faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2018 Perşembe

Safran Nedir? Nerede ve Nasıl Kullanılır? Faydaları ve Özellikleri Nelerdir?


Safran Nedir?

Safran bitkisi, Latince "crocus sativus" denilen sonbaharda çiçek açan ve 20-30 cm yüksekliğe ulaşabilen soğanlı bir bitkidir. Mor renkli bitkinin çiçeklerinde üç tepecik vardır ve şu her derde deva ve dünyanın en pahalısı olarak bilenen safran baharatı da işte bu üç tepeceğin kurutularak toz haline getirilmesiyle elde edilir.

Safran Nerede ve Nasıl Kullanılır?

Renklendirici ve tat verici olarak kullanılan bu baharatın elde edilmesi oldukça zahmetlidir. Her bir çiçeğin üzerindeki üç tepecik, sabah daha güneş doğmadan elle tek tek toplanır. Sadece yarım kilo kadar bir miktarda baharat elde etmek için 75 bin çiçeğin 225 bin tepeciği gerekir. Bundan dolayı da 1 gramı en az 15-20 liradır ki bu fiyat yurt dışında 250 dolarlara kadar da çıkıyor.

Safran Nerede Yetişir? Nerelerde Bulunur?

Ana vatanı Güneybatı Asya olan safran, Hititler zamanından beri Anadolu topraklarında yetiştiriliyordu. Osmanlı döneminde de üretimine devam edilen safran, İngiltere gibi bazı Avrupa ülkelerine ihraç bile ediliyordu. Bizim topraklarımızda, özellikle Safranbolu ve Urfa'da yetiştirilen safranın üretimi, 20. yüzyılın başlarında ekonomik sebeplerle azalınca Fransa'dan ithal edilme yoluna gidildi. Günümüzdeyse Türkiye'deki safran, büyük ölçüde İran ve dünyanın safran tedarikçisi konumundaki İspanya'dan alınıyor.

Safran'ın Özellikleri Nelerdir?

Safranın kuvvetli bir kokusu vardır. Keskin ve acımsı bir tada sahiptir. Ilık suyla karışınca turuncu-sarı arası bir altın rengi verir. Kendi ağırlığının tam 100 bin katı suyu altın sarısına boyayabilir. Zaten adı da Arapça'da "sarı" demek olan "asfar" kökünden türemiştir.

Uzmanlar tarafından otsu ve samansı rahiyalar barındıran metalik bir bal tadında olduğu söylenen safran, ülkemizde sıkça zerdeçalla karıştırılır. Gerçi zerdeçal da hem yemeklere renk katan hem de birçok hastalığa yararlı olan şifalı bir bitkidir ama safran değildir. Safranın tarımı çok zahmetlidir.

Sadece 100 gram safran elde etmek için 1 dönümlük alanda ekim yapmak gerekir. İçeriğinde 150'nin üzerinde uçucu yağ ve aroma barındıran safran; gıdadan ilaç sektörüne, parfümeriden kumaş boyamaya kadar birçok alanda kullanılır.

Safranın Faydaları Nelerdir? Safran Nelere İyi Gelir?

Gıda, parfümeri, ilaç ve tekstildeki endüstriyel kullanımları dışında safran ayrıca binlerce yıllardır şifa verici bitki olarak tüketilir. Safranın keskin ve acımsı tadına rağmen çok eski tarihlerden beridir iştah açıcı olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Sinirleri uyarıcı etkisi sayesinde cinsel isteği ve performansı artırır; yine aynı özelliği sayesinde menstrüasyon döneminin daha ağrısız geçmesine yardımcı olur. Ama bu özellik, aynı zamanda, safranın hamilelik döneminde kullanılmasını da tehlikeli hâle getirir: Safran, hamilelikte düşüğe sebep olabilir.
Yatıştırıcı özelliği olan safran, serotonin düzeyini dengeleyerek depresyondan anksiyeteye kadar birçok psikolojik soruna çözüm olabilir.

Karaciğere iyi geldiği, araştırmalarla kanıtlanmış olan safran, aynı zamanda antioksidan ve antikanserojendir de... Kanserli tümörleri küçülttüğü ve yayılmalarını önlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, iştahı düzenleyerek obeziteye karşı da önemli bir yardımcı görevi görür. Amerika'da yapılan bir araştırma, günde 176.5 gram safran tüketen kişilerde zararlı abur cubur yeme isteğinin yüzde 55 oranında azaldığını ortaya koymuştur.

Safranın Zararları Var mıdır?

Her şeyde olduğu gibi ne diyoruz!? ''azı karar, çoğu zarar'' Yani az kullanımının bir zararı yoktur. Bronşite, astıma, öksürüğe, sinir sistemine, dişlere ve diş etlerine, kalp sağlığına ve gözlere kadar her türlü organımıza ve sağlık sorununa faydası olan safranı yine de fazla kullanmamalısınız. Aşırı kullanımı, hayati tehlike yaratabilecek zehirlenmelere yol açabilir. Ayrıca böbreklere de zarar verebilir.

Tabi, daha önce belirtmiş olduğumuz gibi hamilelikte de safran kullanımından kaçınmakta fayda var.
Paylaş:

7 Ocak 2018 Pazar

Hatmi Çiçeği Nedir? Faydaları Nelerdir? Hakkında Bilgi



Hatmi Çiçeği Nedir?

Bilimsel adı Althaea officinalis olan hatmi çiçeği, soğuk aylarda vücudumuzun büyük dostlarındandır. Bazı yörelerimizde Hire, Devegülü, Silindir Çiçeği, Gülhatmi olarak da bilinmektedir. Temmuz – Ağustos aylarında çiçekleri açan bitki, 50-150 cm'ye kadar boylanabilmektedir. Sulak yerleri seven bitkinin, gövdesi dik ve tüylü olup Akdeniz Bölgesinde yetişmektedir. Bitkinin şifalı kısımları kök, yaprak ve çiçekleridir. Bünyesinde nişasta, sakaroz, galaktoz, pektin, yağ, tanen ve asparagin taşır. Bilinen herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.

Hatmi Çiçeği'nin Faydaları;

  • Özellikle soğuk algınlığında ve gripte etkilidir. 
  • Cildi nemlendirir. 
  • Vücuda rahatlık verir. 
  • Göğsü yumuşatır. 
  • Öksürüğe iyi gelir. 
  • Kaynatılmış suyu güneş yanıklarına iyi gelir. 
  • Bu su saçlar için de kullanıldığında canlandırır. 

  • İdrarı artırır. İdrar yolları iltihabına iyi gelir. 
  • Kökler ve yapraklarından kaynatılarak elde edilen suyu baş ağrısı ve adetin sökülmesine yardımcı olur. Bu su aynı zamanda meniyi artırır, mide ve bağırsak iltihaplarına iyi gelir. 
  • Prostat ve sinüzit iltihabına iyi gelir. Zona ( sinir ucu iltihabı ) için kullanılır. 
  • Boğaz iltihabına karşı iyi gelir. 
  • Kaynatılmış hatmi çiçeği suyu ile gargara yapılabilir. 
  • Dişlere iyi gelir. Hatmi çiçeği kurutularak sigara gibi içilebilir, balgam söktürür.

Paylaş:

6 Ocak 2018 Cumartesi

Yer Elması Nedir? Yer Elmasının Faydaları ve Zararları Nelerdir?



Yer Elması Nedir?

Yer Elması, papatyagiller ailesinden bir bitki olan yer elmasının kanser, kalp ve kemik hastalıklarının oluşma aşamasını yavaşlattığı ve oluşma aşamasından önce kullanıldığında da oluşma riskini azalttığı görülmüştür. Çok köklü bir sebze olan yer elması bazı ülkelerde Tupinamba olarak da bilinmektedir. Tupinamba Hindistan halkına verilen bir isimdir. Aslında Kuzey Amerika kökenli bir bitki olmasına rağmen, neden bazı dillerde bu şekilde isimlendirildiği sırrını korumaktadır.

Yer elmasının faydaları herkes tarafından bilinmez. Patates gibi toprak altında büyüyen yer elmasının sağlık açısından birçok faydası bulunmaktadır. Sade olarak tüketilebilen yer elması zeytinyağlı yemeklerde, et yemeklerinde birçok salata da tüketilebilir. Ancak yer elmasının nasıl yendiği konusunda insanların kafasında birçok soru işareti bulunmakta. Yer elması nasıl yenir yer elmasının faydaları nelerdir gibi soruların cevaplarını sizler için araştırdık.

Yer elmasının faydalarını, yer elması nasıl yenir gibi soruların cevaplarını sizler için araştırıp bir araya getirdik. Yer elması toprak altında yetişen, tat olarak turpa benzeyen bir yiyecektir. İçerisinde nişasta ve zararlı maddeler bulundurmayan bu yiyeceğin sağlık açısından hiçbir zararı yoktur. Hatta içerisinde nişasta bulundurmadığı için şeker hastaları tarafından bile tüketilebilir. Yer elması sağlığımıza olan faydalarının yanı sıra zayıflamak için de oldukça yarar sağlayabilir. İçerisinde nişasta ve kalori bulundurmamasından dolayı kilo vermede oldukça etkili olabilir.Zayıflamak isteyenler ve yer elması zayıflatır mı diye soranlar gönül rahatlığıyla yer elması tüketebilirler.

Yer Elması Nerede Yetişir?

Yer elmasının anayurdu Amerika kıtasıdır. 17.yy da avrupaya getirilmiş olan yer elmasının bir çok faydası bulunmaktadır. Ülkemizde bolca yetiştirilen yer elması çok yıllıklı otsu bir bitki olarak bilinmektedir.

Yer Elmasının Faydaları Nelerdir?

Kan şekerini dengeler; Yer elması kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. İçerisinde nişasta da bulundurmadığı için şeker hastaları tarafından tüketildiğinde fayda sağlayabilir.


Metabolizmayı hızlandırır; İçerisinde yer alan İnülin maddesi sayesinde sindirim sistemini hızlandırmaya yardımcı olur. Bu inülin maddesi suda çözülebilen bir madde olduğundan ve içerisinde yer alan zengin lif içeriği sayesinde kabızlık sorununu da engellemeye yardımcı olmaktadır.

Kanser kemik erimesi şeker hastalığı riskini azaltır; Yer elmasının sağlığınıza olan faydaları yine inülin maddesi sayesinde gerçekleşiyor. İnülin maddesi kanser, şeker hastalığı ve kemik erimesini rahatsızlığının önlenmesine yardımcı oluyor.

İdrar söktürücüdür; Yer elması doğal bir idrar söktürücüdür. İdrar yaparken problem yaşıyorsanız yer elmasını düzenli olarak tüketerek bu sorunun önüne geçebilirsiniz.

Anne sütünü arttırır; Yer elması içerisinde yüksek miktarda C ve A vitamini barındırır. Aynı zamanda içerisinde bolca mineral barındırmasından dolayı anne sütünü arttırıcı etkisi bulunmaktadır.

Demir kaynağıdır; Yer elmasında bulunan demir miktarını 3 ons (yaklaşık 87 gram) kırmızı et yiyerek elde edebilirsiniz.

Saç sağlığı için oldukça faydalıdır; İçerisinde demir mineralleri ve vitamin bakımından zengin olan yer elması saç sağlığı açısından bulunmaz bir nimettir. Saçlarınız sağlıksız görünmeye başladıysa beslenmenize yer elması ekleyebilirsiniz.

Kışın bol bol tüketilmeli; Yer elması özellikle kış günlerinde bolca tüketilmelidir. Hem bağışıklığı güçlendirici etkisi hem de kanseri önleyici etkisi dolayısıyla uzmanlar tarafından sıkça tüketilmesi tavsiye edilir.

Yer Elması Nasıl Yenir?

Yer elması nasıl yenir sorusunun cevabı çoğu insan tarafından merak edilmektedir. Yer elmasının nasıl tüketilmesi gerektiği konusunda kafanızda soru işaretleri varsa tam olarak doğru yerdesiniz. Uzmanlar yer elmasının genellikle çiğ olarak tüketilmesini tavsiye ediyorlar. Çiğ olarak yer elmasının lezzetini arttırabileceğiniz tek yöntem onu salatalara eklemek olacaktır. Yer elmasını aynı zamanda yemeklere de ekleyebilirsiniz, bu durum vitaminlerin tamamen kaybolacağı anlamına gelmez. Yer elmasının vitaminleri ve minerallerinin azalmasına neden olabilir.

Yer Elmasının Zararları Var mıdır?

Yer elmasının bilinen herhangi bir zararı yoktur.Tabi her şeyin fazlasının zarar olduğu gibi yer almasınında gerektiğinden fazla tüketilmemesi gerekir.
Paylaş:

Kehribar (Anber) Nedir? Kehribarın Faydaları ve Özellikleri Nelerdir? Hakkında Bilgi



Değerli bir taş olarak bilinen kehribar bir ağacın fosilleşmiş reçinesi 'dir.Yurt dışında amber olarak bilinir. Çok değişik renklerde olabilen ancak genelde turuncu tonlarında ve son derece doğal ve şeffaf görünüşüyle büyüleyici güzelliktedir. Genelde takı sektöründe ve süs eşyası yapımında kullanılan kehribar, geçmişte şifa amaçlı da kullanılmıştır.

Sıklıkla süs eşyası yapımında kullanılan kehribar, çok açık sarı tonlarından kızıl tonlarına kadar birçok renkte bulunan, yarı saydam formda olan ve kırılgan yapıdaki bir fosildir. Baltık Deniz’inden çıkartılan kehribar, uzun yıllardır özellikle kadınların süs eşyalarının yapımında kullanılmaktadır.

O kadar parlak ve güzel renklidir ki diğer saydam taşlarla karşılaştırmasını yapmak mümkün değildir. Kehribara yapışmış fosil böcekler, diğer taşlarda görülmeyen özelliklerden biridir. Avrupa’daki kehribar yatakları en çok Romanya, İsveç, Ukrayna, İngiltere ve Hollanda’dadır. Bunlar kehribarın ikinci vatanlarıdır.

Aslında İskandinav ülkeleri ve Polonya’nın Baltık Deniz’i en önemli kehribar yataklarındandır. Bu bölgelerde eski zamanlarda büyük ormanların var olduğu düşünülmektedir. Kıtalar arası coğrafi olaylar neticesinde de ormanlar su altında kalmıştır. Süs eşyalarında kullanılan taşın içinde böcek, çiçek ve yaprak kalıntıları hiçbir bozulmaya yer vermeden mumyalanmıştır.

Kehribar Nedir?

Amber bitkilerinin içinde kalarak fosil hale gelmiş, Sciaridae familyasına ait bir sinek türüdür. Sciaridae bitkisi, çamgiller familyasına ait bir çam çeşididir. Kehribar, ağacın fosil hale gelmiş reçinesi olarak da tanımlanabilir. Birçok toplumda taş olarak bilinen kehribar aslında Pinus Succinefra ağaçlarının fosil haline gelmiş reçinesidir.

Kehribarın Faydaları Nelerdir?

Eski zamanlarda tıp alanında sıklıkla kullanılmıştır ama günümüzde bu nedenle kullanılmaz. Geçmiş tarihlerde saf hale getirilmiş amber yağı isterisi ve boğmaca için kullanılmıştır. Eski zamanlarda güzel koku elde etmek için de kullanıldığı bilinmektedir. Anadolu’da da yaygın olarak bilinen kehribar, mürekkep imalatında da kullanılmıştır.

Antik Roma döneminde çeşitli hastalıkların özellikle de akıl hastalıklarının tedavisinde koruyucu olarak kullanılmıştır. Kehribar tozu ile bal karıştırıp tüketmek, boğaz, göz ve kulak hastalıklarına iyi gelir. Su ile içilen kehribar ise mide hastalıklarının iyileşmesinde etkilidir düşüncesi hâkimdir. Kehribarın dumanının ruhu güçlendirdiğine de inanılırdı. Çin’de haşhaştan elde edilmiş şuruplar sakinleştirici ve ağrı kesici etkisi ile kullanılmıştır.


Orta Çağ döneminde sarılık hastalığının iyileşmesinde kehribar taneleri etkiliydi. Doğumu kolaylaştırdığı, yılan ısırmalarına faydalı olduğu, diş ağrılarında etkili olduğu ve romatizma ağrılarına iyi geldiği düşünülmekteydi. Bazı topraklarda böbrek taşı rahatlıkları için kehribar reçeteleri yazılmıştır. Litvanya’da ölen kişilerin arkasından kehribar tütsü olarak yakılırdı ve bunun şeytani ruhları arındırdığına inanılırdı.

Yeni dünyaya gelen bebeklerde de tütsü işlemi uygulanır ve bunun hızla büyüyüp gelişmeye etki edeceğine inanılırdı. Yeni evlilerin mutlu yaşamasında, savaşa gidenlerin zaferle dönmesinde etili olduğu düşünülerek uygulanırdı. 1.Dünya Savaşı’na gelene kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılan kehribar, sonraları, votka ile karıştırıldığında erkeklerde cinsel gücü artırdığı iddialarıyla kullanılmıştır. 2.Dünya Savaşı’na kadar özellikle Almanya’da kehribardan üretilen tesbihler, bebeklerin üzerine konulmuş ve diş çıkarma döneminin acısız olması hedeflenmiştir. Günümüzde özellikle Litvanya’da birçok kadın parlatılmamış ve doğal haliyle kehribardan üretilmiş kolyeler takarak guatrdan korunmak istemektedir. Ayrıca günümüzde yine takı yapımında ve tesbih yapımında kullanılır.

Kehribarın Özellikleri Nelerdir?

Kehribarlarda özellikler, kehribarın yaşına, gömülme şartlarında, reçine salgısı yapan ağacın türüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Kehribarlar, şekilsizdirler, saydamdırlar ama yarım saydam olarak da görülebilirler. Kehribar, mineral içermediğinden herhangi bir kimyasal formülü bulunmamaktadır.

Ancak %10 tuz bulunan su içinde yüzebilecek kadar hafif yapıdadır. Turuncu, kırmızı, sarı, konyak rengi, bal rengi, kahverengi, altın rengi, kemik rengi hatta siyah tonlarda görülebileceği gibi renksiz ve mavi tonlarında da olabilir. Kehribarların renk seçenekleri 256 çeşitli bir renk katalogu şeklinde hazırlanmıştır.

Kehribar ısıtılması durumunda hafif bir koku yayar. 150 dereceye kadar sıcağa maruz kalırsa yumuşamaya başlar ve 375 derecede parlak bir alevle, çam reçinesi kokusu yayar. Tarihte kehribarın çeşitli malzemelerle sürtüştüğünde kıvılcım çıkarttığı görülmüştür.

Paylaş:

3 Ocak 2018 Çarşamba

Kayısı Çekirdeğinin Faydaları Nedir? Zararları Nelerdir?



Her bitkinin, sebzenin, meyvenin sağlığımıza önemli faydaları vardır. Tabi atalarımızın dediği gibi ''azı karar çoğu zarar'' sözündeki anlatılmak istenen gibi meyve ve sebzelerin faydaları olduğu kadar doğru ve kararında tüketilmediği zaman sonuçları vahim zararları da mevcuttur.Kayısı meyvesi ülkemizde bolca yetişen ve pek çok derde deva bir meyvedir.İşte bu kayısının çekirdeğinin de aynı şekilde pek çok faydası bulunmaktadır. Tabi yukarıda değindiğimiz gibi kayısı çekirdeğinin faydaları yanında doğru ve kararında tüketilmediğinde ciddi zararları da mevcut olduğu bilinmektedir.

Kayısı Çekirdeğinin Faydaları: içerisinde A, D, K, E vitaminleri bulunduran kayısı çekirdeği kış hastalıklarına karşı korurken cildin nem dengesini de ayarlar.

Kayısı Çekirdeğinin Faydaları

Kayısı çekirdeği doğru kullanıldığı taktirde B17, A, D, K ve E vitamini ihtiyacını karşılamasından tutunda kış hastalıklarını tedavi etmeye kadar bir çok faydası bulunuyor. En önemli faydası kanser hücrelerini temizlemesi olan kayısı çekirdeğinin yanlış kullanımı sonucunda bir takım zararları bulunuyor.
  • B17 içeren kayısı çekirdeği kanser hücrelerinin aktifleşmesini önlüyor. Başlangıç aşamasında olan kanserin önlenmesini sağlar. 
  • Haftada bir kere kayısı çekirdeği yağını selülitli bölgelere sürerek selülit görüntüsünü azaltabilirsiniz. 
  • Yükselen kan basıncının önlenmesini sağlar. 
  • Cildin ihtiyacı olan her şeyi kayısı çekirdeği tek başına giderir. 
  • Kış hastalıklarına ( nezle, grip ve soğuk algınlığı ) iyi gelir. 
  • 30 yaşından sonra oluşan hafif kırışıklıklar için kullanılarak giderilebilir. Haftada 2 kez cilde yedirerek uygulamak dahi etkisinin oluşmasında oldukça etkilidir. 
  • A, D, K ve E vitaminleri barındırıyor. 
  • A vitamini sayesinde ciltte oluşan sivilce problemlerine iyi geliyor. 
  • Kuru ciltlerin içten nemlenmesini sağlıyor. 
  • Yağlı ciltler de ise ciltteki yağın fazlasını atılmasını sağlayarak ciltteki nem dengesini ayarlıyor.

Kayısı Çekirdeğinin Zararları

  • Birçok uzman kayısı çekirdeğinin acı olanından kaçınılması gerektiğini söylüyor. 
  • Acı kayısı çekirdeği fayda yerine zarar verebilir. 
  • Yetişkin bir bireyin günde 60 tane kayısı çekirdeği tüketmesi ölümüne bile sebebiyet verebilir. 
  • Çocuklarda ise bu durum 5 – 10 arası değişebilir. Bu açıdan acı kayısı çekirdeği tüketmeden mutlaka uzman birine danışılmalıdır.

Kayısı Çekirdeği Kanser Tedavisinde Kullanılıyor... Ama Dikkat!

Kayısı ve badem gibi bazı bitki ve meyvelerin çekirdeklerinden elde edilen laetril; kanser tedavisinde kullanılıyor. 1950'lerde keşfedilen laetril'in 502 yılına kadar Çin'de, 17'nci yüzyıla kadar ise İngilte'de tümör tedavisi için kullanıldığını gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Amigladin ve vitamin b17 adlarıyla da bilinen laetril; bir vitamin değildir. Laetril hakkıdaki bilgiler şöyle:
  • Alternatif kanser tedavisi uygulayan bazı uzmanlar; laetril yerine acı kayısı çekirdekleri, acıbadem çekirdekleri ya da acıbadem yağının yenmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak bu uygulamanın tehlikeli tarafları vardır.

LAETRİL AMERİKA'DA YASAK

  • 1977 yılında ABD'de laetril pazarlayanların, kanser hastalarına yersiz umutlar sunan uyanık iş adamları oldukları iddia edilmiştir. Laetril; 1980 yılında Meksika'da ünlü Hollywood yıldızı Steve McQueen'e uygulanmış ve ilk kez kamuoyunun dikkatini böyle çekmişti. Ancak bu tedavi yöntemi, ünlü yıldızın akciğer kanserinden kurtarmaya yetmemiştir.
  • Laetril tedavisi, Meksika'da yasaldır. Ancak Kanada ve ABD'de uygulanması yasadışı ilan edilmiştir. Laetril'in ABD'ye ithali de yasaklanmıştır.
  • Laetril yapısal olarak acıbadem ve acı kayısı (Prunus armaniaca ya da Armeiaa vulgaris) tohum özütlerine benzeyen bir sentetik bileşiktir.
    Laetril'in aktif bileşiği siyonojenik glikozittir (reaksiyon ürünü olarak hidrojen siyanür oluşturan bir kimyasal olan amigdalindir). Acı kayısı çekirdekleri yaklaşık 50-150 mcMol/g toplam siyanojenik glikozid içerir. Amigdalinden hidroliz yoluyla glikoz hidrojen, siyanür ve benzaldehid elde edilir.
  • Laetril tedavisi; siyanürün, amigdalinin tümör hücrelerinde olağan olan glukosidaz enzimi ile temasa geçmesi sonucu serbest kalacağı hipotezine dayanmaktadır. Laetril savunucuları; siyanirün, tümör hücrelerini öldürdüğünü idda eder.

30 ADET ÇEKİRDEK TOKSİK ETKİ YAPAR 

  • Acıbadem; amigdalinin yanı sıra emülsin denen bir enzim karışımını (amigladin hidrolaz, prunasin hidrolaz ve hidroksi-nitril liyaz) içerir. 
  • Acıbadem çiğnendiği ya da su içinde püre yapıldığında emülsinler siyanür üreten reaksiyonu katalize eder. 
  • Tohumdaki enzimlerin hızlı hidrojen siyanür üretimini kolaylaştırması nedeniyle acıbadem yenmesi, izole laetril almaktan daha tehlikeli olabilir. 
  • Bir araştırma; 30 adet acıbadem çekirdeği yemenin yaşamı tehdit edici toksisiteye yol açtığını göstermektedir. 

 PANGAMİK ASİT VİTAMİN DEĞİLDİR 

  • Acıbadem tohumları; yüzde 1-3 oranında amigladin ve yüzde 45 kararlı yağ açığa çıkartan enzim karışımı emülsin içerirler. 
  • Açığa çıkarma sonrasında geri kalan artıktan buharla distilasyon yoluyla saf acıbadem yağı elde edilir. 
  • Acıbadem yağı esas olarak benzaldehid barındırır ancak serbest kalabilen hidrojen siyanür de içermektedir. 
  •  Acıbadem ve acıbadem yağı bazı kültürlerde baharat olarak kullanılmaktadır ancak bu kullanım hidrojen siyanür nedeniyle tam olarak güvenilir değildir. 
  •  Pangamik asit; B15 Vitamini olarak adlandırılmıştır. Kayısı çekirdeğinden elde ediledilen pangamik asit, vitamin değildir.
kaynakça:https://www.faydalari.com/kayisi-cekirdeginin-faydalarihttps://www.sabah.com.tr/saglik/2014/02/14/kayisi-cekirdegi-vucut-icin-zararli-olabilir
Paylaş:

20 Aralık 2017 Çarşamba

Yapay Zeka Nedir? Ne İşe Yarar? - Faydaları Nelerdir? ( Yapay Zeka Hangi Alanlarda Kullanılır?)



Teknoloji gerçekten de neredeyse ışık hızında gelişiyor ve değişiyor. Teknoloji ve bilişim alanında yaşanan yeni gelişmeler hayatımızın pek alanını etkiliyor.Son zamanların popüler terimlerinden birisi de ''yapay zeka'' veya başka bir ifade ile ''yapay hafıza'' dedikleri teknolojinin insan aklının sınırlarını zorlayacak kadar şaşırtıcı bir yenilik diyebiliriz.Peki nedir bu yapay zeka? ne işe yarar, faydaları ve zararları nelerdir, eksikleri var mıdır? veya nerelerde, hangi alanlarda kullanılır? gibi pek çok önemli soru karşımızda durmaktadır.

Yapay Zeka (Hafıza) Nedir?

Yapay zeka, üst seviyede bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki akıllı bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir. Yapay zeka çalışmaları genellikle insanın düşünme yöntemlerini analiz ederek, bunların benzeri yapay yönergeleri geliştirmesine yöneliktir. Yani bilgisayarın, insanlar tarafından gerçekleştirilen görevleri yerine getirmesini sağlar. Başka bir deyişle, Yapay zeka bilgisayarın insanlar gibi düşünmesini sağlar. Makinelerin karmaşık sorunları insana benzer şekilde çözmesine yardımcı olur. Zeka ve akıl gerektiren sorunlar artık bilgisayarları kullanarak etkili bir şekilde çözülebilir.

Yapay zeka temelde bilgisayar bilimi ile ilişkili olmasına rağmen tarım, tıp, matematik ve biyoloji gibi farklı alanlarda sayısız uygulama için yararlıdır. Yapay zeka programları karmaşık verilerdeki kalıpları tanımak, tecrübelerinden faydalanmak ve insanlar tarafından alınan kararları almak için insan bilgisine dayanmaktadır. Yapay zeka sistemleri bir şeyler gözlemlemekte ve daha sonra önceden belirlenmiş parametreler temelinde onu tanımaya çalışmaktadır. Dolayısıyla, belirli bir duruma göre yapay zeka sistemleri, sorunu çözmek için görev yapmakta ve buna tepki vermektedir.

Yapay Zekanın Faydaları Nelerdir?



  • Hata şansı neredeyse sıfırdır.
  • Uzay araştırmalarında alanı keşfetmek için akıllı robotlar kullanılabilir. Bunlar makine olduğu için gezegensel atmosferlere fiziksel durumlarını ve işlevlerini etkilemeyecek şekilde adapte olabilirler.
  • Dünyanın en dip noktalarına ulaşmak için akıllı robotlar programlanabilir. Yeraltı madenlerine ulaşmak için akıllı robotları kullanmak zaman ve para konusunda ciddi faydalar sağlayabilir. Bu makineler, insanların sahip olduğu sınırlamaların üstesinden gelmek için kullanılabilir.
  • Akıllı telefonlar yapay zeka uygulamasına mükemmel bir örnektir. Kullanıcının yazdıklarının ne olacağını tahmin etmede (bunu mu demek istemiştiniz gibi) ve yazım hatalarını düzeltme gibi konularda, makineler çok faydalıdır. Kişisel asistanlık görevini gören Siri, kullanıcılara en iyi veya en kısa güzergahları veren GPS ve Harita uygulamaları, trafik ve zaman tahmini gibi yapay zeka uygulamaları yapay zekanın en iyi örneklerindendir.

Yapay Zekanın Zararları ve Eksikleri (Var mıdır?) Nedir?

  • Bakım ve onarımları maliyetlidir. Programların değişen gereksinimlere göre güncellenmesi gerekmekte ve makinelerin daha akıllı hale getirilmesi gerekmektedir. Arıza durumunda tamir masrafları çok yüksek olabilir. Kaybedilen kod veya verilerin geri yüklenmesine ilişkin prosedürler zaman kaybına yol açabilir ve masraflı olabilir.
  • Yapay zekanın uygulanmasına ilişkin önemli bir husus etik ve ahlaki değerlerle ilgilidir. İnsanoğlunun kopyalarını yaratmak etik olarak doğru olur mu? o başka bir tartışma konusudur.
  • Makineler muazzam miktarda veriyi depolayabilir, ancak depolama, erişim ve geri alma, insan beyninde olduğu kadar etkili değildir. Uzun süreler boyunca tekrarlayan görevleri yerine getirebilirler, ancak insanlar gibi tecrübe ederek daha iyi hale gelmezler.
  • İnsanları değiştiren makine fikri harika görünüyor. Bizi tüm acılardan kurtaracak gibi görünüyor. Yapay zeka dünyasında, tamamen yürekten, aidiyet duygusuyla ve özveriyle çalışmak gibi insani özelliklere yer yok. Hastanelerde çalışan robotları düşünün. Onların insanların yapacakları ilgiyi ve endişeyi gösterebilir mi? Çevrimiçi asistanlar bir insanın yapacağı hizmeti verebilir mi?
  • Yaratıcı alanlarda istihdam edilen akıllı makineleri düşünün. Sizce robotlar, insan zihnini yaratıcı düşünce veya özgünlük içinde mükemmelleştirebilir veya insan yaratıcılığıyla rekabet edebilir mi? İnsanlar duygusal yaratıklardır; düşünüp hissedebilirler. Duyguları düşüncelerini yönlendirir. Makinelerde ise durum böyle değil. İnsanın sahip olduğu sezgisel yetenekler, insanların önceki bilgilere dayanarak yargılayabilecekleri şekilde, sahip oldukları yetenekler makineler tarafından kopyalanamaz.
Paylaş:

Yapay Zeka (Hafıza) Nedir? Nasıl Çalışır? Faydaları Nelerdir? Nerelerde Kullanılır?



Teknoloji gerçekten de neredeyse ışık hızında gelişiyor ve değişiyor. Teknoloji ve bilişim alanında yaşanan yeni gelişmeler hayatımızın pek alanını etkiliyor.Son zamanların popüler terimlerinden birisi de ''yapay zeka'' veya başka bir ifade ile ''yapay hafıza'' dedikleri teknolojinin insan aklının sınırlarını zorlayacak kadar şaşırtıcı bir yenilik diyebiliriz.Peki nedir bu yapay zeka? ne işe yarar, faydaları ve zararları nelerdir, eksikleri var mıdır? veya nerelerde, hangi alanlarda kullanılır? gibi pek çok önemli soru karşımızda durmaktadır.

Yapay Zeka (Hafıza) Nedir?

Yapay zeka, üst seviyede bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki akıllı bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyetidir. Yapay zeka çalışmaları genellikle insanın düşünme yöntemlerini analiz ederek, bunların benzeri yapay yönergeleri geliştirmesine yöneliktir. Yani bilgisayarın, insanlar tarafından gerçekleştirilen görevleri yerine getirmesini sağlar. Başka bir deyişle, Yapay zeka bilgisayarın insanlar gibi düşünmesini sağlar. Makinelerin karmaşık sorunları insana benzer şekilde çözmesine yardımcı olur. Zeka ve akıl gerektiren sorunlar artık bilgisayarları kullanarak etkili bir şekilde çözülebilir.

Yapay zeka temelde bilgisayar bilimi ile ilişkili olmasına rağmen tarım, tıp, matematik ve biyoloji gibi farklı alanlarda sayısız uygulama için yararlıdır. Yapay zeka programları karmaşık verilerdeki kalıpları tanımak, tecrübelerinden faydalanmak ve insanlar tarafından alınan kararları almak için insan bilgisine dayanmaktadır. Yapay zeka sistemleri bir şeyler gözlemlemekte ve daha sonra önceden belirlenmiş parametreler temelinde onu tanımaya çalışmaktadır. Dolayısıyla, belirli bir duruma göre yapay zeka sistemleri, sorunu çözmek için görev yapmakta ve buna tepki vermektedir.

Yapay Zekanın Faydaları Nelerdir?


  • Hata şansı neredeyse sıfırdır.
  • Uzay araştırmalarında alanı keşfetmek için akıllı robotlar kullanılabilir. Bunlar makine olduğu için gezegensel atmosferlere fiziksel durumlarını ve işlevlerini etkilemeyecek şekilde adapte olabilirler.
  • Dünyanın en dip noktalarına ulaşmak için akıllı robotlar programlanabilir. Yeraltı madenlerine ulaşmak için akıllı robotları kullanmak zaman ve para konusunda ciddi faydalar sağlayabilir. Bu makineler, insanların sahip olduğu sınırlamaların üstesinden gelmek için kullanılabilir.
  • Akıllı telefonlar yapay zeka uygulamasına mükemmel bir örnektir. Kullanıcının yazdıklarının ne olacağını tahmin etmede (bunu mu demek istemiştiniz gibi) ve yazım hatalarını düzeltme gibi konularda, makineler çok faydalıdır. Kişisel asistanlık görevini gören Siri, kullanıcılara en iyi veya en kısa güzergahları veren GPS ve Harita uygulamaları, trafik ve zaman tahmini gibi yapay zeka uygulamaları yapay zekanın en iyi örneklerindendir.

Yapay Zekanın Zararları ve Eksikleri (Var mıdır?) Nedir?

  • Bakım ve onarımları maliyetlidir. Programların değişen gereksinimlere göre güncellenmesi gerekmekte ve makinelerin daha akıllı hale getirilmesi gerekmektedir. Arıza durumunda tamir masrafları çok yüksek olabilir. Kaybedilen kod veya verilerin geri yüklenmesine ilişkin prosedürler zaman kaybına yol açabilir ve masraflı olabilir.
  • Yapay zekanın uygulanmasına ilişkin önemli bir husus etik ve ahlaki değerlerle ilgilidir. İnsanoğlunun kopyalarını yaratmak etik olarak doğru olur mu? o başka bir tartışma konusudur.
  • Makineler muazzam miktarda veriyi depolayabilir, ancak depolama, erişim ve geri alma, insan beyninde olduğu kadar etkili değildir. Uzun süreler boyunca tekrarlayan görevleri yerine getirebilirler, ancak insanlar gibi tecrübe ederek daha iyi hale gelmezler.
  • İnsanları değiştiren makine fikri harika görünüyor. Bizi tüm acılardan kurtaracak gibi görünüyor. Yapay zeka dünyasında, tamamen yürekten, aidiyet duygusuyla ve özveriyle çalışmak gibi insani özelliklere yer yok. Hastanelerde çalışan robotları düşünün. Onların insanların yapacakları ilgiyi ve endişeyi gösterebilir mi? Çevrimiçi asistanlar bir insanın yapacağı hizmeti verebilir mi?
  • Yaratıcı alanlarda istihdam edilen akıllı makineleri düşünün. Sizce robotlar, insan zihnini yaratıcı düşünce veya özgünlük içinde mükemmelleştirebilir veya insan yaratıcılığıyla rekabet edebilir mi? İnsanlar duygusal yaratıklardır; düşünüp hissedebilirler. Duyguları düşüncelerini yönlendirir. Makinelerde ise durum böyle değil. İnsanın sahip olduğu sezgisel yetenekler, insanların önceki bilgilere dayanarak yargılayabilecekleri şekilde, sahip oldukları yetenekler makineler tarafından kopyalanamaz.
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Domates Çorbasının Sağlığımıza Faydaları Neledir? (Yararları)

Çorba vazgeçilmez yemeklerden biridir.Özellikle kış aylarında tadı bir başka olur. Bu içeriğimiz de sıklıkla tüketilen Domates Çorbasının insan sağlığı üzerindeki yararları hakkında bilgilere yer vereceğiz.


Domates Çorbasının Sağlığımıza Yararları (Faydaları)

  • Domates lif zengini bir besindir. Lif bakımından zengin beslenme; kolesterol kan şekerine destek olur.

  • Kan basıncını azaltır.

  • Kansere karşı korur.

  • Kilo yönetimini kolaylaştırır.

  • Kansızlıkla mücadelede yardımcıdır.


Paylaş:

Mercimek Çorbasının Sağlığımıza Faydaları Nelerdir?

Çorba vazgeçilmez yemeklerden biridir. Özellikle kış aylarında tadı bir başka olur. Bu içeriğimiz de sıklıkla tüketilen Mercimek Çorbasının insan sağlığı üzerindeki yararları hakkında bilgilere yer vereceğiz.


Mercimek Çorbasının Yararları Faydaları Nelerdir?


  • Kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürür: Böylece kalp krizi geçirme rizikosunu azaltır; kalp dostu bir besin olduğunu kanıtlar.

  • Yüksek oranda lif içermesi nedeniyle mercimek şeker hastaları için değerli bir besindir: Çünkü insülin ve kan şekerini düşürür.

  • Yüksek lif içeriğiyle pekliğe iyi gelir
    ve kalın bağırsakların çalışmasını düzene sokar. Hemoroit ve diğer
    kalın bağırsak sorunlarında iyileştirici etkiler yapar.

  • Mercimek içerdiği yüksek orandaki demir ve folik asit nedeniyle kansızlığı önler.

  • Zengin potasyum içermesi nedeniyle yüksek tansiyonu düşürücü etkiler yapar.

  • Mercimek içerdiği maddelerle bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır.

  • Mercimek çorbası içtiğinizde kuru baklagil tüketmiş olur ve posa alımınızı da artırmış olursunuz.

Paylaş:

Nanoteknoleji Nedir? Ne İşe Yarar? Nerelerde Kullanılır? Faydaları Nelerdir?


Teknolojinin her geçen gün geliştiği günümüzde gün geçmiyor ki hayatımıza yeni bir gelişme, yeni bir icat veya yepyeni bir teknoloji çıkmasın. İşte bu yeni nesil teknolojinin ürünlerinden olan nanoteknoloji nedir, ne gibi işlere yarar, bu yeni teknolojik ürün nerelerde kullanılır, faydaları nelerdir? gibi soruların cevaplarının içinde yer aldığı nanoteknoloji hakkında bilinmesi gerekenlerin açıklandığı nedir? bilgi yazımızı sizlerle paylaşıyoruz...

Nanoteknoloji, maddenin atomik, moleküler ayrıca supramoleküler seviyede kontrolüdür. Nanoteknolojinin ayrıca bugün moleküler nanoteknoloji olarak bahsedilen en eski ve yaygın tanımı, tam olarak 'makroölçek ürünlerinin imalatı için atomların ve moleküllerin kontrolünün belirli bir amacını ifade etmektedir.

Nanoteknoloji Nedir?

Nanoteknoloji, herhangi bir maddeyi atomik boyuta indirgeyerek ele alan, molekül ve atomların içerisinde yer alan en küçük birimleri açıklamak adına kullanılan bir teknolojidir. Nanoteknoloji mevcut olan maddelerden daha iyi özelliklere sahip olan yeni maddeler elde etmeyi hedefler. Özel olarak alınan atomları belirlenen bir nizama göre bir araya getirerek yeni maddelerin elde edilmesi mümkündür.

Nanoteknoloji dünya üzerindeki düzeni referans almaktadır. doğada yer alan maddelerdeki atom dizilişi taklit edilebilirse maddeler içerisinde yer alan atomlar basit bir şekilde hareket ettirilebilir ve bu sayede ana maddeden daha iyi özellikler taşıyan yeni maddeler üretilebilir. Böyle bir şeyin olması paha biçilmez maddelerden olan altın ve elmas gibi maddelerin kolay üretilmesini sağlayacaktır. İnsandaki zengin olma tutkusu nanoteknolojinin gelişmesini sağlamıştır. Kömür ile elmas benzer özellikler taşıdığından dolayı atomik dizilişte değişiklik yapılabilmesi kömürün elmas formuna dönüşmesini sağlayacaktır. Şüphesiz atom dizilişini ilk kopyalayabilen kişi kısa süre içerisinde dünyanın en zengin insanı olacaktır. Bu zenginlik sayesinde de dünyayı yönetmesi mümkündür. Bilim insanlarının tek korkusu bu nanoteknolijiyi kötü niyeti olan kişilerin geliştirmesidir.

Nanoteknoloji Kullanım Alanları

Nanoteknoloji çok yeni bir gelişme olduğundan dolayı nanoteknolojinin kullanım alanları şu anlık sınırlıdır ancak kullanım alanlarının ilerleyen zaman içerisinde genişlemesi beklenmektedir. Tıp, bilgisayar, elektronik, kimya, biyoloji ve fizik nanoteknolojinin günümüzde kullanıldığı alanlardan sadece birkaçıdır. Emin olun zaman içerisinde nanoteknolojinin girmediği alan kalmayacaktır.

Nanoteknoloji alanında istenilen seviyeye ulaşıldığında paslanmayan metaller, aşırı mukavim arabalar, insan damarlarında gezebilen küçük robotlar, gezegenler arası köprüler, asla kirlenmeyen elbiseler ve daha birçok şey yapılabilecektir. Nanoteknoloji kocaman bir deniz gibidir. Gerekli gelişmeler sağlandığından hayal gücünüzde yer alan her şeye hayata geçirmeniz mümkündür. Nanoteknoloji aşırı derecede önem arz ettiğinden dolayı ülkesel bazda da bu alana yatırımların yapıldığı bilinmektedir. Bazı bilim insanları nanoteknoloji sayesinde maddelerin kendilerini tekrardan yenileyebileceğini söylemektedir. Mesela bir bardak sudan kocam bir göl yapmak mümkün olacaktır. Bu durum gerçekleşecek olursa dünyanın en büyük sıkıntılarından birisi olan açlığın da önüne geçilmiş olunacaktır.


Nanoteknolojinin Zararları

Hedeflenen gelişmelere ulaşılacak olursa maalesef taklidi yapılamayan hiçbir şey kalmayacaktır. Hatta insanların dahi birebir kopyasının oluşturulması mümkün olacaktır. Dünyaya robotlar hükmetmeye başlayacağından dolayı insanlara insanların emir vermesi yerine robotlardan emir alınması gerekmektedir. Akıllı zekaya sahip robotların üretilmesi belki de insanlığın esir olmasına neden olacaktır.


Nanoteknolojinin Faydaları

Nanoteknoloji sayesinde ürünlerin üretiminin maliyeti ciddi oranda düşer. Her şeyin bir kopyası kolay bir şekilde oluşturulabilineceğinden dolayı yaşam kalitesinin artması sağlanacaktır. İnsan için en değerli olan şey şüphesiz zamandır. Nanoteknoloji birçok şeyin üretimini kısa süreye indireceğinden dolayı bizler için en önemli şey olan zaman çalışıp uğraşmak yerine bizlere kalacak ve bu sayede yaşamanın tadını daha iyi çıkaracağız. Kim bilir belki nanoteknoloji sayesinde ölümsüzlüğün bile ilk adımları atılacaktır. Bunu bizlere gösterecek olan tek şey şüphesiz zamandır.
Paylaş:

15 Aralık 2017 Cuma

Kodlama Nedir? - Nasıl Yapılır? - Yararları Nelerdir? (Programlama Bilişim Dersi)

Kodlama gerçekten ne kadar önemli bir konu, faydaları neler, gerçekten kodlama nedir, nasıl yapılır, yararları nelerdir, bilişim dersinin çocuklar için ne gibi fırsatları var, çocuklar için kodlama öğrenme yaşı kaç olmalı gibi pek çok soruyu içinde barındırıyor kodlama... Kodlama ya da programlama temel olarak bir bilgisayara, bir uygulamaya, bir telefona ya da bir web sitesine ne yapmasını istediğini söylemek olarak tanımlanabilir. Hatta bazı eğitimciler kodlamanın okuma-yazma kadar önemli olduğunu ve kodlamanın en azından temellerinin herkes tarafından öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Kodlama eğitimi neden ve ne zaman başlamalı soruları kafaları kurcalıyor.Tüm dünya genelinde, özellikle de gelişmiş olarak nitelendirilen ülkelerde kodlama eğitimi son zamanlarda eğitim alanında üzerinde en çok konuşulan konular arasında. Sadece hükümetler değil, Microsoft gibi dev yazılım şirketleri de kodlama eğitimine yönelik çalışmalar yürütüyorlar. Kodlama eğitimi hakkında bu derece önemli çalışmalar yürütülürken hem bazı eğitimcilerin, hem de ebeveynlerin akıllarında bazı sorular da oluşmuyor değil. Kodlama eğitimi ne zaman başlamalı? Ne şekilde başlamalı? Herkes kodlama öğrenmeli mi? Bu ve bunun gibi sorular insanların kafasını oldukça meşgul ediyor.

İşte teknoloji çağının meşhur kelimesi kodlamayla ilgili merak edilen pek çok soru ve yanıtları:

Kodlama (Programlama) nedir?

Bilgisayar yazılım programının ilk adımı olan kodlama; bilgisayarda yazılım, uygulama ve web sitesi oluşturmayı mümkün kılan bir dilde elektronik olarak yazmak anlamına geliyor. Yüzlerce kodlama dili var. Bu temel bilgi öğrenildiğinde, bilgisayarda kendi yazılım, uygulama ve web sitenizi yapmanız mümkün olabiliyor.Bir metnin önceden belirlenmiş simgeler dizisine göre işaretlenmesidir. Bilgisayarlarda da çeşitli bilgilerin depolanması ya da matematiksel işlemler için özel kodlamalar yapılır.

Kodlama diğer adıyla programlama kelime anlamıyla belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü anlamına gelir. Programlama bilgisayara ya da elektronik devre ve mekanik sistemlerden oluşan düzeneklere bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisinin bütünü veya bir kısmı olarak tanımlanır.

Programlama, bir programlama dilinde yapılır. Bu programlama dili Java ve C# gibi yüksek seviyede bir dil olabileceği gibi C, assembly ve bazı durumlarda makine dili de olabilir.Yazılan kaynak kodu genellikle bir derleyici ve bağlayıcı yardımıyla belirli bir sistemde çalıştırılabilir hale getirilir.Ayrıca kaynak kodu, bir yorumlayıcı yardımıyla derlemeye gerek duyulmadan satır satır çalıştırılabilir. Derleyici, yazılan programları okuyup içerisinde mantıksal veya yazınsal hatalar olup olmadığını bulan, bulduğu hataları kullanıcıya göstererek programın düzeltilmesine yardım eden, hata yoksa programı çalıştırıp sonucunu gösteren, ayrıca çeşidine göre pek çok başka özelliği barındırabilen (bir değişkenin üzerine mouse ile gelindiğinde değişkenin özelliklerini gösterme, fonksiyonun üzerine gelindiğinde kod içerisinde fonksiyonu bulup yazıldığı satıra gidebilme, kodların daha kolay okunabilmesi için etiketler yardımıyla kodları toparlayacak bölgeler oluşturabilme…) birer platformdur. Programcılar genelde programlamayı gerçek hayata benzetirler. Bir program yazmak veya bir problemi çözmek için öncelikle komutları unutmak ve çözümü gerçek hayatta yapıyormuş gibi düşünmek gerekir onlara göre. Komutlar sadece araçtır.

Kodlama Eğitiminin Yararları neler?

Uzmanlara göre, küçük yaşta kodlama eğitimi almak çocuğun bilişimsel ve algoritmik düşünme becerilerini geliştiriyor. Kodlama bilen bir kişi bilgisayarları, bilgisayarlı makineleri programlayarak onlara istediği işleri yaptırabilir, bu cihazlara yeni özellikler, görevler ekleyebilir. Kodlama eğitimi neden ve ne zaman başlamalı sorusunun neden kısmına gelirsek. Kodlama eğitimi sunduğu temel faydaların yanı sıra çocukların yeteneklerini de geliştirme özelliğine sahip. Uzmanlar bilgisayar programlamanın temellerinin öğretilmesi sayesinde çocukların program çözme yeteneklerinin önemli ölçüde artabileceğini söylüyor.Elbette kodlama eğitiminin çocukların gelecek kariyerleri için de büyük bir önemi var. Günümüzde en çok rağbet gören ve iyi ücretler verilen işlerin arasında yazılım geliştiriciliği yer alıyor. Dünyanın en büyük şirketlerinin arasında yazılım şirketlerinin yer alması bir tesadüf değil. Microsoft, Facebook, Google ve benzerlerinin hepsi temelde yazılım şirketleri. Sadece bunlar değil teknolojinin her alanında kodlama büyük önem taşıyor. Tabii ki herkes programcı, yazılım geliştirici olmak zorunda değil. Ancak daha önce de dediğimiz gibi, uzmanlar içinde yaşadığımız dünyayı nasıl işlediğini öğrenmemiz için kodlama eğitiminin çok önemli olduğu konusunda hemfikirler.

Dünyada nasıl uygulanıyor?

İngiltere Eylül 2013’te yaptığı değişiklikle ‘kodlama’yı müfredata ekledi. İngiltere Eğitim Bakanlığı, bilgi ve iletişim teknolojileri dersinin müfredatını 5-6, 7-11 ve 11-14 yaş grubu için üç ayrı basamakta düzenledi. ABD’de de kodlama eğitimi ilk, orta ve liselerde veriliyor. Birçok ülke, çocuklara kodlama ve algoritmik düşünme becerisini kazanabilmeleri için ünlü simaların katıldığı ulusal kodlama şenlikleri, robot tasarım/ kodlama yarışmaları gibi çeşitli yöntemler geliştiriyor.

Kodlama eğitimi ne zaman başlamalı?

İşin çocuk tarafını da unutmamak gerek. Eğitim, öğretim, okul denildiğinde çoğu çocuğun bunun yerine oyun oynamayı tercih edeceği su götürmez bir gerçek. Ancak kodlama eğitiminin, eski eğitim sisteminden farklı olacağını söylemiştik. Kodlama ile çocuklar çok beğendikleri oyunların nasıl yapıldığını öğrenip, kendi ilgilerini çekecek yönleri tercih edebilirler.Örneğin Microsoft, dünyanın en çok oynanan oyunlarından biri olan Minecraft için bir eğitim modu hazırlıyor. Ayrıca tüm dünyada yine Minecraft temelli Hour of Code etkinlikleri düzenleniyor. YouthSpark adı verilen projede ise çocuklar çeşitli kamp ve benzeri etkinliklerle eğlenceli bir şekilde kodlamanın temellerini öğreniyorlar. Hatta Microsoft'un 8 yaş ve üstü çocuklar için geliştirdiği Small Basic adlı basitleştirilmiş bir programlama platformu bile var. Benzer şekilde, diğer büyük teknoloji şirketleri de çocuklara kodlamayı eğlenceli bir şekilde öğretmek için çeşitli çalışmalar yapıyor.

5 Yaşında Bile Başlar
En başta kodlama eğitimi neden ve ne zaman başlamalı diye sormuştuk. Ne zaman dendiğinde farklı yorumlar var. Kodlama eğitiminin faydalarını sıralayan uzmanlar 4-5 yaşlarındaki çocukların bile bazı temel kavramları öğrenebileceğini dile getiriyor. Tabii ki daha okuma yazmayı öğrenmemiş çocuklardan oturup uygulama yazmalarını beklemek olmaz. Bu yaştaki çocuklar için temel komutları ve algoritmaları öğretecek basit oyuncaklar bulunuyor. Örneğin, oyuncak bir trenin hangi sırayla hangi yönlere döneceğini çocuklar belirleyebiliyor. Bu bile kodlama için önemli bir temel oluşturuyor.Gerçek anlamda eğitimin ise 7-8 yaşlarında, ilkokul döneminde, okuma yazma ve temel matematik bilgileri alındıktan sonra başlayabileceği belirtiliyor. Bu yaştaki çocuklara yönelik geliştirilen birçok programlama platformu var. Microsoft'un Small Basic'ini bunlara örnek olarak göstermiştik. Bu ve benzeri platformların okullarda derslerde gösterilmesi, gelecekte çocuklarımızın içinde yaşadığı dünyayı daha iyi tanıyıp, sadece teknolojiyi tüketen değil, üreten bireyler olmasının da önünü açacaktır.



kaynaklar:
www.cnnturk.com
www.hurriyet.com.tr
Paylaş:

9 Aralık 2017 Cumartesi

Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir? Zayıflamak İçin ve Kullanım Alanları


Elma sirkesi deyince akla pek çok kullanım alanı gelir. Bunların başında zayıflamak için içmek gibi sağlık alanında kullanımı, doğal ve sağlıklı temizlik maddesi olarak kullanılması, saç ve cilt bakımı gibi alanlarda kullanılması gelir.Salatalara ve yemeklere lezzet katmanın yanı sıra, sirkenin sağlıkta, doğal temizlikte, saç ve cilt bakımında kullanıldığını biliyor musunuz? Milattan önce 5000’li yıllardan itibaren Babilliler sirkeyi çeşni ve gıda koruyucu olarak kullanıyorlardı. Hipokrat sirkenin tıbbi faydalarını ele almıştı.

Elma Sirkesinin Faydaları, Zayıflamak İçin ve Kullanım Alanları Nelerdir?

  • Sirkeyi direkt olduğu gibi içmek diş minenize ve yemek borunuza zarar verebilir! 

Bu yüzden dahili kullanımda bir bardak suya en fazla 1-2 çay kaşığı ekleyerek yemeklerle beraber
içilebilir. Elma sirkesi bu şekilde düzenli içildiğinde vücudun sağlıklı alkali ph değerini dengede tutmanıza yardımcı olur. Yüksek asit değerlerinin enerji kaybına ve enfeksiyonlara yakalanma riskini arttırdığı araştırmalarda görülmüştür. Diyabet ve kan şekeri kontrolüne yardımcıdır. Kalp damarlarında dolaşımı arttırdığı ve karaciğeri temizlemeye yardımcı olduğu bilinir. Lenf bezlerini temizler, vücutta mukusu azaltıp sinüs tıkanıklıklarını açarak alerjik etkileri de azaltabilir. Mide yanmasını geçirmek için de etkili olduğu söyleniyor, ama ülseriniz varsa elma sirkesi midenizi iyi gelmeyecektir. Bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle oluşan ishal durumlarında suya ekleyip içilirse elma sirkesindeki pektin antibiyotik etkisiyle spazmları gidermeye yardımcı olur. Suya katılmış sirke ile gargara yapmanın dişlerdeki lekeleri ve ağız kokusunu da engellediği söylenir.

Yarım litre suya 2 çay kaşığı elma sirkesi ekleyip gün boyunca azar azar içildiğinde sirke asidinin kilo vermeye yardımcı olduğu 2009 yılında yapılan bir araştırmada görülmüştür. 12 hafta boyunca düzenli sirke asidi tüketildiğinde vücut ağırlığında, karın bölgesi yağlarında, bel çevresi kalınlığında ve kötü kolestrol oluşumuna neden olan trigliserit seviyelerinde bir miktar azalma olduğu görülmüştür.Kas ve artrit ağrılarını da hafifletebilir. Sirkeli su ile ıslattığınız bir bezi ağrılı bölgelere düzenli olarak uygulayın.

Etleri marine etmek ve bakterileri öldürmek için bir gece önceden sirkeye yatırın. Temizlemeden, baharatını ekleyip pişirebilirsiniz. Çorbanızı veya sotelerinizi hazırlarken baharatı fazla kaçırırsanız bir çay kaşığı elma veya üzüm sirkesi ekleyin. Yumurta haşladığınız suya 1-2 kaşık sirke ekleyip kabukların daha kolay soyulmasını sağlarsınız.Elinize sinen koku ve yiyecek lekelerini çıkarır, havuç ve pancar gibi sebzeleri doğrayıp hazırlarken elleriniz boyanırsa sirke ile temizleyebilirsiniz. Meyve ve sebzeleri, özellikle de yeşil yapraklı sebzeleri temizlerken sirkeli suda bekletin.


  • Temizlik amacıyla sirke kullanımında, kesinlikle çamaşır suyu ve benzeri içerikte deterjanlarla karıştırılmamalıdır. 


Bulaşık ve çamaşır makinenizi ayda bir deterjan haznesine sadece sirke koyup boş çalıştırarak temizleyebilirsiniz. Bulaşık makinasının kullanım kılavuzunda aksi bir bilgi bulunmuyorsa  parlatıcı yerine kullanılabilir. Çamaşırlarınızdaki ter ve deodorant lekelerini temizlemek için sirkeli bez  bastırabilirsiniz. Sigara vb. kötü kokular sinmiş giysileri sirke eklenmiş sıcak su buharında bırakıp kokudan arındırabilirsiniz. Mutfakta yemek yaktıysanız veya sigara içilen bir odanız varsa kokunun yoğun olduğu bölgelere sirke dolu bir kase koyabilirsiniz.


Buzdolabının içini temizlemek için sirkeli bez kullanırsanız kötü kokuları da yok edecektir. Paslanmaz çelik, krom ve cam yüzeyleri temizlerken kullanılabilir. Bakır, pirinç veya kalay eşyaları parlatmak için sirke ve tuzu karıştırıp kullanabilirsiniz. Granit, mermer veya kireçtaşı yüzeyleri temizlerken sirke ve limon kullanmayın. Gümüşlerinizi yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat eklediğiniz bir kap suyun içinde 2-3 saat bekletip soğuk suyla durulayıp yumuşak bir bezle kurulayarak parlatabilirsiniz. Makaslarınızı sirkeli bir bezle temizleyebilirsiniz.

Porselenlerinizde oluşan çay ve kahve lekelerini çıkarmada yardımcıdır. Kesme tahtalarınızı sirkeyle temizleyerek bakteri oluşumunu engelleyebilirsiniz. Kızartma yaptığınızda her yere yayılan yağ damlalarını sirkeli sünger ile silebilirsiniz.Tuvalete geceden elma sirkesi döküp bırakarak temizleyebilirsiniz. Yarım ölçü sirkeyi bir ölçü su ile karıştırıp fırın, mutfak tezgahı, fayanslar, pencere camları ve aynaların temizliğinde de kullanabilirsiniz. Küf lekelerini çıkarmada da etkilidir. Fayanslar, banyo ve mutfak dolapları, plastik duş perdeleri sirkeli suyla temizlenebilir.

Bilgisayar ve klavye, mouse gibi elektronik aksesuarları kapalı olduklarına emin olduktan sonra hafif sirkeli suyla ıslatılmış bir bezle silerek temizleyebilirsiniz. Ahşap eşyalar üzerindeki beyaz su lekelerini çıkarmak için sirke ve zeytinyağını eşit oranda karıştırıp lekeye uygulayın.


Tükenmez kalem lekesi, yapışkan izleri ve etiketleri sökmede kullanılabilir. Aracınıza yapıştırılmış etiketleri sökmeye yardımcı, cam suyunun içine az miktarda sirke koyarsanız camlarınızın parlak kalmasını sağlar, camları içten temizlerken sirkeli su kullanırsanız buğulanmayı engeller.

Halılarınızı sirkeli suyla süpürün ve kurumaya bırakın, eski ve kirli görüntüsünü alır, sinen kokuları çıkarır. Eğer leke varsa yarım fincan sirke içinde 2 kaşık tuz eritip lekeli yeri bu karışımla ovalayıp kuruduğunda elektrikli süpürgeyle süpürebilirsiniz.

Saçınızı şampuanladıktan sonra sirkeli su ile duruladığınızda şampuan artıklarını saçınızdan temizler, güçlendirir ve ışıldamasını sağlar. Saçınızı sirkeli su ile durulamak kepeğe karşı da etkilidir. Boş bir şampuan şişesine yarım yemek kaşığı sirke ve bir bardak şu koyup çalkalayın ve haftada bir kaç kere şampuanladıktan sonra uygulayın. Saçınızdaki sirke kokusu rahatsız ederse karışıma bir kaç damla lavanta gibi doğal yağlar eklenebilir. 1 tatlı kaşığı elma sirkesi, 2 çorba kaşığı zeytinyağı ve 3 yumurta beyazını karıştırarak doğal saç bakım maskesi hazırlayabilirsiniz. Karışımı sürdükten sonra yarım saat bone ile kapalı tutun, ardından şampuanlayın ve durulayın.

Cildinizin ph değerini de dengede tutar. Bir ölçü sirkeyi iki ölçü su ile karıştırıp, bir pamukla yüzünüzü hafifçe silin.  Akşam yüzünüzü yıkadıktan sonra veya sabah yüzünüze nemlendirici uygulamadan önce kullanabilirsiniz. Akşamdan yüzünüze sürüp bırakırsanız yaşlılık lekeleri ve akne izleri ile de savaşır.

Güneş yanığının acısını dindirmek için sirkeli suyu vücudunuza uygulayabilirsiniz. Eşit miktarda su ve sirkeyi iyice karıştırıp traş sonrası cildi rahatlatmak için kullanabilirsiniz. El ve ayaklara elma sirkesi ile masaj yaparak yorgunluğunu alabilirsiniz.Eşit miktarda su ve sirkeyi karıştırıp haftada bir kaç kere evcil hayvanınızın tüylerine sıkıp okşayarak tüm cildine dağıtırsanız pireleri uzaklaştırabilirsiniz. Köpeklerinizin kulaklarını temizlemek için bir ölçü sirkeyi 4 ölçü su ile karıştırıp, içinde bekletilmiş bir bezle silebilirsiniz.  Kedileri uzak tutmak istediğiniz bir yer varsa sirkeyi spreyle o bölgeye sıkın, kedileri uzak tutacaktır.
Paylaş:

5 Aralık 2017 Salı

Cilt İçin Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir? Cilt Lekeleri ve Sivilce


Elma sirkesinin pek çok faydası vardır. Özellikle cilt için elma sirkesi ne şekilde kullanılabilir? daha da detaylandıracak olursak elma sirkesinin cilt lekelerine ve ciltte oluşan gençlik sivilcelerine ne gibi faydaları vardır? gibi sorular mevcuttur.İşte size ''Cilt İçin Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir? Cilt Lekeleri ve Sivilce '' başlıklı yazımızın detayları...

Cilt İçin Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir? Cilt Lekeleri ve Sivilceye Elma Sirkesinin Faydaları Nelerdir?


Merhaba sevgili okurlarımız.Bu yazımızda faydası kendisinden büyük olan elma sirkesinin cilt lekeleri üzerindeki etkilerini inleyeceğiz.Cilt lekelerin genel olarak güneşten gelen ışıkların zararlı etkilerinden, çevre şartlarından veya beslenmeden kaynaklı olabilir. Ama en büyük etken güneş ışınlarıdır.Çünkü ozon tabakasının delinmesi ile alfa ve beta gibi zararlı ışınları dünyamıza gelir.Bu zararlı ışınlar ise belli süre sonra ciltte lekelenmelere sebep olur.Bu yüzden ne kadar da olsa korunmaya çalışsak da bu ışınlar bazen cildimizde lekelere sebep olabilir.Bu  lekeler için kimyasal ilaç ve kremler yerine etkili ve doğal bir içecek elma sirkesinin özelliği ve faydalarından bahsedeceğiz.Öncelikle elma sirkesi hakkında kısaca bilgi verelim:



Elma Sirkesi Nedir? Nasıl Yapılır?

Elma sirkesi; elma suyunun sıkılması ile bakteri ve mantarlar yardımıyla bekletildikten sonra ortaya çıkan fermente bir üründür.Genellikle salatalarda kullanılan elma sirkesi günümüzde pek çok farklı sağlık alanlarında kullanılır.Çünkü elma sirkesinde ki probiyotik bakteriyel sağlık açısından ciddi önemli faydaları bulunmaktadır.Bu konuya bir başka yazımızda uzun uzun değineceğiz.Şimdi elma sirkesinin sivilceler üzerindeki faydalı etkileri göz atalım:

Elma Sirkesinin Cilt Lekeleri Üzerinde Etkileri Nelerdir?

1: Cilt Derisini Tazeler

Elma suyunun en etkili özelliklerinden biri olarak gösterilebilir.Cilt lekesinin maruz kaldığı derinin yenilenmesi ve onarılması için elma sirkesi en faydalı tonik olarak kullanılabilir.Çünkü elma sirkesinin anti mikrobiyal ve anti septik etkisi vardır.Bu sayede cildi özellikle ölü hücrelere karşı temizlenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda sivilceden dolayı da oluşan deri üzerindeki lekelerinde yok olmasına yardımcı olur.Bu etkileriyle birlikte asidik yapısı sayesinde cilt üzerinde oluşan sivilce lekelerini uzaklaştırır

2: Sivilce Oluşumunu Engeller
Asidik yapısı sayesinde cilt üzerinde ve cilt tabakasının altında biriken mikroorganizmaların uzaklaşmasına yardımcı olarak sivilcelerin oluşumunu kökten engelleyebilirsiniz.Özellikle bakterilerin yüz derisinin içinde çoğalmasını engeller.Bu sayede sivilceler meydana gelmeden çoğalmasının önüne geçmiş olursunuz.Çünkü sivilcelerin oluşması belli süre sonra cilt lekelerine sebep olur.Aynı zamanda ilerleyen zamanlarda ciltte fiziksel olarak çöküntüye benzeyen kötü bir görüntüye sebep olur.Bu yüzden hem cildinizin güzel gözükmesi hem de cilt lekelerinden kurtulmak için sivilcelerden korunmalısınız. Bunun için de en etkili ve doğal tarif elma sirkesini tavsiye ediyoruz.

3: Siyah Nokta ve Yağ Birikimini Engeller

Elma sirkesinde bulunan değerli, besin maddeleri ve probiyotik bakteriler sayesinde cilt ve yüz üzerinde yağ birikimini önleyen etkiye sahiptir.Bu asit yağları parçalar ve cilt üzerine çıkmasını kolaylaştırır.Sonrasında ise tekrar yüzde yağ birikmesine engel olur.Bu sayede hem yağ birikimini engelleyecek hem de siyah noktaların meydana gelmesini engeleyebilirsiniz.Bu yağ maddeleri ve siyah noktalar ilerleyen zamanlarda cilt lekelerine sebebiyet verir.Bu yüzden yağlı ciltten uzak durmak için elma sirkesini öneriyoruz.

4: Aknelerin Meydana Gelmesini Önler

Cilt üzerinde ölü derilerin birikmesi, yabancı ve zararlı maddelerin birikmesi ilerleyen sürelerde akne oluşumuna sebep olmaktadır.Sivilceler gibi akneler de cilt üzerinde kötü görünüme sebep olur ve bir süre sonra cilt lekelerine sebep olur.Diğer maddelere nazaran aknelerin yok edilmesi biraz daha zordur.Çünkü deri içinde daha kalıntı yapar.Uzaklaştırılması daha zordur.Bu yüzden aknelerin oluşmadan önce önlem almalısınız.Henüz tam olarak meydandan değilken doğal elma sirkesini kullanarak akneleri engelleyecek ve cilt lekelerinin oluşumunu engelleyeceksiniz.

Cilt Lekeleri İçin Elma Sirkesini Nasıl Kullanırız?

1: Elma Sirkesi ve Su

Öncelikle dikkat edilmesi gereken elma sirkesinin seyrekleştirilmesidir.Asidik özelliğinin belli oranda azaltmak için 1 fincan elma sirkesi ve 1 fincan suyun aynı oranda karıştırıp cilt üzerinde bir pamuk yardımıyla uygulayabilirsiniz.

Bu tarifle birlikte su yerine maden suyunu da kullanabilirsiniz.Çünkü maden suyu da cilt üzerinde olumlu etkileri vardır.Hem elma sirkesi hem de maden suyu sayesinde sivilceler için etkili bir tedavi göreceksiniz.

2: Elma Sirkesi ve Bal

Bu 2 etkili gıda ile cilt lekelerinin kolayca önleyeceksiniz.Çünkü elma sirkesinin asidik yapısı ve etkisi ile balın anti mikrobiyal etkisi birleşerek etkili bir kür haline gelir ve cildinizdeki lekeleri yok etmek ve ölü deriden temizlemek için etkili bir kür haline gelir.

Yarım kaşık elma sirkesini 1 kaşık bal ile karıştırın ve temiz cildinize uygulayın.Ortalama10 dakika bekledikten sonra ılık su ile temizce yıkayın.Asidik yapıda olduğu için hassas ciltlerde kızarıklığı sebep olabilir.Bu yüzden dikkatli kullanmanızı veya elma sirkesi miktarını azaltmanızı öneriyoruz.

3: Elma Sirkesi ve Aloe Vera

Aktardan kolayca bulacağınız aloe vera ile elma sirkesini karıştırarak özellikle hassas ciltler için etkili bir karışım olacaktır.Elma sirkesinin anti mikrobiyal temizleyici etkisi ve aloe veranın temizleyici ve nemlendirici etkisi birleşince etkili bir karışım halini alacaktır.Yarım kaşık elma sirkesi ile 1 kaşık aloe verayı karıştırıp homejen hale getirin ve cildinizi nazikçe sürün.15 dakika bekledikten sonra ılık su ile iyice yıkayın.

Bu kürleri özellikle gece vakitlerinde yapmak daha etkili hale gelmesini sağlar ve temizlenen hassas cildin güneşten zarar görmesini engelleyebilirsiniz.Olası kızarıklık veya alerji durumunda doktorunuza danışmanızı tavsiye ediyoruz.Mutlu ve sağlıklı günlere...

kaynak: 
https://gidabilinci.blogspot.com.tr/2017/10/cilt-lekeleri-ve-sivilce-icin-elma.html
Paylaş:

4 Aralık 2017 Pazartesi

Akdeniz diyeti nedir nasıl yapılır? Akdeniz diyetinin faydaları ve püf noktaları


Sağlıklı yaşamın alternatif çözümlerinden biri olan Akdeniz diyeti nedir? Akdeniz diyeti nasıl yapılır, Akdeniz diyetinin faydaları ve püf noktaları nedir hakkında bilgi edinmek istiyorsanız aşağıda detaylı bir şekilde yayımlanan yazımızı inceleyiniz derim...

Akdeniz diyeti ile yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz. İşte Akdeniz diyetinin faydaları ve dikkat edilmesi gerekenler


Akdeniz Diyeti nedir, nasıl yapılır?

Taze meyve, sebze, yeşillik, zeytinyağı ve balığın ağırlıklı olarak yer aldığı Akdeniz diyetinin beyin sağlığı için de çok önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, beyin yapısındaki bağlantıları koruyan Akdeniz diyetinin bilişsel yaşlanmayı yaklaşık 10 yıla kadar geciktirebildiğini kaydediyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, taze sebze ve meyve, balık ve zeytinyağının ağırlıklı olduğu Akdeniz diyeti ile beyin sağlığının da korunduğunu ve sağlıklı yaşlanmanın mümkün olduğunu söyledi.

Akdeniz diyetinin faydaları ve püf noktaları nelerdir?

Akdeniz diyeti beyni koruyor!

 Sebzenin az, etin ise daha fazla tüketildiği beslenme kültürlerinde yaşlanma belirtilerinin de erken görüldüğüne dikkat çeken Gizem Köse, beslenme ile beyin sağlığı arasındaki ilişkinin yapılan araştırmalarla da kanıtlandığını söyledi.
Erken yaşlılık döneminde uygulanan Akdeniz diyetinin beyin yapısındaki bağlantıları koruduğunun çalışmalarla ortaya çıktığını belirten Gizem Köse, “Alzheimer's & Dementia dergisinde yayınlanan son makalede Fransızlar’ın yaptığı çalışmalarda erken yaşlılık döneminde uygulanan Akdeniz diyetinin beyin yapısındaki bağlantıları koruduğu yer alıyor.

Çalışmaya göre Akdeniz diyetinin bilişsel yaşlanmayı neredeyse 10 yıla kadar geciktirebildiği gözlenmiş. Akdeniz diyetinin yararı yıllardır biliniyor ve yaklaşık 30 yıldır da bu diyet ve vücut fonksiyonları üzerine araştırmalar yapılıyor. Özellikle et tüketmeyi seven bir toplum olarak sebze tüketimimizin az olması nedeniyle yaşlanma belirtileri de erken ortaya çıkıyor.” dedi.
Akdeniz diyetinin beyin sağlığının yanı sıra aynı zamanda dolaşım sistemine ve dolayısıyla kalp üzerine de bolca olumlu etkisi olduğunu vurgulayan Gizem Köse, “Akdeniz diyeti, özellikle protein alımını beyaz ete hatta balık tüketimine yöneltmesiyle omega-3 alımını da arttırıyor.
Bol sebze, meyve, balık ve de zeytinyağının öne çıktığı Akdeniz diyeti yeşillikler ve zeytinyağı bir araya geldiğinde bol bol vitamin ve yağ asidi tüketmiş olursunuz. Sağlığınıza olumlu etkilerin yanında bolca K vitamini alarak cildinizin de daha sağlıklı ve canlı olmasını sağlarsınız.” dedi.
Tahılları çeşitlendirin, her öğünde sebze yiyin
Diyetisyen Gizem Köse, Akdeniz diyeti ile ilgili şu önerilerde bulundu:
· Kırmızı et yerine balık tüketin.
· Her öğünde mutlaka sebze olsun, hatta akşam yemekleri sadece sebze tüketin.
· Zeytinyağı en sağlıklı yağdır, her yemekte kullanın ama kalorisine de dikkat!
· İşlenmiş beyaz tahıllardan uzak durun, tahılların bir sürü çeşidi var. Alışveriş sırasında raflara iyice bir göz gezdirin. Sebzeli, tam tahıllı, çavdarlı birçok pirinç, makarna, kinoa ve ekmek görebilirsiniz. Tek yönlü tahıl tüketmeyin, hep çeşitlendirin.
· Haftada 2 kere kurubaklagil tüketin! Kurubaklagiller hem barsak sağlığı için gerekli hem de bolca bitkisel protein içeriyor. Yani kırmızı et ile alamadığınız proteinin bir kısmını karşılayabilirsiniz. Ancak hatırlatayım kırmızı et olmadan da olmaz! Haftada 1 kırmızı et olsun.
· Canınız tatlı bir şeyler istediğinde önce meyve tüketin, baktınız geçmiyor sütlü tatlı tüketin. Şerbetli tatlılardan mümkün oldukça uzak durun, bol meyve… Bol derken günde 1 kilo değil tabii.. Her gün 3 taze meyve yeterli…
ka

kaynak: 
www.milliyet.com.tr
Paylaş:

27 Aralık 2014 Cumartesi

İncir Reçeli Nasıl Yapılır - İncir Reçeli Tarifi Malzemeleri ve Faydaları

İncir Reçeli Nasıl Yapılır, İncir Reçeli Tarifi ve Malzemeleri,Faydaları


Not: İncir; kuvvetli, besleyici ve güzel bir meyvedir. Çeşidi çoktur. Kabızlık için bir müshildir


İncir Reçeli Tarifi ve Malzemeleri


İncir Reçeli Malzemeler:


120 adet reçellik soyulmuş incir (pazarda satılanlarla 4 paket ~ 600 gr)

1 kilo 300 gr toz şeker (~ 5 su bardağı)

1 litre su

yarım limonun suyu


İncir Reçeli Tarifi::

1. incirlerin ortasını (boyuna) kürdanla delin. incirleri soğuk su dolu bir kaseye atın. 5 dakika bekletin. iki avcunuzun arasına aldığınız birkaç incirin suyunu sıkarak süzün. tüm incirleri bu şekilde kaseden alın. incirleri tekrar su dolu bir kaseye alın ve aynı işlemleri tekrarlayın.


2. incirleri su dolu bir tencere koyun ve kaynatın. kaynadıktan sonra soğuk su akan musluğun altında önceki adımdaki gibi sularını süzdürün. (ilk aşama için yazarın dediği gibi suyun oda sıcaklığına gelmesini bekledim ama bir türlü tam soğumadığı için parmaklarım yanarak suları süzdürmek zorunda kaldım. ikinci kaynama sırasında musluğu denemeye karar verdim, sonuçta çok daha kolay oldu) soğuk su dolu kase adımını tekrarlayın.


3. tenceredeki suyu tazeleyin, incirleri tencereye alın. bir taşım daha kaynatıp tekrar sularını süzdürün. (tüm bu işlemlerin amacı incirin acılığını gidermek)


4. son kaynama sırasında şeker ve 1 litre suyu ayrı bir tencereye alın ve kaynatın. şeker eriyince yarım limonun suyunu ekleyin. birkaç dakika sonra incirleri ilave edin, kısık ateşte kaynamaya bırakın.


5. yaklaşık 1 saat reçel kıvamına gelene kadar kaynatın. kıvamın tutup tutmadığını kontrol etmek için porselen bir tabağa bir damla reçelin suyundan damlatın. tabağı hafifçe eğdiğinizde reçel akmıyorsa kıvama gelmiştir.
Paylaş: