efsanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
efsanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2018 Pazartesi

Pandora’nın Kutusu (Efsanesi) Nedir?



Dünya tarihinin dünden bugüne akışı esnasında Avrupa medeniyetleri, Eski Yunan Medeniyetini bu medeniyetin kendine has özellikleri nedeniyle hatırı sayılır seviyede bu medeniyeti kanıksamış olduğunu görürüz. Bu durumun sebebi, Eski Yunan Medeniyetindeki mistik felsefe ve mitolojik yapısının önemi büyüktür.

Daha çok mitolojiyle anılan bu medeniyette, çok tanrılı bir inanç sistemi mevcuttur ve her şeyin bir tanrısı vardır. Bu tanrılar içerisinde ise şüphesiz ki en popüler olan ve çoğu kesim tarafından bilinen tanrı Zeus’tur. Aynı zamanda Zeus, bu eski medeniyette en önemli tanrı olarak da görülmektedir. Pandora ise, Zeus ile ilgili bir kavramdır. Eski Yunan Medeniyetindeki inanışa göre Zeus, kötülük yapan insanları cezalandırmak için çok güzel bir kadın olan Pandoranayı yaratmıştır.

Pandora kelimesinin anlamı ise, Tanırların hediyesini ifade eder. İnanışa göre Zeus’un insanoğlunu cezalandırmak için çok güzel bir kadın olan Pandora’yı neden yarattığı incelenirse eğer, Zeus’un ateşini Prometheus’un kardeşi Epimetheus kendisinden çalmıştır ve çalınan bu ateş Epimetheus tarafından insanlara verilmiştir. Zeus, bu duruma oldukça kızmıştır ve insanlardan intikam almak için Pandora’yı yaratmıştır. Yunan mitolojisindeki inanış bu şekilde kendini göstermektedir. Zeus tarafından intikam almak için yaratılmış olan Pandora’ya, ateşi Zeus’tan çalan Epimetheus aşık olur. Kardeşi Prometheus kardeşini oldukça fazla uyarmıştır fakat bu uyarılara rağmen Epimetheus, Pandora ile evlenmiştir.

Eski Yunan Medeniyetindeki bu efsane bu evlenmeyle başlamış bulunur ve aynı zamanda bu efsane binlerce yıl öncesinden günümüze kadar gelebilmeyi başarmış durumdadır.Günümüzde Pandora dendiği anda ilk akla gelen ifadelerden birisi olarak kutu gelmektedir. Hollywood filmlerine de konu olmayı başarmış olan Pandora’nın kutusu ise, efsaneye göre Zeus’un Pandorayla evlenen Prometheus’a düğün hediyesi olarak verilmiştir. Aslında bu düğün hediyesi bir kutu değil topraktan yapılmış bir kavanoz’dur.Kutu olarak anılmasının nedeni ise çeviri hatasından kaynaklanan bir durumdur. Kutu olarak anılan fakat aslına çömlek görünümlü topraktan yapılmış bir
kavanozu ifade eden ve de filmlere de konu olmuş olan bu düğün hediyesindeki gizem ise, Zeus’un bu hediyenin asla açılmaması gerektiğini söylemesidir. Böylece bu düğün hediyesindeki gizem başlamıştır ve Zeus’un bu hediyenin açılmaması gerekmesinin söylemesindeki neden ise, bu kavanozun içinde kötülük olmasıdır.Eski Yunan Medeniyetinin en ünlü efsaneleri arasında yer alan Pandora efsanesinde oldukça ilginç bir özellik kendini göstermektedir. Bu ilginç özellik ise, içerisinde oldukça büyük bir kötülük olan düğün hediyesini Prometheus’un değil, Zeus’un intikam almak için yaratmış olduğu Pandora’nın açmasıdır.Pandora merağına yenik düşmüş ve düğün hediyesini açmıştır.

Bundaki en büyük neden ise, Pandora’nın hediyedeki gizemi merak etmesidir. Efsaneye göre kavanozun kapağı açıldığında kavanozda saklı duran kötülük dünyaya yayılmaya başlar. Bunu Pandora fark eder ve hemen kavanozun kapağını kapatır. Bu durum, efsaneye farklı bir boyut kazandırmaktadır. Çünkü Pandora Zeus tarafından intikam almak için yaratılmıştır fakat o, kötülüğün yayılmasını kavanozun kapağını tekrar kapatarak engellemeye çalışmıştır.Pandora’nın merağına yenik düşerek kavanozu açması, kadınların merak duygusunu temsil etmektedir. Bu efsaneyle ilgili farklı söylentiler de mevcuttur. Pandora kavanozu açtığında kötülüğün bütün dünyaya yayıldığı da söylenmektedir.

Bu tür farklı söylentiler mevcut olsa da, Yunan mitolojisinde oldukça önemli bir konuma sahip olan Pandora, kavanozu açtıktan sonra kendine düğün hediyesi olarak verilen kavanozun içine esir olarak girmiştir ve kavanozun içerisinde esir olmuştur. Bütün dünyada bilinirliliği ve popülerliği oldukça fazla olan ve Hollywood filmlerine de konu olmayı başarmış Pandora’nın efsanesi, bu şekilde mitolojideki yerini almış durumdadır.


kaynak:
http://www.bilgiustam.com
Paylaş:

23 Aralık 2017 Cumartesi

Şahmeran Efsanesi Nedir? Hakkında Bilgi - Kısaca Özet

Dünyada pek çok efsane vardır, ama Türklere ait olan efsaneler arasında yer alan Şahmaran efsanesi deniz kızı masallarına benzerliği ile dikkat çeker...

Vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, vücudunun alt kısmıysa yılan şeklinde olan doğu kültürünün masallarında yer bulan mitolojik bir yaratıktır. Yılanların şahıdır. Efsaneye göre, Tarsus çevresinde yaşadığı düşünülür.

Çocukken büyüklerimizden severek dinlediğimiz bir öyküsü vardır. Şahmeran, özünde iyilik olan bir canlıdır. Yer altında yılanları ile birlikte yaşar. Tüm yılanlar ona itaat eder. Cemşab adlı bir genç, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden buldukları balı paylaşmamak adına, kuyunun dibinde bırakılır. Burada yalnız kalan ve yukarıya çıkamayan Cemşab, kuyunun yan tarafında bir delik görür. Deliği büyüterek, delikten ışık sızan bölümü gözetler ve orada Şahmeranı görür. Sonra geçebileceği kadar kazar ve Şahmeranla bu şekilde tanışır. Şahmeran Cemşabı çok sever. Cemşab, Şahmeranın yanında kaldığı süre içinde Şahmeran ona tıp bilimiyle ilgili hiçbir insanın sahip olamadığı bilgileri verir. Cemşab da bu bilgileri öğrenmek için elinden geleni yapar. Bir söylentiye göre Cemşab, aslında bilinen Lokman Hekimdir.

Aradan geçen uzun bir süreden sonra Cemşab sıkılır ve evine dönmek ister. Şahmeran gitmemesini ister; ama Cemşab bu konuda kararlı olduğu için gitmesine izin verir. Giderken Şahmeran kendisini gördüğünü kimseye söylememesi gerektiği konusunda Cemşabdan söz alır. Cemşab evine döndükten sonra Şahmeranı gördüğünü kimseye söylemez. Ama zamanın hükümdarı hastalanır ve hastalığının tek çaresi de Şahmeranın vücudundadır. Şahmeranı kesip etini hükümdara yedirerek iyileştirmeyi düşünen vezir, her yerde Şahmeranı arar. Ülkedeki tüm insanları tek tek kontrol eder. Kendince bir yöntemi vardır bu konuda. Tüm insanları hamama çeker ve bir köşeden gizlice yıkanan insanları izler. Cemşab Şahmeranın yerini söylememekte kararlı olsa da, vezir Cemşabı da hamama çağırır. Bir köşeye gizlenerek Cemşabı izler. Orada yıkanmak için soyunan Cemşabın vücudunun pullarla kaplı olduğunu gören vezir birden ortaya çıkar. Şahmeranı gören insanın vücudunun pullarla kaplı olacağını bilen vezir Cemşabı zorla konuşturur. Bunun üzerine Cemşab istemeyerek de olsa Şahmeranın yerini söylemek zorunda kalır. Bu şekilde Şahmeranın yerini öğrenen vezir Şahmeranı ele geçirmeyi başarır.

Yakalanan Şahmeran, Cemşabın ne kadar üzgün olduğunun farkına varır. Bunu isteyerek yapmadığını anlar. Çaresiz ölecektir Şahmeran ama ölmeden önce Cemşab ile görüşmek ister. Cemşaba kendisini öldürdükleri zaman etini kaynatıp suyunu vezire içirmesini, etleri de hükümdara yedirmesini söyler. Cemşab Şahmeranın söylediklerini aynen uygular. Suyunu vezire içirir. Vezir oracıkta ölür. Etini hükümdara yedirir, hükümdar hastalığından kurtulup iyileşir. Şahmeran efsanesi iyilik yapma ve kötülük bulma konusunda insanlara bir ders niteliği taşır ve kuşaklar boyu anlatıla gelir.

Efsaneye göre Şahmera’nın yılanları, hala Şahmera’nın öldüğünü bilmez. Eğer yılanlar Şahmeranın öldüğünü öğrenirlerse tüm şehri basacak ve Şahmeranın intikamını alacaktırlar. Ama efsanede Şahmeran barışçı ve iyilikseverdir. Yılanları insanlara zarar vermesin, öldüğünü anlamasın diye bir takım hilelere başvurduğu söylenir.

Kaynakça:
vikipedi
Paylaş: