kısaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kısaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Asit Yağmurları Nedir? ve Nasıl Oluşur? Kısaca Bilgi


Asit yağmuru, asidik kimyasalların yağmur, kar, sis, çiy veya kuru parçacıklar halinde yeryüzüne düşmesine verilen isimdir. Atmosfere yayılan kükürtdioksit azotdioksit ve karbondioksit gazlarının kimyasal dönüşümlerden geçtikten sonra bulutlardaki su damlacıkları tarafından emilmesi ile oluşur.

Asit Yağmuru Nedir?

Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla, sanayi tesislerinden, konutların ısıtılmasından ve otomobillerden çıkan gazlarlardan oluşan asidik kimyasalların yağmur, kar, sis, çığ veya kuru parçacıklar halinde düşmesine verilen isimdir.

Asit Yağmuru Nasıl Oluşur?

Fosil yakıtlar havamızı kirletmekte olan, kükürtdioksit, azotoksit, partikül madde ve hidrokarbon gibi gazlar yaymaktadır, bu kirleticiler atmosferde çeşitli kimyasal reaksiyonlara uğrayarak zamanla çeşitli doğal etkenler sayesinde çok uzaklara taşınabilmektedir. Bu kirleticiler, atmosferdeki su partikülleri ve diğer bilişenlerle tepkimeye girerek sülfüroz asit (HSO), sülfürik asit (H2SO4) ve nitrik asit (HNO3) oluşumuna neden olmaktadır. Hiçbir yabancı maddeyle kirletilmemiş bir atmosferde bile yağmursuyu hafif asidik karakterdedir ve pH derecesi 5.6 civarındadır. Bundan dolayı yağmur suyunun pH derecesi çok kolay 5.6 nın üstüne çıkabilir. Böylece asit yamurları oluşur. Ayrıca Hava kirliliğine CO’nun %52, SO2’nin %18, Hidrokarbonların %12 ,NO2’nin %6 ve diğer parçacıkların %12 oranında katkıları vardır.

Asit Yağmurlarının Etkileri Nelerdir?

1- Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.

2- Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
3- Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
4- Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.

Asit Yağmurlarının İnsanlara Etkileri Nelerdir?

Yaş ve kuru çökelme sonucunda atmosferden yeryüzüne geçen sülfat, nitrat gibi anyonlarla toksik metallerin, kırsal bölgelerde toprağın ve göllerin asitleşmesine neden olan ve kentlerde ise insan sağlığını doğrudan etkileyebilecek düzeylere erişmelerinin yanında, toprağa çökelmeleri sonucunda da insanların özellikle çocukların sağlığını dolaylı olarak etkilediği bugün artık bilinmektedi Özellikle çoçuklarda olmak üzere solunum yolu enfeksiyonu olmak üzere çesitli iltihaplanmalar ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sağlık sorunlarına sebep olmaktadır.Hava kirliliği olmayan yerlerle karşılaştırıldığında, hava kirliliği olan bir yerde iki kat daha fazla insan kronik bronşitten şikayet etmektedir.

Asit Yağmurlarına Karşı Alınabilecek Önlemler Nelerdir?

1- hava kirliliği ve asit yağışlarının çevreye, özellikle bitkilere olan etkisinin kesin sonucu ve buna karşı isabetli önlemler alınmak isteniyorsa, çok sayıda bilimsel denemenin yapılması gerekir.
2- Yakıtlardaki kükürt oranı azaltılmalı,
3- Alternatif enerji kaynakları kullanılmalı,
4- Kentlerin kurulma yerleri topografik açıdan iyi saptanmalı,
5- Kışın yaprak döken bitkiler ekilmeli,
6- Yakıtların (araç ve meskenlerde) kalitesi kontrol edilmeli,
7- Hava kirliliğine dayanıklı bitkiler ekilmeli,
8- Bacalara filitre takılmalı,
9- Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.
Paylaş:

23 Aralık 2017 Cumartesi

Şahmeran Efsanesi Nedir? Hakkında Bilgi - Kısaca Özet

Dünyada pek çok efsane vardır, ama Türklere ait olan efsaneler arasında yer alan Şahmaran efsanesi deniz kızı masallarına benzerliği ile dikkat çeker...

Vücudunun üst kısmı güzeller güzeli bir kadın, vücudunun alt kısmıysa yılan şeklinde olan doğu kültürünün masallarında yer bulan mitolojik bir yaratıktır. Yılanların şahıdır. Efsaneye göre, Tarsus çevresinde yaşadığı düşünülür.

Çocukken büyüklerimizden severek dinlediğimiz bir öyküsü vardır. Şahmeran, özünde iyilik olan bir canlıdır. Yer altında yılanları ile birlikte yaşar. Tüm yılanlar ona itaat eder. Cemşab adlı bir genç, arkadaşlarının açgözlülüğü yüzünden buldukları balı paylaşmamak adına, kuyunun dibinde bırakılır. Burada yalnız kalan ve yukarıya çıkamayan Cemşab, kuyunun yan tarafında bir delik görür. Deliği büyüterek, delikten ışık sızan bölümü gözetler ve orada Şahmeranı görür. Sonra geçebileceği kadar kazar ve Şahmeranla bu şekilde tanışır. Şahmeran Cemşabı çok sever. Cemşab, Şahmeranın yanında kaldığı süre içinde Şahmeran ona tıp bilimiyle ilgili hiçbir insanın sahip olamadığı bilgileri verir. Cemşab da bu bilgileri öğrenmek için elinden geleni yapar. Bir söylentiye göre Cemşab, aslında bilinen Lokman Hekimdir.

Aradan geçen uzun bir süreden sonra Cemşab sıkılır ve evine dönmek ister. Şahmeran gitmemesini ister; ama Cemşab bu konuda kararlı olduğu için gitmesine izin verir. Giderken Şahmeran kendisini gördüğünü kimseye söylememesi gerektiği konusunda Cemşabdan söz alır. Cemşab evine döndükten sonra Şahmeranı gördüğünü kimseye söylemez. Ama zamanın hükümdarı hastalanır ve hastalığının tek çaresi de Şahmeranın vücudundadır. Şahmeranı kesip etini hükümdara yedirerek iyileştirmeyi düşünen vezir, her yerde Şahmeranı arar. Ülkedeki tüm insanları tek tek kontrol eder. Kendince bir yöntemi vardır bu konuda. Tüm insanları hamama çeker ve bir köşeden gizlice yıkanan insanları izler. Cemşab Şahmeranın yerini söylememekte kararlı olsa da, vezir Cemşabı da hamama çağırır. Bir köşeye gizlenerek Cemşabı izler. Orada yıkanmak için soyunan Cemşabın vücudunun pullarla kaplı olduğunu gören vezir birden ortaya çıkar. Şahmeranı gören insanın vücudunun pullarla kaplı olacağını bilen vezir Cemşabı zorla konuşturur. Bunun üzerine Cemşab istemeyerek de olsa Şahmeranın yerini söylemek zorunda kalır. Bu şekilde Şahmeranın yerini öğrenen vezir Şahmeranı ele geçirmeyi başarır.

Yakalanan Şahmeran, Cemşabın ne kadar üzgün olduğunun farkına varır. Bunu isteyerek yapmadığını anlar. Çaresiz ölecektir Şahmeran ama ölmeden önce Cemşab ile görüşmek ister. Cemşaba kendisini öldürdükleri zaman etini kaynatıp suyunu vezire içirmesini, etleri de hükümdara yedirmesini söyler. Cemşab Şahmeranın söylediklerini aynen uygular. Suyunu vezire içirir. Vezir oracıkta ölür. Etini hükümdara yedirir, hükümdar hastalığından kurtulup iyileşir. Şahmeran efsanesi iyilik yapma ve kötülük bulma konusunda insanlara bir ders niteliği taşır ve kuşaklar boyu anlatıla gelir.

Efsaneye göre Şahmera’nın yılanları, hala Şahmera’nın öldüğünü bilmez. Eğer yılanlar Şahmeranın öldüğünü öğrenirlerse tüm şehri basacak ve Şahmeranın intikamını alacaktırlar. Ama efsanede Şahmeran barışçı ve iyilikseverdir. Yılanları insanlara zarar vermesin, öldüğünü anlamasın diye bir takım hilelere başvurduğu söylenir.

Kaynakça:
vikipedi
Paylaş:

16 Aralık 2017 Cumartesi

Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı - Atatürk’ün Hayatı Kısaca Özet


Mustafa Kemal Atatürk’ün Hayatı - Atatürk’ün Hayatı Kısaca Özet

1881’de Selanik’te doğdu. Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Efendi’dir. Sırasıyla, Mahalle Mektebi, Şemsi Efendi Okulu, Selanik Mülkiye Rüştiyesi, Selanik Askeri Rüştiyesi, Selanik Askeri İdadisi, Harp Okulu ve Harp Akademisi’ne gitti. 1893 yılında Askeri Rüştiye’de okurken matematik öğretmeni tarafından adına “Kemal” ilave edilerek Mustafa Kemal adını aldı.

Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılınca Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma uyarınca vatan topraklarının işgalinin başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattı.


Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Meclis ve Hükümet Başkanlığına seçildi. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasının ardından, Gazilik unvanı ve Mareşallik rütbesi ile onurlandırıldı. Mustafa Kemal, 29 Ekim 1923’de cumhuriyetin ilan edilmesi ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.
1934 yılında Gazi Mustafa Kemal’e meclis tarafından “Atatürk” soyadı verildi. Atatürk, gerçekleştirmiş olduğu inkılâplar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin medeni ülkeler seviyesine çıkmasını sağladı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.


Atatürk’ün hayatı, Türk milleti için adanmış, destansı bir yaşamdır. 





Paylaş:

12 Aralık 2017 Salı

Heredot Kimdir? - Hayatı ve Eserleri Hakkında Kısaca Bilgi

Heredot Kimdir? 


Heredot, M.Ö. 5. yüzyılda yaşamış Antik Yunan  tarihçi, yazar ve bilginidir. Cicero ve pek çok ünlü tarihçi'nin "tarihin babası" olarak adlandırdığı Herodot, ülkemizde Halikarnaslı Herodot olarak da tanınır.Heredot'un gezip gördüğü yerleri insanlara anlatması sayesinde tarih bilimine önemli katkılarda bulunduğu söylenir. En büyük eseri olan ve "Herodot Tarihi" ismine sahip olan kitabında dünyanın farklı bölümlerine yaptığı seyahatler yaşadıklarını anlatmıştır.

Sürgün yedikten sonra dünyanın birçok farklı bölgeyi gezen Herodot, bir dönem Atina 'da da yaşamıştır. Atina 'da yaşadıktan sonra Mısır 'a giden Herodot, burada Assuan 'a kadar inmiştir. Mısır 'a gittikten sonra Mezotopamya 'nın büyük bölümünü gezen Herodot, günümüzde Filistin olarak bilinen bölgeyi de ziyaret etmiştir. Filistin 'den çok uzak olmasına rağmen Güney Rusya topraklarına da giden Herodot 'un yolculukları hakkında bazı tahminler de vardır. Tarihçiler kesin olarak belirtmese de, Herodot 'un Güney Afrika sahillerine kadar gittiğini de düşünmektedir. Yaşlılık yıllarını İtalya 'nın Thurii isimli Yunan kolonisinde geçiren Herodot, burada uzun yıllar boyunca yaptığı geziler hakkında büyük eserini yazmıştır.

Tarihin babası olarak anılmasını sağlayan ünlü eserini yazmak için İtalya 'da bir nevi inzivaya çekilen Herodot, gördüğü birçok bölge ve özellikle Persler ile Yunanlılar arasındaki savaşlar hakkında yazmıştır. Herodot Tarihi isimli ünlü eserinde birçok farklı bölgeden bahsetse de, Herodot 'un bu eserindeki temel konunun Pers-Yunan Savaşları olduğu söylenebilir. Persler ile Yunanlılar arasındaki savaşların ilki Herodot doğmadan kısa süre önce gerçekleşmiş ve ikinci savaş da Herodot 'un çocuk olduğu yıllarda yapılmıştır.


Herodot Tarihi isimli eserin yalnızca bir tarih kitabı olduğunu söylemek de yanlış olur. Zira Herodot Antik Yunanlıların ilgilendiği sanat eserleri üzerine yazdığı gibi, Asya 'daki kavimlerin sosyal yaşamlarına da değinmiştir. İlk üç kitabı daha çok Asya 'da yaşanan olaylar üzerineyken, ikinci üç kitap Avrupa ve son üçleme de Yunan tarihi hakkındadır.


Ölümünün üzerinden yüzlerce yıl geçmiş olmasına rağmen Herodot isminin günümüzde dahi hatırlanmasını sağlayan bu kitap, özellikle Pers Savaşları konusunda tarihçilerin temel kaynaklarından biri olmuştur. Persler ve Antik Yunanlılar arasında yapılan Pers Savaşları 'nı detaylı bir şekilde anlatan Herodot, M.Ö. 492 ile 449 yılları arasında yapılan bu savaşların günümüz tarihçileri tarafından incelenebilmesini sağlamıştır. Batı Anadolu 'da günümüzün Bodrum 'unda dünyaya gelen Herodot, daha sonra Tiran tarafından sürgün yemiş ve kendisine dünya çapında ün kazandıracak gezilerini de bu şekilde yapmıştır.

Heredot'un M.Ö. 426-415 yılları arasında öldüğü sanılmaktadır.
Paylaş:

11 Aralık 2017 Pazartesi

Aristo Kimdir? Kısaca Hayatı ve Eserleri Nelerdir?


Aristo Kimdir?  Aristoteles veya kısa adı ile Aristo, Antik Yunan filozofudur. Platon ile Batı düşüncesinin en önemli iki filozofundan biri sayılır. Fizik, gökbilim, ilk felsefe, zooloji, mantık, siyaset ve biyoloji gibi konularda pek çok eser vermiştir.

Aristo Hayatı 

Aristo M.Ö 322 ile 384 seneleri aralığında Stageria’da dünyaya gelmiştir, Stageria Ege denizinde yer almaktadır. Doğduğu bölge İyonluların kültürüne hâkim olduğu ve İyonluların bölgesi olduğu için Aristo İyon filozofu olarak da tanınmaktadır. Aristo’nun yapmış olduğu çalışmalar ile düşünceler günümüzde matematik, fizik ve metafizik alanlarında birçok gelişmeye öncü olmuştur. Aristoteles’i
filozof olarak harekete geçirmiş olan etken önceki filozofları harekete geçiren etken ile aynıdır. Diğer filozoflara olduğu gibi Aristo da gerçeğin ne olduğunun farkına varmak ve bu gerçekleri bulmak istemiştir. Aristo diğer filozoflara göre gerçekliklere daha çok yaklaşmış ve diğerlerinden daha çok yol almıştır. Bunu sağlayan aklı, düşüncesi, yaşadığı toplum ve yaşadığı dönemdir ve Aristoteles’e Yunan felsefesi de fazlasıyla yardımcı olmuştur.

Aristo Yunan düşünürüdür, 18 yaşına geldiğinde Atina’ya gitmiş ve Platon’un öğrencisi olmuştur. 20 yılı aşkın onun kurduğu akademide öğrencilik yapmıştır. Plato’nun vefat etmesi ile Aristo Assos, ardından da Lesbos’a yerleşmiştir ve Büyük İskender’e hocalık yapmıştır. Atina’ya dönen ünlü düşünür Lykeion lisesini hayata geçirmiştir, Büyük İskender’in vefat etmesinden sonra Atina’da yaşayan Makedonyalılara gösterilen tepkilerden korkmuş ve Eubo adasında hayatına devam etmiştir, yine bu adada yaşama veda etmiştir. Aristo’nun günümüze kadar gelen eserlerinden de anlaşıldığı gibi ünlü düşünür her türlü bilim dalı ile yakından ilgilenmiştir.

Aristo Eserleri Nelerdir?

Günümüzde mantık adı verilen Aristo’nun analitik adını vermiş olduğu bilim, doğruluğunun tam anlamı ile araştırılmasını, nesnelerin nedenlerini ortaya çıkartan bir bilin dalıdır. Bu tarz bilgiler kesin olan bilgi öncülerinden elde edilmektedir. Ünlü düşünür analitik düşüncenin öncüleri ile yola çıkacak olan diyalektik ve doğruluğu değil, tartışmalarda haklı durumda kalmayı hedefleyen eristikten ayrıldığını belirtmektedir. Bundan kaynaklı olarak da Aristo’ya göre var olan nesnelerin var olan nedenleri dört farklı şekilde toplanmaktadır. Bunlar;
  • Ereksel neden
  • Biçimsel neden
  • Etken neden
  • Maddesel neden
Sanat ile alakalı olan yapıtlarında dışında kalan nesnelerin tamamında ilk üç neden bir arada olmaktadır. Aristo var olan nesnelerin 2 tane temek nesnenin birleşmesi ile ortaya çıktığını savunmaktadır. Biçim ile maddesel olan bu nesnelerin varlığını oluşturmaktadır. Maddesel olan öğelerin nasıl bir varlık olarak ortaya çıkacağını biçim belirlemektedir. Ünlü düşünür maddesel öğe ile biçimden feyz alarak 2 türlü varoluşu ortaya çıkartmıştır. Bunlar;
  • Gücül varoluş ( Dynamis varoluş )
  • Edimsel varoluş ( Ebergeia varoluş )
Ortaya çıkarmış olduğu varoluş şekilleri ile kendinden önceki filozofların varlık ile yokluk arasında var olan varoluşları çözümleyememiş olduklarını da çözümlemiştir. Aristoteles ortaya çıkarmış olduğu bu görüşü ile sonraki dönemlerde oluşan dirimselcilik anlayışını ortaya çıkartacak olan Schel-ling ve Leibniz’i de etkilemiştir. Dünyada var olan hareketlerin sebeplerini Tanrı’dan yol alarak açıklayan filozof, Tanrı’nın evrenden aşkın mı yoksa içkin mi olduğunu da açıklanması gerekli olan bir sorun olduğunu belirtmiştir.

Aristo’nun Eserleri (Aristoteles Yapıtları)

Aristoteles’i birçok filozoftan ayırıp önemli bir yere koymamızı sağlayan yukarıdaki tespitlere, elbette ki yapıtlarından ulaşılmıştır. Akademia’da çalıştığı sırada yazmaya başladığı ve hayatının sonuna kadar yazdığı yapıtları şunlardır:
  •  Kategoriai ( Kategoriler )
  •  Peri hermeneias ( Önerme üzerine )
  •  Analytika I ( Tasım üzerine )
  •  Analytika II ( Tanıtlama, tanım, sınıflama ve bilginin ilkeleri üzerine )
  •  Topika ( Dialektik tasımlar üzerine )
  •  Peri sophistikon elegkhon ( Sofistlerin yanlış çıkarımları üzerine )
  •  Metaphysika ( Metafizik )
  •  Physika ( Fizik )
  •  Peri ta zoa historia ( Zooloji, karşılaştırmalı bir anatomi ve fizyoloji )
  •  Peri psykhe ( Ruh üzerine )
  •  Ethika Nikomakheia ( Nikomakhos Ahlakı )
  •  Politika
  •  Politeia Athenaion ( Atinalıların devleti )
  •  Rhetorika ( Hitabet )
  •  Poetika ( Sanat öğretisi )

Aristo’nun Temel İlkeleri

Aristo’nun filozofluk açısından en önemli olan özelliği sağduyuya yakın olmasıdır, Aristo Demokritos’un atom ile alakalı olan görüşlerine ve Platon’un idealarına karşı çıkmıştır.  Bilim doğrularını ortaya koyabilecek olan bir kuram, ahlaki açıdan değerleri tam anlamı ile teminat altına alabilecek olan teori ahlaka ve bilime hakkını vermek adına teori arayışlarında bulunmuştur. Bulduğu çözüm töz öğretisidir, bu tözler özneller ve nihai gerçeklerden oluşur. Nihai anlamdaki gerçeklik somut şeylerden oluşmaktadır ve somut olan şeyler de ünlü düşünür için biyolojik olan bireylerden oluşmaktadır. Tözler tamamen nihai gerçeklerden oluşmaktadır, tözler var olmadığında var olan başka şeyler tözün özelliklerini alarak tümellerde var olmaz. Aristo Ploto’nun idealarının yanlışla da olsa birey olarak görüldüğü tümellerin de var olduğunu öne çıkartmaktadır. Tümellerin gerçekten var olduğunu öne sürer, tümellerin var olmaları nesnelere ve bireyselliğe bağlıdır. Var olanlar tümellere değil kedilere ve ağaçlara dış dünyada karşılaştığımız nesnelerdir.



Aristoteles Tarihteki Önemi

Doğu’da da Batı’da da “filozof” deyince akla gelen ilk isimlerden olan Aristoteles, pek çok açıdan önemli bir şahsiyettir. Kurduğu sistem bilginin hemen her yönüyle ilgilidir. Bilgiyi sağlam bir temele oturtma çabaları da onu mantığın kurucusu yapmıştır. Ayrıca bilimsel kavramlarımızın çoğu onun formüllerinden çıkmıştır. Bu da onun soyut kavramlar kurabilme yeteneğinden kaynaklanmıştır. Kavramlarının tutarlılığı onu iki bin yıl boyunca ön planda tutmuştur. Metafizik öğretisi de ortaçağ astrolojisinin temeli olmuştur.

Aristo’nun Ünlü Sözleri

  • Cesaret kuvvetle birleşince birazcık artar.
  • Kahraman çevresine ölüm yaymaz ama ölüme meydan okur.
  • Kimi ister, kimi verir; doğa ile insan bir bütündür.
  • İnsanları iyi yapan yasalardır.
  • Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler.
  • Herkes en fazla kendi çıkarını, en az başkalarının çıkarını düşünür.
  • İlkeler ya da ilk nedenler bilimidir felsefe.
  • İsteklerini tutsak al, vicdanına tutsak ol.
  • Hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır.
  • Eflatun’u severim ama gerçeği daha çok severim.
  • Zayıflar her zaman adalet ve eşitlik isterler. Güçlülerse bunların hiçbirini takmaz
Paylaş:

6 Aralık 2017 Çarşamba

Yön Bulma Yöntemleri Nelerdir? Yön Nasıl Bulunur? Kısaca Ödev


Bu sayfada, yön bulma yöntemleri nelerdir, yön nasıl bulunur gibi soruların cevapları yanında, bazı durumlarda çevremizi, aletleri ve doğayı kullanarak yön bulma nasıl yapılır gibi konulara da yer verdik.Nerede olduğumuzu anlatmak, bir yeri bulmak veya bulunduğu yeri tarif edebilmek için yönleri kullanırız. Yön, belli bir noktaya göre, bir yerin bulunduğu taraftır. Evimizin, okulumuzun, mahallemizin hangi tarafta olduğunu, bulunduğumuz noktaya göre yönünü söyleyerek tarif ederiz. Ayrıca, ilimizin, bölgemizin, yurdumuzun, komşularımızın bulundukları yerleri belirtirken de yönlerden yararlanırız.

Yön Bulma Yöntemleri Nelerdir? (Yön Nasıl Bulunur?)

  • 1 – Güneş Metodu
  • 2 – Pusula Metodu
  • 3 – Çubuk Metodu
  • 4 – Camilere Bakarak
  • 5 – Karınca Yuvalarına Bakarak
  • 6 – Mezar Taşlarına Bakarak
  • 7 – Taşlarda ve Ağaçlardaki Yosunlara Bakarak
  • 8 – Geceleri ise Kutup Yıldızı’na Bakarak 

Yönler ikiye ayrılır.

1 - Ana Yönler : Doğu, Batı, Kuzey, Güney
2 - Ara Yönler : Ana yönler arasında kalan yönlere, ara yönler denir. Bunlar;
Kuzeydoğu : Kuzey ile doğu arasında kalan yöndür.
Kuzeybatı : Kuzey ile batı arasında kalan yöndür.
Güneydoğu : Güney ile doğu arasında kalan yöndür.
Güneybatı : Güney ile batı arasında kalan yöndür.

Yön Bulma Yöntemleri Nelerdir?

1 - Pusula ile Yön Bulma
Yön bulabilmek için en doğru ve kolay olan araç pusuladır. Adeta bir cep saatini andırır. Ortada hareket eden bir ibresi bulunur. Bu ibre manyetik alanda hareket etmektedir. İbrenin renkli olan kısmı daima kuzeyi gösterir. Yüz kuzeye döndüğünde arka taraf güney, sağımız doğu ve solumuz batıyı gösterir. Pusulaların üzerinde bulunan harfler genellikle İngilizcedir. Buna göre; N=Kuzey (North), S=Güney (South), E=Doğu (East), W=Batı (West) dır. Değişik pusula tipleri vardır.

2 – Güneşten Faydalanarak Yön Bulma

Güneş, öğle vakti tam tepedeyken, yere diktiğimiz çubuğun gölgesini ölçeriz. Bulduğumuz en kısa gölge uzunluğu, kuzeyi, karşı tarafı da güneyi gösterir. Yüzümüzü kuzeye dönersek, sağ taraf doğuyu, sol taraf da batıyı gösterir.
Diğer bir yöntem de ise br sopa dikilir. Sopanın gölgesi işaretlenir. Bir süre (15-20 dakika) sonra yer değiştiren gölge ucu tekrar işaretlenir. Bu iki işareti birleştiren çizgiye dik doğru Güney - Kuzey eksenidir. Birinci işareti sola ve ikinci işareti sağınıza aldığınızda yüzünüz kuzeye bakmaktadır.
Sabah Güneş doğduğunda, Güneş'e doğru dönüp kollarımızı açalım. Önümüz doğu, arkamız batı, sağımız güney, solumuz da kuzey olur.

(Sağ kolumuzu Güneş'in doğduğu yöne uzatırsak sağ kolumuz doğu, sol kolumuz batı, önümüz kuzey, arkamız ise güney olur.)
( Sol kolumuzu Güneş'in doğduğu yöne uzatırsak sol kolumuz doğu, sağ kolumuz batı, önümüz güney, arkamız kuzey olur.)


3 – Kutup Yıldızı'ndan Faydalanarak Yön Bulma
Yıldızların gökyüzünde birbirlerine göre pozisyonu asla değişmez. Hareket ediyor gibi görünmelerinin tek sebebi dünyanın dönmesidir. Sadece tek bir yıldız hareket etmez: Kutup ya da kuzey yıldızı. Bu yıldız kuzey yarımkürede kuzeyi bulmak için kullanılabilir. Kutup Yıldızı, daima kuzey yönünü gösterir. Bu yıldızı önünüzde görüyorsanız bilmelisiniz ki kuzeye bakıyorsunuz. Bu yıldızı arkanıza aldığınızda ise güneye bakıyorsunuz demektir. Bunu ancak gece hava açıkken yapabiliriz. Kapalı havalarda Kutup Yıldızı ile yön tayini yapmak olanaksızdır.

4 – Karınca Yuvalarından Faydalanarak Yön Bulma
Karınca yuvalarına bakarak yaz mevsiminde yönümüzü bulabileceğimiz bir yöntemdir. Karınca yuvalarının ağzı güneyi gösterir.  Toprak yığını da kuzeyi gösterir.




5-Ağaç ve Taşlardaki Yosunlara Bakarak Yön Bulma:

 
Taşların ve ağaçların yosun tutmuş yüzeyleri daima kuzeyi gösterir.
    
6 – Camilere BakarakCamilerde Mihrab’ın karşısındaki giriş kapısı Kuzey’i gösterir. Minarelerde Şerefe’ye açılan kapılar ( üst kapı ) Güney’e bakar.

Hrıstiyanların ibadet yerleri olan Kiliselerde ise kilisenin çanı, kilisenin batısındadır.
Paylaş:

15 Mart 2017 Çarşamba

Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar Hikayesi Nedir (Kısaca) Hakkında Bilgi


Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar Hikayesi

Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye göre, çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır.  Onaltıya yeni bastığında Zeynep'i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep'i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep'i Ali'ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Ali, Zeynep'i alıp aşırı köyüne götürür.
Zeynep'in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynep, anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep'in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.

Oysa kocası, Zeynep'in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamaya, eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep'i yataklara düşürür.

Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep'in düzelmesi için, köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep'in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep'in anası babası köye gelirler, Zeynep'i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.

Zeynep hasretini giderir, giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmaz, sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.


Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim


Kaynak:
Türk Halk Müziği ve Oyunları
Sayfa 164

Cilt1 Sayı4 Yıl1 - 1982
Paylaş: