soygazına benzemek istemesi dublete(2’ye) varmasıdır. Diğer  son yörüngelerinde  8 elektron bulunan soygazlara benzemek istemesi ise oktede (8’e) varmasıdır. Soygazların kararlı olması ve boş orbitallerinin bulunmaması normal şartlarda onlara bağ yapma özelliği vermez.
İyonik Bağ
Farklı yüklü iyonların ( +  ve  – yüklü taneciklerin) elektriksel çekim kuvvetlerinden  ortaya çıkan bağ türüdür. Metaller ile ametaller arasında gerçekleşir ve metallerin elektron vermesi, ametallerin  ise elektron almasıyla oluşur.
İyonik bağı yapan atomlardan elektron veren (+) yüklü, elektron alan (–) yüklü iyon olur ve zıt  çekim kuvveti iyonları bir kristal içinde tutar. Bu kuvvetli çekim iyonik bağlı bileşikleri ayrıştırmayı zorlaştırır. Atomlardan biri ,elektron kaybedip pozitif yüklü iyona dönüşürken,diğer atom elektron kazanıp negatif yüklü iyonu oluşturur. Son durumda kaybedilen ve kazanılan elektron sayıları eşit olmaktadır.
Atomlardan elektron kaybı sonucu oluşan pozitif (+)  iyonlara katyon; elektron kazanarak oluşan negatif (-) iyonlara ise anyon denilmektedir.
inherit; font-variant: inherit; font-weight: inherit; height: 0px; line-height: inherit; margin: 0px; opacity: 0; overflow: hidden; padding: 0px; position: relative; vertical-align: baseline; visibility: visible; width: 0px;">
İyonik Bağlı Bileşiklerin Özellikleri Nelerdir?
İyonik bileşikler kristal yapıdadırlar ve oda sıcaklığında katı halde bulunurlar. Katı halleri elektriği iletmezken, sulu çözeltileri ve sıvı halleri elektirik akımını  iletir. İyonlaşma enerjisi düşük elementler ile elektron ilgisi yüksek elementler arasında en kararlı bileşikler oluşur.

İyonik bağlı bileşiklere örnekler;
NaCl, MgS, BaCl2 NaOH, NH4NO2, FeO, …
Kovalent Bağ
Bazı ametal atomlarının atomları kendi aralarında kararlı yapıya ulaşmak için son yörüngedeki bazı elektronlarını ortak kullanırlar. Ortaklaşa kullanılarak oluşturulan bağa kovalent bağ  ve oluşan bileşiklere kovalent bağlı bileşikler denir. Kovalent bağların oluşması sırasında herhangi bir elektron aktarımı gerçekleşmez.
Örneğin, C, N,  S, F,Cl, Br, I, O ve H elementlerinin kendi aralarında oluşturdukları bileşikler kovalent bağlı bileşiklerdir.
Kovalent bağlı bileşikleri apolar kovalent ve polar kovalent bağ olmak üzere ikiye ayırırız.
Apolar Kovalent Bağ
Aynı cins ametal atomları arasında kovalent bağlı bileşikler oluşur. Örneğin; Cl2, H2, O2 gibi moleküller apolar kovalent bağlıdır.
Ortaklaşa kullanılan elektronlar eşit paylaşıldığından molekülün pozitif veya negatif kutbu yoktur; yani kutupsuz bir bağdır.
Polar Kovalent Bağ
Farklı cins ametal atomların yapmış oldukları kutuplu  bağlardır. Elektronlar iki atom arasında eşit olarak paylaşılmadığından kutuplaşma oluşur . Aametallerden biri ortaklaşa kullanıldığından dolayı molekülün bir ucu pozitif (+), diğer ucu negatif (-) yüklenir.
HCl, HF, CO2, NO, CO, OF2, CO2, H2O   gibi moleküller polar kovalent bağa örnek verilebilir.
İki atomun elektron çekme yetenekleri arasındaki farkın büyüklüğü arttıkça kimyasal bağ daha polar hale gelmektedir.
Metalik Bağ
Metal atomlarını katı ve sıvı halde bir arada tutan  kuvvetlerdir ve  metal atomları arasında metal bağı etkişimini oluştururlar. Metallerde değerlik(valens) elektronlar, atom çekirdekleri tarafından kuvvetli tutulmazlar. Bunun sebebi metallerin iyonlaşma enerjilerinin ve elektronegatifliklerinin oldukça düşük olmasıdır. Böylece  metal atomlarının en dış elektronları nispeten gevşek tutulmaktadır. Bu bağ metal atomlarının değerlik elektronlarını bir elektron bulutuna vermesi ile oluşan bağdır ve bu şekilde elektronlar serbestçe hareket edebilmektedirler. Bu da metallerde yüksek ısı ve elektrik iletkenliğine sebep olur.
İyonlaşma enerjisi azaldıkça metalik bağlar zayıflamakta ve değerlik elektronları sayısı artıkça metalik bağ kuvveti artmaktadır.
Van Der Waals Bağı
Pozitif olarak yüklenmiş  molekülün  bir kısmı ve  negatif olarak yüklenmiş ikinci molekülün  bir kısmı arasındaki kısa süreli zayıf çekim kuvvetidir. Molekülde elektronların yoğun olduğu taraf kısmen negatif, diğer taraf da kısmen pozitif yükle yüklenir. Pozitif ve negatif yüklü kısımları arasındaki kuvvetlerin etkisi ile moleküller arasında oluşan bağlara van der waals bağları denilmektedir.
Oda koşullarında gaz halindeki bazı apolar moleküller soğutulduğunda ve yüksek basınç uygulandığında molekülleri birbirine yaklaşır. ve ikincil bir bağ olan van der waals bağları oluşur. Moleküler maddelerin molekül büyüklüğü arttıkça  hem zayıf olan bu bağın kuvveti artmakta, hem de kaynama ve erime noktaları yükselmektedir.
Hidrojen Bağı
Hidrojenin elektron ilgisi büyük atomlarla oluşturduğu bileşiklerde, molekülleri bir arada tutan kuvvete hidrojen bağı denir. H atomunun kovalent olarak bağlandığı yüksek elektronegatiflikteki atom, bağ elektronlarını kendine doğru çeker ve bir hidrojen bağı oluşturur.
Biokimyasal sistemlerin yapıları  kısmen hidrojen bağı etkileşmelerinin sonucu olarak belirlenir.

kaynak:
http://www.bilgiustam.com/kimyasal-baglar-ve-cesitleri-nelerdir/
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Ahal Teke Nedir? - Ahal Teke Atı Özellikleri ve Kökeni Hakkında Bilgi



Bazılarımız Ahal Teke ismini belki de ilk defa duydu. Duyar duymaz eminim içinizde hemen bir merak oluştu ve kendi kendinize '' Ahal Teke nedir? acaba'' diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Ahal Teke'nin bir at olduğunu öğrenenler ve bilenler ise '' bu Ahal Teke nasıl bir at, ırk özellikleri nedir, kökeni ne bileyim tarihi nereden geliyor'' gibi sorular sormuştur. İşte dillere destan ihtişamı ve güzelliği ile insanları büyüleyen Türk atı olarak bilinen Dünya'nın en güzel, en ihtişamlı, en heybetli ve en güzel atı hakkında bilinmeyen tüm bilgiler sizlerle...

Ahal Teke Nedir? 

Ahal teke, bir Türkmen atıdır. Bilim insanları ahal tekeyi, üç bin yıl önce insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş at türü olarak görürler. Orta Asya'da Türk halkları arasında özellikle Türkmenistan'da yaygındır. Ahal tekenin adı; Manas ve Dede Korkut gibi Türk destanlarında geçer ve Türkmenistan'ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke Türkmenlerinden gelmektedir.

Ahal Teke Atı Nedir?

Ahal Teke atı, bir Türk atıdır. Bilimciler Ahal Teke atını, 3000 yıl evvel insanlar tarafından ilk evcilleştirilmiş olan at türü olarak görürler. Orta AsyadaTürk halkları arasında yaygındır. ÖzellikleTürkmenler Ahal Teke atına sahip çıkarlar, ve onun bir Türkmen atı olduğunu söylerler. Ahal Teke’nin adıManas ve Dede korkut gibiTürk destanlarında geçer veTürkmenistan‘ın Ahal vilayetinde yaşayan Teke kabilesinden gelmektedir.

Ahal Teke Atı Irk Özellikleri Nelerdir?

Asil ve dik bir duruşu, uzun ince bir boyunu, dik omuzları, uzun bir sırtı, uzun bacakları ve küçük sert bir kalçası vardır. Boynundaki saçları ipek gibi yumuşak ama azdır. Kulakları diğer atlarınkinden uzun ve hafif Orak şeklindedir. Çoğu Ahal Tekelerin gözlerinin etrafı siyah olduğu için gözleri badem şeklinde gibi görünür. Vücudu daima hafif metalik parlar. Kılları çok ince ve yumuşaktır. Büyüleyici asil hareketleri çok elastiktir. Hüner ve eğitim gösterilerinde diğer atların zorlandığı bazı zor hünerleri kolayca başarır. Soğukkanlı, zeki, duygusal ve bazen de inatçıdır, ama sahibine daima çok bağlıdır.

Ahal Teke Atı Kökeni ve Tarihi Nedir?

Ahal Teke atı eski Türk atının doğrudan olarak torunudur, ve böylece buz çağının sonunda var olmuş olan dört at türünden biridir. Ahal Teke daha milat dan önce bile doğu Avrupa dan Çin‘e kadar nam salmış ve kıymetli bir atıdır. Savaşlardan dolayı sayıları bir ara çok azalmış ve sonra Timurlenk (1336-1405) tarafından Arap atı kısrakları ile fazlalaştırılmışlardır.

Ahal Teke atı Avrupalı at soylarını geliştirmekte önemli bir rol oynamıştır. Beverly Turk (Türkmen ya da Arap kökenli) adlı birisi tarafından 3 ya da 4 Ahal Teke atı getirilmiş ve bunlar bugünkü çok kıymetli ve en soylu atlar olarak görülen “Saf-kan İngiliz”-atı’nın türetilmesinin temeli olmuşlardır. “Türkmen atı” adında bir Ahal Teke erkeğinden Alman-imparatorluğunda 17 damızlık at türetilmiş ve bunlarla bugünkü alman yarış atları soylandırılmışlardır.

Her at soyu için sürdürülen resmi bir soy kitabı vardır. Ahal Teke’nin soy kitabı 1917 yılında Moskova’dabaşlatılmıştır. Sovyetler Birliğinin dağılmasından beri Türkmenler gerçek Soy kitabının Türkmenistan da sürdürülmeye başlatıldığını vurgularlar, ama bunu batılı ülkeler tanımaz. Çünkü bugüne kadar sürdürülmüş bütün kitaplar hala Moskova da bulunurlar ve bu yüzden sadece bir atın atalarının isimi bu Moskova daki kitapta yazılıysa hakiki Ahal Teke olarak kabul edilir, diğerleri kabul edilmez. Oysa Ahal Teke, Türkmenlerin Türkmen-köpeği ve Türkmen halısının yanında en büyük gururları ve hatta resmi Türkmenistan armasındagösterdikleri milli hayvanlarıdır.

Türkmenlerin ve diğer Türk halklarının yetiştirdikleri Ahal Tekeler, orta Asya nın bozkırlarında hür olarakTabune denilen sürüler halinde yaşarlar. Başlarında atlı bir Çobanları vardır.

Sn. Yılmaz KARAHAN

İngiliz Atlarının Atası Türk çıktı!

Bir etkinliğe katılmak üzere Bursa’ya gelen Donna Landry, İngiltere ve zaman zaman ziyaret ettiği Türkiye’de atlarla ilgili yıllar süren birçok araştırma yaptığını söyledi. Özellikle İngiliz atlarının yapısını, nereden geldiğini, dayanıklılığını, çok tercih edilmelerindeki nedenleri görmek amacıyla çalışma yürüttüğünü ifade eden Landry, araştırmaları sırasında bazı Avrupa ülkeleri kadar Türkiye’ye de çok fazla önem verdiğini bildirdi.

Bir etkinliğe katılmak üzere Bursa’ya gelen Donna Landry, İngiltere ve zaman zaman ziyaret ettiği Türkiye’de atlarla ilgili yıllar süren birçok araştırma yaptığını söyledi. Özellikle İngiliz atlarının yapısını, nereden geldiğini, dayanıklılığını, çok tercih edilmelerindeki nedenleri görmek amacıyla çalışma yürüttüğünü ifade eden Landry, araştırmaları sırasında bazı Avrupa ülkeleri kadar Türkiye’ye de çok fazla önem verdiğini bildirdi.

İngiltere'ye İlk At 1650-1750 Yıllarında Gitmiş

Prof. Dr. Donna Landry, araştırmalarda elde ettiği sonuçlara göre İngiltere’ye ilk atın Osmanlı döneminde, 1650-1750 yıllarında gittiğini belirterek, şunları kaydetti: ”O dönemlerde İngiliz atları ya küçük boydalar ya da oldukça büyükler. Büyükler at arabalarında kullanılıyor. At arabası dışında ulaşım ve savaşta kullanılacak dayanıklı atları yok. İngiltere, Türkiye’den aldığı atları ıslah ediyor, yetiştiriyor ve bugünkü konumuna getiriyor.

Dünyanın ilgi duyduğu İngiliz atları aslında, 1650’den sonra bu topraklardan gitmiş Türk atlarıdır. Sadece İngiltere değil Avrupa’nın büyük bölümünde yaşayan atların kökeni Türk atlarına dayanıyor.” Landry, Türk atlarının çok dayanıklı oldukları için dünyada en fazla tercih edilen atların başında geldiğini ifade ederek, ”Uzun yol gidebiliyorlar. Yorulmadan, üzerindeki yükü uzun mesafeler taşıyabiliyorlar. Kökenleri, oldukça sağlam. Dünyanın birçok yerine yayılmış durumdalar” dedi.

Birbirinden Muhteşem Ahal Teke Atı Resimleri (Fotoğrafları) Sizlerle;










kaynaklar:
Türkmenistan Ahal Teke Yerliği
AAwww.onturk.org
Paylaş:

15 Aralık 2017 Cuma

Pestisit nedir? Zararları Etkileri Nelerdir ve Nerede Kullanılır? Hakkında Bilgi

Pestisit nedir, zararları ve etkileri nelerdir, bu pestisit acaba nerede kullanılır? soruları çok da fazla merak türden sorular değildi.Taki çok izlenen dizilerden olan ''ufak tefek cinayetler'' adlı dizide adı geçinceye kadar. Dizinin malum bölümünden sonra pek çok insan pestisit  hakkında bilgi edinmek üzere geçti internet karşısına... İşte bu sebeple bizde pestisit nedir? sorusuna cevap aradık ve detaylarını aşağıda paylaştık.

Pestisit Nedir?

Pestisit, zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddelerden oluşan karışımlardır. Pestisit, kimyasal bir madde, virüs ya da bakteri gibi biyolojik bir ajan, antimikrobik, dezenfektan ya da herhangi bir araç olabilir. Zararlı organizmalar, insanların besin kaynaklarına, mal varlıklarına zarar veren, hastalık yayan böcekler, bitki patojenleri, yabani otlar, yumuşakçalar, kuşlar, memeliler, balıklar, solucanlar ve mikroplar olabilir. Her ne kadar pestisitlerin kullanılmasının bazı yararları olsa da insanlar ve diğer hayvanlar için potansiyel toksisiteleri nedeniyle bazı sorunlar da yaratabilir.

Pestisit Zararları Nelerdir?

Bir pestisit kimyasal bir madde ya da virüs veya bakteri gibi biyolojik bir ajan olabilir. Kimyasal pestisitlerin çoğu hedef organizmaya seçkin etkinlik gösteremedikleri için hedef organizma dışındaki organizmalarda da çeşitli hastalıklara yol açar hatta öldürücü olabilirler. Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır. Kullanıldıkları canlıların yiyecek şeklinde insanlar tarafından kullanılmaları sonucunda insanlarda yaygın hastalıklara ve istenmeyen sıkıntılı durumlara sebep olurlar. Kimyasal pestisitlerin ve etken maddelerinin akut toksik etkileri vardır.

Karbamatlar, organofosfatlar ve klorlanmış hidrokarbonları içeren birçok pestisit genetoksik etkiye sahiptir. Tarım ile uğraşan ve pestisite maruz kalan insanlarda yapılan çalışmalarda bu bireylerde yapısal ve sayısal kromozom anomalileri ile kardeş kromatid değişiminde artmalar gözlenmiştir. Pestisitlerin kronik etkisine maruz kalan tarım işçilerinde birçok genetik hasarın yanı sıra karaciğer, böbrek ve kaslarda bozukluklar görülmüştür. Pestisitin canlılar üzerindeki etkisi fetal yaşamdan itibaren başlamaktadır. Bu ilaçlar plasentadan fetüse geçmekte ve bunun sonucu olarak düşükler, hiperpigmente ve hiperkeratatik çocuk doğumları görülmektedir.


Yapılan hayvan deneylerinde ise radyoaktif olarak işaretlenip anneye verilen pestisitin 5 saat sonra plasentadan fetüse geçtiği ve fetüsün göz, sinir sistemi ve karaciğerine yerleştiği gözlenmiştir. Organofosfatlı ve karbamatlı insektisitler ise etkilerini doğrudan doğruya periferal ve merkezi sinir sistemi üzerinde göstererek canlı yaşamını tehdit etmektedir. Birçok pestisit insana, hayvanlara ve çevreye zarar vermektedir. Bununla ilgili ilk çalışmalar 70'li yılların başında, UNEP Stokholm İnsan Çevresi Konvansiyonu’nu hazırlayan süreçte göstermişlerdir. 30 yıl sonra ABD, Avustralya, Kanada, Japonya ve Yeni Zellanda, uluslararası baskılara boyun eğerek küresel anlaşma taslağının oluşturulmasına karar vermişlerdir.

Pestisit Türleri Nelerdir?

İnsektisit : Böcek, haşerelere karşı kullanılan ilaçlardır.
Fungusit : Funguslara (Mantar) karşı kullanılan ilaçlardır.
Herbisit : Yabancı otlara karşı kullanılan ilaçlardır.
Mollusit : Yumuşakçalara karşı kullanılan ilaçlardır.
Rodentisit : Kemirgenlere karşı kullanılan ilaçlardır.
Nematisit : Nematotlara karşı kullanılan ilaçlardır.
Akarisit : Akarlara karşı kullanılan ilaçlardır.

Paylaş: