hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2017 Perşembe

Hülagü Han Kimdir? Nedir? - Hayatı Hakkında Tarihi Bilgiler



Hülagü Han (1217-1265) 

Cengiz Han'ın torunudur.İlhanlı Devleti'nin kurucusudur. Soyu Cengiz Han dan gelen Hülagü Han, adını Abbasileri yıkan hükümdar olarak tarihe geçirmiştir. Özellikle İran seferi ve Bağdat ın alınması sebebiyle tarihe Türklerin kanını yerde bırakmayan, zalimliğe uğrayan milletini için  kan akıtmaktan çekinmeyen Moğol hükümdarı, tarihin en büyük ve en güçlü kişiliklerinden biridir.

Cengizhan'ın ölümünün ardından babası büyük han Mengü tarafından güneyde İran ve Abbasilere karşı dedesi Cengiz Han'ın politikalarını devam ettirmesi için görevlendirilmiştir. Ardından büyük bir Ordu Kuran Hülagü Han, İran'a sefer düzenlemiş, ilk etapta hiçbir direnç ile karşılaşmadan feth ederek yoluna devam etmiştir.

Haşhaşileri Yok Eden Hükümdar

Meşhur haşhaşilerin Alamut Kalesi'ni kuşatmış, yüzyıllar boyu kimsenin alınamaz, girlemez dediği Alamut kalesini Usta bir Bilginlik ve teknoloji ile kolayca fethetmiştir.

Hülagü Han mühendisleri sayesinde Sarp Alamut kalesini fethederek dünya tarihine geçmiştir. Bilindiği üzere Alamut kalesi oldukça Sarp kayalıklarda, oldukça profesyonel Haşhaşiler tarafından korunmakta ve alınması çok zor bir konumdaydı. Hülagü Han mühendislerin akıl vermesiyle Kalenin altındaki tepenin içine tüneller kazdırmış ve bu  tünelleri tamamen petrol ve barut ile doldurmuştur. Adeta Kalenin bulunduğu Tepeyi dev bir bombaya dönüştürmüş kaleyi havaya uçurmuştur. Hülagü Han ve Moğol ordusu, böylelikle hiç alınamaz denilen Alamut Kalesi'ni fetih etmiş ve ardından Bağdat'a yönelmiştir.

Babası Büyük Han'nın ona öğüdü, kendisine direnmeyen kasabaları ve milletleri hoşgörülü davranması, ancak ona direnen şehirleri tamamen kılıçtan geçirmesini öğütlemiştir. Abbasilerin Türklere uyguladığı zalimliklerden dolayı oldukça rahatsız olan Hülagü Han, intikam almak üzere Bağdat'a sefere çıkmış ve son Abbasi Halifesi Mustasım' dan teslim olmasını istemiştir. Halife ise kendisine saldırırsa Allah'ın gazabına uğrayacağını söylemiş teslim olmayı reddetmiştir.


Hülagü Han bu sebepten oldukça kızmış ve Moğol savaş makinesini harekete geçirmiştir. Abbasiler üzerine Bağdat'a oldukça kanlı bir sefer yapmış, Bağdat şehrini çok fazla zorlanmadan yıkıcı savaş gücü ile ele geçirmiştir. Dünya tarihinde kanlı savaşlar arasında gösterilen bu sefer de Bağdat'ın tamamının öldürüldüğü rivayet edilmektedir.Kimi kaynaklarda 90 bin kişinin 1258 yılında öldürüldüğü, bir hafta boyunca tüm Bağdat'ın yağmalandığı rivayet edilir.

Hülagü Han Orta Asya Gök Tengri - Şaman inançlarına sahipti. Hülagü Han'ın Abbasilerin Türklere yaptığı acımasızca kanlı katliam ve zulümlerden dolayı, Araplara nefret beslediği söylenir.

Moğollar yapılan Düceyil Muharebesi'nin ardından Bağdat şehrini tamamen ele geçirmiş, kaçmak isteyenlerin ise yakalayıp öldürmüşlerdir. Halife yakalanmış ve Türk kültürü ve bozkır geleneklerine göre asil kanın yere düşmesi uğursuzluk sayıldığından, son Abbasi halifesi'nin keçeye sarılıp atlar tarafından çiğnetilerek öldürüldüğü söylenir.

Hülagü Han'ın o dönemde kazandığı savaşlarda kaç düşmanı öldürdüğü bilinmese de o zamanın Fransa Kralına yazdığı mektupta ordusunun yaklaşık 200 bin kişiyi öldürdüğünü söylemiştir.

Hülagü Han, ardından Filistin seferine çıkmış, Suriye ve Eyyubiler üzerine gitmiştir. Bir sonraki hedefleri Mısır olurken babası büyük Han Mengü'nün ölümü Hülagü Hani bu sefer den Vazgeçmek Zorunda bırakmıştır. Ardından taht karışıklıkları nedeniyle Hülagü Han hakimiyetindeki bölgeye kuzeye geri döndü. Bu süreçte yerine bıraktı Ordu Araplar tarafından Ayn Calut bölgesinde yenilgiye uğratılıca Hülagü Han, intikam için yeni bir Ordu topladı. Ancak kuzeni Berkehan ona Savaş açmış ve bu Seferden vazgeçmiştir.

Kuzeni ile yaptığı savaşta hayatının ilk yenilgisini alan Hülagü Han kafkaslarda Bozguna uğramıştır. Bu savaş Moğol orduları arasındaki ilk savaş olup taht kavgalarının kıvılcımını ateşlemiştir. Hülagü Han 1265 yılında ölmüş, atı ve cariyeleri de kurban edilerek onunla birlikte gömülmüştür. Cenazesi Gök Tengri -Şaman geleneklerine göre yapılmış olan Büyük Türk Hükümdarı Hülagü Han 'ın  mezarı Urmiye Gölü'ndeki bir adaya gömülmüştür.

En büyük oğlu Abaka Han yerine geçerek babasının politikasını devam ettirmiştir.
Hülagü Han, tarihe ünlü Bağdat seferi ile Abbasi'leri tarihten silmesi ve Alamut Kalesi'ni fethetmesiyle Haşhaşi'leri  yok etmesiyle geçmiştir. Bilime ve kimyaya çok ilgili olduğu pek çok kaynakta belirtilmektedir.

Hülagü Han'ın soyu kökü Gök-Türklere dayanan Cengiz soyundan gelen safkan bir Türktür.  Hülagu Hanın bir diğer özelliği ise; Feth ettiği yerlerde Türkçe konuşmayı mecbur kılmıştır. Bunu İran tarihini incelediğimiz de görüyoruz. Türk milleti belki bu gün Türkçe konuşmasını bile Hülagu Hana borçlu olabilir.

Kale kuşatmalarında her zaman Türk olmayan unsurları en ön saflara sürmüş olması kendi kanından olanların hayatına verdiği önemi göstermektedir.Kale kuşatmalarında Çinli' ler gibi Türk olmayan askerleri ön saflarda kullanmıştır.
Paylaş:

20 Aralık 2017 Çarşamba

Serenay Sarıkaya Kimdir? Nedir? Nerelidir? Bilgilen




Aşağı yukarı 2008 yılından beri her geöen gün ve ay Türk dizi ve sinema sektöründe basamakları hızla tırmanan Serenay Sarıkaya, aynı zamanda yaşadığı aşklarla da magazin dünyasının dikkatlerini de üzerinde topladı.Oynadığı dizi ve reklam projeleri ile her daim gündemde kalmayı başaran  Serenay Sarıkaya  uzun süre Amerika'da yaşadı ve aynı zamanda ünlü ve yakışıklı oyuncu Kerem Bürsin' le ile yaşadığı aşk ile Türk izleyicisinin sürekli radarında kaldı. Peki Türkiye magazin, dizi ve sinema gündeminden hiç düşmeyen güzel ve seksi oyuncu model Serenay Sarıkaya kimdir?, Serenay Sarıkaya kaç yaşındadır, aslen nerelidir? gibi Serenay Sarıkaya hakkında bilgi dolu Biyografi yazımızın detayları aşağıda...

Serenay Sarıkaya Kimdir? (Biyografisi)

Adı Soyadı: Serenay Sarıkaya
Doğum Tarihi: 1 Temmuz 1991
Nereli: Ankara
Burcu: Yengeç
Kilosu: 54 kg
Boyu: 175 cm
Göz Rengi: Kahverengi
Saç Rengi: Kumral
Eğitim Durumu: Lise Mezunu
Sevgilisi: Kerem Bürsin
Evli mi: Hayır
Eşi:  Yok
instagr Hesabı: www.instagram.com/serenayss
Twitter Hesabı: twitter.com/srnysrkyresmi
Facebook Hesabı:  www.facebook.com/serenaysarikayasayfasi

Serenay Sarıkaya Kısaca Hayatı Hakkında Bilgi


1 Temmuz 1991 tarihinde Ankara’da doğan Serenay Sarıkaya, ilk oyunculuk deneyimini 2006 yılında Şaşkın filmi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşadı. 15 yaşında iken katıldığı bir güzellik yarışması dahilinde jüri özel ödülünü alarak dikkatleri üzerine çekti. Ayrıca güzellik yarışmasının yapıldığı yıllarda Plajda isimli sinema filminde rol aldı. 2008 yılında Sinan Çetin’in Peri Masalı dizisi ile dizi filmlerde oynamaya başladı. Yine Sinan Çetin’in limon Ağacı dizisinde ilk olarak başrol oynadı. Bu diziden sonra büyük sükse yapan Adanalı dizisinde oynamaya başladı.

Serenay Sarıkaya, 2010 yılında Miss Turkey yarışmasında ikinci olarak Miss Universe yarışmasında Türkiye’yi temsil etme hakkını kazandı. Bu yıllardan sonra ünü yavaş yavaş Türkiye’ye yayılmaya başlayan Serenay Sarıkaya Lale Devri ve Medcezir dizileri ile ününü üst seviyelere taşımayı başardı. Ayrıca Ejderhanı Nasıl eğitirsin ve Behzat Ç. Ankara Yanıyor filmlerinde rol aldı. Serenay Sarıkaya dizi ve sinema filmlerinde rol alırken aynı zamanda reklam filmleri ile de ön plana çıktı. 2014 yılında ise GQ Türkiye tarafından yapılan yarışmada yılın kadını seçildi. Bunların haricinde Serenay Sarıkaya iki kez Altın Kelebek Ödülü alarak sanat yaşamını taçlandırdı. 

Çocukluk yıllarında Antalya'da yaşayan ve İstanbul'da yaşama fikrinin korkutucu olduğunu da söyleyen Sarıkaya, annesine oyunculuk yapmak istediğini söylemesi üzerine İstanbul'a taşındılar.  Lise eğitimini Antalya Saime Salih Konca Lisesi'nde tamamlayan Sarıkaya, üniversite eğitimi yurt dışında tamamlamak istemiş, ancak üniversite eğitimi almamıştır. Çocukken oyuncu olmayı düşünmeyen Sarıkaya, modellik yapmayı istiyordu. Uzun süre voleybol oynadı ve bir dönem basketbolla ilgilendi. Ayrıca bir sürede tenis oynayan Sarıkaya, kariyeri öncesinde latin danslarıyla da ilgilendi. 15 yaşındayken Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen Avrupa Gençler Güzellik Yarışması'na katılan Sarıkaya, yarışmada jüri özel ödülünü almasının ardından oyunculuk kariyerine başladı.

Serenay Sarıkaya, çekimleri 2013 yılının Mayıs ayında başlayan, Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi isimli dizinin ikinci sinema filmi olan Behzat Ç. Ankara Yanıyor filminde Melisa karakterini canlandırdı. Aynı yıl Amerikan yapımı The OC dizisinden uyarlanan Medcezir dizisinde Çağatay Ulusoy ile birlikte başrolde yer alacağı açıklandı. Senaryosu Ece Yörenç tarafından yazılan ve Ali Bilgin tarafından yönetilen dizide orijinali Marissa Cooper olan Mira Beylice karakterini canlandırdı. 2014 yılında Medcezir'de birlikte rol aldığı Hazar Ergüçlü ile birlikte bir şampuan markasının reklam yüzü oldu.
Aynı yılın mart ayında yönetmenliğini İzlandalı yönetmen Thor'un yaptığı bir reklam filminde yer aldı. Aynı yıl bir giyim markasının yeni reklam yüzü oldu ve iki yıllık bir sözleşme imzaladı. Bu markanın ilkbahar-yaz koleksiyonunun tanıtımı için çekilen reklam filminde dünyaca ünlü Brezilyalı model Francisco Lachowski ile birlikte yer aldı. Aynı yılın eylül ayında yine aynı markanın bir reklam filminde daha yer aldı. Aksiyon sahnelerinin yer aldığı reklam filmi üç günde çekildi. 2015 yılında ise yine aynı markanın ilkbahar-yaz koleksiyonunun tanıtımı için Kerem Bursin ile birlikte kamera karşına geçti. İki oyuncunun aşkı, reklam çekimlerinde başlamıştı. Sarıkaya ve Bürsin'in birlikte şarkıda söylediği reklam filmi izleyicilerden olumlu tepkiler aldı. Reklam filmi çok ses getirince markayla olan sözleşmeleri bu yılda yenilendi.


Serenay Sarıkaya Rol Aldığı (Oynadığı) Diziler ve Fimler


Çi (DURU)                   2017
Fİ (DURU)                   2017
MEDCEZİR (MİRA)       2013
LALE DEVRİ (YEŞİM)    2010
ADANALI (SOFİA)        2008 - 2010
LİMON AĞACI (PERİ)    2008
PARAMPARÇA AŞKLAR  2008
PERİ MASALI               2008

İşte güzel oyuncu Serenay Sarıkaya'nın Resimleri (Fotoğrafları);


Paylaş:

Serenay Sarıkaya Nedir? Kimdir? Biyografisi, Nerelidir? Kaç Yaşında?


Aşağı yukarı 2008 yılından beri her geöen gün ve ay Türk dizi ve sinema sektöründe basamakları hızla tırmanan Serenay Sarıkaya, aynı zamanda yaşadığı aşklarla da magazin dünyasının dikkatlerini de üzerinde topladı.Oynadığı dizi ve reklam projeleri ile her daim gündemde kalmayı başaran  Serenay Sarıkaya  uzun süre Amerika'da yaşadı ve aynı zamanda ünlü ve yakışıklı oyuncu Kerem Bürsin' le ile yaşadığı aşk ile Türk izleyicisinin sürekli radarında kaldı. Peki Türkiye magazin, dizi ve sinema gündeminden hiç düşmeyen güzel ve seksi oyuncu model Serenay Sarıkaya kimdir?, Serenay Sarıkaya kaç yaşındadır, aslen nerelidir? gibi Serenay Sarıkaya hakkında bilgi dolu Biyografi yazımızın detayları aşağıda...

Serenay Sarıkaya Kimdir? (Biyografisi)

Adı Soyadı: Serenay Sarıkaya
Doğum Tarihi: 1 Temmuz 1991
Nereli: Ankara
Burcu: Yengeç
Kilosu: 54 kg
Boyu: 175 cm
Göz Rengi: Kahverengi
Saç Rengi: Kumral
Eğitim Durumu: Lise Mezunu
Sevgilisi: Kerem Bürsin
Evli mi: Hayır
Eşi:  Yok
instagr Hesabı: www.instagram.com/serenayss
Twitter Hesabı: twitter.com/srnysrkyresmi
Facebook Hesabı:  www.facebook.com/serenaysarikayasayfasi

Serenay Sarıkaya Kısaca Hayatı Hakkında Bilgi


1 Temmuz 1991 tarihinde Ankara’da doğan Serenay Sarıkaya, ilk oyunculuk deneyimini 2006 yılında Şaşkın filmi ile ilk oyunculuk deneyimini yaşadı. 15 yaşında iken katıldığı bir güzellik yarışması dahilinde jüri özel ödülünü alarak dikkatleri üzerine çekti. Ayrıca güzellik yarışmasının yapıldığı yıllarda Plajda isimli sinema filminde rol aldı. 2008 yılında Sinan Çetin’in Peri Masalı dizisi ile dizi filmlerde oynamaya başladı. Yine Sinan Çetin’in limon Ağacı dizisinde ilk olarak başrol oynadı. Bu diziden sonra büyük sükse yapan Adanalı dizisinde oynamaya başladı.

Serenay Sarıkaya, 2010 yılında Miss Turkey yarışmasında ikinci olarak Miss Universe yarışmasında Türkiye’yi temsil etme hakkını kazandı. Bu yıllardan sonra ünü yavaş yavaş Türkiye’ye yayılmaya başlayan Serenay Sarıkaya Lale Devri ve Medcezir dizileri ile ününü üst seviyelere taşımayı başardı. Ayrıca Ejderhanı Nasıl eğitirsin ve Behzat Ç. Ankara Yanıyor filmlerinde rol aldı. Serenay Sarıkaya dizi ve sinema filmlerinde rol alırken aynı zamanda reklam filmleri ile de ön plana çıktı. 2014 yılında ise GQ Türkiye tarafından yapılan yarışmada yılın kadını seçildi. Bunların haricinde Serenay Sarıkaya iki kez Altın Kelebek Ödülü alarak sanat yaşamını taçlandırdı. 

Çocukluk yıllarında Antalya'da yaşayan ve İstanbul'da yaşama fikrinin korkutucu olduğunu da söyleyen Sarıkaya, annesine oyunculuk yapmak istediğini söylemesi üzerine İstanbul'a taşındılar.  Lise eğitimini Antalya Saime Salih Konca Lisesi'nde tamamlayan Sarıkaya, üniversite eğitimi yurt dışında tamamlamak istemiş, ancak üniversite eğitimi almamıştır. Çocukken oyuncu olmayı düşünmeyen Sarıkaya, modellik yapmayı istiyordu. Uzun süre voleybol oynadı ve bir dönem basketbolla ilgilendi. Ayrıca bir sürede tenis oynayan Sarıkaya, kariyeri öncesinde latin danslarıyla da ilgilendi. 15 yaşındayken Çek Cumhuriyeti'nde düzenlenen Avrupa Gençler Güzellik Yarışması'na katılan Sarıkaya, yarışmada jüri özel ödülünü almasının ardından oyunculuk kariyerine başladı.

Serenay Sarıkaya, çekimleri 2013 yılının Mayıs ayında başlayan, Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi isimli dizinin ikinci sinema filmi olan Behzat Ç. Ankara Yanıyor filminde Melisa karakterini canlandırdı. Aynı yıl Amerikan yapımı The OC dizisinden uyarlanan Medcezir dizisinde Çağatay Ulusoy ile birlikte başrolde yer alacağı açıklandı. Senaryosu Ece Yörenç tarafından yazılan ve Ali Bilgin tarafından yönetilen dizide orijinali Marissa Cooper olan Mira Beylice karakterini canlandırdı. 2014 yılında Medcezir'de birlikte rol aldığı Hazar Ergüçlü ile birlikte bir şampuan markasının reklam yüzü oldu. 

Aynı yılın mart ayında yönetmenliğini İzlandalı yönetmen Thor'un yaptığı bir reklam filminde yer aldı. Aynı yıl bir giyim markasının yeni reklam yüzü oldu ve iki yıllık bir sözleşme imzaladı. Bu markanın ilkbahar-yaz koleksiyonunun tanıtımı için çekilen reklam filminde dünyaca ünlü Brezilyalı model Francisco Lachowski ile birlikte yer aldı. Aynı yılın eylül ayında yine aynı markanın bir reklam filminde daha yer aldı. Aksiyon sahnelerinin yer aldığı reklam filmi üç günde çekildi. 2015 yılında ise yine aynı markanın ilkbahar-yaz koleksiyonunun tanıtımı için Kerem Bursin ile birlikte kamera karşına geçti. İki oyuncunun aşkı, reklam çekimlerinde başlamıştı. Sarıkaya ve Bürsin'in birlikte şarkıda
söylediği reklam filmi izleyicilerden olumlu tepkiler aldı. Reklam filmi çok ses getirince markayla olan sözleşmeleri bu yılda yenilendi.


Serenay Sarıkaya Rol Aldığı (Oynadığı) Diziler ve Fimler

Çi (DURU)                   2017
Fİ (DURU)                   2017
MEDCEZİR (MİRA)       2013
LALE DEVRİ (YEŞİM)    2010
ADANALI (SOFİA)        2008 - 2010
LİMON AĞACI (PERİ)    2008
PARAMPARÇA AŞKLAR  2008
PERİ MASALI               2008

İşte güzel oyuncu Serenay Sarıkaya'nın Resimleri (Fotoğrafları);


Paylaş:

Afife Jale Kimdir? Hayatı, Biyografisi ve Eserleri Hakkında Bilgi



Türk tiyatro tarihe geçmiş ve Türk kadını için çok başka anlamlar taşıyan, öncü bir Türk kadını olarak gösterdiği mücadele ve sanatsal başarıları Türk kadınlarının simge ismi haline gelen ve Türkiye tiyatral sahne hayatının mihenk taşlarından biri olmayı hak ederek başaran Afife Jale Kimdir?, nasıl bir hayatı oldu, biyografisi ve eserleri hakkında bilgiler içeren ''Afife Jale Kimdir'' yazımız başlıyor...

Çi dizisinde Serenay'ın Sarıkaya'nın canlandırdığı Duru karakterinin baş oyuncusu olmak için çabaladığı Afife Jale'nin anlatılacağı müzikal gözleri birkez daha Afife Jale'ye çevirdi. Türk kadının en güçlü seslerinden "ilk Türk kadın tiyatrocu" Afife Jale kimdir? Türk kadının en güçlü seslerinden "İlk Türk kadın tiyatrocu" Afife Jale Fi yeni sezon Çi dizisine damga vurdu. Çi'nin yeni sezonunda Serenay Sarıkaya'nın canlandırdığı Duru karakteri Afife Jale'nin konu alındığı müzikalde baş dansçı olmaya çalışıyor.İlk Türk tiyatro kadın oyuncusu olan sanatçı, her yıl düzenli olarak tekrarlanan Yapı Kredi Afife Tiyatro Ödülleri ile anılıyor. Peki Türk kadını ve tiyatrosu için büyük öneme sahip olan, başarısı günümüze kadar yüzlerce belki binlerce kadını etkilemiş ve Türkiye'nin sahne hayatında bir mihenk taşı oluşturan Çİ dizisi ile tekrar gündeme gelen Afife Jale kimdir?

Afife Jale Kimdir?

Afife, 1902 yılında İstanbul'un Kadıköy semtinde dünyaya geldi. 10 Kasım 1918 günü Darülbedayi’ye talebe olarak kabul olunan Beyza, Refika, Behire ve Memduha adlı beş kızdan biriydi.

Afife ve Refika hariç öteki kızlar daha fazla dayanamamış ve “nasılsa sahneye çıkamayacakları" gerekçesiyle tiyatroyu bırakmışlardı. Afife Jale, Müslüman kadınların sahnede rol yapması, oynaması günah ve yasak olan bir dönemde zoru başardı. Aynı yılın 18 Aralık günü Refika tiyatrosunun suflör, Afife de "mülazım artistlik" (stajyer oyuncu) kadrolarına alınmışlardı. Afife bir yıl süreyle bütün provalara devam etti, ama bir türlü sahneye çıkamadı. Öte yandan Refika, sahne gerisinde görev alan ilk Türk kadını oldu.

Afife Jale Hayatı Hakkında Bilgiler

1919 yılının 13 Nisan gecesi premier'i yapılacak olan, Hüseyin Suat’ın “Yamalar” adlı oyununda, Emel rolü, Eliza Binemeciyan'ın Paris'e gitmesiyle ortada kaldı. Darülbedayi yöneticileri rolü Afife'ye oynatmaya karar verdiler. Böylelikle Afife, " Jale" takma adıyla 22 Nisan gecesi, Kadıköy'deki Apollon Sineması'nda (sonraki Hale, şimdiki Reks) Emel rolünü oynayarak sahneye çıkan ilk Türk kadını oldu. Fakat sanatçının mutluluğu kısa sürdü. Şehir tiyatrosu polis tarafından baskına uğradı.


Sanatçı o esnada “Tatlı Sır” adlı oyunda rolünü ifşa ediyordu. Polisi gören ermeni bir oyuncu sanatçıyı bahçeye kaçırarak polisin elinden kurtardı. Fakat bu baskınlar son bulmuyordu. “Odalık “adlı oyunda rolünü sahneleyen sanatçı, tekrar baskına uğradı ve yine makine odasına kaçırılarak polisin elinden kurtarıldı. Bu olaylardan sonra İçişleri Bakanlığı devreye girdi ve Müslüman Türk Kadının sahnede rol almasını yasakladı. Ve sanatçı ilk baskınlarda kurtulsa da son baskında yakalanarak polisler tarafından götürüldü. Ve devletine karşı geldi, isyan çıkardı, dinine, milletine karşı çıktı düşüncesi ile hırpalandı. Babası da sanatçıyı evlatlıktan reddetti. Usta oyuncu bu olumsuzlar karşısında yalnız yaşamak zorunda kaldı.


Maddi ve manevi bunalıma giren sanatçı, şiddetli baş ağrıları ile de savaşmaktaydı. Ve nihayet 1923 yılında Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına sahneye çıkma yasağını ortadan kaldırdı. Ve Afife Jale özgür bir şekilde oyunculuğu yapmaya başladı. Zorlu aşamalardan geçen ve tiyatroya olan aşkı için çaba gösteren sanatçı, idealleri uğruna tutku ile bağlı olduğu sahnede rolünü ifşa etmiştir. Turnelere çıkan sanatçı, birçok tiyatro mekanında rol aldı. Fakat sanatçı, yaşadığı ağrılar ve buhranlı günler neticesinde morfin bağımlısı haline gelmişti. Ve tiyatroyu bırakmak zorunda kaldı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırılarak, 39 yaşında daha hayatının baharında iken yaşama veda etti.
Paylaş:

19 Aralık 2017 Salı

Nasreddin Hoca Kimdir? Nerelidir, Hayatı, Biyografisi, Fıkraları, Sözleri, Hakkında Bilgi



Nasrtettin Hoca denildiğinde hemen yüzümüzde bir tebessüm oluşur. Türk edebiyat ve mizah tarihinin önemli figürlerinde olan Nasrettin Hoca ismi çocukluğumuzdan beri önce okul öncesi masalları ile, daha sonra ilk okul Türkçe derslerinde yine masal ve fıkraları ile, ilerleyen zamanlarda ortaokul ve lisede de edebiyat derslerinde her daim karşımıza çıkmıştır. Tabi uygun bölümlerde üniversite öğrenimimiz sürecinde de yine namı değer Nasrettin Hoca ile alakalı mutlaka konular, sözler veya fıkralar çıkagelmiştir. Sonuçta okul sonrası da olmak üzere bizim Nasrettin Hocamız her daim hayatımızda, zihinlerimizde muhabbetlerimizde olagelmiştir. 

Nasrettin Hoca (d. 1208, Sivrihisar - ö. 1284, Akşehir)
Eskişehir'in ilçesi Sivrihisar'a bağlı Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur.

Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasrettin Hoca biçimini almıştır.

Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.

Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir.

Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur.
Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.

Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.

Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir. Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.

Nasreddin Hoca'nın Kişiliği

Nasreddin Hoca, insanlara doğru yolu gösteren, iyilikleri bildiren, doğruya sevkeden ve kötülüklerden sakındıran bir veli idi. Bu işi yaparken tabiatı icabı kendisine has bir yol tutmuştur. Böylece hakkın anlatılması ve cemiyetteki bozuk yönlerin düzeltilmesi için, meseleyi halkın anlayacağı bir dil ve üslub ile, gayet manidar latifeler halinde kısa ve öz olarak dile getirmiştir. Latifeleri hikmet ve ibret dolu birer darb-i mesel gibidir. Bu bakımdan adına uydurulan edep dışı ve nükteden uzak bir takım fıkraların onunla ilgisi yoktur. Manidar latifeleri önce yakın cevresinde şifahi olarak dilden dile dolaşmış, sonraları git-gide yayılmış ve zamanla bir takım değişikliğe uğramıştır. Bu sebeple onun olmayan bir takım bayağı fıkralar da ona mal edilerek anlatılmıştır. Yapılan ilmi çalışmalar, onun ilim ve edeb sahibi bir veli olması, söz konusu sıradan basit fıkraları söylemediğini açıkca göstermektedir. Ayrıca, Nasrettin Hoca´nın efsanevi bir kişi değil, on üçüncü asırda Anadolu Selçukluları zamanında yaşamış salih bir müslüman olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü onun nükteleri, bir insanın başından geçen gülünç hadiselerin ifadesi değil, görünüşte güldürücü aslında ince hikmetleri dile getiren, düşündürücü latifelerdir. Ayrıca Türk milletinin zeka inceliğini, nükte gücünü en iyi şekilde yansıtan bu nüktelerin belirli vasfı; Allahü tealanın emir ve yasaklarını bir latife üslubu ile bildirmesidir. Bu latifelerin toplandığı eserlerden biri, Londra´da British Museum´da. Haza Terceme-i Nasreddin Efendi Rahme başlıklı yazma eserdir. Ancak bu eserdeki latifelerin bir kısmı, onun üslubuna ve nükte tekniğine uymamaktadır. Nitekim eserin sonunda bu durum: "İşte Nasreddin Efendinin kibar-ı evliyadan (Evliyanın Büyüklerinden) olduğuna şek ve şüphe yoktur. Merhumun bu kıssalardan haberi var yok böyle yazmışlar. Her kim okuyup tamamında bu merhumun ruhu için bir Fatiha bağışlarsa, Hak sübhane ve teala ol kimsenin ahir ve akibetini hayr eyleye" şeklinde belirtilmiştir. Ayrıca, Nasreddin Hoca adlı eserde başka nüktelerine yer verilmiştir.

Nasreddin Hoca, fert ve toplumu her yönüyle çok iyi tanımış, insanların aile, komşuluk, dostluk, ticari münasebetlerine ait cemiyette gördüğü aksak yönleri düzeltmek ve nasihat etmek maksadıyla nüktelerle dile getirmiş, düşünmeye ve doğruya sevk etmiştir. Sosyologlar ve psikologlar, insanı ve cemiyeti tanıyıp, çeşitli yönlerini incelemek için onun latifelerinden çok istifade etmişlerdir.
Nasreddin Hoca fıkraları, batı dillerine de çevrilmiş ve bu dillerde Hoca hakkında mühim neşriyat yapılmıştır. Bunlar arasında Pierre Mille´in Nasreddin et son epouse adlı kitabı, Edmonde Savussey´in La Litterature Populaire Turque adlı eserindeki Nasreddin Hoca bölümü, Jean Paul Carnier´in Nasreddin Hoca et ses Histoires Turques adlı eserleri zikretmek yerinde olur.

Nasreddin Hoca Hakkında Söylenenler

İlhan Başgöz "...En az 500 yıldan beri onun fıkralarını dinleyerek, beslenerek büyümüşüz. Bu etki çocuk çoluk, genç ihtiyar hepimize işlemiş. Böylece Nasreddin Hoca'yı Türk halkı yarattığı kadar, Türk halkını da Nasreddin Hoca yaratmıştır..."

Adnan Binyazar "...Nasreddin Hoca, her kesim halkın; köylünün kentlinin, varsılın yoksulun çelişkilerini, düşüncelerini, eleştirilerini dile getirir. Fıkralarda yerellik, sınıfsallık özelliği önemli bir ayrılık yaratmakla birlikte, Nasreddin Hoca'da bu görülmez. Başta komşu ülkeler olmak üzere, bütün dünyada tanınmasının, yaygınlaşmasının nedenini, onun bu evrensel yönünde aramak gerekir..."

Toramirzo Cabbarov "...Nasreddin Hoca Türk milletinin yükünü hafifletecek, her bir evde beklenecek, misafirdir. Onun kartviziti kahkahadır. O Dogu ve Batı memleketlerinde faal olan vatandaştır. Ülke sınırlarından eşeğine binip geçer. Onun pasaportunu sınır erleri yoklamıyorlar. Çünkü o dünyanın büyük insanıdır. O yıldan yıla gençleşiyor. Omuzundaki gömleği eskisiyor, ama gülüşü daima yenileşiyor.."

Ahmet Caferoğlu "...Bu aziz halk evladının sarığında şehir, yani yerleşik, küçük eşeğinde ise göçebe Türk yaşayışının bağdaştırılmak istendiğini sezmekteyim. Bu yolla Hoca'mız keçe medeniyeti ile balçik medeniyetini kendi şahsında kaynaştırmış bir şovalyedir."

Ziya Gökalp "...Nasreddin Hoca, Türk nekregüllüğünün en yüksek simasıdır." [Nekre: hosa giden, gülünc, ince bir alay içeren söz]

Abdulbaki Gölpınarlı "...Halk Hoca'dır...Hoca, halkın muhayyilesinde; halk, icap edince öz nefsine bile onun nüktesiyle çatıyor, onun diliyle sözler sarfediyor. Bedri Rahmi Eyuboglu'nun dedigi gibi yakın zamanda bir gün Hoca, otobüse, dolmuşa da binecek, taksiye de binmek isteyecek mutlaka."
Rostislav Holthoer "...Hoca'nın dünyanın başka yörelerindeki fıkralarda ve masallarda yaşaması pek muhtemeldir. Ortadogunun pek çok ülkesi Hoca'yı kendi malı yapmak istiyor. Ama türbesi Türkiye'de Akşehir'de bulunuyor. Ne var ki, kişiliği ve ünü bu kentle sınırlı değildir. Kendisi kozmopolit olup zamanların ötesinde bulunmaktadır."

Fuat Köprülü "...O, bizim en asli mahsullerimizden biridir." [Fuat Köprülü, Nasreddin Hoca'nın tarihi kişiliğiyle ilgili araştırmalara ilk öncülük eden kişidir. A. Kabaçalı, 1991]
Şükrü Kurgan "...Anadolu Türk mizahi, yorgun bir zihnin düşüncelerini boşaltan, dilimizin güçlü bir deyimi ile "lala-pasa eğlendiren" başıbos bir mizah değildir. Nasreddin Hoca mizahı, Türk halkının sorunları ile beraber yürüyen, toplum eğitimine yönelmiş, yapıcı bir mizahtır. Türk halkı, yüzyıllar boyunca dertlerini bu mizahla avutmuş, sevinebildiği mutlu günlerde de, bu mizahın sevinci ile yaşamıştır...Bu 'Nasreddin Hoca sevinci ile yaşamak', hafif olmak, işleri şakaya almak demek değildir, sadece güler yüzü ciddiliğe engel saymamak, yani Türk halkı gibi 'güler yüzle ciddi olmak' demektir..."

Anna Masala "...Nasreddin'in vücudu türbesinde istirahat etmekteyse de ruhu hiçbir zaman ölmemiştir. Hatta gercek mucize şudur: Bütün dünya ondan bahsetmekte, edebiyatçılar ondan bahsetmekte, toplumlar ondan bahsetmekte, halk onu kendi gizli koruyucusu olarak tanımakta ve hikâyeleri rüzgâr gibi yayılıp, ekmek gibi kabarmaktadır. Gelecek nesillerin bu ekmekle uzun zaman beslenecekleri şüphesizdir..."

Aziz Nesin "...Doğumundan önce de, ölümünden sonra da yaşamış insan Nasreddin Hoca'dır. Ölümünden sonra yaşamış başka tarihsel ve toplumsal kişiler vardır, ama ölümünden önce de yaşamış olan dünyadaki tek insan Nasreddin Hoca'dır..."

Nazım Hikmet, "Hoca'yı gülen değil, ağlayan insan sembolu olarak göstermiştir.
Nasreddin Hoca fıkralarının özünde gözyaşı vardır. Türk halkı bu fıkralara, ağlamanın yerine, gülmüştür. Çünkü Nasreddin Hoca yalnız alay etmekle yetinmemiş, ezilen halkın da kaltabanlığı, o çürümüş toplumdaki korkaklığı, ikiyüzlülüğü, yüreksizligi, sahteciliğiyle de alay etmiştir. Aslında Nasreddin Hoca derken, Türk halkının kendisini anlamaktayız. Böylece Türk halkı, kendi kendisiyle alay edebilme olgunluğunu göstermiştir. Goethe, 'Kendi kendisiyle alay edemeyen, olgun insan olamaz' der. Türk halkı, yüzyıllar boyunca yarattığı Nasreddin Hoca'nın toplumsal kişiliğinde, biyandan ezenlerle alay ederken, biyandan da kendikendisiyle alay ederek, çöküntü nedeninde kendisinin de sorumlu olduğunu, payı bulunduğunu göstermiştir...

Cahit Tanyol "...bu fıkralarda bireysel tek bir iz dahi bulmak mümkün değildir. Hoca'da belli bir aptal kişi değil, belli bir aptallığımız ve bönlüğümüz hicvedilir."

Fikret Türkmen "...Karşımıza, Türkistan'dan Macaristan'a Sibirya'dan Kuzey Afrika'ya kadar Türklerin ayak bastığı her yerde Nasreddin Hoca çıkmaktadır..."

Paylaş:

17 Aralık 2017 Pazar

Su Kutlu Kimdir? Kaç Yaşında, Nereli, Hayatı, Biyografisi (Aile Arasında Zeynep)

Aile arasında oynayan Su Kutlu kimdir, kaç yaşındadır, nerelidir, hangi dizilerde ve filmlerde rol aldı veya oynadı diye merak eden okuyucular için hazırladığımız biyografi sayfamızın devamında genç, güzel ve hatta minyon olduğu için olduğundan çok daha küçük görünen dizi ve sinema oyuncusu Su Kutlu hayatı hakkında bilgiler yer almakta...

Su Kutlu Kimdir? - Kaç Yaşındadır? - Nerelidir? - Hayatı - Biyografisi

Su Kutlu 1991yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Ekranlara ilk olarak reklam filmi ile çıktı. Haluk Bilginer ve Ebru Özkan'ın da yer aldığı Hayatımın Rolü dizisi ile 2012 yılında oyunculuk kariyerine başladı. 2013 yılında Fahriye Evcen, Burak Özçivit ve Begüm Kütük Yaşaroğlu'nun da yer aldığı Çalıkuşu diziinde rol aldı. Ali Ayşe'yi Seviyor dizisi ile oyunculuğa devam etti. Son olarak Star Tv'de yayınlananan 2014 yapımı Güzel Köylü dizisinde Sude karakterini canladırdı. Dizi çekimlerinin yapıldığı Muğla'da bir barda kavga ettiği için dizi kadrosundan çıkartılan Su Kutlu bazı kesimlerin tepkisini çekmişti. Son olarak Aile Arasında adlı sinema filminde Zeynep karakterini canlandırdı.Su Kutlu'nun Instagram hesabı @suukutlu .

Su Kutlu'nun Rol Aldığı (Oynadığı) Diziler - Sinema Filmleri;

(2017-2018) Aile Arasında
(2014) Güzel Köylü - Sude 
(2013) Çalıkuşu - Mişel 
(2013) Ali Ayşe'yi Seviyor - Nazlı 
(2012) Hayatımın Rolü - Amelya

Su Kutlu'nun Canlandırdığı Karakterler;

Güzel Köylü'de Sude, Çalıkuşu'nda Mişel, Ali Ayşe’yi Seviyor'da Nazlı ve Hayatımın Rolü'nde Amelya, Aile Arasında adlı sinema filminde ise Zeynep rolleriyle karşımıza çıkan Su Kutlu şimdiye dek oynadığı masum kız rollerinin alanının çok dar olduğundan dem vururken Gizem karakterini canlandırırken hakim olduğu yelpazeden dolayı heyecanlı olduğunu dile getirmişti.Son olarak rol aldığı Aile Arasında filminde canlandırdığı Zeynep rolü daha öncekilere göre biraz daha farklı bir karakter olmuş ve Su Kutlu bu karakterin hakkını vererek çok iyi bir oyunculuk çıkarmış doğrusu.

Ve Ek Olarak En Güzel Su Kutlu Resimleri (Fotoğrafları);



    
Paylaş:

Güliz Ayla Kimdir, Nedir, Nerelidir? Kaç Yaşında, Boyu, Kilosu, Biyografisi, Hakkında Bilgi


Güliz Ayla, müzik dünyasının genç yeteneklerinden biri olarak ve son zamanlardaki parlayan yıldızı ile ışık saçıyor. Pek çoğumuzun bildiği üzere kelimenin tam anlamıyla dillere pelesenk olan şarkılarıyla Türk pop müziğinin popüler genç yüzü olmayı başarmış durumda. Ayrıca tiyatro konusunda da eğitim almış olduğunu öğrendiğimiz başarılı sanatçı, solistlik ve koroistlik deneyimine sahip olmasıyla da dikkat çekiyor. Evet ama, Güliz Ayla kimdir? nerelidir, kaç yaşında, boyu ve kilosu kaç, göz rengi ne, ne gibi hobileri var vb. ünlü ve bir o kadar güzel ve yetenekli sanatçı Güliz Ayla hakkında hakkında bilgilerin yer aldığı detaylı biyografimiz başlıyor...

Güliz Ayla Kimdir? 

Güliz Ayla, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Batı Müziği bölümü mezunu. Metin Özülkü, Extra Orkestra ve Işın Karaca gibi isimlere vokallik yapan Güliz Ayla’nın Radiolux adlı bir grubun içerisinde sahne aldı.    "Doğa İçin Çal" projesinin 2. serisinde ufak bir bölümde şarkı söylemiştir.    Kendine ait söz ve müzikleri de olan Güliz Ayla, Efe Bahadır ve Sıla Gençoğlu desteği ile ilk solo çalışması Olmazsan Olmaz’ı görücüye çıkardı.    Güliz Ayla, albümden önce ilk olarak söz ve müziği kendisine ait olan, düzenlemesi ise Efe Bahadır’ a ait olan “Olmazsan Olmaz” isimli şarkısı ve video klibiyle müzik sektörüne merhaba dedi.

Güliz Ayla Kariyeri Hakkında Bilgiler
Çok küçük yaşlarda müziğe ilgisi başlayan Ayla, bir çok sanatçıya vokalistlik yapmıştır; bu şarkıcılar: Sıla Gençoğlu, Işın Karaca, Metin Özülkü.
2006 yılında 'Adelaide' adlı müzik grubuna üye olmuş ve 'Rock’n Dark Express' Rock Müzik Yarışmasında birinci oldular. Ayrıca Müjdat Gezer’in iki müzikalin şarkılarını da söylemiştir. Güliz Ayla öğrenmekten hiç bıkmayan yapısı ile şan, solfej, kulak ve ritim üzerine özel eğitimler alarak kendisini geliştirmekten hiç bıkmadı.

Güliz Ayla'nın Aldığı Ödüller

'Doğa İçin Çal’ın ikinci bölümünde şarkı söyledi. 18 Eylül 2015’de kendi adını verdiği 'Güliz Ayla' albümünü çıkardı. Sıla Gençoğlu’nun ve Efe Bahadır’ın bu albümde büyük yardımları oldu. Albüm beklenen ilgiyi gördü. 'Bahsetmem Lazım' ve 'Olmazsan Olmaz' adlı iki şarkısına klip çekti.
2015 yılında KTCC Paparazi Ödülleri En İyi Çıkış, 1. Gossip Time Yıl Sonu Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Şarkıcı ödüllerini kazandı. 2016 yılında 23. İTÜ EMÖ Başarı Ödülleri Yılın En Başarılı Çıkış Yapan Şarkıcısı, 1. YBU Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Şarkı (Olmazsan Olmaz), 7.KTÜ Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Şarkıcı, İstanbul Gelişim Üniversitesi 5. Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı, Ege Üniversitesi 5. Medya Ödülleri En İyi Çıkış Yapan Kadın Sanatçı ödüllerini kazandı.

Güliz Ayla - Olmazsan Olmaz Şarkı Sözleri

Benim bura afet yeri
Yangın da var, deprem de
Hangisini anlatayım ki?
Kimmiş beni söndürecek?
Ateşim dinsin diye okyanusa sığınamam ki
Sarılırım,
Sarılırım,
Bırakmam.
Çağırırım,
Çağırırım,
Daha da sensiz yatmam.
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Ah, başıma gelen benim.
Aşk oyun, ben oyuncak.
Söyle emrine amadeyim.
Kimmiş beni susturacak?
Duysun dağlar, taşlar.
Çok seviyorum demiş miydim?
Sarılırım,
Sarılırım,
Bırakmam.
Çağırırım,
Çağırırım,
Daha da sensiz yatmam.
Olmazsan, olmaz,
Büyümez çiçeklerim,
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim
Olmazsan, olmaz.
Büyümez çiçeklerim.
Toprağım havalanmaz, kurur gider bahçelerim

Güliz Ayla Hakkında Bilgiler

Adı: Güliz Ayla
Doğum tarihi: 27.04.1988
Doğum yeri: Samsun
Kilosu: 54
Boyu: 170 cm
Göz rengi: mavi
Saç rengi: Açık kumral
Burcu: Boğa
Medeni durumu: Bekar
Mesleği: Şarkıcı
Hobileri: Bisiklete binmek, araba sürmek, kitap okumak ve  playstation oynamaktır.

Güliz Ayla’nın Klipleri

2015 yılında ”Olmazsa Olmaz” ve ”Bahsetmem Lazım” adlı şarkılarının klibi çekildi.
2016 yılında ” İlk Öpücük Benden Olsun”adlı şarkının klibi çekildi.

İşte başarılı ve güzel şarkıcı Güliz Ayla Fotoğrafları (Resimleri) ;


Paylaş:

Enes Batur Kimdir? Nereli? Hayatı, Kaç Yaşında? - Fenomen Youtuber Hakkında Bilgi



Namı değer Enes Batur... Youtuber olmanın kitabını yazan adam diyebiliriz onun için. Daha YouTuber kavramı pek yaygın değilken, youtube videoları çekmeye başlayan ve yıllar öncesinde günden güne kitlesini genişlen Enes Batur, gerçekten de tam bir fenomen. Ben onu yıllar önce keşfetmiş ve bu günlere geleceğini tahmin etmiş biri olarak şunu söyleyebilirim; bu genç adam, aldığı en iyi youtuber ödülünü sonuna kadar hak etmiştir. Belkide daha önceleri pek çok insan Enes Batur'un böyle bir başarı elde edeceğini tahmin edememişti, belki çektiği videoları basit bulanlar bile olmuştur. Veya videolarındaki küfürlü ve argo içeren tarzı nedeniyle eleştiri bile almış olabilir ama Enes Batur, bence hem çok zeki, hem de, ne bileyim bu arkadaşta tuhaf bir sempatiklik var ki özellikle hedef kitlesi olan çocuk ve ergen kitle ona bayılıyor...

İşte şimdi aslında aramızdan biri olan, youtube'da çektiği videolarla inanılmaz bir hayran ve takipçi kitlesine ulaşan Enes Batur kimdir? nerelidir, kaç yaşındadır, hangi videolarla ünlü oldu gibi Enes Batur Sungurtekin hakkında merak bilgiler ve çok daha fazlası Enes Batur Kimdir? biyografi yazımızın devamında...

Enes Batur Kimdir?

Enes Batur 9 Nisan 1998 doğumludur ve Antalya’da yaşamaktadır. Herkes onu Enes Batur olarak bilse de asıl adı Enes Batur Sungurtekin. Açtığı Youtube kanalında yayınladığı komik videolarla sosyal medyada epeyce bir üne kavuşan Enes Batur’un Youtube kanalı milyonlarca takipçiçisi ile sanat dünyasının ünlüleri ile yarışıyor. Youtube’da bilgisayar ve konsol oyunları hakkındaki inceleme videoları ile üne kavuşan Enes Batur ebeveynlerin ise içerdiği argo konuşmaları nedeniyle çok sevdiği bir yüz değil. Danla Bilic ve Kafalar (Bilal Hancı, Fatih Yasin ve Atakan Özyurt) gibi güçlü isimlerin arasından ödülü alan Enes Batur’a, ‘En İyi YouTuber Ödülü’nü Şeyma Subaşı verdi.   Altın Kelebek Ödül Töreni’nde ödüller arasına ilk kez bu sene giren ‘En İyi YouTuber Ödülü’nü kazanan Enes Batur’un, 5,5 milyona yakın takipçisi bulunuyor.


Bana Göre Enes Batur'un Aldığı Ödül Türk Medya Tarihinde Dönüm Noktası ve Değişimin Ayak Sesleri;

Altın Kelebek Ödül Töreni'nde tarihi bir ilk yaşandı ve bu sene verilen ödüller arasına yeni eklenen ''En İyi YouTuber Ödülü'' Enes Batur'un oldu.


İşte İnternet Fenomeni ve En İyi YouTuber Ödüllü Enes Batur Resimleri (Fotoğrafları);




Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Mahatma Gandhi Kimdir? (1869 - 1948) - Gandhi İlkeleri, Sözleri Nelerdir?


Mohandas Karamchand Gandhi, namı değer Gandi Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideridir. Bu sayfada Mahatma Gandhi kimdir, Gandhi ilkeleri nelerdir, biyografisi ile Gandhi sözleri ve hayatı hakkında bilgiler yer almaktadır. 

Mahatma Gandi (Mohandas Karamçand Gandi),2 Ekim 1869'da Porbandar'da dünyaya gelmiştir. Babası Karamçand Gandi, Porbandar'ın başveziri, annesi Putlibai babasının dördüncü eşi ve dindar bir Hinduydu. Gandhi, 1888-91 yılları arasında Londra'da hukuk öğrenimi gördükten sonra, iki yıl Bombay ve Rackot Kentlerinde avukatlık yaptı. 1893-1914 yılları arasında Güney Afrika'da da avukat olarak çalıştı. Burada ırkçı Apartheid rejiminin ırk ayrımı politikalarına maruz kalan Hintli göçmen işçilerin haklarının savunucusu durumuna yükseldi.

Gandi ilk olarak Güney Afrika'da Hint topluluğunun vatandaşlık hakları için barışçı başkaldırı uyguladı. Afrika'dan Hindistan'a döndükten sonra yoksul çiftçi ve emekçileri baskıcı vergilendirme politikasına ve yaygın ayrımcılığa karşı protesto etmeleri için örgütledi. Hindistan Ulusal Kongresi'nin liderliğini üstlenerek ülke çapında yoksulluğun azaltılması, kadınların serbestisi, farklı din ve etnik gruplar arasında kardeşlik, kast ve dokunulmazlık ayrımcılığına son, ülkenin ekonomik yeterliliğine kavuşması ve en önemlisi olan Swaraj yani Hindistan'ın yabancı hâkimiyetinden kurtulması konularında ülke çapında kampanyalar yürüttü. Gandi Hindistan'da alınan Britanya tuz vergisine karşı 1930'da yaptığı 400 kilometrelik Gandi Tuz Yürüyüşü ile ülkesinin Britanya'ya karşı başkaldırmasına öncülük etti.

Hindistan'da resmî olarak Ulus'un Babası ilan edilmiştir ve doğum günü olan 2 Ekim Gandhi Jayanti adıyla ulusal tatil olarak kutlanır. 15 Haziran 2007'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oybirliği ile 2 Ekim gününü "Dünya Şiddete Hayır Günü" olarak ilan etmiştir.

30 Ocak 1948'de, Yeni Delhi'de bulunan Birla Bhavan 'ın (Birla Evi) bahçesinde gece yürüyüşünü yaparken vuruldu ve öldü. Suikastçı Nathuram Godse Hindu bir radikaldi ve Pakistan'a ödeme yaptırılmasında ısrar ederek Gandi'nin Hindistan'ı zayıflattığını savunan aşırı uç görüşteki Hindu Mahasabha ile bağlantısı vardı. Godse ve yardakçısı Narayan Apte daha sonra çıkarıldıkları mahkemede yargılandılar ve suçlu bulundular. 15 Kasım 1949'da idam edildiler.

Mahatma Gandhi Eserleri

Gandi üretken bir yazardı. Uzun yıllar aralarında Güney Afrika'da iken Gucarati dilinde Harijan, Hindi dilinde ve İngilizce; Indian Opinion ile Hindistan'a döndükten sonra çıkardığı İngilizce Young India gazetesi ile Gujarati dilinde Navajivan adlı aylık dergi gibi birçok gazete ve derginin editörlüğünü yaρtı. Sonraları Navajivan Hindi dilinde de yayımlandı. Bunlara ek olarak hemen hemen her gün kişilere ve gazetelere mektuplar yazdı.

Gandi aralarında otobiyografisi Doğrulukla Olan Deneyimlerimin Öyküsü 'nün de bulunduğu, Güney Afrika'daki mücadelesi hakkında Satyagraha in South Africa (Güney Afrika'da Satyagraha), siyasi bir broşür olan Hind Swaraj or Indian Home Rule, ve John Ruskin'in Unto This Last denemesinin Gucarati dilindeki yorumu gibi birçok eser yazmıştır. Bu son deneme ekonomi üzerine denemesi olarak sayılır. Ayrıca yoğun olarak etyemezlik, beslenme ve sağlık, din, sosyal reformlar gibi konular üzerine de yazdı. Gandi genellikle Gucarati dilinde yazdı ama kitaρlarının Hindi ve İngilizce çevirilerini de düzeltti.

Gandi'nin tüm eserleri 1960 yılında The Collected Works of Mahatma Gandhi (Mahatma Gandi'nin Tüm Eserleri) adıyla Hindistan hükümeti tarafından yayımlandı. Yazılar yaklaşık yüz cilt iςinde toplanmış 50.000 sayfadan oluşur. 2000 yılında tüm eserlerin gözden geςirilmiş baskısı, Gandi'nin takipςilerinin hükümeti siyasal amaçları iςin değişiklik yaρması ile suçlamasıyla bir anlaşmazlık çıkmıştır.

Mahatma Gandhi İlkeleri

  • Doğruluk: Gandhi hayatını doğruluğu ya da "Satya" 'yı bulmaya adadı. Gandhi'nin felsefesinde Satya (Doğruluk) "Tanrı"dır.
  • Pasif direniş: Mahatama Gandhi pasif direniş ilkesinin bulucusu değildir ancak muazzam bir ölçekte siyasi alanda ilk uygulayandır.
  • Etyemezlik: Gandhi küçük bir çocukken et yemeyi denemiştir. İnek sütünden elde edilen süt ürünlerini hiçbir zaman kullanmamıştır.
  • Brahmaçarya: Büyük suçluluk duyduğu "çifte utanç" olayı ile Gandhi hâlâ evliyken 36 yaşında cinsellikten vazgeçer ve bekârlığı seçer.Gandhi Brahmaçaryayı Tanrı'ya yakınlaşma ve kendini kanıtlama yolunda ana temel olarak görmüştür. Gandhi için Brahmaçarya "duyguların düşünce, söz ve eylemde kontrolü" demekti.
  • Sadelik : Gandhi topluma hizmet veren bir kişinin sade bir hayatı olması gerektiğine yürekten inanmıştı. Bu sadelik o kişiyi brahmaçaryaya ulaştıracaktır. 
  • İnanç: Tüm dinlerin eşit olduğuna inanmıştır. Gandhi Hindu olarak doğdu, tüm yaşamı boyunca Hinduizm'i uyguladı ve ilkelerinin çoğunu Hinduizm'den aldı. 
Müslümanlık için; "Muhammed'in hadisleri yalnızca Müslümanlar için değil tüm insanlık için birer hikmet hazinesidir." demiştir. Yaşamının daha sonraki dönemlerinde bir Hindu olup olmadığı sorulduğunda şöyle yanıtlamıştır:"Evet öyleyim. Aynı zamanda Hristiyan, Müslüman, Budist ve Yahudiyim."

      Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür... 
      Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... 
      Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür... 
      Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür... 
      Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür... 
      Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.


      Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... 
      Mahatma Gandhi


Mahatma Gandhi Sözleri

  •  Hind'e hizmet edeceğim diye İngilteɾe veya Almanya'ya kötülük edemem. Evimin döɾt biɾ yandan duvaɾla kuşatılmasını, penceɾeleɾimin kapatılmasını istemem. Heɾ ülkenin kültüɾü biɾ bahaɾ ɾüzgaɾı gibi seɾbestçe esebilmeli odamda. Ama beni önüne katıp götüɾmemeli. İman biɾ zindan değildiɾ. Tanɾının bütün yaɾatıklaɾına açıktıɾ bu iman. Ne ıɾk ayɾılığı tanıɾım, ne ɾenk ayɾılığı.
  • Zayıflaɾ hiçbiɾ zaman affedemez. Affedebilmek güçlüleɾe özgüdüɾ.
  • Öfke biɾ asittiɾ; duɾduğu kaba veɾdiği zaɾaɾ, döküldüğü heɾhangi biɾ şeye veɾdiği zaɾaɾdan daha fazla olabiliɾ.
  • Göze göz, dişe diş düşüncesi bütün dünyayı köɾ edecek.
  • İnsanlıktan daha kusuɾsuz hangi kitap vaɾdıɾ ki.
  •  Toprağı kazıp onu işlemeyi unutmak, kendimizi unutmak demektir.
  • Heɾ sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veɾiɾim: dünya üzeɾinde vicdanımdan başka kimseden koɾkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve mukavemet etmekte ısɾaɾ edeɾse onu, bütün mevcudiyetimle kaɾşılayacağım.
  • Şiddet göstermeme, inancımın birinci maddesidir. Aynı zamanda o, benim itikatımın da son maddesidir.
  • Tanɾı dualaɾımızı bize göɾe değil, kendi yöntemine göɾe yanıtlaɾ.
  •  Sevgi heɾ zaman ıstıɾap çekeɾ, hiçbiɾ zaman ne güceniɾ ne de intikam almaya çalışıɾlaɾ.
Paylaş: