oluşur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oluşur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2018 Pazar

Asit Yağmurları Nedir? ve Nasıl Oluşur? Kısaca Bilgi


Asit yağmuru, asidik kimyasalların yağmur, kar, sis, çiy veya kuru parçacıklar halinde yeryüzüne düşmesine verilen isimdir. Atmosfere yayılan kükürtdioksit azotdioksit ve karbondioksit gazlarının kimyasal dönüşümlerden geçtikten sonra bulutlardaki su damlacıkları tarafından emilmesi ile oluşur.

Asit Yağmuru Nedir?

Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla, sanayi tesislerinden, konutların ısıtılmasından ve otomobillerden çıkan gazlarlardan oluşan asidik kimyasalların yağmur, kar, sis, çığ veya kuru parçacıklar halinde düşmesine verilen isimdir.

Asit Yağmuru Nasıl Oluşur?

Fosil yakıtlar havamızı kirletmekte olan, kükürtdioksit, azotoksit, partikül madde ve hidrokarbon gibi gazlar yaymaktadır, bu kirleticiler atmosferde çeşitli kimyasal reaksiyonlara uğrayarak zamanla çeşitli doğal etkenler sayesinde çok uzaklara taşınabilmektedir. Bu kirleticiler, atmosferdeki su partikülleri ve diğer bilişenlerle tepkimeye girerek sülfüroz asit (HSO), sülfürik asit (H2SO4) ve nitrik asit (HNO3) oluşumuna neden olmaktadır. Hiçbir yabancı maddeyle kirletilmemiş bir atmosferde bile yağmursuyu hafif asidik karakterdedir ve pH derecesi 5.6 civarındadır. Bundan dolayı yağmur suyunun pH derecesi çok kolay 5.6 nın üstüne çıkabilir. Böylece asit yamurları oluşur. Ayrıca Hava kirliliğine CO’nun %52, SO2’nin %18, Hidrokarbonların %12 ,NO2’nin %6 ve diğer parçacıkların %12 oranında katkıları vardır.

Asit Yağmurlarının Etkileri Nelerdir?

1- Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.

2- Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
3- Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
4- Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.

Asit Yağmurlarının İnsanlara Etkileri Nelerdir?

Yaş ve kuru çökelme sonucunda atmosferden yeryüzüne geçen sülfat, nitrat gibi anyonlarla toksik metallerin, kırsal bölgelerde toprağın ve göllerin asitleşmesine neden olan ve kentlerde ise insan sağlığını doğrudan etkileyebilecek düzeylere erişmelerinin yanında, toprağa çökelmeleri sonucunda da insanların özellikle çocukların sağlığını dolaylı olarak etkilediği bugün artık bilinmektedi Özellikle çoçuklarda olmak üzere solunum yolu enfeksiyonu olmak üzere çesitli iltihaplanmalar ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sağlık sorunlarına sebep olmaktadır.Hava kirliliği olmayan yerlerle karşılaştırıldığında, hava kirliliği olan bir yerde iki kat daha fazla insan kronik bronşitten şikayet etmektedir.

Asit Yağmurlarına Karşı Alınabilecek Önlemler Nelerdir?

1- hava kirliliği ve asit yağışlarının çevreye, özellikle bitkilere olan etkisinin kesin sonucu ve buna karşı isabetli önlemler alınmak isteniyorsa, çok sayıda bilimsel denemenin yapılması gerekir.
2- Yakıtlardaki kükürt oranı azaltılmalı,
3- Alternatif enerji kaynakları kullanılmalı,
4- Kentlerin kurulma yerleri topografik açıdan iyi saptanmalı,
5- Kışın yaprak döken bitkiler ekilmeli,
6- Yakıtların (araç ve meskenlerde) kalitesi kontrol edilmeli,
7- Hava kirliliğine dayanıklı bitkiler ekilmeli,
8- Bacalara filitre takılmalı,
9- Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.
Paylaş:

3 Ocak 2018 Çarşamba

Asit Yağmuru Nedir? Nasıl Oluşur ve Etkileri Nelerdir?



Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan yağışlardır. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin ve enerji tüketiminin fazla olduğu yerlerde yakılan, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan, azot ve kükürt gazları açığa çıkmaktadır. Oluşan bu gazlar bulutlardaki su buharıyla tepkimeye girerek sülfürik ve nitrik asitleri ortaya çıkarmakta oluşan bu asitler ise kar, yağmur, çiğ ve sis gibi doğal olaylar sonucunda yeryüzüne ulaşmaktadır. Normal koşullar altında oluşan yağmurların pH değeri 5.6’dır. Bunun altında bir değere sahip olan yağış asit yağmuru olarak adlandırılır.

Asit yağmurları, özellikle sanayi devriminden sonra kükürt ve azot gazlarının atmosferde hızla birikmesiyle etkisini hissettirmeye başlamıştır. İlk olarak ise 1852 yılında sanayinin beşiği olan ingiltere’de Robert Angus Smith adındaki bilim adamı asit yağmurları ile hava kirliliği arasındaki ilişkiyi fark etmiş ve sanayinin bu yağışları tetiklediğini ortaya koymuştur. Bu yağışlar sadece oluştuğu bölgeyi etkilememektedir. Öyleki Çin, Doğu Avrupa, Rusya gibi bölgelerde fosil yakıtların aşırı şekilde kullanılması atmosfer hareketleri sonucunda bir çok ülkeyi etkilemektedir. Bu nedenle 1997 yılında 160 ülkenin katılımıyla Kyoto Protokolü imzalanmıştır ve bu protokola göre her ülke azot ve karbon salınımını 1990 yılındaki düzeylere düşürmek zorundadır. Ancak Çin Halk Cumhuriyeti bu protokola sıcak bakmamaktadır. Çünkü sanayi Çin ekonomisi açısından çok önemlidir. Çin’den yayılan azot ve kükürt gazları atmosfer hareketleri sonucunda Japonya’ya asit yağmurları olarak düşmektedir ve Japonya tarımı bu yağışlardan zarar görmektedir. Bundan dolayı Japonya her yıl ücretsiz olarak Çin’e fabrikalar için baca filtresi vermektedir.


Bu yağışlar, fabrika, motorlu araçlar, termik santraller gibi insan faaliyetleri sonucunda oluştuğu gibi yanardağ faaliyetleri gibi doğal olaylar sonucunda da meydana gelir.

Asit Yağmurlarının Etkileri
Asit yağmurları, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım alanlarıdır. Bu yağışlar toprağın yapısındaki magnezyum ve kalsiyum gibi bitki gelişiminde önemli olan elementleri yıkayarak derinlere taşınmasına sebep olur. Bunun sonucunda ağaçlar ve diğer bitkiler topraktan yeteri kadar faydalanamaz ve kurur.

Asit Yağmurlarının Etkileri Genel Olarak Şunlardır;
  • Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.
  • Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
  • Topraktaki alüminyumun çözülmesine
    neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
  • Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.
Asit Yağmurlarının Etkisini En Aza İndirmek İçin Alınabilecek önlemler;

  • Enerji üretiminde kullanılan termik santrallerin yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. (Güneş Enerjisi, Jeotermal Enerji, Rüzgar Enerjisi vs.)
  • Orman yangınları engellenmeli, yeşil alanlar yaygınlaştırılmadır.
  • Şehir içi ulaşımlarda özel araçların yerine toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.
  • Havayı olduğundan fazla kirleten kaçak kömür kullanımının önüne geçilmelidir.
  • Endüstriyel tesislerinin bacalarına filtre takılmalıdır.
  • Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.

kaynakça; 
http://www.bilgiustam.com
Paylaş:

28 Aralık 2017 Perşembe

Asit Yağmuru Nedir? - Asit Yağmurları Nasıl Oluşur? ( Asit Yağmurları Ödev Konusu )



Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan yağışlardır. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin ve enerji tüketiminin fazla olduğu yerlerde yakılan, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan, azot ve kükürt gazları açığa çıkmaktadır. Oluşan bu gazlar bulutlardaki su buharıyla tepkimeye girerek sülfürik ve nitrik asitleri ortaya çıkarmakta oluşan bu asitler ise kar, yağmur, çiğ ve sis gibi doğal olaylar sonucunda yeryüzüne ulaşmaktadır. Normal koşullar altında oluşan yağmurların pH değeri 5.6’dır. Bunun altında bir değere sahip olan yağış asit yağmuru olarak adlandırılır.

Asit yağmurları, özellikle sanayi devriminden sonra kükürt ve azot gazlarının atmosferde hızla birikmesiyle etkisini hissettirmeye başlamıştır. İlk olarak ise 1852 yılında sanayinin beşiği olan ingiltere’de Robert Angus Smith adındaki bilim adamı asit yağmurları ile hava kirliliği arasındaki ilişkiyi fark etmiş ve sanayinin bu yağışları tetiklediğini ortaya koymuştur. Bu yağışlar sadece oluştuğu bölgeyi etkilememektedir. Öyleki Çin, Doğu Avrupa, Rusya gibi bölgelerde fosil yakıtların aşırı şekilde kullanılması atmosfer hareketleri sonucunda bir çok ülkeyi etkilemektedir. Bu nedenle 1997 yılında 160 ülkenin katılımıyla Kyoto Protokolü imzalanmıştır ve bu protokola göre her ülke azot ve karbon salınımını 1990 yılındaki düzeylere düşürmek zorundadır. Ancak Çin Halk Cumhuriyeti bu protokola sıcak bakmamaktadır. Çünkü sanayi Çin ekonomisi açısından çok önemlidir. Çin’den yayılan azot ve kükürt gazları atmosfer hareketleri sonucunda Japonya’ya asit yağmurları olarak düşmektedir ve Japonya tarımı bu yağışlardan zarar görmektedir. Bundan dolayı Japonya her yıl ücretsiz olarak Çin’e fabrikalar için baca filtresi vermektedir.


Bu yağışlar, fabrika, motorlu araçlar, termik santraller gibi insan faaliyetleri sonucunda oluştuğu gibi yanardağ faaliyetleri gibi doğal olaylar sonucunda da meydana gelir.

Asit Yağmurlarının Etkileri
Asit yağmurları, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım alanlarıdır. Bu yağışlar toprağın yapısındaki
magnezyum ve kalsiyum gibi bitki gelişiminde önemli olan elementleri yıkayarak derinlere taşınmasına sebep olur. Bunun sonucunda ağaçlar ve diğer bitkiler topraktan yeteri kadar faydalanamaz ve kurur.

Asit Yağmurlarının Etkileri Genel Olarak Şunlardır;
  • Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.
  • Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
  • Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
  • Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.
Asit Yağmurlarının Etkisini En Aza İndirmek İçin Alınabilecek önlemler;

  • Enerji üretiminde kullanılan termik santrallerin yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. (Güneş Enerjisi, Jeotermal Enerji, Rüzgar Enerjisi vs.)
  • Orman yangınları engellenmeli, yeşil alanlar yaygınlaştırılmadır.
  • Şehir içi ulaşımlarda özel araçların yerine toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.
  • Havayı olduğundan fazla kirleten kaçak kömür kullanımının önüne geçilmelidir.
  • Endüstriyel tesislerinin bacalarına filtre takılmalıdır.
  • Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.

kaynakça; 
http://www.bilgiustam.com
Paylaş:

20 Aralık 2017 Çarşamba

Asit Yağmurları Nedir ? Nasıl Oluşur ? Zararları ve Etkileri Nelerdir ?



Asit yağmurları, fosil yakıtların yakılmasıyla oluşan yağışlardır. Özellikle endüstriyel faaliyetlerin ve enerji tüketiminin fazla olduğu yerlerde yakılan, kömür ve petrol gibi fosil yakıtlardan, azot ve kükürt gazları açığa çıkmaktadır. Oluşan bu gazlar bulutlardaki su buharıyla tepkimeye girerek sülfürik ve nitrik asitleri ortaya çıkarmakta oluşan bu asitler ise kar, yağmur, çiğ ve sis gibi doğal olaylar sonucunda yeryüzüne ulaşmaktadır. Normal koşullar altında oluşan yağmurların pH değeri 5.6’dır. Bunun altında bir değere sahip olan yağış asit yağmuru olarak adlandırılır.

Asit yağmurları, özellikle sanayi devriminden sonra kükürt ve azot gazlarının atmosferde hızla birikmesiyle etkisini hissettirmeye başlamıştır. İlk olarak ise 1852 yılında sanayinin beşiği olan ingiltere’de Robert Angus Smith adındaki bilim adamı asit yağmurları ile hava kirliliği arasındaki ilişkiyi fark etmiş ve sanayinin bu yağışları tetiklediğini ortaya koymuştur. Bu yağışlar sadece oluştuğu bölgeyi etkilememektedir. Öyleki Çin, Doğu Avrupa, Rusya gibi bölgelerde fosil yakıtların aşırı şekilde kullanılması atmosfer hareketleri sonucunda bir çok ülkeyi etkilemektedir. Bu nedenle 1997 yılında 160 ülkenin katılımıyla Kyoto Protokolü imzalanmıştır ve bu protokola göre her ülke azot ve karbon salınımını 1990 yılındaki düzeylere düşürmek zorundadır. Ancak Çin Halk Cumhuriyeti bu protokola sıcak bakmamaktadır. Çünkü sanayi Çin ekonomisi açısından çok önemlidir. Çin’den yayılan azot ve kükürt gazları atmosfer hareketleri sonucunda Japonya’ya asit yağmurları olarak düşmektedir ve Japonya tarımı bu yağışlardan zarar görmektedir. Bundan dolayı Japonya her yıl ücretsiz olarak Çin’e fabrikalar için baca filtresi vermektedir.


Bu yağışlar, fabrika, motorlu araçlar, termik santraller gibi insan faaliyetleri sonucunda oluştuğu gibi yanardağ faaliyetleri gibi doğal olaylar sonucunda da meydana gelir.

Asit Yağmurlarının Etkileri
Asit yağmurları, tüm çevreye zarar vermektedir ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım alanlarıdır. Bu yağışlar toprağın yapısındaki magnezyum ve kalsiyum gibi bitki gelişiminde önemli olan elementleri yıkayarak derinlere taşınmasına sebep olur. Bunun sonucunda ağaçlar ve diğer bitkiler topraktan yeteri kadar faydalanamaz ve kurur.

Asit Yağmurlarının Etkileri Genel Olarak Şunlardır;
  • Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar ve balıkları etkiler. Balıkların bu durumdan etkilenmesi besin zinciri yoluyla bizleri de etkilemektedir.
  • Havada bulunan sülfat solunum yoluyla alınmakta ve bronşit, astım, kanser gibi çeşitli hastalıklara neden olmaktadır.
  • Topraktaki alüminyumun çözülmesine neden olur ve ağaç köklerinin besinlerden faydalanmasını engeller.
  • Mermer, kumtaşı veya kireçten yapılan ve içerisinde kalsiyum karbonat bulunduran tarihi eserlere zarar vermektedir.
Asit Yağmurlarının Etkisini En Aza İndirmek İçin Alınabilecek önlemler;
  • Enerji üretiminde kullanılan termik santrallerin yerine, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. (Güneş Enerjisi, Jeotermal Enerji, Rüzgar Enerjisi vs.)
  • Orman yangınları engellenmeli, yeşil alanlar yaygınlaştırılmadır.
  • Şehir içi ulaşımlarda özel araçların yerine toplu taşıma araçları kullanılmalıdır.
  • Havayı olduğundan fazla kirleten kaçak kömür kullanımının önüne geçilmelidir.
  • Endüstriyel tesislerinin bacalarına filtre takılmalıdır.
  • Araçların bakımı zamanında yapılmalıdır.

kaynakça; 
http://www.bilgiustam.com
Paylaş:

Bit Nedir? Neden, Nasıl Oluşur? - Nasıl Bulaşır? Nasıl Tedavi Edilir?



Ana sınıfına veya ilk okulu giden çocuğunuz varsa muhtemelen bit sorunsalı ile başınız derttedir. Siz ve çocuğunuz ne kadar temiz olursa olsun bit bulaşması konusunda kesin bir garantide değilsiniz malesef. Bit canlısı çok enteresan bir canlı ve çok kolay bir şekilde yakın etkileşim içerisinde olan insandan insana veya diğer canlılardan insana bulaşabilen veya geçebilen canlılardır.En fazla görülen türü olan saç biti daha çok kız çocuklarında görülür, çünkü uzun ve gür saçların arasında kendine uygun yaşam alanı bulur. Bit sorunsalını en ufak ayrıntısına kadar inceleyerek hazırladığımız yazımızda; bit nedir, neden ve nasıl olur, nasıl bulaşır, bit türleri, zararları ve tedavi ve mücadele yöntemleri hakkında merak edilen tüm soruların cevaplarını ve bitler hakkında bilinmesi gereken tüm bilgileri bulacaksınız.

Temiz olan ortamlarda daha kolay üreyip yaşayabilen bitler, yok etmesi en zor olan sorunlardan biridir. Ne kadar temizlerseniz temizleyin, tamamen kurtulmadığınızda kısa süre sonra geri gelen bu haşereler, kullanılan ilaçlar ve devamlı bakım sayesinde üstesinden gelinecek bir problemdir. İnsan üzerinde hayatını sürdürebilen saç, vücut ve kasık biti bulunmaktadır. Gün içinde yaklaşık 4 ila 10 defa arasında kan emen bu canlılar, birkaç gün içinde sayılarını 5’e katlayabilirler.

Halk arasında en çok saç biti bilinse de bakımsız vücutlarda vücut ve kasık biti de görülmektedir. Saç temizliği daha zor olduğu için saç biti sorunu uzun vadede çözüm getirir. Diğer ikisinin temizlenmesi biraz daha kolaydır. Pek çok denenmiş yöntem olmakla beraber önü alınamayan bu sorun ilaç kullanımı gerektirir. Bununla beraber limondan sirkeye kadar evde denenen teknikler de bulunmaktadır. Kişinin psikolojik olarak da kendini kötü hissetmesine neden olan bitler, devamlı kaşıntı ve huzursuzluk verirler.

Çevreden rahatlıkla bulaştığı gibi bireyin kendi vücudunda da üreyebilirler. Phthiraptera familyasına ait olan bitler tahminlere göre 5000 kanatsız böcek türünden biridir. Üç ayrı türü bulunan bu canlılar; kuşlarda, memeli hayvanlarda ve insanlarda yaşayabilmektedir. Bulundukları canlının kanını yiyerek beslenen böcekler, kısa süre sonra büyük problem haline dönüşebilmektedir.

Bit Nedir?

Phthiraptera familyasına ait olan bitler, 4,5 mm büyüklüğe ulaşabilen, insan ve hayvanların vücutlarında yaşayan küçük böceklerdir. Beyaz, kahverengi ve gri arasında değişkenlik gösteren renkleri, kancalı bacakları vardır. Farklı türleri bulunan bitler, kan emerek beslenen canlılardır. En yaygın bit türü, saç biti olarak bilinmektedir. Genellikle uzun saça sahip oldukları için kadınlarda görülse de, erkeklerde de bit istilası olabilir. Kanatları bulunmadığı halde hızlı hareket edebilen bu böcekler, bulaşıcı özelliğe sahiptir. Bir kişiden kolaylıkla başka birine yayılabilirler. Herhangi bir canlı üzerinde kalmadıklarında yaklaşık 3 gün dayanabilen bitler, canlı üzerinde beslenerek 1 ay yaşayabilirler.

Yumurtaları sirke olarak bilinen bitler, temizlenmek istendiğinde sirkelerinden başlanır. Bit tarakları ile bitler temizlenebilir fakat sirkeler çok küçük olduğu için elle tek tek temizlenmelidir. Bu nedenle bit sorunu uzun vadede çözüm üretilebilen bir sorundur. Türüne göre farklılık gösterse de bitler hakkında bilinmesi gereken en önemli konu, hastalık taşıyıcısı olduklarıdır. Bu nedenle herhangi bir hastalığa neden olmaması için gerekli önlemler alınmalıdır.

Bit Türleri Nelerdir? - Kaç Çeşit Bit Vardır?

Son derece zararlı bir canlı türü olan bitlerin, oluştukları ve yaşam alanı buldukları yere göre farklı türleri vardır. Bitler halk arasında bilinen isimleriyle saç (baş), kasık, elbise (giysi) ve vücut biti olmak üzere üçe ayrılır. Bunlardan en yaygın olan bit türlerinin genel özellikleri şu şekildedir:

Saç Biti

Pediculozis kapitis olarak bilinen saç biti, saç diplerinde üreyen özellikle kulak arkası ve ense kökünde yoğun bulunan canlılardır. Devamlı kaşıntıya ve huzursuzluğa neden olan saç biti, saç ilaçları ve bakımıyla temizlenebilir. Bitin yumurtasına sirke adı verilmektedir. Saçlarda sirke temizlenmesi önemlidir. Aksi halde sirkeler çok kısa süre sonra bite dönüşecektir. Saç bitleri, en yoğun şekilde, enseye yakın saçlara tutunmaktadır. Saç bitleri, yoğun ve bakımsız sakallara da yerleşir ve sakalı tıraş etmeden kurtulmak, neredeyse imkansızdır.

Vücut Biti

Pediculus corporis ismiyle bilinen vücut biti, kıyafetlere yumurta bırakmasıyla bilinir. Kısa süre sonra yumurtalar bite dönüşmektedir. Saç bitine göre temizliği biraz daha kolay olan bu sorun, çamaşırların yüksek ısıda yıkanmasını gerektirir. Üstelik kişinin vücut biti için ilaç kullanması da yararlı olacaktır.

Kasık Biti

Phthirus pubis diğer iki türe göre daha nadir görünen kasık bitidir. Kasıklarda da saçlarda olduğu gibi tüyler bulunmaktadır. Yalnızca kasıkta değil tüy olan kol altında da yaşayabildiği bilinmektedir. Devamlı temiz ve bakımlı olunduğunda görülmeyen bir sorundur. Kasık biti, saç bitinden farklı bir yapıya sahiptir ve sirkeleri, saç bitlerine kıyasla, çok daha küçük olduğundan, görülmeleri çok zordur. Kasık bitleri, sadece temas ile bulaşabilir ve tedavisi için doktor yardımı şarttır.

Bit Neden Nasıl Oluşur?

Bit, yerleştiği yerde, beslenmeye başladığı anda üremeye hazırdır. Ortalama 9 saatte 20’nin üzerinde yumurta, yani sirke bırakabilir. Bu sirkeler, ortalama 7 günde yumurta halinden bit haline geçerler. Çok kısa zamanda erişkin haline gelen sirkelerle, üreme döngüsü başa döner. Sirkeler, saçtan uzak olsa bile, 48 saat kadar canlı kalabilir. Özellikle giysi bitleri, dikiş katlarında uzun süre uygun ortamı bekleyebilir. Bitler, zıplayamaz ve uçamaz. Sadece bitli bölgeyle temas halinde, yeni vücuda geçiş yapabilirler. Geçiş yapıldıktan hemen sonra, kendilerine beslenecek bir nokta bulup, üreme hazırlığına başladıklarından, son derece hızlı ve kontrolsüz şekilde çoğalabilirler. Bakım yapılmadığı takdirde, kaş ve kirpik diplerine kadar yerleşip, ağır hasarlı ısırıklar bırakabilirler.

Bit Nasıl Bulaşır?

Özellikle okulların açıldığı dönemlerde, birbirine çok yakın olan ve aynı sınıfta okuyan çocukların birbirine bulaştırması sebebiyle bit salgınları görülmektedir. Çocukların kafasındaki bitler geç fark edilirse, evdeki tüm bireylere bulaşabilir. Evdeki çocuğundan biti alan yetişkin aile bireyi, farkında olmadan iş yerindeki arkadaşlarına bit bulaştırabilir. Özetle; bit fark edildiğinde, artık çok geç olabilir. Bu yüzden, saçında bit bulunan kişi, bunu kendine saklamak yerine, yakın çevresine mutlaka haber vermelidir.
Saçında bite rastlanan kişilerin pis olduğu kanısı yaygın olduğundan, bu durumu saklama eğiliminde olabilirler. Bu yüzden, yakın temasta bulunduğunuz kişilerin elleri sürekli saçlarındaysa ve aralıksız kaşınıyorsa, bit konusunda şüphelenmeli ve kendiniz için tedbir alıp, bu durumda olan kişiyi de uyarmalısınız. Bitler, son derece hızlı ürediklerinden, kolayca salgın haline dönüşebilir. Pek çok kurtulma yöntemi olmasına rağmen, bit problemi yaşayan insanların hepsi birlikte tedbir almazsa, grup içinde sorun tekrar edecektir.

Bitin Zararları Nelerdir?

Bitler, yerleştikleri kıl diplerinde, kan emerek hayatta kalır. Yerleştiği yeni vücuttan önceki vücuttaki hastalıkları da kan yoluyla alır ve taşır. Bulaşıcı hastalıklar, bit ve türevleri olan parazitler aracılığıyla yayılmaktadır. Bitlerin yumurtası olan sirke, saç telleri boyunca dizilir ve saçların toplanması ve taranması halinde, rahatlıkla görünür hale gelir. Bu yüzden, saçına bit yerleşmiş kişi, sürekli tedirgin olur ve bu durum günlük hayatlarını aksatabilir.


Bit Nasıl Temizlenir (Bitlerin Tedavisi)?

Öncelikle bit deyip geçmeyin ve bit tedavisi için bir uzman hekime başvurun. Bitle mücadele ve tedavi yöntemlerini mutlaka doktor tavsiyesi ve kontrolü altında yapın.

Bit sorununu ortadan kaldırmak için doktora gitmeye gerek yoktur. İlaç kullandığınızda rahatlıkla yok olacakları için eczanelerden almanız mümkün. Eczaneden alınan bit ilacı, saça uygulandıktan sonra zaman kaybetmeden sirkeleri temizlemelisiniz. Ne yazık ki hiçbir bit ilacı sirkeleri öldürmek için yeterli değildir. Bu yüzden saçınıza bakılması, tek tek sirkelerin temizlenmesi gerekir. Bitin yerleştiği saçlar, yoğun olarak temizlenmeli. Bit bulaşan kişinin yaşadığı yerdeki, iş yerindeki, öğrenci ise sınıfındaki herkes, bitten kurtulmak için ortak çalışmalı, her birey ayrı ayrı saç temizliği yapmalıdır.
Çünkü; aile bireylerinden biri, bu kurtulma çalışmasına katılmazsa, herkesin saçı temizlense bile, o bir kişinin hala bit taşıma ihtimali vardır. Bitle mücadele için geliştirilmiş olan, son derece etkili bit şampuanları vardır. Bitin yerleştiği saç derisi, sık sık bu şampuan ile yıkanmalı. Sık dişli ve sert bir tarakla, sık sık taranmalı ki bitin yumurtası sirkeler saçtan uzaklaşsın. Bit şampuanı kutusunun içinde, bu işlemi gerçekleştirmek için bir tür fırça çıkabilir. Bitleri doğal yollarla yok etmek isterseniz sirke kullanabilirsiniz.Sirkeyi saçınıza sürüp sonra streç film ile sarın. Yaklaşık 1 saat kadar saçınızda sirke ile bekleyin. Daha sonra ılık su ile temizleyebilirsiniz.

Bit Bulaşması Nasıl Önlenir?

Bitten korunmanın en geçerli yolu, sürekli kontroldür. Saçlarınızı çok temiz tutuyor olsanız bile, bitli bir kişiyle temasınız, size bulmasına sebep olabilir. Öğrenci olan evlerde, sık sık saç dipleri kontrol edilmelidir. Kuaför ve berber gibi ortak hizmet alanlarından, yüksek oranda bit bulaştığı tespit edilmiştir. Mümkün oldukça, bu tür yerlerde, kendi saç fırçalarınızı kullanmanız, geçerli bir korunma yöntemidir. Bu tür hizmet veren yerleri, sık sık uyararak, genel temizliğine dikkat etmelerini sağlayabilirsiniz. Bunların dışında başkasına ait tarak, bere, şapka, havlu gibi eşyaları da kullanmamaya özen göstermelisiniz.

Bitler Nasıl Canlılardır ve Özellikleri Nelerdir?

Alt ve üstten basık, 6 bacaklı ve oldukça küçük olan bitler; insandan insana rahatlıkla yayılabilen canlılardır. Hızlı üreyen ve bulaşan bu canlılar özellikle toplu yaşanılan yerlerde kabus olabilir. Bilhassa kreş, okul, yatakhane gibi fiziksel temasın yoğun olduğu yerlerde bitler hızla çoğalacaktır. Gerekli tedbirler alındığında sorun olmaktan çıkan bitler, dikkat ve bakım gerektirir. Herhangi bir hastalığın temeli olmasa da taşıma ihtimalleri nedeniyle hemen temizlenmelidir. Kaşıntıya neden oldukları için bu kaşıntılar enfeksiyona dönüşebilir. Dişi bir bit tek seferde 50’den fazla yumurta bırakabilmektedir. Bu rakam saç bitlerinde 100, vücut bitlerinde 200’e kadar çıkabilir.

Gerekli önlemlerin alınmaması durumunda kişi ne kaşıntıdan durabilir ne de rahat hareket edebilir. Bitleri göz yardımıyla rahatlıkla görüp temizlemek mümkündür ancak hızlı hareket ettikleri için özellikle saç bölgesinde kolay kaçabilirler. Bu nedenle bit tarağı kullanmak çok daha faydalı olacaktır. Bitler, kan emen yaratıklar olduğundan, en belirgin özellikleri, saç derisi içine kafalarını sokabilmeleridir. Kafalarını deriye saplayarak, beslenmeye başlarlar.

Gün içinde, ortalama 4 kez beslenirler. Uzun süre başları deriye saplı halde kalırlar. Bir kez yaralanan deriye, tekrar iyileşene kadar yaklaşmadıklarında, sürekli hareket ederek, sağlam saç derisi bulmaya çalışırlar. Bitlerin bir diğer özelliği, üremek için başka bir bite ihtiyaçları olmamasıdır. Kendi bünyelerinde yumurtaları üreterek, saçın dibe en yakın kısmına tutunmalarını sağlarlar.
Parazitler, kendi başlarına hayatta kalamadıklarında, hedef aldıkları canlının vücudunda yaşarlar ve hedefteki canlıyı sömürerek hayatta kalırlar. Bit, insan derisindeki, saç başta olmak üzere, kıl diplerinde yaşayan ve uygun kafa şekli sayesinde, kan emerek yaşayan bir tür parazittir. Bit sorunu olan alana temas ile kolaylıkla bulaşır. Bir kez yerleştiğinde, saatler içinde üremeye başlarlar. 7 günlük hayat süreleri olmasına rağmen, hızlı üreme özellikleri sebebiyle, çok uzun süre saçta varlıklarını sürdürebilirler.
Paylaş: